


Resim: Ilya Yefimovich Repin (Илья́ Ефи́мович Ре́пин) Zaporej Kazakları Türkiye Sultanına Mektup Yazıyor (Запорожцы пишут письмо турецкому султану)
1877 Yılında Basılan; “On Horseback Through Asia Minor” (Vol.I, Captain Fred Burnaby) adlı kitabın 247-252. Sayfaları Türkçeye Çevrilmiştir. Başlık çeviren tarafından atılmıştır.
Çeviren: Av. Dr. Murat YILDIRIM (KARDEN)
Şehirdeki (Tokat) beli başlı kişiler, şu anda beni davet etmeye geliyorlar; diğerlerinin yanı sıra aralarında bir Çerkes olan ve Kafkaslar’dan birkaç sene göç eden ve büyük bir grubun şefi olan Osman Bey de var. Kendisi, koyun derisinden yapılmış bir palto, belini boydan boya sıkıca saran bir kemer, nakışlarla süslenmiş deri bir pantolon ve uzun çizmeler ile Çerkes stilinde giyinmişti; siyah Astrakan bir şapka bronzlaşmış çehresinin üzerinde yükseliyordu. Hoş uzun boylu bir adamdı ve Tokat’ın yerlileri arasında son derece popüler birisiydi.
Seyahatim ve Erzurum ile Tokat arasındaki devlet yolları hakkındaki kısa bir görüşmenin ardından, evine beraberce gitmemizi, orada çay içmeyi ve kendi akrabaları ile tanışmamı önerdi. (Yol yapımında görevli) Mühendis de bizimle beraber geldi. Bazı yolları kat ettikten sonra, çamurun ayak bileklerime ulaştığı bir yerdeki kare şeklinde beyaz badanalı bir evin önüne geldik. Masif ahşaptan, elbette Tokatta bilinmeyen lüks bir materyal olan tokmağa sahip bir kapı varlıklı sakinleri korumakta, küçük bir avluya giriş sağlamaktadır. Bu avlu, etrafında sıralanan, Osman Bey ve onun aile üyeleri tarafından ikamet edilen evlere çıkmaktadır.
Önceden bir hizmetlisini, gelmek üzere olduğunu söylemesi için gönderdi. Yaklaşık on beş Çerkes adam odanın etrafında oturmaktaydı.
“Biz Çerkesler, sizin milletinizle ilgili bir hayli şey işittik” dedi Osman Bey, bana oturmam için bir yer gösterirken. “Ülkemizden Rusları defetmemiz için, o zamanlar İngiltere’nin bize yardım ediyor olduğunu düşünmüştük, fakat siz gelmediniz, onlar sayıca bize galebe çaldılar, bizim çakmak taşlı silahlarımıza karşı onlar toplara sahiptiler. Ne yapabilirdik? Mümkün olduğunca uzun bir süre direndik ve sonra kölelere dönüşmeden az biraz önce buraya geldik”
“Eğer savaş olursa siz cepheye gidecek misiniz ?” diye sordum.
“Evet, aramızda bedenen müsait olan bütün erkekler gidecekler. Bizler Sultan’a herhangi bir vergi ödemiyoruz; o bize kendi arazisini verdi ve bizim ona şükran borcumuz var.” “Sadece bunun için değil” diyerek devam ettiği esnada, kuşağından keskin bir bıçak çıkardı ve bıçağın ağzına tırnaklarını dokundurarak “fakat birkaç Moskofun boğazını kesmek için bir fırsata sahip olacağız” dedi. “Umarım kadın ve çocukları öldürmeyeceksiniz” dedim. “Erkekler kimsenin umurunda değil, fakat Avrupa’da, kadın ve çocukları katleden insanlara karşı bizim bir nefretimiz var”.
