


Çerkesler için 21 Mayıs 1864, Holocaust’un Yahudilere anımsattığından
daha azını anımsatmıyor. Ermenilerin Meds Yeghern yarasından çok daha
derindir 21 Mayıs’ın yarası. Ama Çerkes trajedisi bugüne kadar hep öksüz
kaldı. Hatta Çerkes torunları, atalarının trajedisine daha yeni yeni
uyanıyor. Türkiye’de de demokratik açılım sürecine paralel olarak
‘Çerkes’ duyarlılığının hissedilir hale geldiği bir dönemde Gürcistan,
‘Çerkes soykırımı’nı tanıyarak Rusya’ya yumuşak karnına umulmadık bir
kroşe indirdi. Trajediye ‘soykırım’ diyen ilk ülke oldu. Böylece Çerkes
meselesi uluslararası alana taşınma şansı yakaladı. Bu Çerkesler için
stratejik bir kazanım olmalı! Peki ya öyle mi?
21 Mayıs’ta Kayseri’de sürgünle ilgili konferansta sıcak gelişme olarak
Tiflis’in soykırımı tanıdığını aktardım. Normalde alkış kopmalıydı.
Derin bir sessizlik oldu. Bu tavra Gürcüler ‘Rusçuluk’ diye kara
çalıyor. 300–400 yılını Rus zulmüne lanet okuyarak geçirmiş nesiller
için bu yafta ağır. O halde kararın alkışlanmamasının nedenlerine
inilmeli.
Tarihi soğukluk
Gürcülere mesafe konulmasının biri tarihi, diğeri güncel iki nedeni var:
Gürcistan’ın 1801’de Osmanlı ve İran saldırılarına karşı dindaşı
Rusların himayesine girmesi Kafkas-Rus savaşının kaderini değiştiren
gelişmeydi. 1840’lara dek 3 nesildir Petersburg askeri okulunda eğitilen
Gürcü subaylar Çarlık Rusya’sının emperyal çıkarları açısından
Ruslardan daha Rus’tu. Rus ordusunun direnişle karşılaşmadan Gürcistan’ı
ilhak edip Tiflis’i ana karargâh yapması ve Tiflis’ten Kafkasya’nın
ortalarına uzanan askeri yollar inşa etmesi Kafkasya’nın düşmesinde
kilit faktörlerdi. Saflar ta o zaman ayrıştı.
SSCB sonrası Güney Osetya ve Abhazya’ya karşı açılan savaşlar ise
Çerkesleri bir kez daha seçime zorladı. 1992’de Abhazya’nın işgalinde
Kafkasya’dan 2 bin gönüllü Abhazların safında savaştı. Liderleri Nalçik
doğumlu eski Sovyet generali Sultan Sosnaliyev daha sonra Abhazya
Savunma Bakanlığı koltuğuna oturdu. Bugün hala Nalçik’teki abhazya
Meydanı’nın nabzı hem Abhazlar için atar. Türkiye’den de gönüllüler
seferber olmuştu. Bu yüzden Mihail Saakaşvili yönetimi, 2008 savaşından
önce hazırladığı Milli Güvenlik Belgesi’nde bir devletten ziyade ‘devlet
dışı’ aktörlerden gelecek tehditleri daha olası görüyordu. 1994-1996’da
Çeçenya’nın işgalinde Çeçenlere kucak açılması Gürcistan’a bakışta
yumuşamaya, hatta Gürcistan’ı ‘Birleşik Kafkasya’ idealinin kritik
halkası sayan görüşün yayılmasına yardımcı olsa da 2008’de Güney
Osetya’ya saldırıyla başa dönüldü. Osetler ve Abhazlar açısından
bakarsanız onlara Rusya’nın yapmadığını Gürcistan yaptı. Hem Osetler hem
Abhazlar, Sovyet dönemindeki Gürcüleştirme siyaseti ve yakın dönemdeki
askeri saldırıları ‘soykırım’ olarak niteliyor.
