Karakter boyutu :
Tarihe ve Aşka Dair Düşler (VIII)

28 Ağustos 2013 Çarşamba Saat 22:28

Şiir bahçelerinde bir gezinti
Ve felsefe bahçesinden sonra, düşlerle dolu şiir bahçesine geçmeyi ve seni orada da eski dünya şairlerinden sormayı arzu ederdim.
Orada bir savaşta kalkanını bırakıp kaçan eski Romalı şair Horatius’u görmeyi ve ona mağlup olma duygusunu sormayı arzu ederdim.
Sonra lirik şiirin doruğu olarak nitelenen açık yürekli kadın şair Sappho’ya rastlamayı isterdim. Ve onun sanki benim için yazdığı dizelerini mırıldanmayı dilerdim: “Bir o yana bir bu yana Dönüp duruyorum, Ne yapacağımı bilmeden.”
Oradan sonra düşüncelerle dolu ilerlerken, yine bir köşede karşılaştığım Theokritos’tan pastoral şiirler dinlemeyi arzu ederdim.
Daha sonra bahçenin gizli bir köşesinde “hüzün beyitlerinin hocası” olarak bilinen Ovidius’tan sana olan aşkımı anlatan en hüzünlü siirini benim için yazmasını dilerdim. Ve onun “Metamorfozlar” adlı yapıtını kutsal bir emanetmiş gibi, seni buluncaya dek yanımda taşımayı isterdim: kutsal, okunmuş bir tuz ya da ekmek gibi.
“Bir sel gibi dolar dünya hayatıma”
Sonra biraz ileride bir kılıcın üzerine atlayarak hayatına son vermiş Romalı Lucretius ile karşılasmayı arzu ederdim. “Hiçten hiçbir şey çıkmaz.” diyen şaire, oysa ben hiçten bir aşk çıkarttım demeyi isterdim.
Sonra bir köşede Hintli şair Rabindranath Tagore’u gormeyi dilerdim. Onun “Bir sel gibi dolar dünya hayatıma.” dizesini hatırlar ve senin hayatıma bir sel gibi dolmanı umut ederdim.
Sonra o bahçenin derinliklerinde ölümsüz şair Li Po’ya rastlardım. Hayatını gezerek yaşayan ondan aşkın kimyasını öğrenmeyi, sonra yine tıpkı onun gibi nehirde tekneden eğilip sudaki ayın yansımasını öpmeye çalışırken nehre düşüp ölmeyi isterdim.
Çerkesya’da, gezginler tanrısının peşinde
Sonra gezginler tanrısını izleyerek, bütün Çerkesya’yı karış karış, senden bir iz bulmak umuduyla gezmeyi isterdim. İzleyen günlerde Kuban kıyılarına kadar uzanır, Nart Babinokue’nin sürülerini otlattığı yamaçlarda senden bir iz bulmayı dilerdim. Onun o büyüleyici flütü Khamılepşine’yi dinleyip, kendimden geçmeyi ve seni hayal etmeyi arzu ederdim.
Geleceği bilebilen ve yardımseverliği yüzünden kayalara çivilenen Nart Nesren Jake gibi kayalara çivilenmeyi ve sonsuza kadar asla gelmeyeceğini bilsem de, senin gelip beni kurtarmanı beklemeyi arzu ederdim. Ve Çerkesya’da binlerce yıl önce yaşayan yeşil tüylü, bir gözü ile yerde olup biteni, diğer gözü ile geleceği gören Semghur olup, kanatlarım heyecandan titreyerek sana doğru uçmayı isterdim.
Ahın denizinin (Karadeniz) derinliklerinde seni, sular ülkesindeki Sular Tanrıçası’ndan sormayı isterdim. Ve senin uğruna, ejderha kılığında dolaşan ve suların başını tutan Blağue ile savaşmayı dilerdim.
Ve felsefe bahçesinden sonra, düşlerle dolu şiir bahçesine geçmeyi ve seni orada da eski dünya şairlerinden sormayı arzu ederdim.
Orada bir savaşta kalkanını bırakıp kaçan eski Romalı şair Horatius’u görmeyi ve ona mağlup olma duygusunu sormayı arzu ederdim.
Sonra lirik şiirin doruğu olarak nitelenen açık yürekli kadın şair Sappho’ya rastlamayı isterdim. Ve onun sanki benim için yazdığı dizelerini mırıldanmayı dilerdim: “Bir o yana bir bu yana Dönüp duruyorum, Ne yapacağımı bilmeden.”
