


Adıge Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanı Bedanıko Ramazan açıklamalarda bulundu, Bakan'ın verdiği bilgiler ve yerine getirilmesi gerekli görülen güncel sorunlar üzerinde de duruldu.
Şu an Adıge Cumhuriyeti'nde 156 okul var. Okulların 139'unda Adıge (Çerkes) edebiyatı okutuluyor. Öğrenci sayısı 42 bin 767. Eğitim programına uygun olarak Adıgece okuyan öğrenci sayısı 23 bin 305. Sayı,2010 yılına göre, 6 bin 841 azalmış durumda. Azalma, öğrenci sayısındaki düşüşten kaynaklanıyor.
AC'nde 39 ulusal okul var ve 8 bin 171 öğrenci bu okullarda öğrenim görüyor. Tüm okullarda Adıgece öğretiliyor. Okul kitapları Adıgey'de basılıyor. Okul kitapları ve yayınlar günün gereksinmelerine göre güncelleniyor ya da yeniden yazdırılıyorlar.
İlkokul Adıgece öğretiminde karşılaşılan birçok eksiklikler var. Durumu dikkate alan Bakanlık, eğitim (metodik) üzerine yeni kitaplar hazırlanmak ve yayınlanmak için çalışmalar başlatmış bulunuyor. Ancak kreş, çocuk yuvası, anaokulu ve ilkokul gibi kurumlarda Adıgece'nin öğretilmesi konuları Adıge Xase'de görüşülmeye başlanınca,çok üzücü durumun ortada olduğu ve dile getirildiği görüldü.
Yazarlarımız, oyun yazarlarımız (dramaturglarımız) olacak mı?
Adıge Xase Başkanı yardımcısı Neğuç Aslan, “yapılmış ve başarılmış olan şeyleri değil,bundan sonrası için yapılması gereken işleri ele alıp görüşmemiz daha iyi olacaktır” dedi. Neğuç, “Bir Adıge Cumhuriyeti'miz var. Bir bayrak, marş ve arma sahibi olduk. Bir Anayasa'mız da var. Ancak, sıra Adıgece'nin öğretilmesi ve kullanılması işine geldiğinde, eksikliklerimizi gidermemiz için, bir 'çıkış yolu' da bulamıyoruz”.
- Çocuklarımıza Adıgece'yi, Adıge edebiyatını ve Adıge geleneğini derinlemesine öğrenemiyorlar, bunları öğretemememiz durumunda, ünlü yazarlarımız ve oyun yazarlarımız olabilir mi? Cumhuriyetimizin varlığı, ulusal sorunlarımızı daha iyi bir biçimde ele almamız ve çözmemiz amacına dayalı değil midir? Yablonovsk, Enem ve daha başka belde okullarında Adıgece'nin öğretilme durumunu inceleyelim, soruşturalım,-dedi Neğuç Aslan konuşmasında.
Katılımcıların bazıları Neğuç Aslan'ın konuşmasını sert buldular, ancak Neğuç'un görüşleri yankılarını bulmuştu.
Birer biliminsanı olan Haç'emız Mir ile Vınereko Ray bilimsel konular üzerinde durdular, kendilerinden çok memnunuz. Maykop'ta çocuğunu yuvaya gönderemeyen çok sayıda aile bulunuyor. Çocuğu yuvaya kabul ettirmek de kolay bir şey değil, birilerine ricalarda bulunmak -aracılar koymak- gerekiyor.
Adıge Devlet Üniversitesi Adıgece Fakültesi ise, öğrenci kontenjanını doldurulamıyor -yeterli istekçi çıkmıyor-. Rica minnet ile fakülteye alınan kişilere hangi düzeylerde bir eğitim verilebilir ki?
Adıge geleneği gereksiz mi sayılıyor?
AC Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Bırsır Batırbıy, Adıgece, Adıge edebiyatı ve Adıge geleneği konusundaki yayınlar üzerine konuştu. Bırsır'ın konuşması düşündürücü konuları içeriyordu. Adıge geleneği konulu bir literatür (-yayınlanmış kitaplar-) var, ancak o kitapların okullarda okutulmadığı durumları görülüyor. Ders sayısı fazla diyorlarmış,ama bu bahane kabul edilemez.
