Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Saakaşvili BM Genel Kurulunda Çerkes Soykırımı'nı da dile getirdi !
29 Eylül 2013 Pazar Saat 17:04
BM Genel Kurulunda Gürcistan Devlet Başkanı Mikheil Saakaşvili'nin yapmış olduğu konuşmanın tam metninin Türkçe çevirisini , Çerkes Soykırımı ve bölgeye ilişkin önemli değerlendirmeler içerdiği için okurlarımızla paylaşıyoruz.
 
Sayın Başkan,
 
Ekselansları
 
Saygıdeğer delegeler
 
Bu platformda sevgili ulusumu bir kez daha temsil etmek benim için büyük onur. Bu salona hitap etme ayrıcalığını yaşadığım son 10 yılda Gürcistan başarısız bir devletten parlak bir demokrasiye doğru ilerlerledi.
 
ilerlemeler, aksilikler ,başarılar ve hataları birlikte yaşadık. Fakat  dünya Gürcü halkının özgürlüğe sürekli bağlılığına tanıklık edebildi.
 
Sizden bugün bir kez daha sosyal, politik ve dini farklılıkları ortak bir özgürlük aşkıyla aşan bir ulusun sesini duymanızı istiyorum. Karşılaştığımız tüm problemlere ve yenmek zorunda olduğumuz tüm zorluklara rağmen umut dolu olan bir ses bu.
 
Ve bugün dünyamıza baktığımda, umudun bu sesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
 
1990’ların başlarınının iyimserliğinde,  Liberal ve demokratik değerlerin dünyaya yayıldığı, tarihin sonunun geldiğinin iddia edildiği, ve Birleşmiş Milletlerin barış konusunda dünyanın kalbi ve ruhu olmaya başladığı 1990’ların iyimserliğinde ben  Newyork’da bir öğrenciydim ve burada Birleşmiş Milletler de bir stajyer olarak iyimserlikle dolu Birleşmiş Milletlerin bir kötümserlik ve olumsuzculuk dalgası tarafından ezildiğine tanık olma fırsatım oldu.
 
Dünya barış içinde değildi, insanlık kendi içinde uzlaşamamıştı ve Birleşmiş Milletler birleşik bir kürenin kalbi ve ruhu olamamıştı.
 
Bir zamanlar muzaffer olan batı uygarlığı şimdilerde derin bir ekonomik,sosyal ve mental krizle boğuşuyor.
 
Doğu Avrupa’da , Renkli devrimlere  birkaç yıl önce mağlup ettikleri güçler tarafından  meydan okunuyor.
 
Ortadoğu’da Kahire’nin ve Tunus’un neşeli kalabalıklarının görkemli imajı yerini Şam’ın gazla zehirlenmiş çocuklarının korkunç videolarına bıraktı.
 
Hayal kırıklığına uğramak için bir çok iyi neden var.
 
Fakat 90’ların dogmatik iyimserliğinin yerine umudumuzu boğan bir  boyun eğme duygusuyla ona denk bir dogmatik kötümserlik mi koyalım ?
 
Demokrasi ve özgürlüğün yayılmasının daha derin bir mücadele gerektirdiğinin ortaya çıkması bizi inançlarımızı ve ilkelerimizi yeniden haykırmaya göt
ürmez mi ?
Bugün buraya ulusum adına umutlarımızı paylaşmaya  ve Gürcistan halkı adına çevremizi saran kaderciliğe karşı haykırmaya geldim.
 
Buraya kuşkuya düşenlere, tereddüt edenlere ve pes etme eğiliminde olanlara seslenmeye geldim.
 
Eğer Batı etkisini yitirmişse neden milyonlarca Polonyalı, Çek, Estonyalı, Romanyalı ve diğerleri NATO’ya girdikleri günü neşeyle kutluyorlar ? Ve neden milyonlarca Ukraynalı, Gürcü, Moldovyalı  ve diğerleri umutsuzca Avrupa birliğinin kapısını çalıyor ?
 
Eğer özgürlük artık moda değilse, Biz uzak bir Tunus kasabasında ki adı bilinmeyen bir vatandaşın intiharının dünya haritasını değiştirmesini nasıl açıklayabiliriz ?
 
Hayır iddaa edildiği gibi 1989’da yada 1991’de tarihin sonu gelmedi ve asla gelmeyecek. Fakat özgürlük hala onun motor gücünü ve ufkunu oluşturuyor. Her yerde özgürlük içinde yaşamak isteyen kadın ve erkekler Tiranların güçleriyle karşı karşıyalar.
 
Soru şu : Biz bu mücadelede seyirci mi olacağız aktör mü olacağız ?
 
Saygıdeğer Delegeler
 
Ben size hitap ederken özgür ve demokratik ulusların oluşturduğu Avrupa ailesine katılmayı şiddetle arzulayan Doğu Avrupa ülkeleri sürekli baskı ve tehditlere maruz kalıyorlar.
 
Ermenistan köşeye sıkıştırıldı ve bu ülkeninde bölgeninde çıkarına olmayan Gümrük Birliği anlaşmasını imzalamaya zorlandı.
 
Moldova bloke edildi, Ukrayna sürekli saldırı altında, Azerbaycan olağanüstü baskılarla karşı karşıya ve Gürcistan İşgal altında.
 
