

Her yıl bu ülkede yaşayan binlerce Çerkes, 1 Mayıs’ta alanlara çıkıyor, bu yıl da çıkmalı... Her yıl binlerce Çerkes, partilerin, sendikaların, derneklerin, grupların pankartları altında 1 Mayıs’a katılıyor. Ancak, bu yıl Çerkes emekçilerin bir düşü, gerçek olmalı, iş ve ekmek kavgası, ulusal hak ve özgürlükler mücadelesi ile birleşmeli. Türkiyeli Çerkes emekçilerin, tulumlarını giyip, başlarına kalpaklarını takmalarının vakti geldi.
Çünkü, 1 Mayıs; sendikasız sigortasız çalışmaya mahkum edilen işçinin, emeği sömürülen, sendikal hakları yok sayılan memurun, kendi toprağında ırgat durumuna düşürülen köylünün, eşit işe eşit ücret isteyen kadının mücadele günü olduğu gibi, Çerkes’in, Kürt’ün, Laz’ın, Arap’ın ulusal hak ve özgürlükleri için mücadele günüdür.
Çünkü, 1 Mayıs, İşçinin, Emekçinin ve Ezilen Halkların Mücadele Günü’dür.
Bu ülkenin ezilen, hor görülen, aşağılanan halklarından biri olan Çerkeslerin 1 Mayıs’ta ulusal onurları için yürümeleri gerekiyor.
Başka partilerin, sendikaların, derneklerin kortejlerinde birkaç kişinin eksilmesi onlara, bir şey kaybettirmeyecek. Ancak, 1 Mayıs’ta Çerkes bayrağı altında toplanacak her Çerkes, bir ulus olarak yeniden tarih sahnesine çıktığını tüm dünyaya duyuracak, kendi ulusu adına güçlü, önemli bir adım atmış olacak.
Hak ve özgürlükler için mücadele eden herkesin yolu mutlaka 1 Mayıslarda kesişir.
Türkiye’nin iyi, onurlu yurttaşları sadece işinde gücünde olan, vergisini veren, askerlik görevini yapan insanlar değildir. Onurlu yurttaşlar, hakları ve özgürlükleri için de örgütlenir, mücadele eder, haksızlıklara karşı durur. “Aman başımıza iş almayalım, söyleneni yapalım, belaya bulaşmayalım” diye evinin yolunu tutanlar gerçek vatandaş olamaz.
Son günlerde onurlu gerçek bir yurttaş olarak hakları için meydanlara çıkan Çerkesler, özgürlükleri için mücadele ediyor. Ama yetmez. Gerçek bir yurttaşın ev ödevi sadece kendi haklarına sahip çıkmakla da sınırlı değil. O aynı zamanda ezilenlerin, yoksulların da davasına sahip çıkmayı da bilmeli.
1 Mayıs’ta alanlara çıkan Türkiyeliler, Çerkeslerin ulusal davasına sahip çıkabilecek, ona destek verebilecek, Çerkeslerle kolkola girmekten tereddüt etmeyecektir. Bu yüzden Çerkeslerin kendi bayraklarını açıp,1 Mayıs’ta alanlara çıkmalı “ulusal kimliğimizi, haklarımızı tanıyın” diye ilk önce işçilere, emekçilere, yoksularla kısacası ezilenlere seslerini duyurmalı, onların desteğini almalı…
Öte yandan “1 Mayıs Komünist bayramıdır… Ne işimiz var orada” diyenlere aldanmamak lazım. Bu ülkede tüm hak ve özgürlük mücadeleleri komünist, terörist, anarşist, bölücü diye yaftalandı. 8 saatlik iş günü mücadelesi verenler de, sendika sigorta isteyenler de komünist, ulusal özgürlük isteyen Kürtler ise bölücü diye yaftalandı. Oysa artık görüyoruz ki, tüm bunlar kirli bir propagandadan başka bir şey değildi.
Yasaklar, baskılar kısmen kalkıp insanlar sokaklara özgürce çıkıp taleplerini dile getirmeye başlayınca gördük ki, tüm bu kirli propagandanın asıl nedeni mücadele eden, hakkını arayanları dışlamak onları toplumdan tecrit etmekti. 1 Mayıs alanlarını savaş meydanlarına çevirenler de hak arayan emekçiler değil, onların haklarını gasp etmek, ezilenleri sindirmek isteyenlerdi.
Çerkesler anadillerinde eğitim hakkı, radyo televizyon yayını, ulusal kimliklerinin tanınmasını istiyorsa bu Çerkeslerin en doğal hakkıdır. Çerkeslerin, Türkler kadar yurttaş, ulusal kimliklerini onlar kadar özgürce yaşamaya hakkı var. Kim bunu “bölücülük” olarak damgalıyorsa, aslında eşitliği, adaleti, hakkaniyeti ortadan kaldırarak “bölücülük” yapan asıl o odur.
Adıge a zıgueth’ıam yi gum delh’ır : Eli nasırlı Çerkes’in özlemi
Recep kardeşim çok haklısın Çerkesler 1 Mayıs kutlamalarına katılacak olurlarsa yine kendi kimlikleriyle katılmalılar. Toplumsal kalabalıklara kendi rengimizle dahil olmalıyız ve kendimizi fark ettirmeliyiz.
Allaha emanet ol kardeşim.
Recep abi elinize sağlık kısa ve vurucu bir yazı yazmışsınız yine.
Fakat benim bir kaç değerlendirmem var 1Mayısla ilgili ve sizinle de paylaşmak isterim bunları.
1 Mayıs bence artık kapitalistlerin bile şıklık olsun diye katıldığı bir simgesel gün olmuş.
Sendikacıların süper zengin olduğu, kapitalistlerin ''bende giderim ne var ki'' dediği. Cemaat mensuplarının neredeyse elde bayraklarıyla ''bizde buradayız'' diyeceği.
Sağ partilerin canla başla sahiplendiği ve 1 Mayıs gününün Taksimde devlet eliyle yapıldığı bir ortamda, orada olmak artık bir kahramanlık gösterisi değil. Aynı orada olmamanın bir korkaklık olmadığı gibi.
saygılarımla
1 Mayıs emek bayramı kutlu olsun.