Hedef 2014 Olimpiyatları
Şimdi Tiflis Çerkes meselesine el atarak, 2008’de Osetlerden yana savaşa
girip Gürcistan’ı geri püskürten Rusya’dan intikam alıyor. Tiflis altın
vuruşunu 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarını iptal ettirmek suretiyle yapmak
istiyor. Olimpiyatlar 21 Mayıs 1864’te Kafkasya’nın düşmesinin ardından
Rus ordusunun zafer yürüyüşünü yaptığı Krasnaya Polyana’da (Kızıl Çayır)
yani Kbaada Vadisi’nde oynanacak. O çayırın neden kızıl olduğunu iyi
bilen Çerkesler “Atalarımızın kemikleri üzerinde oynamayın” diyerek
kampanya yürütürken Tiflis bu davayı büyütmek için devrede; Ocak 2010’da
‘Önce Kafkasya’ adıyla Rusça TV yayına başladı, parlamentoda ‘Kafkasya
dostluk grubu’ kuruldu ve ardından Tiflis’te soykırıma dair 2
uluslararası konferans düzenlendi. 28-29 Mayıs’ta Batum’da düzenlenecek
3. konferansın konusu da Kafkasya’nın birliği. Tam bu noktada 20
Mayıs’ta parlamentoda iktidar partisinden Givi Targamadze’nin
“Gürcistan, Kafkasya’nın birliğine öncülük etmeli” sözleri önemliydi.
Jamestown Foundation’ın işin içinde olması da “ABD’nin Gürcistan
üzerinden Kafkasya’yı karıştırıyor” kanaatini pekiştiriyor. Ama bunlar
Tiflis’in hiç karşılık bulamadığı anlamına gelmiyor. Mesela Sovyetler
zamanında iç sürgüne tabi tutulmuş Didoyların yitirdikleri hakların
iadesi için 17 Mayıs’ta Dağıstan’da düzenledikleri gösteride açtıkları
pankart gayet kışkırtıcıydı: “Rusya reddediyor, Gürcistan yardım
ediyor.”
Ayrıca Gürcistan’ın Çerkes meselesine yakın ilgisi karşısında “Rusya
tarafından bağımsızlığı tanınmış Abhazya ile yetinmeye devam mı, yoksa
Gürcistan’ın desteğiyle Büyük Çerkesya mı” ikilemini yaşayan Çerkesler
de yok değil. Bu da Tiflis’in arzu ettiği sonuçlardan birisi.
Birlik ama nasıl?
Ülkeyi en koyusundan Hıristiyanlaştırma sürecine sokan Gürcistan
yönetiminin elinde haçla Kafkas birliğine koşması netameli bir durum.
Yaygın kanaate göre Gürcistan’ın tek derdi Abhazya ve Güney Osetya’yı
yalnızlaştırmak, nihayetinde Rusya’nın tanıdığı bu iki ülkeyi geri almak
ve Kafkasya’nın genelinde Rusya’nın başına yeni çoraplar örmek.
Velhasıl Kafkasya’nın birçok yerinde yerel hakların ‘bağımsızlık’ damarı
yavaş yavaş kabarırken Gürcistan
, Amerikan desteğiyle ‘Rus karşıtı’
duyguları kışkırtan bir politikayla kuzeye açılıyor. Ne var ki tarih
bize, Osmanlının da uyguladığı bu taktiğin bölge halklarını
birleştirmeye ve Kafkasya’yı Rus pençesinden almaya yetmediğini
söylüyor. Hele hele Tiflis’in Abhazya ve Güney Osetya’ya karşı saldırgan
politikalarını değiştirmeden Kafkas birliğinden söz etmesi inandırıcı
değil. Her şeyden önemlisi Kafkasya’nın iç barışı. Kafkasya’nın buna
yönelik adımlara ihtiyacı var.
Fehim TAŞTEKİN
tamam buraya kadar güzel yazdınızda.bu yazının başındaki ''trajedi'' kelimesi çok komik.trajedi nasıl bişey bi açıklarmısınız.koskoca bir ulusu çoluk çocuk demeden kılıçtan geçirip hiç bilmediği dünyalara silah zoruyla yollamak.insanların kafalarını kesip bunları alman profosörlere satmak.ve dahası bağımsız olan bir milleti bağımlı kılmak.bu soykırım değilde nedir peki.bunu bi çerkes olduğum için değil bir insan olduğum için dile getiriyorum.tarihin gerçeklerine sırtınızı dönüp birilerine yamanmak için uşaklık yaparsanız şüphesizki tanrı katında bile en aşağılık bir günahı işlemiş olursunuz.bir millet gelipte beni yurdumdan çıkmaya zorluyorsa bu soykırımın alasıdır.ve hesap sorulmalıdır.ölüm pahasınada olsa hesap sorulmalıdır.bu olaya''trajedi'' diyenleri kınıyorum.''trajedi'' ancak bu zihniyete sahip insanların düştüğü vahim durumdan başkası olamaz...
29 Mayıs 2011 Pazar Saat 17:12