Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapi Cevdet Yıldız
21 Mayıs:Öncesi ve Sonrası-1
21 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 13:57
çerkes soykırımı ile ilgili görsel sonucu



Bilindiği gibi, 154 yıl önce Çerkes-Rus Savaşı sona erdi. İstilâcı Rusya İmparatorluğu Çerkesya'yı ele geçirdi ve Çerkes nüfusunu, Osmanlı Devleti ile işbirliği içinde, Osmanlı topraklarına (Karadeniz kıyıları ve Rumeli'ye) sürdü. Çerkes nüfusundan tamamen boşaltılan Şhaguaşe/ Belaya Irmağı-Karadeniz arası Çerkesya toprakları Rus nüfusla dolduruldu. Bu nedenle Çerkesler, şimdilerde Krasnodar Kray-Adıgey’in 6 milyon toplam nüfusu içinde % 2 gibi müzelik bir azınlık.


Olayın perde gerisini aralamak, kısaca da olsa, nedenlere değinmek istiyorum. En başta belirteyim, Kuzey Kafkasya halkları arasında istilâya karşı bir birlik oluşturulamadığı gibi, düşman karşısında Adıge-Çerkeslerin birliği de sağlanamamıştı.


Tarihsel süreç


13. yüzyıl başlarında Adıgeler kuzeyde Don Nehri havzasına değin geniş bir araziye yayılmışlardı, bağımsızdılar. 1222'de Moğol istilâsı başladı, Adıgelerin bir kısmı (Kabartaylar) Moğol himayesi (koruma/protectorate) altına girdi. Bunu Tatar ve diğer ulusların korumaları (protectorate) izledi. Kabardeyler, en son olarak Osmanlı-Kırım korumasından ayrılıp 1557'de Rus koruması altına girdiler.


Kabardeyler dış istilâlar sonucu eşitlikçi-özgün toplum yapılarını yitirip yarı feodal bir topluluğa dönüştüler. Pşı denilen köy beyleri, vasalları olan verk (soylu köylü) ve ĺxukołlara (fekoł/serbest köylü) hükmediyor, bunun dışında nüfus çoğunluğunu oluşturan toprak kölesi (pşıł) büyük bir sınıfa ve büyük hayvan sürülerine sahip bulunuyorlardı. Verk zümresi çalışmazdı, ĺxukoł/fekoł sınıfı erkekleri tarlalarda çalışırdı.


***


Güneydeki, Kuban Nehri havzasındaki Çerkesler ise kabilelere bölünmüşlerdi. Şapsığ, Natuhay, Vıbıh ve Abzahlarda (Абдзах) bey (pşı) sınıfı oluşmamıştı. Arkaik bir demokratik düzen yürürlükteydi. Toplum işleri khase (хасэ) denilen halk meclisleri eliyle khabze (хабзэ) denilen geleneksel-hukuksal kurallara göre yürütülüyordu. Bu gibi topluluklarda kadın-erkek herkes tarlalarda çalışırdı.


Birim köy olmakla birlikte, birçok köyden oluşan serbest köy sistemleri, bunların halk meclisleri, önemli durumlarda da daha büyük ölçekli meclisler (örneğin, Şapsığ-Natuhay birlikte kurultayları- khaseler, vs) devreye girerdi. Meclis toplantıları genellikle açık havada yapılırdı. Meclis binaları yoktu.


Diğer Adıgelerde ve Abazinlerde (feodal kabilelerde) ise bey sınıfı vardı. Toplumu ya da köyü bey (pşı) yönetiyordu. Kabardeylerde büyük köy beyi (velıy/ pşımeyapş) kurumu vardı.


Büyük bey, 7 büyük bey ailesi (4’ü Büyük Kabardey, 3’ü Küçük Kabardeyli ya da Cılaĥsteneyli ) içinden seçilen büyük bey kurumu diğer feodal Adıge kabilelerinde de bulunurdu. Beyler arası çekişmeler ve sürtüşmeler de eksik olmazdı.


Birlikte hareket etme anlayışı özellikle Şapsığlarda ve diğer demokratik kabilelerde daha güçlüydü. Rus, bu gibi demokratik yörelerde işbirlikçi bir sınıf yaratamamıştı. Bu da barışçı çözüm yollarını zorlaştırıyordu.


