Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açumıj Hilmi
Çerkesya Yurtseverleri Etnik-mikro Milliyetçi Aşırı Akımlara Karşıdır
04 Ağustos 2011 Perşembe Saat 00:14

Etnik-mikro milliyetçi aşırı akımlar, genellikle baskı altında tutulmuş azınlıklar arasında ortaya çıkarlar.

Bu akımlar içerisinde Çerkesya yurtseverlerinin özellikle Türkiye'de, diasporada karşılaştığı yaklaşım Kaffed-birkaf-forum vb. platformlar tarafından ortaya konulan etnik-mikro milliyetçi aşırı akımdır.

Kaffed-birkaf-forum vb. tarafından oluşturulan bu akımın en belirgin özelliği, kendilerine Türkiye Cumhuriyeti yönetimince uygulanan baskı unsurlarını içselleştirmeleridir.

Gerçek ve doğru düşünce tarzı olarak kendilerine baskı uygulayan rejimin  uygulamalarını ele alırlar. Kendilerine uygulanan baskı ve sindirme yöntemlerini ezebildikleri, ezebileceklerini düşündükleri diğer halklara uygularlar. Bu yönü ile bu hareket mikro milliyetçilikten de öte faşist bir harekettir.

Örneğin;

Hatırlatacak olursak; Türkiye Cumhuriyeti Türkler dışındaki azınlıkları anayasası ile ‘Türk’ ilan etmişti. Günümüzde bu uygulamayı aynısı ile Çerkes mikromilliyetçiliği- (faşistliği dahi demek mümkün olan) görüş dile getiriyor.

Kendilerine daha önce uygulanan baskıyı, güçlerinin yeteceğini düşündükleri, etki alanlarına alabileceklerini düşündükleri halklara karşı uygulamaktalar. Mesela Ankara Derneği tarafından derneğin adı “ÇERKES Derneği” olarak değiştirilmiştir. Derneğin adında yer alan “ÇERKES” kelimesi Anavatanı Kafkasya olan Adığe, Ubıh, Abaza, Oset, Çeçen, Dağıstan kökenli insanlar ile kendisini Çerkes olarak tanımlayan tüm Kafkasya kökenlileri kapsar.’’ şeklinde alınan karar, bunun en güzel örneğidir.

Sayısı milyonları aşan ilgili halklar ve bunların kurdukları devletlerden herhangi bir şekilde temsil yetkisi almadan kendi kendilerine, (kapalı) bir grup olarak vardıkları bu sonuç etnik-mikro milliyetçilikte ulaştıkları noktanın göstergesidir.

Aldıkları bu karar, kendilerini daha önce baskı altında tutan TC yönetiminin aldığı uyguladığı kararlarla ne kadar örtüşmektedir.

Bu kararla ‘Çerkes oldukları’ söylenen halklara ve bu ulusların kurdukları devletlere bu kararlarını iletmiyorlar.

***

Çerkesya yurtseverleri kesinlikle etnik-mikro milliyetçi aşırı uçlara karşıdır.

Bu aşırı uçların ulusal kimliğimize yaptıkları bu saldırı sadece bizim milletimize değil millettimizle binlerce yıla dayanan akrabalık ve komşuluk ilişkileri içerisinde bulunduğumuz halklara karşı da yapılmış büyük bir hakarettir.

Böylesi etnik-mikro milliyetçi aşırı uçların, Çerkes (Adıge) milleti ile komşu ve akraba diğer Kuzey Kafkasyalı milletlerle arasının açılmasına sebep olacak yıkıcı- negatif gelişmelere yol açıcı çalışmalarına, Çerkesya yurtseverleri kesinlikle karşı çıkarlar.

Hiç bir milleti, ‘Çerkes yapma hakkına’ hiç bir kimse sahip değildir. Başka milletlerin öz kimliklerini, kendi öz iradelerini yok sayan bu anlayış tarihin karanlık sayfalarında yer bulacaktır.

