Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Rusya ve İngiltere Gölgesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluşu
10 Mayıs 2026 Pazar Saat 22:36

Osmanlı İmparatorluğunun çatırdayarak yıkılması ve yerine Türkiye Cumhuriyetinin kurulması sırasında çoğunluğun göremediği ve bazılarının da görmezden geldiği gölgelerde kalmış bir takım gerçekler söz konusudur. 


Kimilerinin üstünü kapatmak istemelerine aldırmadan, önemli bir konu hakkında yorum yapacağız.


Türk dış politikası ve tarih yazımında "Büyük Oyun" (Great Game) olarak adlandırılan jeopolitik satrancın en kritik noktalarına parmak basmak gerekiyor.


İngiltere’nin rolü, Rusya korkusu ve "gizli anlaşma" iddialarını veriler ışığında analiz etmek gerekiyor.


​Burada önemli bir soru; İngiltere istemeseydi Türkiye Cumhuriyeti Kurulur muydu?


​Bu soruya "İngiltere izin verdi" demekten ziyade, "İngiltere’nin gücü artık yetmedi" demek daha isabetli bir tarihsel yaklaşım olacaktır.


Zira İngiltere ​savaş Yorgunu bir ülkeydi. I. Dünya Savaşı'ndan galip çıkmasına rağmen İngiltere ekonomik olarak çökmüştü ve İngiliz halkı yeni bir savaş istemiyordu.


Çanakkale ve Kut'ül Ammare'de alınan darbeler İngiliz kamuoyunda "Anadolu'da ne işimiz var?" sorgulamasını başlatmıştı.


​Chanak Krizi (1922) sırasında Türk ordusu İzmir'i kurtarıp Boğazlar'a yöneldiğinde, İngiltere Başbakanı Lloyd George savaş kararı almak istedi. Ancak ne sömürgeleri (Kanada, Avustralya) ne de kendi kabinesi ona destek verdi. Bu kriz Lloyd George hükümetini düşürdü. 


Ve ​sonuçta Türkiye Cumhuriyeti, İngiltere'nin rızasıyla değil de; sahada savaşı göze alamadığı ve Türk ordusunun ise sonuna kadar gitmeye kararlı olduğu bir "denge" anında kuruldu.


​Ortodoks Kuşağı ve Rusya Faktörü a​naliz edilmesi gereken önemli bir noktadır. 


Rusya ortodoks ittifaklarını uzun zamandır kullanıla geliyordu. Osmanlı'nın küçülmesi son 100 yılda bu gerçeklik ile doğrudan ilintilidir. Küçülme ve çöküşün en temel sebebi, Rusya faktörü ve Osmanlı içindeki elleri gibi oldukça güçlü bir temele dayanıyordu. 


İngiltere'nin 19. yüzyıldan beri ana stratejisi "Rusya’nın sıcak denizlere inmesini engellemek" olmuştur.


​İngiltere; Ermeni, Pontos ve Rum oluşumlarını başlangıçta Osmanlı’yı parçalamak için destekledi. Ancak Rusya’da 1917 Bolşevik İhtilali olunca kartlar karıştırıldı.


İngiltere'yi bir bilinmezlik ve ​Bolşevik Korkusu sarmıştı.Yeni kurulan Sovyet Rusya, Anadolu'daki Milli Mücadele'ye silah ve altın yardımı yapmaya başladığı dillendiriliyordu. 


İngiltere için en kötü senaryo, Türkiye'nin tamamen Rusya'nın kontrolüne girmesi veya komünist olmasıydı.


​İngiltere, başlangıçta Rusya ile ister istemez beraber davranıyordu. İngiltere Anadolu'daki çıkarlarını koruma görevini "vekalet savaşı" yoluyla Yunanistan'a vermişti. 


Yunan ordusu Sakarya'da ve Büyük Taarruz'da yenilince, İngiltere bölgede Rusya ile komşu olmak yerine, bağımsız ve Batı ile en azından diyalog kurabilen bir Türkiye’yi "ehven-i şer" (kötünün iyisi) olarak kabul etmek zorunda kaldı. 


