Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ortak Akıl Toplantısı - Değerlendirme: Murat Papşu
30 Aralık 2010 Perşembe Saat 21:03
KAFFED öncülüğünde düzenlenen Ortak Akıl Toplantısı 10-12 Aralık 2010 tarihleri arasında Bolu - Koru Otel’de yapıldı. Sonuç bildirisi de geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Katılımcılardan biri olarak, biraz gecikmeli de olsa genel bir değerlendirme yapmak ve bazı konularda eleştirilerimi dile getirmek istiyorum.

KAFFED öncülüğünde düzenlenen Ortak Akıl Toplantısı 10-12 Aralık 2010 tarihleri arasında Bolu - Koru Otel’de yapıldı. Sonuç bildirisi de geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Katılımcılardan biri olarak, biraz gecikmeli de olsa genel bir değerlendirme yapmak ve bazı konularda eleştirilerimi dile getirmek istiyorum.

Değerlendirmelerin çoğuna katılıyorum, genel itibarıyla düzeyli ve verimli bir toplantı oldu. Söylenebilecek olumlu birçok şeyin yanında eleştirelecek yönleri de var kuşkusuz. Sanırım bunlar olumlu havaya gölge düşürmez.

İki günde farklı başlıklar altında beş oturum yapıldı. Elli katılımcının hepsinin her oturuma katılıp her konuda konuşması verimliliği düşüren bir faktör oldu. Herkesin ilgi-bilgi alanı farklı olduğuna göre, her oturuma farklı ve daha az sayıda kişinin katıldığı bir toplantı formatı konuşmacılara daha fazla zaman sağlayacağı gibi gereksiz konuşmaların ve tekrarların da önünü almış olurdu. Görüldü ki her konuşmacıya 3 dakikalık süre çok yetersiz kaldı, oturumların gündemleri karıştı, bazıları her konuda fikir beyan ederken bazıları hiç konuşmadı.

Toplantınınfarklı mecralarda toplumsal mücadeleye katkı veren aydınları ve kanaat önderlerinibir araya getirmeyi amaçladığı söyleniyorsa da katılımcıların profili pek öyle söylemiyordu. Bu “aydın ve kanaat önderlerinden” bazılarının adını ilk defa orada duydum (benim bilgisizliğim de olabilir). Yıllardır tanıdığımız ve (bence) bu iki kategoriye de girmeyen kişiler oradayken toplumsal mücadeleye farklı kulvarlarda katılan ama “aykırı” görülen isimlerin orada olmaması bir eksiklikti.

Sonuç bildirisinin yazılış ve ilan yöntemi de bence sorunlu. Bu tür bir toplantının sonuç bildirisi ya katılımcılarının konuşma özetleri şeklinde olur ya da ortak bir metin olacaksa katılımcıların önceden onayı alınır; metnin geneline katılmayan onaylamaz ya da katılmadığı maddelere şerh düşer. “Katılımcıların düşünce ve ifade nüansları saklı olmak kaydıyla” ibaresi ilan edilen bildirinin bütün katılımcıların ortak aklının ürünü olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Dolayısıyla benim adıma da ilan edilen bu sonuç bildirisinin bazı maddelerine şerh düşmeyi, “saklı kalan düşünce ve ifade nüanslarımı” açıklamayı gerekli görüyorum.

KAFFED, diasporada onyıllardır sürdürülen toplumsal-ulusal mücadeleyi temsil eden, bu mücadelenin omurgasını oluşturan, Türkiyede yaşayan Adığe, Abaza, Ubıh ve ortak aidiyet hissi içindeki tüm diğer Kafkas halklarını bütünleştiren yegane örgütlenmemizdir.” Katılımcılar arasında federasyon veya üye dernekler dışından, hatta KAFFED çizgisine yakın olmayan kişiler vardı. Sadece dernek üyelerinin toplantısı olsaydı bile sonuç bildirisinde böyle iddialara ve narsizme gerek yoktu.