İstilânın başlaması


1739 Belgrad Antlaşması gereği Rus korumasındaki Büyük ve Küçük Kabardey yörelerine Rusya ile Osmanlı Devleti arasında tarafsız bölgeler statüleri verildi, ancak bu bir bağımsızlık ilanı anlamına da gelmiyordu. İki devletin dış denetimi vardı. Yerel birimler köy ölçeği ile sınırlı olduğundan, yani köy üstü bir birim, kent, prenslik boyutunda bir birim, vs olmadığından, bu köy birimleri güçsüzdü, Kabardey’de birbirinden bağımsız bin üzeri bey bulunduğu anlaşılıyor. Beylerin otoritelerini sürdürmeleri, daha büyük bir üst koruyucu otoriteye (devlete, Rusya'ya, vs) dayanmayı, bağlı olmayı ve oradan güç almayı gerektiriyordu. Kabardey beyleri, çekişmeleri bir yana bırakıp birleşip bağımsız bir devlet kurmayı başaramamışlardı. 1739 yılı sonrasında destek anlamında Rus koruyuculuğunun kalkmış olması ve çağdaş koşullar (aydınlanma) beyleri güçsüzleştirmişti. Örneğin Mamsırıko Dameley ve diğer özgürlük savaşçıları (Kip Kalebek, Pşığotıj Mus, Marem Bışşe [Bıço]) önderliğinde eşitlik arayışları baş göstermiş, Şapsığ'daki gibi bağımsız ve eşitlikçi köy toplulukları oluşmaya başlamıştı.


İstilâ öncesi son durumu, Kabardey’e ilişkin olarak, İngiliz savaş tarihçisi Allen şöyle özetliyor : “1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nda "Türkler, Rusların Kabardeyler ile birleşerek Merkezi Kafkasya’daki geçitler üzerinde kurmuş oldukları egemenliği azaltmayı denediler. Ancak Kabardeyleri Rusya’dan ayırmak için yapılan çalışmalar, Çerkeslerle Çeçenleri ‘Kafkasya Hattı’ üzerine saldırtma girişimleri başarısız kalmıştır...Ardından 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile savaşa son verildi. Anlaşma gereğince Kabardiya ve Osetya kesin olarak Rusların denetimine girdi”.http://cherkessia.net/makale_detay.php?id=3276 "


Böylece Ruslar Kafkasya merkezine kesin olarak yerleşmiş oldular. Rus istilâsına direniş, 1827 yılına değin, dağlarda yaşayan Balkarlar’dan geldi. Bu gibi konulara ilişkin hayli yazı yazmış olduğum için konu üzerinde fazla durmayacağım. Ancak gerçekleri boşuna değiştirmek isteyen bazı Kabardey milliyetçi-kabileci çevreler de var, bunların tarihi karıştırmaları, yazdıkları yalan yanlış yazılarla zarar vermeleri de önlenmeli. Bu iddiacılara göre, Kabardey 1774 yılında değil, o tarihten 48 yıl sonra, 1822’de Rus yönetimine girmiş, o zamana değin de bağımsızmış. Argümanları, Kabardey beylerinin o tarihe, yani 1822 yılına değin büyük bey (velıy/Pşımeyapş) seçimini sürdürmüş olmaları. Ayrıca, bu büyük bey (velıy), ‘Grandük eşiti’, yani Rusya veliaht prensi düzeyinde bir statüye sahip imiş...Peki, eski Kabardey arazisindeki Pohladnı (Kalek’ıh, 1765), Nalçik (1818), Kislovodsk (1803), Pyatigorsk (1780), vs Rus kalelerinin belirtilen "istilâ tarihinden (1822 yılı) önce" kurulmuş olmaları ve daha bir sürü olay nasıl açıklanacak?..


Kanlı Rus yayılması


1783 yılında bağımsız Kırım Hanlığı Rusya'ya ilhak edildi. Sadece Kırım Yarımadası değil, bugün Ukrayna’da bulunan Kherson yöresi ile Azak Denizi’nin doğusunda, Kuban Nehri ile daha kuzeydeki Yeya Irmağı arasındaki Çerkesya’ya komşu topraklar da Kırım'a aitti, oraları da ilhaka dahildi. Bu son kesim (Kuban kuzeyi) topraklarda yaşayan Nogaylar, Rus sürgün (Volga bölgesine toplu sürgün) kararına karşı direndiler, bunun üzerine İmparatoriçe II. Yekaterina'ın buyruğuyla General Suvarov’un birlikleri tarafından kılıçtan geçirildiler ve bu yer Kazaklara yurtluk olarak verildi (1792)(http://www.cherkessia.net/makale_detay.php?id=3226). 1792-1793 yıllarında Ukrayna'dan getirilen Kazaklar bu yerlere yerleştirildi ve 1793’te Yekaterinodar (şimdi Krasnodar) kalesi/ şehri kuruldu. Bu Kazaklara Karadeniz Kazakları (Çernomorski), yurtluklarına da Çernomorya (Karadeniz yurtluğu) adı verildi. Böylece Kırım tampon devleti ortadan kalkmış, Rus ve Çerkesler karşı karşıya gelmiş oldular.