Neden ? Çünkü eski bir imparatorluk geçmiş sınırları üzerinde tekrardan hak iddia etmeye çalışıyor. Ve  “sınırlar” aslında doğru sözcük değil. Çünkü adına  ister Rus İmparatorluğu, ister Sovyetler Birliği ,Rusya Federasyonu, yada Avrasya Birliği deyin bu imparatorluğun hiçbir zaman sınırları olmadı. Onun sadece çevresi vardır.
 
Bugün bu çevre ülkeler adına konuşmaya geldim.
 
Birçok ulusun aksine çevresinde ki devletlerin istikrarlı olması Rusya Federasyonunun hiçbir zaman çıkarına olmadı.
 
Kremlin’in istediği şey komşusu olan ülkelerde sürekli bir kargaşa olmasıdır. O çıkarlarına dost olsalar bile Gürcistan’da, Ukrayna’da Moldova’da güçlü hükümetler olması fikrini reddeder.
 
Ben Fransızların “de bois” olarak adlandırdıkları durumun hiçbir zaman büyük bir hayranı olmadım fakat ikinci söylediğim buna oldukça yakın olduğu için aklımdakini söylemeyi öncekinden daha fazla istiyorum.
 
Yani somut konuşalım
 
Mesela siz Viladimir Putin’in kararlı bir şekilde Ermenistan’ın Azerbaycan karşısında zafer kazanmasını istediğini düşünüyor musunuz ? Hayır. Bu Ermenistan’ı çok güçlü yapar ve potansiyel olarak da çok bağımsız. 
 
Peki gerçeğin bunun tam aksi olduğunu mu düşünüyorsunu, yani Moskova’nın Bakü’nün Erivan üzerinde hakimiyet kurmasını istediğini ? Açık ki buda değil. Modern,dinamik bir Azerbeycan’ın günümüzde yükselişe geçmesi Rus liderler için bir kabus anlamına gelir. 
 
Hayır Onlar ikisinin de üstün gelmesini istemezler ve onların kendi içinde çatışması  iki ulusu da bağımlı kılmak ve onların Avrupa ile entegrasyonunu engellemek istedikleri için tek amaçlarıdır.
 
Ukrayna’da turuncu devrimi yapan güçlerin seçim yenilgisinin Kremlin’i bu ülkeye yönelik daha yumuşak bir yaklaşımı benimsemeye götürdüğünü düşünüyor musunuz ?
 
Aksine, Dün meslektaşım Victor Yanukovich’le konuştum, hükümeti sürekli Rusya’nın baskı ve saldırıları altında. Ve bu Vilnius Avrupa Zirvesi ( Doğu Ortaklığı Birliği) nin devamın da günlük olarak yaşanan bir şey. Ve şimdi Rus yetkililer bu ulusun üyelikten ayrılmasını açıkça ifade ediyorlar. Konuşmayı henüz iki gün önce duydum.
 
Kremlin’in bizim Abhazya ve Güney Osetya bölgemizde ki toprağımızın işgalini müzakere edeceğini düşünüyor musunuz, Tiflis’te hükümet de değişti ?Durum bundan çok uzak.
 
Gürcistan topraklarının Rusya tarafından ilhakı devam ediyor.
 
Dün işgalciler tekrar Gürcistan vatandaşlarını evlerinden çıkardılar ve onları tahrip ediyorlar. Köylerini, evlerini yok ediyorlar, ve ailelerinin atalarının evlerini,  (duyulmuyor) mezarlarını, mahremiyetlerini,su sistemlerini.
 
Son haftalarda ve aylarda yeni Gürcistan hükümetinden gelen dostane açıklamalara rağmen Rus ordusu pozisyonunu geliştirmeye, yeni dikenli teller çekerek toplumları bölmeye, ekonomimizi tehdit etmeye, hayati Bakü-Supsa boru hattına ilerlemeye, Gürcistan’ın temel otoyoluna gittikçe daha fazla yaklaşmaya ve böylece ülkemizin sürekliliği hakkında  soru işareti yaratmaya devam ediyor.
 
Biz tarihte ki birkaç ulustan biriyiz ve ben bundan çok gurur duyuyorum. (duyulmuyor)  Ne yazık ki yüzyıllardır süren kapsamlı Rus saldırılarına karşı devletini ve bağımsızlığını ayakta tutabilmişiz tek ulusuz.
 
Sayısı 100 binin üzerinde olan güçlü Rus ordusunun saldırılarına rağmen,200 uçak tarafından bombalanmamıza rağmen, on binlerce paralı asker ve Rus Ordusunun Karadeniz Donanması  tarafından saldırıya uğramamıza rağmen.
 
Bizim devletimiz ve bağımsızlığımız tüm bunlara karşın ayakta kaldı. Fakat şimdi barışı kaybetme riskini girmeyelim. Hayatta kaldık çünkü birlik olduk, hayatta kaldık çünkü dünya bizimleydi. Bize karşı bu baskı devam ettiği müddetçe dünyanın bizimle olmayı sürdüreceğini umuyorum.
 
Buraya Gürcistan halkı adına uluslararası toplumun bu saldırganlığa tepki göstermesini ve topraklarımızdaki Rus ilhakına son vermek için bize yardım etmesini istemeye geldim.
 