Türkiyenin ve dünyanın bugünkü siyasi ortamında kimliğin siyasallaşmasını ve kimlik siyasetini çok önemsiyorum ve Çerkes tanımını da bunun ayrılmaz bir parçası olarak görüyorum. “Diasporada  Adığe, Abaza, Ubıh ve diğer Kuzey Kafkas halklarını bütünleştiren, onlara siyasi hüviyet kazandıran ‘Çerkes’in ortak ad ve ortak siyasi tanım olarak kalması doğru olacaktır” diyen KAFFED ortak aklının tam tersini düşünüyorum. Evet, Türkiye’deki kullanımıyla Çerkes etnik değil kültürel bir kimliğin adıdır. Ancak bu şekildeki kullanımıyla ‘Kafkaslı’dan farkı yoktur ve siyasi bir kimlik olamaz. ‘Çerkes’in bir halkın adı olarak değil, sosyo-kültürel, folklorik bir topluluğun adı olarak kullanılması kimliği siyasallaştırmak değil, tam tersine siyasallaşmasının önünü tıkamaktır. Bunu tartışmayı, tanımı diğerlerini dışlayıcı bir anlayışla yapmadığımı belirterek daha sonraya bırakıyorum. Ancak KAFFED’in muğlak kalan şu konulara açıklık getiren bir söylem geliştirmesini beklemek hakkımızdır diye düşünüyorum: 1) Çerkes “Adığe, Abaza, Ubıh ve diğer Kuzey Kafkas halkları”nın ortak adı mıdır yoksa sadece Adığe, Abaza ve Ubıhların mı? Çünkü KAFFED, bildiride aksi söylense de son yıllarda pratikte “Adığe, Abaza, Ubıh” formülünü tercih ediyor.

1) Bu formülde yer alan Ubıhlar bugün Adığe ve Abazalardan ayrı bir halk mıdır? Benim bildiğim, çoğu sürgünden sonra Adığe ve Abazalara karıştı; ayrı köyler halinde kalan Ubıhlar da Adığece konuşuyor ve kendini Adığe sayıyor. 150 yıl önceye bakıp bugüne yönelik tanım yapılması doğru mu?

2) “Diğer Kuzey Kafkas halkları”ndan hangileri Çerkes ortak adına dahildir? Çeçenler, Osetler, Dağıstanlılar…? Peki Karaçaylar ve Balkarlar neden bu listeye hiç dahil edilmiyor? Anadolu’da yaşadıkları yerlerde onlara da Çerkes deniyor ve aynı kültürel kimliği paylaşıyorlar. Farklılarsa diğerleri de farklı.

3) Kendilerini Çerkes ortak adı altında görmeyendiğer Kuzey Kafkas halklarınave hatta Batı Anadoludaki Abazalara (Apsuvalara) bu adın nasıl benimsetilmesi düşünülüyor?

4) Türkiyeye özgü bu Çerkes tanımı ne Kafkasyada, ne yazılı literatürde, ne de diğer dillerde var. Artık iletişimin, bilgiye ulaşmanın çok kolaylaştığı günümüzde iyice belirginleşen bu çelişki nasıl giderilecek?

5) Çerkes halkı, Çerkes tarihi, Çerkes kültürü, Çerkes müziği vb. başında Çerkes sıfatının olduğu her kullanımda bunaAdığe, Abaza, Ubıh ve diğer Kuzey Kafkas halklarınındahil olması gerekmez mi? Bu, birçok durumda Çerkes adının kullanılmasını imkansız kılar. “Ortak adımız” tezini savunanların bile ‘Çerkes’ olarak çoğunlukla Adığeleri esas aldığını görmek için basit bir söylem analizi yapmak yeterli.