***      

Çerkesya yurtseverleri Çerkes olmayan hiç bir milkleti çerkesleştirmek amacını gütmez. Böylesi amaçlar güden her türlü aşırılıkçı yıkıcı uçların bu konuda yapacakları her türlü girişimin karşısındadırlar.

Yaşasın Çerkes Kalma mücadelemiz.


Bu yazı toplam 5103 defa okundu.





saim

Saflığıma verin ama hala kabulenemiyorum daha doğrusu aklım almıyor.Kendi adıma Yurtsever oluşumun kendini ifade edip gerekirse kendini savunmasını ve önüne bakması gerektiğine inandım.Oysa sürekli savunma hatta özeleştiri verme psikolojisindeyiz.
Birileri bu oluşum için eleştiri getirebilir ama hesap soramaz ve özeleştiri isteyemez. Bunu isteyen ve bunu baskı aracı olarak kullanan insanların öncelikle özeleştiri vermesi gerekir bence.
En azından yıllardır savunulan teorileri,dayanakları ve tüm verileri bu kadar doğruysa,biz neden hala asimilasyonun bu noktalarını yaşıyoruz?Bunun özeleştirisini verebilmeli herkes.
Sonra gelip dayatma,kabullendirmeye çalışma yada özeleştiri isteme hissi uyandıran adeta saldırı boyutunda eleştiriler yapabilmeliler.Kendi içindeki farklı fikir yada oluşumlara adeta deli cesaretiyle saldıranlar bunu bizim dışımızda bizi eriten yok eden her türlü nedene karşı göstermiyorlarsa ellerini vicdanlarına koyup bu cesareti kimden aldıklarının açıklamasını yapsınlar.
Dedim ya saflığıma verin çünkü bu tür yazılar bana baştan beri hep savunma yada özeleştiri verme duygusuyla yazılmış hissi veriyor. Affola

Bu arada sevgili Hilmi sxoş sana tek muhalefetim; bahsettiğin yapılar faşist yada mikromilliyetçi değiller bence. derinlik,statik gibi şeyler okudum az önce. Statiği çıkışı olan fiziğe indirgersek bu olaylar bir etki tepkidir ve etki tepkilerde entolpi ve entropi gereği bir kısım enerji kaybolur,kaybolmalıdırda. İşte bu etkinin ilk gerçekleşme noktasında yapılan kuvvet kısmen absorbe olur.Tepki ivmesi artarak gelen bir etkiyi,ivmesi azalmaya başlayarak taşımak üzere alır.çünkü çarpışma anındaki oluşan enerji gelen enerjiyi kısmen yutabilir.İşte bu tampon anlarda fiziksel kimyasal yada biyolojik yeni ani ve kısa yapılar gelişir.bu olay sosyolojikse oluşumlar gerekir.
Bence faşist dediğin yapılar, asimilasyondan gelen sert etkiyi kabullenebilir düzeye indirgemek için oluşan entropik yapılardır, bunlar toplumun ağırlık merkezini değiştirerek direnç noktalarını çoğaltıp tepki enerjisini düşürürler. Ben böyle bakıyorum
Fizikçi değilim,teorisyen değilim, sayfanın kendi halinde müdavimiyim ama siyasal kriterler, sosyolojik literatür,fizik kimya karışımı bir deneysel mantıkla yazılmış bizimle ilgili eleştiri yada yorumlara da burdan katkı sağlıyım. Hep diyorum ya hepsi bence. Böyle düşünenlerde var yani.