Viladimir Putin’in ve ekibinin neredeyse 10 yıl boyunca liderlik etme ayrıcalığına sahip olduğum hükümete olan düşmanlığı ne kişisel kinlere ne de kültürel yanlış anlamalara dayanıyor.
 
Bu tür yorumlar sadece bir gizleme çabasıdır. Benim selefim Başkan  Shevardnanze en yüksek Sovyet bürokrasisinden geliyordu. Gürcistan’da direk Rusya yardımıyla bir askeri darbeyle iktidara getirildi. Benim aksime Sovyet diplomatik yetenekleriyle tanınırdı. Fakat yinede Rusya otoritesinin altını oydu ve hatta defalarca suikast girişiminde bulundu.
 
Bu Gamsakhurdia ( Gürcistan’ın ilk devlet başkanı),Shevardnanze, Saakaşvili  yada şu an ki başbakan İvanişvili ile ilgili bir şey değil.
 
Çıkarlar çok büyük olduğunda bu isimler gerçekte önemli değiller.  Bu ihtimallerle ilgili birşeyada Gürcistan’ın gerçek devlet olmaması ile ve daha da ötesi.
 
Neden ? Çünkü bugünkü Rus yetkililer o kadar iyi biliyor ki Ukrayna’da, Moldova’da, Gürcistan’da yada herhangi başka bir yerde güçlü kurumlar inşa edilir edilmez, fonksiyonel devletler ortaya çıkar çıkmaz böyle kurumlar, böyle devletler halklarının iradesini yansıtacak ve hayata geçirecekler. Bu da tam bağımsızlık ve yüzünü Avrupa’ya dönmek demek.
 
 
Gürcistan’ın başarılı reformlar ve fonksiyonel bir devlet yaratma deneyimi bu nedenle bir virüs olarak görüldü, Sovyetler sonrası bölgeyi kirletebilecek bir virüs. Biz Avrupa’da ki en az yozlaşmış ülke olduk. Dünya Bankasına göre dünyanın reformları en iyi hayata geçiren ülkesi, iş yapmak için en iyi yerlerden biri. Suç oranının en yüksek olduğu yerlerden biriyken Avrupa’da suç oranının en düşük olduğu yer olduk. Ve bu mümkün olan her araçla yok edilmesi gereken bir virüstü.
 
Bu 2006 yılından beri Gürcü ulusunun ambargoya, savaşa, istilaya ve işgale maruz kalmasının nedenidir.
 
Fakat bu aynı zamandatüm bölge için çok önemli olan Gürcistan halkının direnişinin ve Gürcistan demokrasisinin esnekliğinin  de nedenidir.
 
Değerli Meslektaşlarım
 
Bölgede halkımızın iradesine dayalı olarak gelişen AB’nin ve Nato’nun gelişimini eski durumuna getirme çabaları her zamankinden daha fazla yoğunlaşıyor.
 
BU çabaların bir adı var : Avrasya Birliği
 
KGB görevlisi Viladimir Putin dünyaya özgürlük, değerler ve demokrasi konusunda ders verirken midem bulanıyor. Bu onun dünyada yapabileceği son şey. (Duyulmuyor) Son İmparatorluktan kalma diktatör bir lider o.
 
Fakat bu yeni proje onun derslerinden çok daha tehlikeli.
 
Avrasya Birliği Avrupa Birliğine alternatif olarak yaratıldı ve Viladimir Putin’in yeni başkanlığının ve yeni Rus imparatorluğunun temel projesi olarak ortaya çıktı.
 
Avrupa ve Avro-Atlantik entegrasyonu çok zaman alabileceği ve muazzam çabalar gerektireceğinden, bir hayalin peşinden koştuğunuzu düşündüğünüz anlar olabileceğinden ,tehditler çok güçlü baskılar çok direkt olduğu için, verilen sözler çok uzak görünürken bölgedeki bazı insanlar bitkinlik tuzağına düşebilir ve kendilerine sorabilirler: Neden olmasın ?
 
Bugün doğrudan bu “neden olmasın ?” ı keşfetmek istiyorum.
 
Bir dış politika yada uluslararası müttefik seçiminden daha fazla, bizim uluslarımız bir toplum ve yaşam seçimi ile karşı karşıyalar.
 
Bizim halkımızın bir korku ve suç dünyasında yaşayıp yaşamayacaklarına karar vermek zorundalar, farklılıkların bir tehdit azınlıkların bir kum torbası olarak algılandığı bir dünya, muhalifleri farklı bir adalet sistemine yada işkenceye maruz kaldığı bir dünya, sevgili arkadaşlarım, içinden çıkıp geldiğimiz için hepimizin çok iyi bildiği bir dünya.
 
Avrasya Birliği hem bizim yakın geçmişimizdir hem de Moskova’daki KGB subaylarının bizim için şekillendirdiği gelecektir.
 
Diğer taraftan ayakta kalmış geleneklerimiz ve yüzlerce yıllık eski hedeflerimiz bizi  Avrupa denilen başka bir dünyaya götürüyor.
 
Avrupa toplumları da elbette mükemmel değiller. Orada da korkularınız, kızgınlıklarınız, hatta nefretleriniz olabilir. Fakat orada yönetici sınıf adam kayırmacılığı aşmıştır, hoşgörü toplum hayatının temelidir, bugünün muhalifleri geleceğin bakanlarıdır, tutsaklar yada bertaraf edilmesi gereken düşmanlar değil.
 
