-
Çerkes Ölçü Birimleri
Her millet eski çağlardan başlayarak ölçü birimlerini kullanıyor. Bu birimlerin-ölçütlerin ortaya çıkışında, yaşamda, ölçmek tartmak zorunda kaldıkları şeyler, ortaya koydukları hizmetler için belirli zaman aralıklarında yapmaları gerekenlerin kendilerine sağlayacağı iyi veya kötü sonuçlar bunların ne kadar olacağı gibi şeyler yatmaktadır. Örneğin bir inşaatçı herhangi bir binayı ölçütler kullanmadan inşa edemez, demirci yapacağı silahı, aleti bunlara uygun yapar, çiftçi tarlasında bir günde sürebileceği araziyi, bu araziye ne kadar tohum atacağını ve bu miktarın ne kadar verim verebileceğini ölçütlerle değerlendirmeliydi.
MAKALELER
-
Arkeologların Son Çalışmaları Üzerine Arkeolog Tev Aslan ile Bir Söyleşi
Tarihi değer taşıyan eserleri araştıran arkeologların son dönem çalışmalarını öğrenme amacıyla Adıge Cumhuriyeti Ulusal Müzesi bilim çalışanı, Rusya Gazeteciler Birliği üyesi, Adıgey’in kültür emekçisi arkeolog Tev Aslan ile bir görüşme yaptık.
-
Soçi Yöresinde Bulunan Yazılı Taş Üzerindeki Yazı Adıgey’de Okundu
Prof. Dr. LevpaćeNurbıy bir arkeolog, bir eski eserler uzmanı, Adıgeyli. Levpaće , bu ilkbahar - Karadeniz kıyısına gitti- Şapsığ köyü Leve’de (Лэуэ) bir dağ ırmağı vadisinde bulunan yontulmuş bir taş üzerindeki yazıyı kopye edipAdıgey’e döndü. Biliminsanı yontulmuş taşın yaşının 4 bin yıllık olduğunu belirledi. Daha önce Maykop’ta bulunmuş olan benzeri taş 3200 yaşında, Leve taşından 800 yıl daha genç. Biliminsanı bu yazının eskiden Adıgelerin kullandıkları yazıya benzediğini de belirledi.
-
Adıge Ulusu, Çok Eski/ Kadim Bir Tarım Toplumudur
Tarihöncesinin eski toplumları gibi büyük dedelerimiz toprağı işlemenin ekonomik önemini en erken kavrayanlardandı. Binlerce yıl boyunca tarım ekonomisinin sırlarını çözerek büyük bir bilinç düzeyine ulaşmışlardı.
-
Kafkas Savaşı’nın Neye Benzediği Anlatılıyor
Yekaterinburg kentinde yayınlanan 500 üzeri sayfalı bir kitap okumak ya da içindeki resimleri görmek isteyenler için ilgi çekici. “Kafkas Atlantisi- 300 yıl savaşı” (Кавказская Атлантида) adıyla Yakov Gordin’in yazdığı söz konusu bu kitap ne diye bizim de ilgimizi çekiyor olabilir?
-
Hacı Berzek'in Kafasını Kesip Getirene, Bin Gümüş Para
Halk arasında entrikalara sebep olması ve Sultan ve İngiltere Kralının, Çerkezlerin yardımına geldiği yanlış haberini yaymış olması nedeniyle, Berzek Hacı’nın kafasını kesecek ve bana getirecek olan herkesin, 1000 gümüş para alacağını bildiriyorum.
-
Çerkesya'ya Polonyalı Seferi
The Daily News bildiriyor: İstanbul’da bulunan muhabirimizden gelen telgraf iletisi, 300 Polonyalı askeri ve onların komutanı Mehemed Bey’i (Albay Bangya) taşıyan Kangaroo adlı geminin, muhtemelen müdahale etmek için alarm durumunda olan Rus savaş gemilerinden sıyrılmayı başardığını, sefer için hazırlanan askerleri, silahları ve levazımatı, Çerkesya kıyılarına indirdiğini haber vermektedir.
-
13 Haziran 1861 – Adıge Ulusal Meclisi
13 Haziran 1861’de Soçi’de Adıge Ulusal Meclisi toplanmıştı. Toplantıda Adıge ülkesinin (xeğegu) binlerce yıldan beri bağımsız bir ülke olduğu ve ülkenin Adıge geleneği temelinde oluşmuş bir devlet yapılanmasının bulunduğu, tüm yeryüzü ülkelerinin bu gerçeği görmeleri ve bu gerçeğe uygun hareket etmeleri gerektiği, bir meclis kararı ile duyurulmuş, bir çağrı metni, bir bildiri yayınlanmıştı.
-
Çerkesya Kurtuluş Savaşı’nın Önderleri ve Komutanları (1763 – 1864)
1763 yılında Ruslar Doğu Çerkesya’da (Kabardey'de) Mozdok Kalesi’ni (Mezdegu) kurdular. Bu olay Kabardey topraklarını istilâ hazırlıklarının bir başlangıç adımı sayılabilir. 1774 yılında Rusya ile –savaş yeniği- Osmanlı Devleti arasında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’na göre Kabardey toprakları (Къэбэртае) Rusya’ya bırakıldı. İşin burasında şu durumu da belirtmemiz gerekiyor, her iki ülke, Rusya ve Osmanlı Devleti, kendilerine ait olmayan toprakları da aralarında paylaşıyor ve o topraklarda yaşayan insanları boyunduruk altına alıyorlardı.
-
Vitali Budarni’nin Kuzeybatı Kafkasya’ya İlişkin Yazılarından Alıntılar
Adıge köyünden ayrıldığım 9 yıl kadar oldu. O 9 yıllık süre içinde ne de çok şey değişmiş! Sevinçli ve üzüntülü anlar birbirini izliyor gibiydi o günlerde. En üzücü olan şeyse 12 ile 30 yaş arasındaki gençlerin göçüp gittikleri haberleriydi.“Ne oldu, ne geldi başına bu gencin, bu kız çocuğunun?” diye sorduğumda, “öldü” – “bu dünyadan ayrıldı”, diye yanıtlıyorlardı beni.Adıgeler düz ovada yaşamaya alışmakta güçlük çekiyorlardı.