Toplantıda kurslarda (кружок) öğrenilebilecek seçmeli dersler (предмет) de ele alındı. Adıgece ile Adıge geleneği öğretiminin ihmal kaldıramayacak şeyler olduğu dile getirildi.
Konuşmacılar, Adıge geleneğinin kişiyi eğittiğini, terbiye ettiğini, yaşama hazırladığını,ancak okullarda buna verilen önemin yetersiz kaldığı söylendi.
Aileye düşen görev
Adıgece'yi öğretme işi, tek başına aileye yıkılamaz, işin içinden bu yolla çıkılamaz,-dedi Meşfeşşu Necdet. Bu kişi Türkiye'den dönüş yapmış, 15 üzeri yıldan beri Adıgey'de yaşayan biri. Necdet, Adıgey ile Türkiye'yi karşılaştırarak, cumhuriyetimizin olanaklarının yeterince kullanılmadığını söyledi. Necdet, çocuk yuvalarını ve okulları dolaşan, çok şeyi gözlemiş olan ve koca bir yayın olacak büyüklükte derlemeler yapmış biri.
Tharkoho Yunıs tarihsel geçmişe değindi, Adıge alfabesi ile dile ilişkin kitaplar üzerine bilgiler verdi. Şhalaho Abu'nun değindiği konular da “çarpıcı”/yürek “hoplatan” cinsindendi.
Zaman geçiyor, edebiyatımıza katılan ve adı anılmaya değer yeni yazar sayımız az değil, ancak öğrenciler o yazarlarla buluşmuyor, iletişim kuramıyorlar, bunun için yeterli sayıda bir yayınımız yok.
Evlere Adıgece yazılmış gazete girmesi, Adıgece kitap okunması, Adıgece televizyon yayının izlenmesi sorunları var, bunların da önemli oldukları toplantıda dile getirildi. Maykop Televizyonu'nun Adıgece yayın yapmaması da eleştirildi ve yakışıksız bulundu.
Karma evlilikler sorunu
Vınereko Ray'ın söylediğine göre, her yıl, farklı milliyetlerden 1,500 kız ya da erkek birbirleriyle evleniyor. Birbirini sevip ortak bir yuva kurmak için adım atmış olan bu kişilere kötü gözle bakmak istemiyoruz. Biz evde konuşulacak olan dil konusunda kaygılar taşıyoruz. Karma evlilikten doğan çocuklar Adıgece'yi özenerek öğrenmek isteyecekler midir?
Mamğet Kasim, Hağundeko Nurbıy, Çetave İbrahim, Adelcerıye Askerbıy, Ğuç'el' Nurbıy ve daha başkaları sözlüklerin güncellenmeleri, kişiyi engelleyen tıkaçların sökülerek dil, kültür, gelenek ve kültür konularının öğretilmesinin bir devlet politikası olarak ele alınmaları gerektiğini dile getirdiler. Dili zenginleştirme olanaklarının araştırılmasını gereği de vurgulandı.
Toplantıyı Adıge Xase 'Yaşlılar Konseyi' Başkanı Hunego Çetib (Katip) yönetti, konuşmaları o özetledi ve bir toparlama yaptı. Toplantıda ele alınan ve görüşülen konularda Devlet Başkanımız Thakuşın Aslan'ın da bilgilendirilmesi karar altına alındı.Bundan sonra, 14 Mart Adıgece Günü kutlanacak, güne ilişkin konular ayrıca görüşülecek.
Yemt'ıtl Nurbıy
Adıge maq,28 Şubat
2011
Çeviri:Hapi Cevdet Yıldız
***
Bilgi notu ve açıklama:
Yazıda verilen bilgi ve rakamların bazıları, bize göre, açık, net ve yeterli bir nitelikte değil. Adıgey'deki toplam 156 okuldan 17'sinde Adıgece'nin okutulmadığı, 42,7 bin öğrenciden, sadece 23,3 bininin (yüzde 54,4'ü) Adıgece öğrenim aldığı anlaşılıyor.
Bu eğitimin kalite düzeyi nedir, belirtilmemiş.
Bu arada 39 ulusal okul olduğu ve bu okullarda 8 bin 171 öğrencinin okuduğu söyleniyor? Ulusal okul nedir, köylerdeki Adıge okulları mıdır, belli değil. Diğer 117 okul ulusal değil mi? Değilse nedir?..
