

Yakışmıyordu bize özlemleri yüreğimizin kuytularına gizlemek. Geride bıraktıklarımızın ince sızısını, günden güne kaybettiklerimiz ile harmanlayıp kabullenmek de yakışmıyordu. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedik. Gözlerdeki sis perdesini yine biz kaldırabiliriz dedik. Dili olmayanın ulusu da olmaz dedik. Kaf Dağı'nın ardında kalan efsaneye, masallar ülkesine dönmemeli güzel vatanımız dedik. Çerkesya içindi herşey...
Çerkesliğin sadece geleneklerden ibaret olmadığını, yaşatılması gereken bir dilimiz olduğunu, sahip çıkmamız gereken bir bayrağımız ve vatanımız olduğunu anlatmak içindi.
Bayraklarımız ile yeşile boyanan yolda gururla yürüdük. Komplo teorilerinden, sonu bir yere varmayan tartışmalardan çok uzaktaydık. Sadece, Çerkes olarak yaşama ve tanınma hakkımızı dile getirmenin, yıllardır söyleyemeyip yutkunduklarımızı haykırmanın mutluluğu vardı. Her türlü ideolojik angajmanın üstünde bir sağduyu ile, anadilimize, anadilde eğitim hakkımıza sahip çıkmak için sokaklara dökülmüştük.
Evet, tarihin tekerleği geriye dönmeyecek ve eskisi gibi olmayacak hiçbir şey bundan sonra. Kendi tabanına bile kulak tıkayanların yada makam koltuğunu parlatanların değil, sokaklara dökülen insanların iradesi yön verecek geleceğe artık, olması gerektiği gibi! Halkı adına kaygılanan, kaygılanabilen, bu erdemini iktidar hülyasıyla rafa kaldırmamış olanların sesi yükselecek.
Geldiğimiz noktada, kimin ne dediği değil, yollara düşenlerin ne demek istediği önemli artık. Kimlik mücadelemiz yeni bir boyut kazanıyor. Bu gün Adıge dilini yaşatmak için yürüyenler, yarın bayrağımız için, vatanımız için yürüyecekler çünkü. Bunu anlamamak, önemini yadsımak, bu halka yapılacak haksızlık olur sadece. Birilerinin, alanlara doluşan bunca insanı görmezden gelmesi haksızlık olur.
Hayatında eylem nedir bilmeyen yaşlısı da, çoluğu-çocuğu da, sağduyularının yol göstericiliğinde koştu alanlara. Onlarca yıldır biriktirdikleri, söyleyecekleri vardı insanların. Sokaktan gelen bu sese kulak tıkayanlar yarın kendi seslerini nasıl duyurayacaklar merak ediyorum. Gerektiğinde beraber yürümeyi bilmeyenler, bir zaman sonra yanlarında yürüyecek kimse bulabilecekler mi acaba?
Ulusal bilincimizi, sadece en doğruları söyleyerek değil, bulduğumuz her alanda dile getirerek besleyebiliriz ancak. Sağır sultan bile duymalı artık sesimizi. Bu yüzden de, ne diasporadaki demokratikleşme hareketlerinin dışında kalmalıyız, ne sokakların gücünü küçümsemeliyiz. En mükemmel teoriler bile, yaşamda vücut bulmadıkça gerçek gücüne ulaşamaz. Yarınına duyduğu kaygılar nedeniyle, birşeyler yapmaya çalışan insanlara sırça köşklerden seslenerek değil, kol kola yürüyerek ulaşabiliriz ancak. Doğruyu ve sağduyuyu ancak böyle birleştirebiliriz.
Zaman, yapılan herşeye bir kulp bulma, burun kıvırma zamanı değil. İnsanlar bu filmi daha önce yeteri kadar gördü çünkü. Zaman, söylemlerimizi eylemlerle güçlendirme zamanı. Koltuklarımızdan kalkıp harekete geçme zamanı.
YAZARIN DiGER YAZILARI
23.01.2012 - Büyük Adamların(?) Büyük Oyunları!
27.05.2011 - Yaprak Döker Bir Yanımız, Bir Yanımız Bahar Bahçe
09.02.2011 - Ok Yaydan Çıktı...
09.01.2011 - Üniversite Yıllarıydı...
tlepseruk Tarık BATIR
soyadınızı merak ettim. Teşekkür ederim. CEVAP VERİRSENİZ SEVİNİRİM
10 Mayıs 2011 Salı Saat 22:34saim
En mükemmel teoriler bile, yaşamda vücut bulmadıkça gerçek gücüne ulaşamaz. TAŞIN GEDİĞİ BU OLMALI:)
26 Nisan 2011 Salı Saat 02:24Şovgen Zuhal
Sevgili Sinef heyecanlı ve atak yazılar yazıyor. Genç arkadaşların bu telaşı benim çok hoşuma gidiyor doğrusu. sevgilerimle.
16 Nisan 2011 Cumartesi Saat 16:24GENC YURTSEVER KALEMLER
-
Awtle Laşin
ÖĞRETİLERDEKİ ALDATMACA
-
Birs Tuncay
Bu Çocuklar Sizi Hiç Affetmeyecek !
-
Jinal Tamszuqo
Interview with the Circassian activist Larissa Khadipash [Moscow] :
-
Peserey Hamit Esen
OŞHAMAFE
-
Hatko Timaf
BERLİN'DEKİ 3 GÜNLÜK PROTESTO AÇLIK GREVİMİZ
