Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Zawurkan Zolan
Çerkesce Konuşmakla Vatan Bölünmez
15 Mart 2011 Salı Saat 19:44

12 Mart soğuk ve keskin bir Ankara sabahı. Mitinge katılımı engellemek için yapılan onca kirli oyunlara, baskılara, karalama kampanyalarına karşı, yurdun dört bir yanından, Çerkesya’dan gelen insanlarımız Abdi İpekçi parkında toplanarak tek vücut oldu.

Küçük organizasyon hatalarından başka kayda değer tek bir olumsuzluk yaşanmadı. Yaşlılar genç, gençler ise olgundu.

Ne mutlu bu tarihi güne tanıklık edebilenlere. Ne mutlu o coşkunun bir parçası olabilip, o heyecanı yaşayabilenlere.

Mitingten önce yapılan onca çirkefliklere, dernek üyelerine yapılan açık baskılara rağmen Tha’ ya şükürler olsun ki meydanlarda mutlu ve gururlu insanlarımızı gördük, yarına umutla bakan gençlerimizi gördük. Bayraklarla gelin gibi süslenmiş caddeler gördük.

“ Sizde mi bölücülüğe başladınız?” diye soru soran yaşlı bir adama: “ Kendi kurduğumuz Ülkeyi neden bölelim” diye cevaplayarak “ Aferin Çocuklar” cevabını alan gençlerimizi gördük.

Yurtsever Kube Nurhan Fidan’ın o duygu yüklü şiirini, yolda yürürken durup ağzı açık  pür dikkat dinleyenleri gördük.

“Çerkesce Konuşmakla Vatan Bölünmez” pankartı karşısında “ Aslında sizde haklısınız” diyen memurlar gördük. (Hazırlayanların ellerine sağlık)

Bununla da bitmedi:

Tüm Türkiye isimlerinden ve kültürel faaliyetlerinin dışında tanımadığı, farkında olmadığı (ya da farkında olmak istemediği) Kafkas diasporası ile tanıştı. Çoğu hayatında ilk kez Çerkes (Adıge) ve Abhaz bayraklarını gördü. Onlarca Ankaralı “bunlar ne bayrağı?” diye soru sordu.

En önemlisi halkımızın problemlerini , bir sorun çıkar mı, yeni sorunlarımız olur mu diye korkak ve suya sabuna dokunmak istemeyen politikalarla,  dilekçelerle çözebileceğini sanan insanların aksine, ne istediğini bilen; en doğal haklarını  cesur, kararlı ve onurlu bir biçimde dile getiren insanlarımız vardı.

Bizler ne birileri ile hesaplaşma, ne bu ülkeye zarar verme, ne de başka ülkelerin direktiflerini yerine getirmek için orada olmadık. Allah’ın bize bahşettiği en insani haklarımızı, dilimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi yaşatabilmek için, Çerkes kökenli değil Çerkes bireyler olarak yer alabilmek için orada olduk.

Kimliğimizi ve dilimizi tanıyan, koruyan ve destekleyen bir devlete daha sıkı bağlarla, aidiyeti daha güçlü duygularla sahip çıkacağımızı bildiğimiz için oradaydık. Medeniyetin ve demokrasinin  geri kaldığı ülkelerdeki Çerkes lerle aynı evrensel haklara sahip olabilmek için oradaydık.

Emeği geçen, katılan, katılmak istediği halde katılamayan, destek veren her türlü kişi, kurum ve oluşumlara müteşekkiriz.

Şimdi herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi gerekmektedir.

Şüphesiz ki kazanan toplumumuz oldu,  Çerkes toplumunun taleplerini, isteklerini iyi analiz edemeyen, şahsi çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan ve bunlara boyun eğen, biz olmazsak hiçbir şey olmaz diyen kişiler kaybetti.

Yazılı ve görsel medyada her densizin yazdığı yazılara, sözlere sayfalar dolusu cevap verenler, kendi toplumuna ne cevap verecekler hep birlikte göreceğiz.


Bu yazı toplam 4217 defa okundu.





EROL KILIÇ

Resmi dil için anadoluda konuşulan 35 anadil kurban edilemez.Anadolu toprakları anadil mezarlığı olamaz.Anadil nesillerin nesillere emanetidir; korunmalı ,yaşatılmalı ve gelecek nesillere devredilmelidir.

27 Mart 2011 Pazar Saat 10:28
Deguf Gamze

Sayın Zawurkan yazınızın içindeki fotoğraf herşeyi anlatıyor gerçektende.
Orada olan biri olarak gözlemleriniz önemli.
Ankara soğuk kış gününde Çerkeslerin silkinişine tanıklık etmiş, sizde tüm bunlara.

Elinize sağlık.

17 Mart 2011 Perşembe Saat 22:07
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net