Ev sahibim katı bir şekilde “Rusların yaptığını yapacağız, onların çoktan yaptıkları gibi” dedi. “Askerler kadınlarımız üzerinde şehvetlerini tatmin ederken ve daha sonra onları öldürmek için yakarlarken, yaşlı erkeklerimizi öldürdüler, çocuklarımızı süngülerin üzerine attılar. O halde aynı şeyleri şu anda yaparlarsa, bize yapılan örnekleri takip edeceğiz, İngiltere ya da başka bir güç soydaşlarımızı bu Rus canilerinin şeytani zorbalıklarından kurtarmak için müdahale edinceye kadar öyle yapmaya devam edeceğiz . Onların zalimliğine bir örnek vermeme izin verin. Birkaç yıl önce Rus otoriteleri , isteyen kişilerin imparatorluk dominyonlarına ya da başka bir yere gidebileceğini Çerkeslere bildirdi. Bu muhtemelen yerlilerin, Rus hükümranlığına karşı mı, yoksa boyun eğmiş mi olduklarını anlamak için yapılmıştı. Hükümet tarafının, kendi tebalarının sınırı geçmelerine izin vermek için gerçek bir niyetleri yoktu. Labinsky kasabası yakınlarındaki köylerden yedi yüz aile bunun iyi niyetli bir izin olduğunu düşündü. Kendi köylerinden ayrılarak Türk sınırına doğru harekete geçtiler. Bundan kısa bir süre sonra onlar Rus birlikleri, süvarileri ve topları tarafından kuşatıldılar ve geri dönmeleri emri verildi. Göçmenler, Rusya’dan ayrılmak için izinleri olduğunu söyledi. Askeri yetkili kendi düzlüklerine derhal geri dönmeleri konusunda ısrar etti. Bu emre derhal itaat edilmedi, askeri birlikler köylülerin üzerine ateş açtı ve onların üzerine süngülerle hücum ettiler, geride bu hikayeyi anlatacak sadece 13 kişi kurtulabildi. Geri kalan bütün erkekler, kadınlar ve çocuklar göğüslerinden iki parçaya ayrıldılar” (Bir Çerkes’den gelen bu beyan İngiltere’de, Rusya’nın korumasızların hamisi olduğuna, sığınacak başka yeri olmayan kişilerin sığınağı olduğuna inanan Right Hon.Robert Lowe M.P. gibi bazı insanlar tarafından, hemen hemen hiç itimata layık olmayacak bir varsayım olarak kabul edilebilir. Fakat insanlık adına yazık ki, hamile kadınların ve çocuklarının katledilmesi, İngiltere Konsolosu’nun yazılı resmi raporları tarafından bu doğrulanmıştır. Bakınız Ek VII*, II.Bölüm,sayfa 349)
Diğer bir Çerkes’e, “bu hikaye gerçekten doğru mu ? “ diye sordum. “Kendi ölülerimizden dolayı bunu biliyoruz “ dedi. “Bu Osman Bey tarafından verilen ve sizin not defterinize kaydettiğiniz sadece bir örnek, buna denk çok fazla dehşet var. Ruslar bizim güzel vatanımızı bir cehenneme çevirdiler. Onlar şeytanın kendisinden bile daha berbatlar”
“Sizin ülkenizin halkı Rusları seviyor mu” diye sordu Osman Bey. “Bazıları seviyor” diye cevapladım; “onlar, bana az önce anlattığın bu korkunç zulümlere inanmazlar”
“Öyleyse onlara, bizim ülkemize seyahat etmelerini, tabi Ruslar izin verirse köylerimize gitmelerini ve halkımızla konuşmalarını söyleyin; fakat soru soranlar sınırdışı edildikten sonra kendilerini bekleyen kaderin ne olduğunu çok iyi bilen zavallı kurbanlar, konuşmaktan korkacakları için, Ruslar yanınızda olmasınlar. Haydi İngiltere’de, Rusya’ya sempati duyan herhangi bir insan topluluğuna bunu yapmalarını söyleyin ve daha sonra bulgular üzerinde bir kanaat oluştursunlar”
“Ülkenize döndükten sonra söylediklerimi yayınlayacak mısınız ?” dedi Osman Bey. “Evet dedim, her bir satırı, ne yazdığımızı dinle, herhangi bir yanlışlık olabilir ”
Sonra mühendisin yardımıyla notlarımı ona tercüme ettim.