Selamlar

09 Ağustos 2011 Salı Saat 03:40
hapi cevdet yıldız

6'ncı paragrafta bir hata oluşmuş,paragraf şöyle olacaktı:
'Abhazlar sayıca azlar,Abhazya ve Rusya’daki sayıları yaklaşık 100 bin.Diasporadaki sayıları da çok değil,alt yapı oluşturulmadığı ve DÖNENLERE YETERİNCE KORUMA SAĞLANMADIĞI BİLDİRİLİYOR.DÖNÜŞ PROGRAMINA,MADDİ ANLAMDA ciddi destek verilmiyor.Suç oranı,özellikle Abhazya’ya dönen Abhazlara karşı suç işleme (saldırı,soygun,hırsızlık ve haraca bağlama) oranı yüksek.Çünkü,Ermeni ve Rus yerleşimcide para yok.Bu nedenle dönüşçü Abhazlar hedef olabiliyor.Bu gibi nedenlerle Abhazya’ya talep,beklenenin çok altında.2002’de Abhazların da 11 bini,işsizlik ve başka nedenlerle kapağı Rusya’ya atmış durumdaydı'.

Düzeltir,özür dilerim.

08 Ağustos 2011 Pazartesi Saat 15:47
hapi cevdet yıldız

Değerli arkadaşlar,
Neyi tartışıyoruz,anlayabilmiş değilim.Açumıj Hilmi ne diyor? ‘Herhangi bir abaza, çeçen, dağıstanlı kendini Çerkes olarak tanımlayabilir, hisssedebilir ve elbetteki bu şahıs hiç bir şüpheye yol açmayacak derecede çerkestir’, ‘Çerkesim diyen kendini Çerkes hisseden herkes çerkesdir, çerkes olabilir. Ama onları örnek göstererek bir bütün olarak bu milletleri çerkes saymaya kimsenin hakkı yoktur.’diyor.Peki,ben ‘o topluluklar,yani Abaza,Çeçen ve Dağıstanlı da Çerkesdir,Çerkes sayılmalıdır’ mı diyorum?Hayır.Böyle bir telaffuzum var mı?Yok. Ben sadece,derneklerde ve diasporada,’Ben Çerkes’im’ diyen Abaza,Karaçay ve Oset gibi kişiler ve kitleler var.Bunlar,üçüncü şahıslara,yani Türklere ya da Araplara kendilerini Çerkes olarak tanıtabiliyorlar,diyorum.Dikkat edin,’tanıtıyorlar’ demiyorum,’tanıtabiliyorlar’ diyorum.Türkler ve Araplar da onları ‘Çerkes’ olarak algılayabiliyorlar.
Elbette kendini Çerkes olarak tanıtmayan bireyler de vardır.Adıgelerden de kendisini Türk gören çok sayıda kişi de vardır.
Bütün bunlar gerçektir.Bireyler ve tavırları ile ulus gerçeklerini karıştırmamak gerekir.
Belirttim,Abhaz,Abaza,Oset ve diğer topluluklar,ulus anlamında Adıge ya da Çerkes sayılmazlar,kardeş,ama farklı ulusturlar,yani Adıge değildirler.Onları Adıge ya da Çerkes yapmak isteyen Adıgeler bulunacağını da sanmıyorum.Ankara derneğinin Adıge olmayanları,Adıgeler adına asimile etme gibi bir programı (gizil amacı) var mıdır? Bilmiyorum,sanmıyorum da. Ortalıkta öyle bir güç varmı?
Bu toplulukların hepsi batan geminin yolcuları.Adamı güldürmeyin,olabilir mi öyle şey? Bu,işin bir yanı.