İngiltere hükümeti elçisi aracılığıyla önce Kuvvayı Seyyare'nin başını çektiği ve o dönem milli mücadeleyi organize eden Çerkes Ethem ile bağlantıya geçti. Ancak Ethem esnek ve politik biri değildi. Öyle ya! İyi bir savaşçı/ asker olmak iyi bir politik dahi olmayı garantilemezdi. Nitekim Ethem anlaşmayı ihanet olarak değerlendirip elinin tersiyle itti. Bu da daha en başta uluslararası arenada Ethem'le ilerlenemeyeciğinin gerekçesi oldu.


​Bu doğrultuda aklımıza ikinci bir soru gelmektedir; Milli mücadele sonuna doğru, savaşın seyrini Türk tarafına çeviren gizli Bir Türk-İngiliz Anlaşması olmuş mudur?


​"Lozan’ın gizli maddeleri" veya "Atatürk ile İngilizler arasında gizli bir mutabakat" iddiası on yıllardır tartışılır ancak tarihsel bir belgeyle kanıtlanmış değildir. ​Buna rağmen, sahada gerçekleşen "zımni" (söylenmemiş) kabuller vardır:


1-​Musul-Kerkük'den vazgeçilmesi. 


Bazı tarihçiler, Türkiye'nin Cumhuriyet'in tanınması ve iç reformlarını yapabilmesi karşılığında Kerkük-Musul üzerindeki (sadece toprak ksybı değil, petrol-doğalgaz kaynakları vb) haklarından (İngiliz baskısıyla) vazgeçmek zorunda kaldığını savunur. Bu bir "anlaşma" değil, zorunlu bir diplomatik geri adımdır. 


2-​Hilafetin Kaldırılması.


Komplo teorisyenleri bunun bir İngiliz şartı olduğunu iddia eder. Ancak İngiltere, sömürgelerindeki (Hindistan, Mısır vb.) Müslümanları kontrol etmek için aslında Halifelik kurumunu kendi güdümünde kullanmayı tercih ederdi. Hilafetin kaldırılması, İngiltere'den ziyade Türkiye'nin modernleşme ve ulus-devlet olma tercihiyle ilgili düşünülmelidir.


3-​Boğazlar Rejimi. 


Montrö'ye kadar Boğazlar üzerindeki kontrolün sınırlı kalması, İngiltere'nin Rusya'yı Karadeniz'e hapsetme stratejisinin bir parçasıydı.


​Özetle, ​Türkiye Cumhuriyeti, İngiltere'nin sunduğu bir hediye değil; İngiliz emperyalizminin yorgun düştüğü, Rusya ile olan rekabetinin yarattığı boşlukları Türk diplomasisinin ve ordusunun ustaca kullanmasıyla kazanılmış bir başarı olduğu gerçektir. 


İngiltere için Türkiye, Rusya ile aradaki "tampon bölge" olma işlevini her zaman korumuştur.


​Bu jeopolitik denge içinde en çok ilgimizi çeken nokta, Rusya ile olan ilişkileri sebebiyle Rum Pontos ve Ermenistan'ın bağımsızlığı ile Batı Anadolu'daki Yunan işgal topraklarının İngiltere, batı ve dünya için apaçık bir tehdit olduğu gerçeğine dayanıyordu. Zira bu üç oluşumda Rusya ile beraber hareket ediyordu. Ayrıca ekim-1918 devrimi ile gelen SSCB ve sosyalist rejim uygarlık ve insanlık için fazlasıyla belirsizlik ve büyük bir tehdit olarak algılandı. 


Çıkartımı Yapılacak Ders; herşey sizin tercih ettiğiniz gibi gelişmez, gelişen koşullar ve konjönktür de olacak olanı belirlemektedir. Yapılması gerekene odaklanmak, kararlılık ve fırsat kollamak çoğu zaman başarıya ulaşmak için olmazsa olmazdır.


Not: Bir başka araştırma ve makale konumuz da İngiltere-Türkiye arasında gerçekleşen ilk diplomatik ilişkiler olacak


Bu yazı toplam 1683 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net