Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Thağuşe Erkan Eş
'Batının Kullanışlı Aparatları' ve ‘Sarı Kafa’ Hedef mi Şaşırtıyor?
14 Ocak 2026 Çarşamba Saat 20:15

‘Elinde kartlar yok’ diyerek Zelenski’ye yüklenen Trump’ın, hemen ardından Ukrayna’nın Rusya’ya adeta teslim olmasını isteyen yaklaşımını hepimiz geçtiğimiz aylarda takip ettik. Ukrayna'yı öyle boşa çıkarıyordu ki, Ruslar bile hemen havaya girmişti. Rus kaynaklarında, Trump hakkında olumlu hatta sempatik sayılabilecek haberler yapılmaya başlanmıştı. Herkes bir anda Trump'ın Putin’le iyi anlaştığına bile inanmıştı.


Peki ya her şey bir hedef şaşırtması idiyse?


Önce tekrar Ukrayna'ya dönelim. Trump, Ukrayna ile ilgili sert açıklamalarını hep Zelenski üzerinden yaptı. Aksine Ukrayna halkı hakkında hep ne kadar cesur olduklarını söyledi. Ukrayna halkına zarar verecek hiçbir söylemi olmadı. Buna rağmen Zelenski, ne Trump ne de ABD hakkında tek bir olumsuz çıkış yapmadı ve bu süreçte sürekli alttan alan bir pozisyonda kaldı. Rusya'nın yaptığı, ABD desteğiyle Ukrayna’nın doğu bölgesindeki toprakları alacağını ima eden kışkırtıcı açıklamalarına karşı bile konuyu hiç deşmedi.


Tüm bunların üzerinden biraz vakit geçmişken, bir sabah hepimiz, Maduro’nun ABD tarafından özel bir operasyonla kaçırıldığı iddialarını anlatan haberlerle uyandık. Operasyondan sadece 12 saat önce Çin heyeti ile özel bir görüşme yapan ve heyetle birlikte kameraya gülümseyen Maduro, bir gün sonra gözlerini New York'ta açtı. Süreç boyunca Çin'in sessizliği konuşulurken, akabinde ABD'nin nadir toprak elementleri konusunda Çin’le anlaştığı ortaya çıktı.


İran için başka engel var mı?


Çin'in aradan çıkmasıyla rahatlayan Trump yönetimi bu sefer de cüretkar bir şekilde İran'da hizalanmaya başladı. Ülke bir anda şiddetli protestolara girdiğinde, İran yönetimi interneti kesti. ABD ise Starlink uyduları ile cevap vererek, halkın bunu delmesini sağladı. Ve açıkça şunu söyledi ''göstericilere zarar verilirse, şiddetli bir şekilde vururuz’’. Çok kısa zaman önce bunu zaten İran’a yapmış olduğunu düşünürsek çok da ciddiye alınmayacak bir meydan okuma değildi.


Gösteriler hızla artarken şimdi de geçiş döneminde İran'ın kimin tarafından yönetileceğine karar verme konusu, ABD kamuoyunda kasıtlı olarak konuşuluyor. Herkesin çok sıkı ilişkiler içinde olduğunu düşündüğü Çin - İran dostluğu neden şu anda görünmüyor? Belli ki Çin, yaptığı kârlı anlaşmalar sonucunda beklenen ‘görmezden gelme’ pozisyonunu başarıyla uyguluyor.


Peki sadece bu mu? Şöyle rakamlara bir bakalım: 90 milyon nüfuslu bir İran pazarı ve 140 milyonluk bir Rusya pazarı karşısında; ABD, Kanada, Avrupa ve birlikte hareket eden Orta Doğu ülkeleriyle toplamda 1,8 milyarlık bir pazar bulunuyor. Bu Rusya pahasına, Çin'in asla vazgeçemeyeceği büyüklükte bir ticari pazar.


Dolayısıyla taşları yerine oturttuğumuzda, zayıflatılmış veya elde edilmiş bir İran'dan sonra, Trump'ın sıcak mesajları ile Ukrayna'daki zafere odaklanan Rusya'yı ne bekliyor olabilir? Rusya tarafından milyarlarca dolar harcama yapılan Esed yönetimini, Türkiye aracılığıyla sabırla devre dışı bıraktıran ABD, Rusya’yı Suriye denkleminden fiilen dışlamıştı. Hazar Denizi üzerinden tüm ambargoları delip güçlü bir silah, enerji ve ham madde ağına sahip olduğu İran'ı kaybetmiş bir Rusya, gerçekten de son yıllarda gördüğümüz en zor durumda olan Rusya olacaktır.


Trump Rusya'ya, sözde bir sempatiklikle Ukrayna üzerinden göz kırparak, arka taraftan dolanıp Rusya'yı hareketsiz ve zor durumda bırakmaya çalışıyor olabilir mi? Belki ileride Trump'ın çıkıp, ‘’Ben Ukrayna'da barış yapması için elimden geleni yaptım ama sizin devlet başkanınız sadece sizin açlık ve savaş içinde ölmenizi istedi’’ tarzı açıklamalarını görüp, Rus halkına seslendiğini görürsek şaşırmamalı.


Bu şekilde köşeye sıkıştırılmış, ticareti bitmiş, enerji ambargolarına maruz kalmış, yandaş devleti kalmamış, enflasyonla halkı mahvolmuş bir Rusya; tıpkı SSCB zamanında olduğu gibi dağılma sürecine girdiğinde ne tür bir politika uygulayacağız?


Hala anavatanla ilişkilerimize zarar veriyor diye Çerkesya kelimesini kullanmayacak mıyız?


''Batının aparatı olacağız, think tank kuruluşları ile CIA'in oyuncağı olacağız'' diye etiketlenmekten korkarak hiçbir batılı ülke ile diplomatik ve siyasi çalışmalar yapmayacak mıyız?


''Biz kimsenin uşağı olmayız, sadece ve sadece Kafkas halkları ile dayanışma içinde olmamız lazım'' diyerek, dışarıya kendimizi kapatıp, gerçek dünya ile hiçbir bağı olmayan saf hülyalarla trenin geçişini mi izleyeceğiz?


Çerkesler, şunu net bir şekilde sorun! Çerkesler hakkında söz söyleyen, karar alan herkese sorun. Kimsenin kem küm etmesine, kaçamak cevap vermesine fırsat vermeden sorun. Böyle bir durumda, Çerkeslerin geleceğini nasıl şekillendireceklerini düşünüyorlar? Buna herkes cevap vermeli. Yoksa 1991'de SSCB dağıldığında hazırlıksız olunması sebebiyle kaçan tren, onlarca yıl sonra yine aynı durumda olmaktan dolayı tekrar kaçacak.


Ancak arada bir fark var.


Çerkes milletinin bir sonraki treni görmeye artık gücü yetmeyebilir...



Bu yazı toplam 1615 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net