Oradan sonra düşüncelerle dolu ilerlerken, yine bir köşede karşılaştığım Theokritos’tan pastoral şiirler dinlemeyi arzu ederdim.
Daha sonra bahçenin gizli bir köşesinde “hüzün beyitlerinin hocası” olarak bilinen Ovidius’tan sana olan aşkımı anlatan en hüzünlü siirini benim için yazmasını dilerdim. Ve onun “Metamorfozlar” adlı yapıtını kutsal bir emanetmiş gibi, seni buluncaya dek yanımda taşımayı isterdim: kutsal, okunmuş bir tuz ya da ekmek gibi.
“Bir sel gibi dolar dünya hayatıma”
Sonra biraz ileride bir kılıcın üzerine atlayarak hayatına son vermiş Romalı Lucretius ile karşılasmayı arzu ederdim. “Hiçten hiçbir şey çıkmaz.” diyen şaire, oysa ben hiçten bir aşk çıkarttım demeyi isterdim.
Sonra bir köşede Hintli şair Rabindranath Tagore’u gormeyi dilerdim. Onun “Bir sel gibi dolar dünya hayatıma.” dizesini hatırlar ve senin hayatıma bir sel gibi dolmanı umut ederdim.
Sonra o bahçenin derinliklerinde ölümsüz şair Li Po’ya rastlardım. Hayatını gezerek yaşayan ondan aşkın kimyasını öğrenmeyi, sonra yine tıpkı onun gibi nehirde tekneden eğilip sudaki ayın yansımasını öpmeye çalışırken nehre düşüp ölmeyi isterdim.
Çerkesya’da, gezginler tanrısının peşinde
Sonra gezginler tanrısını izleyerek, bütün Çerkesya’yı karış karış, senden bir iz bulmak umuduyla gezmeyi isterdim. İzleyen günlerde Kuban kıyılarına kadar uzanır, Nart Babinokue’nin sürülerini otlattığı yamaçlarda senden bir iz bulmayı dilerdim. Onun o büyüleyici flütü Khamılepşine’yi dinleyip, kendimden geçmeyi ve seni hayal etmeyi arzu ederdim.
Geleceği bilebilen ve yardımseverliği yüzünden kayalara çivilenen Nart Nesren Jake gibi kayalara çivilenmeyi ve sonsuza kadar asla gelmeyeceğini bilsem de, senin gelip beni kurtarmanı beklemeyi arzu ederdim. Ve Çerkesya’da binlerce yıl önce yaşayan yeşil tüylü, bir gözü ile yerde olup biteni, diğer gözü ile geleceği gören Semghur olup, kanatlarım heyecandan titreyerek sana doğru uçmayı isterdim.
Ahın denizinin (Karadeniz) derinliklerinde seni, sular ülkesindeki Sular Tanrıçası’ndan sormayı isterdim. Ve senin uğruna, ejderha kılığında dolaşan ve suların başını tutan Blağue ile savaşmayı dilerdim.
Bu yazı toplam 4410 defa okundu.
A. Yağan
Kesinlikle mükemmel! Yüreğinizden aklınızdan güzellik eksik olmasın.
03 Eylül 2013 Salı Saat 02:49
ozgur-bursa
Erol abinin siirsel yeteneğini çalıp şu bana yüz vermeyen
kaşenime mektuplar yazsam acaba şansım olur muydu?
cyrano de bergerac'ın yeteneksiz arkadaşı Christian'a nazlı Roxanne'ın kalbini kazanmada yardımcı olmaya çalıştığı gibi umudum sensin erol abi.
Kube Nurhan Fidan
Hatko Erol Anar bir yandan T24 portalda dünyaya başka türlü bakan bir edebiyatçının gözlemlerini yazıyor periyodik olarak. Bir yandan da büyülü sözcüklerle Çerkesyanın şiirini örüyor, hem de yürekleri ayaklandıran anaforlar yaratarak. Ah keşke tüm okumuş yazmış entelektüellerimiz Erol Anar gibi ait olmanın kodlarını yeniden ele geçirip, damıtılmış mahir sözcüklerle Çerkes halkının ve Çerkesyanın imdadına yetişseydi.
31 Ağustos 2013 Cumartesi Saat 14:07