Bu şekilde ifade edildiğinde Doğu Avrupa’nın insanları için, kendilerini politeknolojist olarak adlandıran Kremlin Stratejistlerinin   gerçeği  saklamaya çalışmalarına, ve Ukrayna, Gürcistan, Moldova ve diğer bir çok yerde yaymak üzere şekillendirdikleri yalanlara rağmen seçim çok açıktır.
 
Bizim saygın ülkelerimizde ki sözcüleri, -bilinçli yada bilinçsiz beşinci kolları- Avrupa Birliği’ni aile değerlerinin yokolması, ulusal geleneklerin erozyonu, homoseksüelliğin ve lezbiyenliğin teşviki, dini geleneklerimizin altının oyulması olarak tanımlıyorlar.
 
Tuhaf bir şekilde son yıllarda hatta daha da fazla son aylarda Tiflis’te Kiev’de ,Kişinev’de Moskova’da başlayan orkestradan yayılan aynı çirkin müziği duyuyoruz, Geleneklerimizin batı etkisi altında yozlaştığı, Hristiyan bayramlarının yerini homoseksüel festivallerinin alacağı, ve kiliselerimizin çok kültürlü disneylandlara döneceği. Duyuyoruz ki Ortodoks kimliğimiz tehdit altındaymış.
 
Ve hepsinden sonra geldikleri yer eski efendilerimizle ortak ve temiz bir geleneği paylaştığımız.
 
Biz Putin’in bu yalanlarına inanacak kadar naif miyiz ve diğerleri, Diğer nesiller gibi boyunduruk altına alınıp esir tutulmamıza  izin mi vereceğiz ?
 
Biz bu kadar adaletsiz miyiz ki camilere saldırarak yada pogromlar düzenleyip atalarımızın anısını onurlandıracağımızı düşünelim ? Biz kendi tarihimizin bu kadar farkında değil miyiz ki bunun sonsuza kadar kendini tekrarlamasına izin verelim ?
 
Rus Emperyalistleri tarafından söylenen sahte Ortodoks kardeşiliği şarkısını duyduğumuzda suikaste kurban giden Patrik Kirion’un gerçek sesini duyamıyor muyuz, yada sadece ülkesinin istila edilmesine karşı Genova Konferansına başvurduğu için günlerce ve haftalarca işkenceye uğrayan Patrik AmbrosiKheleia’nın ebedi sesini. Ve o Rus sorgucularına şunu demişti : ‘Vucüdumu ,etimi  alabilirsiniz fakat ruhuma asla sahip olamayacaksınız’ Biz bu kadar sağır mıyız ki öldürülen psikoposların ve Rus emperyalistleri, Rus komünistleri tarafından işkence edilen rahiplerin seslerini duyamayalım. Biz bu kadar eğitimsiz miyiz ki klişelerimizi kimin boyadığını, kutsal fresklerimizi kimin sildiğini hatırlamayalım ?
 
Bugün de bu kadar kör müyüz ki aynı insanlar tarafından kiliselerimizin tahrip edildiğini görmeyelim (Duyulmuyor) İşgal edilmiş topraklarda kiliselerimizi yok eden insanları görmeyelim ?
 
Tarihimizi bilmemiz gerekiyor. Tarihimiz bize bölgemizdeki egemenliğimiz için hoşgörünün temel olduğunu öğretiyor. Bu sadece ahlaki bir sorumluluk değil bir ulusal güvenlik meselesidir.
 
“Böl ve Yönet” şeklindeki aynı eski emperyalist ilkenin bugün hala iki yüz yıl önce olduğu gibi uygulandığını anlayabilmek için tarihimizi bilmemiz gerekiyor.
 
Bugün bölgemize bakıldığında Kafkasya tarihini biraz bilenler 1905’deki bizzat Çarlık yönetimi tarafından organize edilen kanlı Ermeni-Azeri olayını hatırlayabilir ve onu 1980’lerin sonunda Karabağ’da başlayan çatışma ile karşılaştırabilir. Rusya Ordusu büyük birliklerle oradaydı ve çatışmayı kışkırtmak için iki tarafa da yardım ediyordu.
 
Tıpkı benim hatırladığım gibi 1990’ların başında Gürcistan’ın Abhazya bölgesindeki savaşın başlangıcını hatırlayabilirler. Paramiliter Gürcü grupları silahlarını Gürcistan topraklarını bombalayan Abhaz militanları direkt yönlendiren, yardım  ve liderlik eden,  güney ve kuzey Kafkasya halkları arasında dayanışmanın her formunu öldürmek için Çeçen paralı askerlerini getiren aynı Rus birliklerinden alıyorlardı.
Tıpkı aynı nedenle yüzyıldan daha fazla zaman önce Gürcü subayları Çeçenlere, Dağıstanlılara yada  İnguşlara karşı savaşmaları için ön cepheye gönderdikleri gibi.
 
Rusya’nın çevresinde ki diğer ülkelere de göz atabiliriz. Polonya ve Ukrayna’ya bakabiliriz, orada da aynı resimleri görürüz. İmparatorluk her zaman egemenlik altına aldığı halklar arasında ilişkileri kışkırttı ve onları bir fanatik düşmanlıklar duvarıyla ayırdı.
 