 

Sonuç olarak, Ortak Akıl Toplantısı’nın düzenlenmesi artık değişim ve dönüşüm ihtiyacı hissedildiğini göstermesine rağmen, sonuç bildirisi KAFFED’in bugüne kadar benimsediği çizgide esaslı bir değişim ve dönüşüm olmayacağı, farklı düşünen akıllara da çok ihtiyacı olmadığı izlenimi veriyor.

Murat Papşu

Kaynak: Marje mail grubu


Bu haber toplam 2623 defa okundu.


SEMİH AKGÜN

Hangi İş Memnun Eder ki Herkesi

Semih Akgün

I

Evdeki kadına
Hiç bir köftenin tadı
Dışarda yenen köfte kadar
Gelmez lezzetli

Ve her köfte tiryakisi
Israrla ister güvenli
Leziz evde üretileni

Onlarda haklıdır
Alışkanlıklar önemli...

II

İyi de nasıl her isteyeni
Mutlu eder şu garip:
Evin ulu reisi ve şefi

Kendi yapsa beğenilmez
Kadın ise beğenmez
Her defa kendi iş görmeyi!

III

İş nasıl olursa olsun
Herkesi memnun etmek
Nasıl mümkün
Olabilir ki?

Ya tavuk kümeste ki
Ya horoz kurban edilecek kişi...

05 Ocak 2011 Çarşamba Saat 14:33
Bircan TUĞ

Sayın Huaj, Murat bey aynı hızla gerekli cevabı vermiş sayın Babakuş' a.
Bu tepkileri görünce sonuç metnini bizatihi sayın Babakuş'un yazdığı izlenimi doğuyor.
Çünkü insan ancak kendi yazdığı bir metni bu kadar kutsal ve dokunulmaz zannedebilir.
saygılar. selamlar bizden olsun.

04 Ocak 2011 Salı Saat 16:29
Huaj Eren Öz

Marje grubu ile benzeri bazı mail gruplarına düşen Babakuş imzalı sn Papşuyu yerden yere vuran yazı, neresinden bakarsanız bakın öfkeyle,başı sonu düşünülmemiş ve içerik olarak da yakışıksız bir tepkiyi gösteriyor. Blenawonun yazdığı gibi Abhaz-Adıge birliğine teorisyen olmayı kafasına koyduysa sn Babakuş'un daha soğukkanlı olması gerekir.
Ayrıca Abhaz-Adıge birliği sadece kendisinin tekelinde olan olan bir konu da değildir, böylesine celallenmesini gerektiren. Herkes bu konuda fikir yürütebilir.
Sanki öyle bir görüntü vermektedir ki, Abhaz halkını ve Adıge halkını birileri istem dışı ve zalimce ayırmaya çalışmaktadır, kendiside buna yalın kılıç karşı durmaktadır. Hatta kötü ittifaka karşı (Amerikan-Gürcü kumpası) yine kendisinden başka kimsenin uyanmamış olması kahredicidir. Sn Babakuş bu kadar gerilime ihtiyaç yok. Kimse kimseyi bölmeye ayırmaya falan çalışmıyor.Blakis tarihin bu zaman diliminde olması gereken yeni örgütlenmelerin ve siyasetlerin yolu açılmaya çalışılıyor,dert budur. Abhaz halkı da Adıge halkıda birbirini incitmez sizin anladığınız anlamda.Siyaseten ve toplumsal dönüşümler gereği olması gerekenler olacak sadece bu bir süreçtir. Yanlış veya eksik algılarınızla iki taraftanda sadece tepki görürsünüz. Çünkü suçlayıcı itici bir dil kullanıyorsunuz, bunun kime veya neye faydası var. Son olarak Murat bey'in toplantı için yaptığı nezaketli eleştirilere bile böyle sert çıkışlar yapmanız talihsizlik olmuştur. Ne ait olduğunuz Abhaz halkı nede Adıgeler sizi alkışlamıyor. Görmüyormusunuz?

03 Ocak 2011 Pazartesi Saat 13:44
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net