Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Dağistanbullu
20 Haziran 2017 Salı Saat 09:18



Türkiye'de ki Kafkas Diyasporasının en önemli halk önderlerinden biri de Dağıstanlı-Lak (Gazikumuk) kökenli olan Musa Ramazan'dır.

Kendisi 1922 yılında Dağıstan'da ki Hülesma Köyü'nde doğdu. Babasının adı Muhammed, annesinin Müslimat, aile adı İsupkal idi.

1941 yılında 19 yaşındayken Sovyet Ordusu'na girdi ve II. Dünya Savaşı'nda Almanlar'a karşı savaştı.

1942 yılında Kırım Yarımadası'ndaki Sivastopol Cephesi'nde silah arkadaşlarının tamamıyla birlikte Alman ordusuna esir düşmüştü.

1943 tarihine kadar Naziler'in esir kamplarında yaşadı. Savaş sonunda Sovyetler Birliği'ne teslim edilmekten güçlükle kurtuldu. Yaşamı bir değil, binlerce öykü ile örülmüş kocaman bir roman gibiydi. Yazdıkları, yazmadıklarının binde biri bile değildi. Yine de bakınız > Bir Kafkas Göçmeninin Anıları, İstanbul 1997

Kader Musa Ramazan'ı Türkiye'de yaşamaya zorladı. Geldiği yeni ülkede, sadece Dağıstanlılar'ın değil özellikle Çerkesler'in yoğun örgütlendiği Kuzey Kafkas derneklerinde çalıştı. Ama nasıl çalışma?

Elinden ve dilinden gelen herşeyi Kafkasya ve Kafkasyalılar için yapmaya çalıştı. Kaldı ki çok becerikli, gayretli, inançlı ve kanaatkar'dı. Yorulmak, durmak ve yılmak nedir bilmezdi.

En yakınlarında olanlardan biri de bendim. Yanılmıyorsam 1982 yılında İstanbul-Kadıköy'de faal Şamil Vakfı'nda tanışmıştık. Dostluğumuz bir ağabey-kardeşten öte idi. Bunun sayılmayacak kadar büyük sebepleri vardı. Ve bunun en büyük müsebbibi de kendisi idi.

Onun kişiliğinde, Kafkasya'nın ve halklarının özgürlüğüne adanmışlık ve güçlü bir irade vardı.

Bu güleryüzlü, sempatik, mantıklı, dürüst ve zarif adam, karşısına çıkan en gaddar insanları bile yumuşatacak ve onun makul isteklerine karşı koyanlara engel olacaktı.

Musa Ramazan'ın diyasporada ki yeri, hem halkla ilişkiler, hem hesap uzmanı, hem örgütçü, hem toplumsal yapının harcı olmak gibi büyük ve anlamlı görevlerin karşılığıydı.

Ağustos 2004'te bu güzel adamı yitirdiğimizde anladık ki yeri doldurulamayacak kadar büyüktü.

Bugünler de yine özelde Çerkesler'in, fakat genelde tüm Kafkasyalılar'ın özgürlük mücadelesinde örgütlenemeyişlerinin, asgari müştereklerde bir araya gelemeyişlerinin tartışmasını yapar ve kaygı duyarken, Musa Ramazan'ı anımsadım.

Rusya'nın kendine ait gördüğü topraklarımızda; halklarımızı ve halkların kendi içindeki dinamikleri birbirine yabancılaştırarak, düşmanlaştırdığı zamanlarda, tüm farklı unsurları toparlayarak bir şeyler yapmaya gayret etmişti.

Anlıyor ve üzülüyorum ki Musa Ramazan'ın az da olsa başarabildiğini, bugün bizler başaramıyoruz. Üstelik o zamanlardan çok daha kalabalık, çok daha donanımlıyız.

Şimdi Musa Ramazan’ı anımsayınca bir de Sakıp Sabancı’yı anımsayalım derim, zira bütün bu dahilerin sanırım bir  ortak noktaları daha var. Kendisine “Sizi en çok zorlayan şey nedir?” diyen bir dosta, ağanın verdiği yanıt ilginç; “Düğüm çözmek!” İşte bugün yüzbinlerce insanın çözemeyip, bu iki insanın çözebildiği, ortak nokta.

Umarım yeni gelen kuşaklar, bizim beceremediğimiz, içinden çıkamadığımız bu düğümleri kolayca çözer ve halklarımızı, güvenlikli zemine taşır. Çünkü bugün bulunduğumuz zemin; kesinlikle kaygan, güvenliksiz ve insanlıkdışı bir zemindir.

Bunu anlamak için geçmişe bakmamız ve sadece atalarımızın değil, kendi küçük ömrümüzde yaşayarak tanık olduklarımıza bir kez daha göz atmamız yetecek.

Yıllar önce yazdığım bir şiiri size sunmak istiyorum. O güzel insanın anısına ve geleceği emanet alan, çözümleyici çocuklarımızın dikkatine.

Dağistanbullu

-Musa Ramazan'a-

Dansınla
Yazdıklarınla
Öğretmenliğinle  
Kaplamıştın Dağistanbul'u

A Dağistanbullu
Bunca yıldır yaşadın
Yitirmedin dilini
Aksanını
Kimliğini

Öyle ki gerçek adın Musa
Dağistanbul'la anılır olmuştu

Dağistanbullu
Sen ölünce
Sanki sanki
Kafistanbul'da öldü
İçimizde bir yerlerde

Keşke keşke ölmeseydin
Dağistanbullu
Sen Kafistanbul'un
Sağduyusuydun
Denge unsuru
Mantık yoluydun

Şimdi sen yoksun
Ve ıssız Kafistanbul

Zira sen Dağistanbul
Kafistanbul'un omurgası
Barış yolu
Çözüm noktasıydın...

Bu yazı toplam 2295 defa okundu.





Shavuj Melek

Yıllar öncesinde ondan en çok hatırladığım folklor grubunda gençlere büyük bir şefkatle yaklaşımiydi. Herkese bir baba gibi davranır, hevesle zevkle bildiklerini öğretirdi. Allah gani gani rahmet eylesin.

20 Haziran 2017 Salı Saat 22:13
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net