***


1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan 1829 Edirne Barış Antlaşması ile Osmanlılar Çerkesya üzerindeki yetkilerini ve 1812 Bükreş Antlaşması ile elde ettikleri Çerkes kıyıları denetimini Ruslara devrettiler. Ancak Çerkesler Osmanlılara bağlı olmadıklarını, aksine bağımsız olduklarını ileri sürerek Edirne Barış Antlaşması hükümlerini tanımadılar. Rus komutan General Paskeviç Çerkeslere boyun eğdirme amaçlı bir plan hazırladı: Karadan çember içine alınmış olan Çerkesler, bir de Karadeniz Kıyı/Kordon Hattı kurularak tamamen kuşatılacak, dış dünyadan koparılacak ve boyun eğmeleri sağlanacaktı.


***


Çerkesya’da hat (müstahkem yolu) inşaatı çalışmaları sürerken 1830'da, doğudaki Dağıstan'da din adamlarının önderliğinde büyük bir ayaklanma patlak verdi. Hareketin başına 1834'te İmam Şamil geçti. Şamil 1837'de Ahulgo Kalesi’nde Ruslarca kuşatıldı, ama kaçmayı ve Çeçenistan'a sığınmayı başardı.


Şamil karşısındaki bu başarıları üzerine Ruslar, denizden çıkartmalar yaparak ve Çerkeslerle savaşarak, ertelemiş oldukları yol yapımını, Anapa’dan Gagra’ya değin uzanan Karadeniz kıyı kordon hattı inşaatını yeniden başlattılar ve inşaatı 1837-1839 yılları arasında tamamladılar. Hat (yol) üzerinde kale, karakol ve gözetleme kuleleri bulunuyordu.


Adıge-Çerkesler, Kuban’ın kolu Laba ile Karadeniz arası dar bir alana sıkıştırılmış, tam bir kuşatma ve abluka içine alınmış oldular. Üstelik kıyı kesimi Rus işgalindeydi.


1840 yılı ilkbaharında Çerkesler, Osmanlılardan ve Batılılardan (İngiliz) yardım geleceği biçimindeki asılsız propagandaların da etkisinde kalarak, top ve ağır silahlarla donatılmış olan bu yeni Rus kalelerine, ellerindeki ilkel silahlarla saldırdılar ve Şapsığ sahilindeki kaleleri ele geçirdiler. Ancak çok kayıp verdiler, Ruslar da deniz yoluyla geri geldiler, ellerindeki kalelerin bazılarını boşalttılar, bazılarını da güçlendirdiler.


Karadeniz kıyıları 1853-1856 Kırım Savaşı'na değin Rus işgalinde kaldı. Aldandıklarını anlayarak düş kırıklığına uğramış ve dağlara sığınmış olan Çerkesler saldırılarını durdurup savunmaya geçmek zorunda kaldılar. Böylece ateşkes (mütareke) benzeri bir hareketsizlik sürecine girildi.


***


Çeçenistan'a sığınmış olan İmam Şamil, Çerkesya’daki 1840 direnişinden de cesaret bularak yeniden güç topladı ve harekete geçti. Kendisine karşı büyük bir harekât başlatmış olan General Vorontzov'u 1845 yılında, usta taktiklerle gürgen ağaçlarıyla kaplı olan Dargo- Grozni arasındaki ormanlık alana çekmeyi ve Ruslara 3.000 kayıp verdirmeyi başardı.


Bu başarı üzerine ünü artan Şamil, Çeçenistan ve Dağıstan'ın bir bölümünde egemen olan bir İslami din devleti (Şeriat rejimi) kurdu. Şöhretinin zirvesinde olan Şamil ertesi yıl, 1846'da Kuzey Kafkasya halklarını birleştirme umuduyla merkezdeki Kabardey yöresine yürüdü, ancak geleneksel Rus müttefikleri olan Kabardey beylerinden umduğu desteği bulamadı. Beyler vadilerin ağızlarını (çıkış yerlerini) kapattırıp köylülerin çıkışını ve Şamil'e katılmalarını engellediler. Takviye Rus birliklerinin yetişmesi karşısında tehlike içine düşen Şamil de, hızla Çeçenistan’a geri dönmek zorunda kaldı.