Ne yazık ki bu yöntem işe yarıyordu ve daha yazık olanı bu günümüzde de hala işe yarıyor.
 
Bayanlar, Baylar
 
Saygıdeğer Delegeler;
 
Geçtiğimiz on yılların en büyük politik başarısı olan Avrupa Birliği üç temel üzerine inşa edildi. Biz bunları üç reddediş olarak da karakterize edebiliriz.  İlki Avrupa’yı ikinci dünya savaşında kolektif bir intihara götüren aşırı milliyetçiliğin ve nazi dehşetinin reddi, İkincisi kıtada ve tüm dünyada yayılma tehdidi gösteren komünizmin reddi ve son olarak sömürgeciliğin ve emperyalizmin reddi.
 
Bu zaman aldı. Ve delegelerden birçoğu iyi hatırlar ki çok acılı oldu. Çünkü siz Fransız emperyalizminin, İngiliz emperyalizminin kurbanlarıydınız. Fransız ve İngiliz İmparatorluklarının bu üçüncü reddedişi kabul etmeleri kolay olmadı. Fakat sömürgelerden vazgeçmek  ekonomilerini modernize etmeleri ve demokrasilerini geliştirmeleri için ödenmesi gereken bir bedeldi ve aynı zamanda Avrupa’nın birleşmesinin gerçek anlamda başarılması için.
 
Avrasya Birliği bunun tam karşıtı bir temele dayanıyor. Onun gıdası hoşgörüsüzlük, ona eski KGB yapısı liderlik ediyor,ve o eski bir imparatorluğu canlandırmak için yaratıldı. Avrasya Birliği hakkında söylenebilecek her şey bundan ibaret.
 
Elbette bu nedenle Avrasya Birliğine katılmak çok kolay. Karşılanması gereken hiçbir sosyal,ekonomik, yada politik kriter yok : Bir sömürge olmak aslında hiçbir çaba gerektirmiyor.Pasiflik,vasatlık,ulusal onurdan yoksun olmak yeterli. Ha birde köle olmaya istekli olmak.
 
Diğer taraftan gerçek bir birliğe girmek için olağanüstü bir çaba gösterip gerçek bir kriteri karşılamaktan başka çare yok, çünkü Birliği yaratan şey tam olarak bu ilkelerin kendisidir.
 
Yani kuşkusu olanlara söylüyorum Avrupa Birliği çaba harcamamızı talep ettiği ve bazı kriterler empoze ettiği için bizi absorbe etmenin yollarını aramıyor halbuki başkalarının hayalini kurduğu şey bu. Bu yüzden tercih çok açık olmalı.
 
Fakat tercihin çok açık olması gerektiğini söylemek için daha da iyi bir neden var. Seçenek çok açık çünkü Rusya’nın projesi başarısızlığa mahkumdur.
 
Günümüzde hiçbir imparatorluk ayakta kalamaz. Biz 21. Yüzyılda yaşıyoruz fakat kesinlikle “bir Rus” bizim yüzyılımızda yaşamıyor. Buda İmparatorluklar dünyasında yapılan son zaman hesaplama hatası.
 
Tarihe bakacak olursak  Fransa ve Birleşik Krallık kolonilerini sadece sömürge ülkelerin halkları bağımsızlıkları için mücadele ettiklerinden kaybetmediler aynı zamanda Paris ve Londra’da halk artık İmparatorluklarına inanmadığı için kaybettiler.
 
Tam olarak aynısı bugün Rusya’da oluyor. Emperyal düşler gördüğümüz üzere öncelikle onun çevresi tarafından reddediliyor. Aka en can alıcı nokta beklide sömürgeci düşüncenin tam da onun merkezi tarafından reddedilmesidir.
 
B u reddediş kendisini sadece protesto eylemlerinde değil Rusya’nın temel şehirlerindeki muhalif kamuoyunun yükselişinde de gösteriyor.
 
Bu ifadesini Rusya elitlerinin Putin’in Avrasya vizyonuna karşı evrensel olumsuz bakışında da gösteriyor.
 
Bu projeye hizmet edermiş gibi görünen birçok insanda aslında bu projenin yaşayabileceğine inanmıyor.
 
Çevresi tarafından da merkezi tarafından da reddedilen emperyalist yol ölümcül bir şekilde son bulacaktır.  Avrasya Birliği başarısı ve tüm bunlardan sonra Rusya çevresi yerine sınırları olan ulusal bir devlet olarak var olacak, gerçek sınırları olan gerçek bir ülke olarak.
 
Sonra istikrarlı komşularla istikrarlı ilişkiler kurma arayışına başlayacak. Sonra işbirliği çatışmanın yerini alacak. Bu insanların düşündüğünden çok daha kısa süre içerisinde olacak, Rusya’nın çevresinin çıkarına olan ama daha çok Rusya halkının kendi çıkarına olan budur.
 
Bu gerçekleşecek çünkü bugün Rusya vatandaşlarının oluşturduğu neslin dünyanın en ateşli internet kullanıcıları arasında olduğu bir çağda Emperyalist bir proje absürttür.
 
Bu gerçekleşecek çünkü  Rusya’nın kendi toprakları içerisinde uyguladığı etnik ayrımcılık Rusya’yı daha güçlü,daha pekişmiş ve daha birleşik bir devlet yapmayacak.
 