“Bütün soydaşlarınızın kafasında, Ruslardan nefret hemfikir midir ?” diye sordum .
“Ne yazık ki hayır” dedi Osman Bey. “Otoriteler, bizim saflarımızın içerisine ayrılık tohumları ekecek kadar zekiler. Örneğin, farklı köylerdeki alt sınıftan olan Çerkeslere “stanişna” (yerel bir otorite olarak) rütbesi vermeyi sıklıkla önereceklerdir. Bu alt sınıftan olan kişilere, soylularımız üzerinde otorite tanıyacaktır. Böylelikle iki sınıf arasında hoşnutsuzluk yaratılır ve bu da Ruslar tarafından kullanılır.”
“Bir kısmımız Ruslardan kendi intikamını almak için elinden geleni yapıyor” dedi diğer bir kişi, görünüşe göre yirmili yaşlarda olan iyi görünümlü ve Osman Bey’in yeğeni olan adam. “Onun adı Yonn-Bek, Ekaterinograd yakınlarındaki Farsa Şhaguaş Dağı’ndaki ikametgahını savundu ve ne zaman karşılaşsa Rusları öldürdü. Onun peşine düştüler fakat onun, kendi tedarikini sağladığı dağda depoları vardı, ve Ruslar hiçbir zaman onu, kendi barınağına kadar izlemeye muvaffak olamadılar. Otoriteler çok fazla zarar yol açtığı için, Yonn Bek’e, eğer ülkeden ayrılırsa, çok sayıda imparatorluk altını önerdiler; fakat Yonn Bek bunları reddetti ve eğer Ruslar onu sekiz yıl içerisinde yakalamaya muvaffak olamamışlarsa ve o Ruslara çok büyük zararlar vermeyi vermeyi başarmışsa, diğer adamların kendine katılması ve savaş çıkması halinde düşmanın başına ne gelmez ki dedi .”
*EK VII’ye göre
SOYKIRIMDA DENEYİM SAHİPLERİ
Konsolos Dickson’dan Earl Russell’a (17 Mayıs’ta alınmıştır)
(Özet)
Sohumkale, 17 Mart 1864
Çerkesleri çileden çıkaran ve umutsuz da olsa direnişlerini artırmalarına neden olan bilgi sahibi olduğum bir fiili size bildirmenin üzücü bir görev olduğunu hissediyorum.
Bir Rus müfrezesinin, Soobashi Nehri kıyısında yaklaşık 100 kadar Abzex tarafından ikamet edilen Toobeh Köyü'nü ele geçirmesinin ardından, Abzexlerin kendilerini tutsak olarak teslim etmelerinden sonra, hepsi Rus Birlikleri tarafından katledilmişlerdir. KURBANLAR ARASINDA HAMİLELİĞİ İLERLEMİŞ DURUMDA OLAN 2 KADIN VE 5 ÇOCUK BULUNMAKTADIR. Söz konusu birlik, Kont Evdokimoff'un ordusuna bağlı bir birliktir ve Pshish Vadisi'nden ilerledikleri söylenmektedir.
Rus birlikleri kıyıda toprak kazandığı için, yerlilerin orada barışçıl bir şekilde kalmalarına müsaade edilmemektedir, ya Kuban düzlüklerine gitmeye ya da Türkiye'ye göç etmeye zorlanmaktadırlar.
04/11/2013
Cherkessia.net
Bence biz tarihimizi felan bilmiyoruz. Diaspora olarak ulusal bilinç olarak geride kalmışız.
Çünkü öyle şeyler yapılmışki halkımıza bunlar zihinlere kazındığında , yer ettiğinde mücadele bambaşka olacaktır......
Ne büyük vahşet.Tarihimiz arşivlerde yatıyor buda çok üzücü.
08 Kasım 2013 Cuma Saat 02:06Tarihini unutmamak gerekli.
Belki klasik olacak ama ondan gerekli dersi çıkarıp geleceğe yürümeyi başaran halklar ayakta kalacak.
2x2 nin 4 olan matematiği değişmez.