


Aslında konuyla da,bizimlede ilgisiz bir mantıkla söze başlıyorum sanırım zira bu başlık geometrik daha doğrusu nesnel bir çıkarsamanın zihinsel sonucu kendi içimde; bir şey eğer ters duruyorsa tekrar ters çevirin, artık düz duracaktır yani tersin tersi düzdür.
Derdim kelime oyunlarıyla son dönem yaşananlara yeni bir satır sütun açmak değil aslında ya da 12 Mart tan beri gelişen süreçlere adeta "yan etki" gibi bakan yorumlara bendende bir "dik etki" olsun da değil. Aslında tamamen 21 Mayıs duygusallığıyla yazılmış bir çıkış olacak belki.
Adeta, tarih sahnesinden sonsuza kadar yok edilmesi istenen ve belki de artık korkulacak bir şeyleri kalmadı mantığıyla-bazen-sanki ciddiye bile alınmayan Çerkes ulusunun,kendine biçilen ters yüz edilmiş tarih ve rolleri olması gerektiği biçimde, varolanın tersine çevirme çabasının başladığını düşünüyorum.
Bu,
yokolmaya mübah varlıklar gibi davranılmış,darmadağın edilmiş
bir ulusun inanılmaz bir hayata tutunmasıdır. Bunu sadece yaşama
içgüdüsü gibi insan boyutuna indirgenmiş bir mantıkla açıklamak
bence gerçekten zor. Sosyolojik bir içgüdü varsa bu anlamda, bunun
en güzelini sergiliyoruz sanırım.
Diyasporasından
anavatanına sert tartışmaların başladığı ama aslında sinyallerini
son olarak ortadoğunun verdiği yeni kırılmaların olduğu bir dünya
sürecinde bizimde kırılmalarımız tartışmalarımız doğal süreçlerdir
aslında ve bu doğal süreçler içinde "nedir bu halimiz","biz
bitmişiz" ya da benzer ruh hallerine girmememiz gerektiğni söylemeye
çalışıyorum.
Son
süreçleri gözardı etmek yada toz dumanda ajitatif orta yollarda
aramak değil kast ettiğim. Sadece şuna işaret etmek istiyorum kendi
adıma, soykırımlar, sürgünler ve asimilasyonlar görmüş, kendi
anayurdunda bile azınlık olmuş bir ulus diasporası, anavatanıyla
tekrar dirilmeye başlıyorsa, direniyorsa bunun anlamı olmalı. Başkaları
yok saysa da, kendi içimizde tükenmişlik serzenişlerimiz olsa da
ve şimdiye kadar yok olmamız beklenen bir hayatta hala varsak direniyor
ya da direnmeye çalışıyorsak, belki de bu ruh hali ortak müşterekleri
her şartta bulabilmenin bir ışığı olabilir.
Belki de Çerkesler söylenmemiş bir sloganı sadece yaşıyarak tarih sahnesine yazıyor; "Umut korkakların işi, yaşamak direnmektir."
Adıge Zıgore
Sadece kendimi ifade etmek anlamında bir yazıydı.bu kadar okunmasını hatta yorum yazılmasını bile beklemiyordum.Facebook adımla zigore yada Saim.Teşekkürler ve selamlar
12 Mayıs 2011 Perşembe Saat 02:10Adıge Zıgore nin yazısını çok sevdim.
İçselleşmiş duyarlılıkların yeni cesaretlerle ortaya çıkmasını kendine özgü diliyle anlatmış.
Kısa ama etkili bir yazı olmuş.
Tebrik ederim.
Sayin Adige zigore,
Emparyalist ulkelerin cikar politikalariyla bahsini ettiginiz kirilma noktalarini ayird etme gucunu kendimizde buldugumuzu zanettigimiz anlarda bile supheyle bakmaktan kendimizi kurtaramiyoruz.Arap ulkelerindeki gibi dikta yonetimleri yikmaya calisan muhalefet adi altinda kendi halkini emparyalist guclerin yardimiyla birbirine kirdiran mantigin aynisini icimizde goruyor gibiyim.Sistemin icinde kendisini cok rahat hiseden bu kurumlarimizla ortak musterekler aramaktan ziyade cikilan yeni yolda gunbegun cogalan Yurtseverler olarak dogrularimizi pazarlik malzemesi yapmadan direnmeliyiz.Dedigin gibi yasananlara ragmen yok olmadiysak bundan boyle bizi yok edebilecek herhangi bir üucün olmadigi kesin.Direnmeye devam...
Saygilarimla