Bu gerçekleşecek çünkü petrol ve gaz gelirlerinden sağlanan sonsuz gelirler Kaya Gazı ve Kaya Petrolünden yararlanma perspektiflerinin ortaya çıkışı ile beraber zora giriyor. Kaya Gazı devrimi gerçek anlamda dünyanın son otoriter imparatorluğunun altını oyuyor.
 
Bu gerçekleşecek çünkü gaz tek başına ekonomik modernleşmeyi gerçekleştiremez. Bu gerçekleşecek çünkü yozlaşma ve adaletsizlik var.
 
Bu gerçekleşecek çünkü tüm bölge ayrımcılık ve şiddetle yabancılaştırıldı. Çünkü Çeçenya’nın, İnguşetya’nın,Dağıstan’ın,Tataristan’ın,Başkırdıstan’ın ve diğer bir çok yerin halkı o kadar zulme maruz kaldı ki olar Moskova’daki merkezi otoritelerin gerçekleştirdiği herhangi bir projenin parçası olmak istemiyorlar.
 
Bu gerçekleşecek çünkü hayal kırıklıkları,kızgınlıklar ve kin çok güçlü, buna karşılık birleşme idealinin altı ise çok boş.
 
Bu önümüzde ki on yıllar içerisinde değil yıllar içerisinde olacak.
 
Birkaç yıl sonra sözcüklerimi hatırlayacaksınız, Viladimir Putin bir 20 yıl daha orada olduğunu söylese bile Kremlin’i terk edecek ve Rus politik arenasından silinip gidecek.
 
Rusya vatandaşları onu eski zamanlardan bir hayalet olarak hatırlayacaklar, yozlaşma ve baskı dönemimden bir hayalet..
 
Hiç kimse bu sürecin şiddetli mi sakin mi geçeceğini, yerine gelecek kişinin milliyetçi mi liberal mi,ya da her ikisi de olacağını bilmiyor. Fakat önemli olan başka bir şey var Rusya artık bir İmparatorluk olmayacak, sonunda normal bir ulus devlet olarak var olacak.
 
Bu bizim hep birlikte hazırladığımız gelecek.
 
Bu arada bölgemiz bir çatışma bölgesi olarak kalacağından eskinin tutsak ulusları , bölünmeleri beslemek yerine güçlerini birleştirmelidir.
 
Geçmişte bazı ülkeler ve bazı liderler birinin özgürlüğünün bütün tahakküm altındaki halkların özgürlüğüne bağlı olduğunu anlamışlardı. Polonya’da tüm baskı altındaki halkları Polonya’nın özgürlük sancağı ve Polonya askeri kuvvetlerinde toplanmaya çağıran Pilsudski gibi. Fakat bizim atalarımız hiçbir zaman  uluslarımızın egemenliğine hizmet edecek ,stratejik çıkarlarını kavrayan  muazzam ve yeteri kadar güçlü bir kuvvetten yararlanamadılar. Ve bugün tüm eksikliklerine rağmen bu güç var, bu güç Avrupa Birliği’dir.
 
‘Vilnius Doğu Ortaklığı Zirvesi’ gittikçe yaklaşırken daha önce defalarca yaptığım bir çağrıyı tekrarlamak istiyorum.
 
Avrupa Birliği Gürcistan’ın 2008 yılında istila edilmesine cevap olarak ‘Doğu Ortaklığı’ sürecini başlatıp uluslarımıza kendi yardımsever şemsiyesi altında işbirliği yapmak için bir platform sundu. Buna daha çok yatırım yapmalıyız.  Ortak projeleri geliştirmeli ilk ve öncelikli olarak birlikte yürütebileceğimiz reformlara odaklanmalıyız. Çünkü reformlar hepimiz için egemenlik ve bağımsızlık anlamına geliyor.
 
Rus Çariçesi İkinci Katerina bunu çok iyi biliyordu. Ve Polonya Fransız ve İngiliz aydınlanmasının ilkelerini takip eden başarılı bir reform programı uygulamaya başladığında Büyük Fredrich’e uzun ve gizli bir mektup yazdı.
 
Bu mektup emperyalist stratejinin doğasını yansıtan en etkileyici  ifadelerden birisiydi. 
 
Mektupta  devam eden reformların hem Rusya hem de Prusya için çok tehlikeli olacağı çünkü bunun Polonya’yı gerçek bir devlete dönüştüreceği,  Bu nedenle de durdurulması,Polonya’ya saldırılması ve o tamamen işlevsel hale gelmeden önce parçalanması gerektiği yazıyor.
 
Bu mektup Viladimir Putin’in son 10 yıldır Gürcistan deneyiminden ne kadar nefret ettiğinin bilenlere hiç de yabancı gelmeyecektir. Çünkü bir çok Rus eğer bu kadar yozlaşmış, suç batağına gömülmüş Gürcistan bunu yapabiliyorsa Rusya neden yapamıyor diye sormaya başlamıştı. Bu ideolojik olarak tehlikeli bir projeydi. İlk defa Kafkasya da etkin bir ulus devlet inşa ediliyordu.  Ve meyveleri toplanmadan bu reformlar engellenmeliydi.
 
Bayanlar, Baylar ;
 
Birlik Doğu Avrupa’da ,buna parçalanmış Kafkasya’da dahil ,bizim kuralımız olmalıdır.
 