Bundan sonra Şamil, yatışmış haldeki Çerkes direnişini yeniden canlandırmak, Ruslarla yapılacak olası bir uzlaşmayı engellemek amacıyla Çerkesler arasına temsilciler göndermeye başladı. En son olarak, 1848'de Naib diye adlandırılan Şamil’in temsilcisi Muhammed Emin kalabalık bir din adamı kitlesi refakatinde Çerkesya'ya geldi. Yerel Abzah din adamlarının (imamlar/yefendıxer) desteğiyle güçlenen Muhammed Emin, Şamil'in din devletine bağlı bir Abzah yöresel yönetimi ve Rus esirlerden devşirme bir muhafız birliği oluşturdu, böylece otoritesini güçlendirdi ve Ruslara karşı aralıksız akınlara başladı. Bu da Çerkes-Rus Savaşı’nı yeniden alevlendirmiş oldu. Ancak 1851'de Ruslar Naib’in kuvvetlerini yendiler, Muhammed Emin de diğer Çerkesler gibi savunmaya çekilmek zorunda kaldı. Naib’in otoriter idaresi altında Abzah yöresinde Şeriat rejimi (din adamları önderliğinde bir dini yönetim ve şer’i hukuk sistemi) kuruldu ve kalıcılaştı. Şeriat karşıtları idama varan yaptırımlarla cezalandırıldılar.


Diğer yöreler, özellikle en büyük kabile olan Şapsığlar (sayıları 600 bin ile 1 milyon arası tahmin ediliyordu) Muhammed Emin’in liderliğini tanımadılar. Bu arada Çerkesya birliği parçalanmış, Abzahe (Abzah yöresi) diğer Çerkes yörelerinden kopmuş oldu.


Kırım Savaşı (1853-1856)


1853-1856 Kırım Savaşı Şapsığlar tarafından doğru algılandı: Batılı müttefiklerin ve Türklerin amaçları ile Çerkeslerin beklentileri farklıydı. Müttefikler (İngiliz, Fransız, vs) Karadeniz'deki Rus deniz üstünlüğüne son vermek, Rus Donanması’nın Akdeniz’e inmesini önlemek, Türkler de, fırsattan istifade Kafkasya'yı ele geçirmek istiyorlardı. Şapsığlar ise bağımsızlıklarını koruma peşindeydiler. Natuhay ve Abzahlar Türk ve Müttefikler’den beklentiler içindeydiler.


Batılılar bağımsız bir öğe (devlet) olarak Çerkesya'yı ya da Şapsığları tanımaya yanaşmadılar. Bağımsız Çerkesya projesi, Müttefikler’in öncelikli amaçları arasında yoktu, böyle bir proje 1814 Viyana Kongresi ilkelerine aykırı düşerdi. Çerkesya’yı tanımaları durumunda, Müttefikler, bunun kendi sömürge imparatorluklarına yansımasından, ayrıca Almanya ve Avusturya’yı karşılarına almalarından çekiniyorlardı; bu takdirde savaşın boyutu büyüyecek ve savaş Müttefikler’in aleyhine dönebilecekti. Viyana Kongresi kararlarına göre, yeni devletler kurulmayacak, imzacı devletlerin sınırları tek yanlı olarak değiştirilemeyecekti. Osmanlı Devleti ise Kongre’ye katılmadığı ve imzacı taraf olmadığı için Kongre kararları ile bağlı değildi. Osmanlı, Müttefikler’in desteğinde bu fırsattan yararlanmak istiyordu.


Bu bağlamda Osmanlılar İmam Şamil’i Kafkasya Genel Valisi olarak ilan ettiler, eski Kheğak'e (1) beyi Zaneko Seferbey'i, ‘Sefer Paşa’ ünvanıyla Çerkesya Askeri Valisi olarak Tuapse'ye yolladılar. Şapsığlar bağımsızlığı savundukları için Sefer Paşa'yı ve Osmanlı yönetimini tanımadılar. Sefer Paşa da eski memleketi olan Anapa'ya, daha küçük bir kabile olan Natuhayların yanına gitmek zorunda kaldı.