Bu yan da, resmi olmayan,bireysel tercihle sınırlı kalan yanı. Derneklerimizde Adıge olmayan üyeler de bulunuyor.Örneğin,Balıkesir ilinde hiçbir Abaza ya da Abhaz yerleşimi yok,yerleşimlerin büyük çoğunluğu Adıge ve birkaç da Dağıstanlı (Kumuk ve daha az Lezgi) köyü var.Ancak,başka illerden gelip kentlere yerleşmiş olan aileler de var.Bunlardan derneklere gelenler,Adıgece kurslara katılanlar var.Bu bağlamda Bandırma Kuzey Kafkas Derneği başkanı,kardeşleriyle birlikte Sivas’tan göç edip Bandırma’ya yerleşmiş bir Abaza.Bu kişinin eşi Adıge,ablasının eşi de Adıge.Bu sayın Başkan,sizin görüşlerinizin tam aksine,bir yazılı yorumunda, Çerkesliği Adıgelikle sınırlı tuttuğumu söyleyerek beni eleştirmiş,daha doğrusu kınamıştı.
Şimdi,kendisini yeri geldiğinde,hem Abaza ve hem de Çerkes olarak gören,Adıgece kurslara çocuklarını gönderen bu gibi kişileri dışlayabilir miyiz?Bazıları diyorlar ki (isimleri bende saklı),Adıge olmayanlar derneklere alınmamalı,bunlar birliğimizi bozarlar.Bu da bir görüştür,ama paylaşmıyorum.
Ben bu tür görüşleri zararlı bulurum.Kuşkusuz bazı Abhazların ve Kabardeylerin,geçmişte,belki şimdi de, kuşku uyandırıcı davranışları olmuş olabilir.Sözgelişi,Abhazya,Abaza ve Vıbıhlara yerleşme izni tanırken,Adıgeleri ve diğer kimlikleri dışlıyor.Rusları da dışlıyorlar mı,bilmiyorum.
Abhazlar sayıca azlar,Abhazya ve Rusya’daki sayıları yaklaşık 100 bin.Diasporadaki sayıları da çok değil,alt yapı oluşturulmadığı ve ciddi destek verilmiyor.Suç oranı,özellikle Abhazya’ya dönen Abhazlara karşı suç işleme (saldırı,soygun,hırsızlık ve haraca bağlama) oranı yüksek.Çünkü,Ermeni ve Rus yerleşimcide para yok.Bu nedenle dönüşçü Abhazlar hedef olabiliyor.Bu gibi nedenlerle Abhazya’ya talep,beklenenin çok altında.2002’de Abhazların da 11 bini,işsizlik ve başka nedenlerle kapağı Rusya’ya atmış durumdaydı.
Bu gibi nedenlerle,özellikle yeterli nüfus bulamama sonucu, kaygılı ve öfkeli olan,çabuk tepki veren Abhazlar görülebiliyor.Abhaz’ın işi,sanırım Adıge’ninkinden de zor.
Bazı Kabardeyler de,gündem saptırma ve muhalefeti pasifleştirme amacıyla olmalı, ‘iki Adıge yazı dilini birleştirmek -Kabardeyce’de birleştirmek-’ gibi fantastik (olmayacak) görüşler ortaya sürmüş,bilmeyenleri oltaya getirmişlerdi.Sorunun çözümü,gerek tarafımdan ve gerekse başkalarınca dile getirildi:Bunun yolu,bu iki Adıge resmi yazı dilini, okullarda karşılıklı okutmak ve kendiliğinden birleşmeye giden yolu açmak olabilirdi.Böylece yakınlaşma ve kaynaşma olabilecekti.Bu görüşü,dilbilimleri uzmanı rahmetli Prof.Dr.K’eraş Zeynab’dan esinlenerek dile getirmiştim.Kimseden çıt çıkmadı.Bereket ,daha sonra ‘Adıge Bilimi Kurulu’ kararı ile ve Prof. Ğış Nuh (*) tarafından da ,’iki Adıge yazı dilinin birleştirilemeyeceği,dünyada böyle bir birleşme örneği olmadığı,ancak dillerden birinin diğerini yutabileceği’ açıklandı.
Tabii oyalama ve pasifleştirme planı suya düşmüştü.Bu oyunun tezgahlayıcıları da DÇB ile KAFFED idi.