Bütün okullarda Adıgece okutuluyor, deniyor. Peki,Adıgece'nin okutulmadığı söylenen 17 okul nereye konacak? Kastedilen sadece ulusal okullar mı? Bunu toplantıya katılanlar bilebilir, ama biz bilmiyoruz. Açıklamalar net ve anlaşılır olmalı.
Kitap yayınının yetersiz olduğu, sözlük yayınlanamadığı; kreş, çocuk yuvası ve ilkokul eğitiminde Adıgece'nin ihmale uğradığı, öğretilemediği anlaşılıyor. Herhalde Adıge bakıcı ve öğretmen açığı çekiliyor olmalı. Bu ne gibi bir şey böyle, işsizlik var deniliyor, nasıl bakıcı ve öğretmen bulunamaz? Bunun Türkçesi, Adıge yavruları Ruslaştırılıyor, dışında bir anlam taşır mı?
Tuapse/Şapsığ'da Şoyuk ve Kodeşhap'e köylerinde çocuklar servis arabalarına bindirilip üçüncü bir Rus köyü okuluna götürülüyorlar. Sel afeti sırasında, o köylerden çocukların Adıgece sorulara Rusça yanıt verdiklerini de öğrenmiştik. 1972 sonu, askerden döndüğümde çocuklar Adıgece sorulara Türkçe yanıtlar veriyorlardı. Şimdi Adıgece'nin yerinde yeller esiyor.
Şapsığ'ı anlarız, orası Rus cenderesinde, ama bir cumhuriyetleri olduğuna göre, Adıgey'deki bu batık duruma ne demeli?...
Adıgece öğretmenliği istenmeyen bir branş/ders haline getirilmiş, öyle anlaşılıyor. Bunun için çoklu öğretmenlik hakkı tanınmalı, yani birkaç branşı kapsayan bir öğretmenlik yolu açılmalı. Örneğin Adıgece dersi öğretmeni Rusça ve sosyal bilgiler derslerini de, o branştaki öğretmenlerle eşit bir statüde verebilmelidir.
Şimdi nasıldır bilmiyorum, birkaç yıl önce, Kabardey-Balkar'da Adıgece dersine iğreti ders muamelesi yapıldığı, 2-4 arası ders saatine düşürüldüğü, Adıgece derslerinin öğrencinin yorulduğu ve ilgisinin iyice dağıldığı son saatlere atılarak işlevsizleştirildiği söyleniyordu (bkz. “Adıgece Eğitim,Asimilasyon ve Geleceğimize İlişkin Bir Değinme” adlı yazımız,internet;'Jıneps').Bu bir Ruslaştırma politikası olmalı. O takdirde Rus uygulamasının Türk uygulamasından ne gibi önemli bir farkı kalır ki?
Federal Merkez, üye regionları Ruslaştırma yolunda zorluyor olamaz. Dolayısıyla, zaten tek bir ders saatiyle sınırlı olan anadili eğitimi konusu devletçe ele alınmalı ve bir çözüme kavuşturulmalıdır. Örneğin, pek konuşmayan ve ortalıkta görünmeyen Bakan Bedanıko Ramazan'ın toplantıya gelmesi ve açıklamalar yapması hayra alamet olmalı. Umarız Sayın Bakan'ın başına taş düşmemiştir.
Ayrıca, bize bildirildiğine göre güneydeki turistik Maykop rayonu okulları öğrencileri Adıgece öğrenmek istiyorlarmış, ama gönderilmiyormuş. Doğruysa, kabul edilemez. Rusça ve Ermenice konuşan bu yavrularımız yarının yöre turizminde görev almak istiyor olmalılar. Yarının turizm patlamasında Adıgece, Adıge tarihi ve kültürü önem taşıyacak. O çocuklara Adıgece öğretmek, onları Adıgece bilenlerle rekabet edebilir bir düzeye çıkarmak,o çocuklarımıza da, turizm sektöründe ek bir gelir kapısı sunmak gerekmez mi?..
Bir sorun da karma evlilikler ve bunun neden olduğu asimilasyon sorunudur. 1,500 rakamı az değil. Bunun yarısı Adıge ise, tam bir felaket,ulus koruma altında değil demektir. Adıge ulusunun geleceği tehdit altında sayılmalı. 1,500 rakamının etnik dağılımı verilmemiş. Herşey açık ve net olmalı.-hcy