Müttefikler, Çerkeslerden ve Şamil'den süvari birlikleri oluşturarak Rus kalelerine ve sınır hatlarına saldırmalarını ve kendilerine destekçi olmalarını istediler. Bu amaçla Muhammed Emin'i denizin karşı tarafında, Varna taraflarında top atışları ve merasimle karşıladılar. Ancak Çerkeslerin ve Şamil'in bir saldırı savaşı için donanım ve eğitimleri yoktu, gerekli top ve ağır silahlardan yoksundular. Müttefikler’in de savaşı yayma gibi bir niyetleri yoktu, biran önce savaşı bitirip gitmek istiyorlardı. Diğer Kafkaslılar Rusya’ya bağlıydılar.


Direnme içindeki Dağlılar (Adıge ve Şamil kuvvetleri) ise saldırı savaşı değil, savunma içerikli gerilla savaşı verebilirlerdi.


Sonuç olarak, umutsuzluk içine düşen Çerkesler (özellikle Şapsığlar) çekingen davrandılar ve bekle gör politikası izlediler. Bunun farkına varan Ruslar da Kafkas hatlarındaki birliklerinin önemli bir bölümünü çekerek Müttefiklerle ve Türklerle savaşmak üzere, takviye birlikler olarak cephelere yolladılar.


1856 Paris Barış Antlaşması


Müttefikler savaştan galip, Türkler ise yenik çıktılar. Türkler kararsız ve hantal davranarak her tarafta yenildiler. Balkanlar'daki Türk aleyhtarı Rus ilerleyişi Avusturya tarafından durduruldu, Balkanlar’daki Türk toprakları Avusturya birliklerince güvence altına alınmıştı. Buna karşılık Ruslar Kafkasya'da ilerlediler, Osmanlıları püskürtüp stratejik Kars Kalesi'ni ele geçirdiler.


1856 Paris Barış Antlaşması’na göre eski sınırlara, savaş öncesi Osmanlı-Rus sınırlarına dönüldü. Ruslar Kars'ı geri verdiler.




Kırım Savaşı'nın sona ermesi üzerine serbest kalan Rus birlikleri önce Şamil'in üzerine yürüdüler. Rus başkomutan General Baryatinski’nin reform uygulamaları, Dağlı halka (Çeçenlere, Karabulaklara, vs) parasız toprak dağıtması, köyler kurdurması ve köy yönetimi konusunda Dağlılara ayrıcalıklar tanıması ve diğer taktikleri sonucu Şamil’e destek zayıflamıştı. Üç yıllık bir direnişin (kovalamacanın) ardından Şamil 6 eylül 1859'da (eski takvime göre- 25 ağustos’ta) anlaşmalı olarak Dağıstan’daki Gunib Kalesi’nde General Baryatinski'ye teslim oldu.


Öte yandan, Batı’da, Kafkasya Ordusu Kurmay Başkanı General Milyutin 1857'de başkente gizli bir rapor gönderdi. Raporda, Çerkeslere boyun eğdirmek için tek çıkar yolun, Çerkeslerin bir kısmının (kıyıdakilerin) kuzeydeki Don Bölgesine sürülmeleri olduğu önerildi. Böylece Çerkeslere ilişkin sürgün politikası, Rus devlet politikaları içine alınmış oldu. Ancak bu sürgün önerisi, sonunda, 1783’te Nogaylara uygulandığı gibi bir soykırım ve ülke dışına atılma biçimlerine dönüşecekti.


Bu arada raporun içeriğini öğrenmiş olduğu muhakkak olan Osmanlılar da hemen kolları sıvadılar, batacak gemiden ‘mal kaçırma’ derdine düştüler. Örneğin, Osmanlılar, 1855'te yasaklamış oldukları Çerkes Esir Ticareti'ni 1857'de serbest bıraktılar. İstanbul ve Trabzon’da Çerkes esir pazarları kuruldu. Amaç köleliğin sona ereceği kesin olan Rusya'daki Çerkes köle sahiplerini, köleliğin ve köle ticaretinin/ satışının serbest olduğu Osmanlı’ya göçe özendirmekti. Nitekim göç içerikli Rus -Türk görüşmeleri başladı, bu iş için General Loris-Melikov İstanbul’a gönderildi ve 1860 yılında bazı beylerin (pşı) önderliğinde, Rus ve Osmanlı desteğiyle 10 bin Kabardey Türkiye’nin Uzunyayla yöresine göç etti, bunlar Osmanlı Ordusu için at yetiştirecek ve para kazanacaklardı. Rusya Müslüman nüfusu azaltmış, Osmanlı da bu nüfusu kazanmış olacaktı.