Sonuç olarak,ben,bilimsel ve politik anlamda Çerkes’in karşılığının Adıge olduğunu hep savundum.Ulus anlamında,hiçbir zaman ‘Abhazlar,Osetler ya da Dağıstanlılar Çerkes’tir’,demedim.Ben toplumda,o da diasporada varolan algılamalara ve bireysel eğilimlere değiniyorum.Bundan,sözgelişi Osetlerin ‘bir Çerkes ulusu’ oldukları anlamı çıkmaz,Osetler ayrı bir ulustur,bunu hep belirttim,ama doğru yanlış kendisini Çerkes gören ve öyle tanıtan Osetler de vardır (Hiç unutmam,elimde Unesco yayını bir dergide Osetlere ayırılmış bir yazı ve resimler vardı.İstanbul’da bir Oset gence yazıyı gösterdim.Yazıda,Osetler için,özetle ‘Kafkasya’da yaşayan İran asıllı bir halk’ deniyordu.Oset genci vurgun yemişe döndü,’Olamaz böyle şey,biz Çerkes’iz!’ dedi).Ben bu gibi noktalara değindim ve bunların dikkate alınmaları gereğini belirtmek istedim.Niye öyle,o insanlar kültür yönünden bize çok yakınlar da ondan.
Derneklerimize gelen ve kendilerini Çerkes olarak gören insanlar üzerinde etnik ayırım uygulamamak gerektiğini söylüyorum.
Sayın Abıde Zeki,Rusya’da ve Türkiye’de elbette ırkçı çevreler var, bugünkü çöküşte ana pay onların.Ancak,darbeyi sadece Rus ve Türk ırkçılarından,resmi çevrelerden değil,yerli işbirlikçilerden de yiyoruz.İşbirlikçinin elbette sırtı sıvazlanır,palazlandırılır,sadık kaldıkça ele verilmez.Verilirse işbirlikçilik ‘mesleği’ çöker.Şu an isimler aklımda değil,ancak bu belgeleri ‘Kafdağı’ ya da ‘Kuzey Kafkasya’ dergilerinden birinde yayınlamış olmalıyım.Yıl,1860’lar.Biri amir bir Rus generali,sürgün işlemlerini fiilen yürüten astı bir generale yazıyor:Hacı…’e sor,kalmak isterse,yıllık 200 gümüş ruble maaş bağla,Türkiye’ye göç etmek isterse,bir defalığına olmak üzere 500 altın ruble ver,sonucu bildir’.
1864 sonrasında,birkaç yılda yükselen Çerkes konaklarının paraları nereden gelmiş olabilir?Bunlar kölelerini de toplayıp kendi kiraladıkları gemilerle Türkiye’ye geldiler ve birkaç yıl içinde lüks konaklar inşa ettiler.Kölelerini paraya çevirenler de çoktu.
Örneğin,1855’te yasaklanan Çerkes köle ticareti,18572de serbes bırakılmış,1860’da Trabzon ve Samsun’da Çerkes esir pazarları açılmasına izin verilmişti.Bu da tarihimizin bir kesiti.
Elbette işbirlikçi,kullananlar açısından çok önemlidir.Ancak birilerini suçlamadan önce çok dikkatli hareket edilmeli,kişilerle uğraşma yolu (mesleği) seçilmemelidir.
Sergey Markedonov’unki dönüşçüler üzerine sözleri bir saptama.Dediği gibi Kosova’dan getirilen Adıgelerin bir bölümü,Kosova bağımsızlığı üzerine Kosova’ya geri döndü.Dedikleri doğru.
Dönüş için,Adıgey’deki durumun çekici,alt yapının (konut,işverme,sosyal güvenlik,çifte vatandaşlık ve daha birçok şeyin) olması gerekir .
Saygılarımla.
Sayın Blenawo Erkan,
Yorumumdan alıntı yapıyor,''Rusya’da ve siyasal çevrelerde Adıgelere Çerkes deniyor,ama Adıgeler de 4 kimliğe bölünmüş durumdalar:Kabardey,Çerkes,Adıge ve Şapsığ. '' bu nasıl bir tanımlama?’ diyorsunuz.