Abhazya’da ki savaşın başlangıcı hakkında konuşmuştum. Kafkasya tarihinde çok sembolik olan eski bir sahneyi hatırladım.
 
Rus İmparatorluğuna karşı Şamil tarafından liderlik edilen isyanın sonunda ,kuzey kafkasya’nın büyük imamı kendisi teslim olduktan sonra, son Çeçen lider Baysungur savaşı hala sürdürüyordu. Yaralandı ve ele geçirildi. Onu asarlarken Rus yetkililer Dağıstanlı erkeklerden oluşan büyük bir kalabalığı infaza tanıklık etmeleri için toplamışlardı. Onlardan birine Baysungur’un idam edilmek için üzerinde durduğu sandalyeyi onu öldürmek için çekmesini emrettiler. Bunu yapmasını isteyerek yerel kan davalarını tahrik etmek ve insanları birbirine düşman etmek istediler. Baysungur sandalyeyi kendisi tekmeledi.. Ve komşular arasında ki ilişkilere hizmet ederken ,her din tarafından ve tabiî ki İslam tarafından da yasaklanan intihar suçunu işlemiş oldu. Bu niyet başarısız oldu fakat bu stratejinin başarılı olduğuna Kafkas ulusları arasında ne kadar çok rastlandı.
 
Bunun bir son bulması gerekiyor. Başkanlığım döneminde Kuzey ve Güney Kafkasya halklarının arasındaki ilişkiyi geliştirmek için bir çok proje başlatmamın nedeni bu, çoğunlukla eğitime ve öğrenci değişimine odaklanan projeler.
 
Gürcistan Parlamentosunun Çerkes halkına uygulanan soykırımı tanımasının ( 2011 Mayısında)  nedeni budur. Bu dünya tarihinin en  bilinmeyen ve en trajik sayfalarından biridir. Tüm ulus, toprakları Rus İmparatorluğuna lazım diye yok edildi.
 
Bu küçük çabaları birleştirmeye ihtiyacımız var. Bu nefret mirasının hızlı bir şekilde üstesinden gelmek için imparatorluğun çöküş anını hazırlamaya ihtiyacımız var.
 
Ve biz Gürcistan vatandaşları olarak Rus birliklerinin işgal ettikleri topraklarımızdan ,Tshinvali’den, Sohum, Abhazya’dan çekilişini hazırlamak zorundayız.
 
Biz kendimizi Oset ve Abhaz dost vatandaşlarımızı yeniden düşmanlar olarak değil, erkek ve kız kardeşlerimiz olarak karşılamaya hazırlamalıyız. Yüz binlerce , aslında yarım milyondan fazla Gürcü ve diğer etnik gruplardan insanın terk edilmiş evlerine geri döneceği zamanlara hazırlamalıyız.
 
Çünkü bu zamanlar yakında gelecek,bizim düşüncemize göre çok daha yakında yıllar içerisinde gelecek.
 
Bayanlar, Baylar ;
 
Benim ikinci dönemim yakında son buluyor, Gürcistan’ın benim görev sürem boyunca başardığı bir çok şeyden dolayı gururluyum.
 
Biz Gürcistan’ı karanlıktan çıkardık, kamu hizmetimiz içerisinde eşsiz bir şeffaflığa kavuşturduk. Çocuklarımızı yeniden okullara gönderdik ve çeteleri onlardan uzak tuttuk. Ulusumuzu Avrupa rüyasına her zamankinden daha fazla yaklaştırdık ve şanlı geçmişimizde Gürcistan’a rehberlik eden hoşgörü ruhunu tazelemek için yorulmak bilmeden çalıştık.
 
Bir çok iyi şey yaptık. Başkan olduğum anda dünyanın en genç başkanıydım. Ve şimdi anlıyorum ki bunların bazıları çok büyük bedellerle yapıldı.Yeni gerçekliği anlatma çabamız içerisinde bir çok iç ve dış tehdide karşı çok keskin köşelerle karşılaştık, ve kesinlikle hatalar yaptık.
 
Bazen aşırıya kaçtık bazen de gerektiği kadar sert olamadık, tüm bu sıkıntılar için her türlü sorumluluğu üstüme alıyorum. Ve tüm samimiyetimle bizim çalışmalarımızdan gerektiği kadar faydalanamadığını düşünenler  ve  hatta radikal metotlarımızın kurbanı olanlar için sevgi doluyum.
 
Bizim projemizi, politikalarımızı, partimizi destekleyen ve onu reddeden tüm Gürcistan vatandaşlarına seslenmek istiyorum. Onlara cesaretleri ve olgunlukları için ne kadar gururlu olduğumu söylemek istiyorum. Kurbanlara ve onların ortaya koyduğu çabalara baktığımda da ne kadar boynu bükük hissettiğimi.
 
Biz onlara bu proje için söz verdik, fakat onlara bu yolun dikensiz olduğunu söylemedik. Ve bu yolda çok ilerledik, çok ilerledik çünkü halkımız çok olgun ve cesurdu.
 
Bu salondan onlara kurbanlarımıza ve ortaya koydukları çabalara bakarken ne kadar boynu bükük hissettiğimi söylemek isterim.
 
Biz özgürlüğe aşık ve saygın bir ulusuz ve öyle kalmalıyız.
 