Kafileler gemilerle yakın Karadeniz limanlarına , ardından kara yoluyla Uzunyayla’ya geldiler, cins atlar da seyisler tarafından kara yoluyla, Gürcistan üzerinden Uzunyayla’ya getirildiler. -http://cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4428


Kheğak'e (1) - ХэгъакIэ - Kheğak’eler Adıge topluluklarından, kabilelerinden biri idiler ve Anapa’da oturuyorlardı, savaş ve kolera yüzünden tükendiler ve 1912 yılından sonra ayrı bir toplum (kabile) olma özelliklerini yitirdiler. Kaynak- Adıgabzem yızexef guşıaĺ / Адыгабзэм изэхэф гущыIалъ, Maykop - 1960.


(Devamı gelecek)

Bu yazı toplam 5200 defa okundu.





hapi cevdet yıldız

Sn Mert Şahin, 1857'de Çerkes sürgünü Rusya'nın gündemine düştü. Çerkeslerin bir kısmının sürülmesi olasılığı vardı. Osmanlı'da Müslüman nüfus bugünkü Karadeniz bölgesi topraklarında ve Rumeli'de (Romanya, Bulgaristan) azınlıktaydı. Osmanlı, Müslüman Çerkes nüfusunu kabul ederek, bu iki yerdeki Hıristiyan çoğunluğu dengelemek istiyordu. Çerkesya yok olmuş, Çerkes ulusu tarihe karışmış önemli değildi. Kendi çıkarı önemliydi. Politika böyle bir şey. 1860 yılında Ruslar Şapsığlarla savaş içindeydiler, diğer Adıgeler Rus yönetimi altındaydılar. Savaş bitmemişken Çerkeslerin tamamının Türkiye'ye gönderilmesi politikasının açığa vurulması sakınca oluşturulabilirdi.

Ruslar 1858 yılından itibaren sivil yönetimin de bulunduğu ve savaş durumu yaşanmayan yerlerden teşviklerle göçü başlattılar - Besleneyler gibi. Kafilelere destek sağladılar, önderlerin en azından bazılarına gizlice para verdiler. Bunun belgeleri var, bazılarını yayınladım. 1860'da 10 bin Kabartay toplu halde, Nalçik tren garından hareketle, Kuban Nehrinin kuzeyinden Karadeniz limanlarından gemilere binip Uzunyayla'ya yakın Türk limanlarına indiler, oradan Uzunyayla'ya kara yoluyla gittiler. "Yıstambulak'o" dedikleri de bu. Kabartay cins atları ise seyisler tarafından Daryal Geçidinden ve Gürcistan üzerinden Uzunyayla'ya getirildiler. Bu kişilerin iskan, iaşe ve ibatesi Osmanlı tarafından karşılandı. At yetiştirecek ve orduya satacaklardı. Rus ve Osmanlı'nın, tabii işbirlikçi Kabardeylerin de katıldığı bu tertibin/ düzenlemenin amacı, Çerkes göçünün zorlamaya değil, isteğe bağlı bir göç olduğu havasını yaymak, demokratik dünya kamuoyunu aldatmaktı.
Sayıyı 50 bin gibi gösterme propagandası da, Şapsığlarla savaşan General Yevdokimov'un iğrenç bir aldatmacasıydı.

Osmanlı'ya gelince 50 bin değil, Çerkeslerin/Adıgelerin tamamına talipti. Osmanlı hepsini istiyordu. Bedava, savaşçı ve kültürlü bir nüfus gelecekti. Türk milliyetçiler Saray'ın desteğiyle Çerkeslerin Türkiye'de üst bir yaşam düzeyine eriştiğini söylüyorlar.
Yalan! Çerkesler üst demokratik kültürleri, gelişmişlikleri ve bunun sonucu kavrama yetenekleri nedeniyle devlet kadrolarına alındılar, sayıca üstünlükleri buna bağlı idi. Bugün de Almanya ve Avrupa çıkışlı gençler her alanda, 81 milyon Türkiye doğumluya oranla sayıca daha üst konumdalar.
Örneğin, futbolcuların üçte ikisi Almanya doğumlu ve orada yetişmiş kişi. Bunu salt ırka bağlamak doğru değil, gelişmişliğe bağlı bir durum. Geçici bir şey. Saygılar.

27 Mayıs 2018 Pazar Saat 15:39
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net