Bir de,’sizin temel hatanız bence Adıge ve Çerkes'i ayrı ayrı konumlamanız. Çerkes= Adıge tanımını kullanın bence içine düştüğünüz çelişkiler kendiliğinden kaybolacak’ diye eklemede (suçlamada) bulunuyorsunuz.
Çelişki yok,sadece karışıklığı önleme amacı var:
Rusya’da ve siyasal çevrelerde Adıgelere Çerkes dendiği ve Rusya Federasyonu sistemi içinde tanınmış,bize göre hepsi Adıge (Çerkes) ,resmi makamlara göre 4 ayrı etnisite bulunduğu yanlış mı?..
‘Mısır’daki Sağır Sultan Duydu’ hesabı konuyu defalarca ele aldım, anlaşılan yetmedi,yine yazayım.Rusya Federasyonu’nda Adıge Cumhuriyeti’nde yaşayan Çerkeslere ‘Adıge’,Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ndeki Adıgelere ‘Çerkes,Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’ndekilere ‘Kabardey’,Krasnodar Kray’da Soçi ve Tuapse rayonunda yaşayan Adıgelere de ‘Şapsığ’ denir.Hepsine Adıge (Çerkes) denmez.
Resmi işlemler bu 4 etnisite üzerinden yürütülüyor.Bunun üçü (Adıge,Çerkes,Kabardey) ulus,biri (Şapsığ) ‘kendi toprağında yaşayan ve koruma altında olan küçük ulusal topluluk’ (azınlık) işlemi görüyor.
Bunlar hâlen yürürlükte olan gerçeklerdir.Hâ,ben ‘RF’nin o tutumunu tanımıyorum’ diyorsanız,onu siz bilirsiniz,resmi makamlar bilmez.
Ben karışıklığa mahal vermemek için daha çok Adıge sözcüğünü kullanıyorum.Kafkasya’daki Adıgeler de bu sözcüğü kullanıyorlar.Niye böyle yapıyorum?Çerkes sözcüğünü,diasporada,Adıgeler dışında bir kimlik ve kendini tanıtma anlamında kullananlar da var.Yani,etnik anlamda karşılığı tam oturmuş olan bir sözcük değil.Önceki yorumumda belirttim,Mısır Memlukları döneminde Gürcü ve Lazlara da Çerkes deniyordu,vb.Durumu bilmeyenlerin ya da yabancıların Adıgeleri diğerleri ile karıştırmamaları için,kesinlik ifade eden Adıge sözcüğü dururken,o sözcüğü kullanmayı yeğliyorum.
Adıgeler kendilerine Abhaz,Karaçay,Dağıstanlı demiyorlar,aynı biçimde onlar da kendilerine Adıge demiyorlar,ama Çerkes diyebiliyorlar.Yani Çerkes terimini az kullanmakta oluşum,bu sözcüğe karşı olduğum için değil,muğlak olabildiği içindir,yani daha kesinlik ifade eden Adıge terimini kullanmayı daha yerinde bulduğum ve karışıklıklara mahal vermek istemediğim içindir.
Örneğin,Abhaz yazarı Hayri Ersoy’un birkaç kitabı ‘Çerkes’ adını taşıyor,ama Abhazların kat kat üstünde sayısı olan Adıgelere daha az,Çerkes saydığı Abhazlara ise çok daha fazla,Adıgelerin kat kat üstünde yer verebiliyor.
Bu gibi nedenlerle Çerkes sözcüğüne karşı değilim,ama ulusal ad olan ve kesinlik ifade eden Adıge adını kullanmayı daha yerinde buluyorum.
Saygılarımla.

(*)-Ğış Nuh, ‘Adıgece’nin Temel Sorunları-2’,internet.-hcy
(**)-Çerkes Tarihi,1992;Dili,Edebiyatı ve Tarihi ile Çerkesler,1994.-hcy

06 Ağustos 2011 Cumartesi Saat 20:08
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net