Biz askerlerimizin Afganistan’da verdiği kayıplara bakarken en derin saygıyı duyumsayan, onlar hayatlarını kaybettiğinde aynı acıyı paylaşan, ve cesaretlerinden aynı şekilde gurur duyan bir ulusuz ve öyle kalmalıyız.
 
Biz kendilerinden yüzlerce kat daha güçlü Rus istilacılara karşı ayakta kalarak bize dünyayla beraber mobilize olmak, bağımsızlığımızı korumak ve kurtarmak için zaman kazandıran askerleriyle gurur duyan bir ulusuz, Bizden çok daha büyük ve çok daha güçlü birçok ulus bunu 20. Yüzyılda  yapamadı.
 
Biz tarihsel kimliğimizle Avrupa’nın demokratik uluslardan oluşan ailesi içerisine katılan birleşik bir ulusuz ve öyle kalmalıyız. 
 
Gürcistan halkının özgürlüğe, bölgesel birliğe ve Avrupa ile entegrasyona doğru ilerleyişi durdurulamaz. Ve ben onurlu bir ulusun onurlu bir üyesi olarak hayatımın her gününü bu hedefin gerçekleşmesine   adamaya devam edeceğim.
 
Teşekkür ederim.
 
Çeviri: Bırs Tuncay
 
cherkessia.net

Bu haber toplam 2449 defa okundu.


MELİH ŞAHİN

Rus İmparatorluğuna karşı Şamil tarafından liderlik edilen isyanın sonunda ,kuzey kafkasya’nın büyük imamı kendisi teslim olduktan sonra, son Çeçen lider Baysungur savaşı hala sürdürüyordu. Yaralandı ve ele geçirildi. Onu asarlarken Rus yetkililer Dağıstanlı erkeklerden oluşan büyük bir kalabalığı infaza tanıklık etmeleri için toplamışlardı. Onlardan birine Baysungur’un idam edilmek için üzerinde durduğu sandalyeyi onu öldürmek için çekmesini emrettiler. Bunu yapmasını isteyerek yerel kan davalarını tahrik etmek ve insanları birbirine düşman etmek istediler. Baysungur sandalyeyi kendisi tekmeledi.. Ve komşular arasında ki ilişkilere hizmet ederken ,her din tarafından ve tabiî ki İslam tarafından da yasaklanan intihar suçunu işlemiş oldu. Bu niyet başarısız oldu fakat bu stratejinin başarılı olduğuna Kafkas ulusları arasında ne kadar çok rastlandı.

Bunun bir son bulması gerekiyor. Başkanlığım döneminde Kuzey ve Güney Kafkasya halklarının arasındaki ilişkiyi geliştirmek için bir çok proje başlatmamın nedeni bu, çoğunlukla eğitime ve öğrenci değişimine odaklanan projeler.

Gürcistan Parlamentosunun Çerkes halkına uygulanan soykırımı tanımasının ( 2011 Mayısında) nedeni budur. Bu dünya tarihinin en bilinmeyen ve en trajik sayfalarından biridir. Tüm ulus, toprakları Rus İmparatorluğuna lazım diye yok edildi.

Bu küçük çabaları birleştirmeye ihtiyacımız var. Bu nefret mirasının hızlı bir şekilde üstesinden gelmek için imparatorluğun çöküş anını hazırlamaya ihtiyacımız var.

Teşekkürler Bırs Tuncay, güzel bir tercüme olmuş.

Meretuko Melih

30 Eylül 2013 Pazartesi Saat 12:18
Semanur Ercan

Herşeyden önce bu mükemmel konuşmanın çevirisini yapan Bırs Tuncay'a teşekkürler...
Gürcistan Devlet Başkanı Mikheil Saakaşvili , Rusya'nın Kafkas toprakları üzerindeki oyunlarını ve esas amaçlarını o kadar güzel analiz etmiş, ve bunu yaparkende tüm Kafkas halklarının durumlarını o kadar mükemmel dile getirmişki , ancak bir sosyolg bu kadar mükemmel olabilirdi..Biz Çerkes'leri de unutmamış ve daha önce Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nü ilk ve tek kabul eden ülke olmakla kalmamış, BM Genel Kurulunda Çerkes Soykırımı'nı dillendirerek dost yüzünü tekrar göstermiştir...Kendisine teşekkür eder, siyasi ve sosyal hayatında şimdi olduğu gibi her zaman bu dostane ve samimi tutmunun devamını dilerim..
Mikheil Saakaşvili gibi devlet adamlarına günümüzde çok ihtiyaç olduğu aşikâr..Çerkesler olarak kendisinin dostane tutumunu asla unutmayacağız
Tebrik eder ve bir kez daha teşekkür ederiz...

29 Eylül 2013 Pazar Saat 20:53
hapi cevdet yıldız

Sayın Bırs Tuncay,
Mükemmel çeviriniz için teşekkürler. Sayın Saakaşvili, sadece Çerkes Soykırımını belirtmekle, 'toprağı Rusya'ya gerekiyor' diye bir ulusun toptan yok edilmesi gerçeğini dile getirmekle yetinmedi, sanırım küllenmiş çok sayıda tarihsel gerçeğe, soruna; bilinmeyen olgulara, oluşumlara da özgün yorumlar getirdi. Gerçek bir biliminsanı gibi açıklamalarda bulundu. O'na da teşekkürler.

29 Eylül 2013 Pazar Saat 18:21
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net