


- Yaklaşık 20 yıldır Abhazya de-facto bağımsız bir devlet. Abhaz devletinin kuruluşu ve Abhazya’nın bağımsızlığı için verilen savaşta Çerkeslerin ne gibi katkıları oldu? Kamuoyu genelinde bu konu hakkındaki bilgiler az biliniyor.
Ç. Ruslan: Sovyetler birliğinin dağılması ardından Abhaz ve Çerkes toplumları arasındaki ilişkiler gerek politikacılar gerekse bilim sanat çevrelerinde gelişti. Bunun dışında ayrıca Sohum’da Kafkas Halkları Konfederasyonu ve Dünya Abhaz-Çerkes Kültür Festivali kuruldu.
Abhaz-Gürcü çatışmalarının başlangıç etabında, savaşın başlangıcında, 14 Ağustos 1992’de Kuzey Kafkasya halkları arasından toplanan geniş katılımlı gönüllülerin gözle görülür etkileri oldu.
Çerkes gönüllüler hakkında konuşmak gerekirse, özellikle belirtmek gerekir ki, bu dönemde Kurmay Başkanlığı ve ardından Abhazya Savunma Bakanlığını yürüten kişi Çerkes (Kabardeyli) Sultan Sosnaliyev’di. Muayed Şora komutasındaki Çerkes (Kabardeyli) müfreze bakanlar kurulu binasını alarak üzerine Zaferin bayrağını dikti. Tüm Abhazya, sahra komutanı Kabardeyli Gönüllüler Müfrezesi Komutanı günümüz bağımsız Çerkes Toplumsal Hareketi ‘Xase’ lideri İbrahim Yağanı, savaşta şehit olan Gena Karden’i, Khuade Adam’ı ve diğerlerini tanıyorlar.
Abhazyada çatışmalar-savaş esnasında savaşan 2-2,5 bin Çerkes gönüllü arasından yaklaşık 100 kişi kadarı canını teslim etti.
Rusya’daki Çerkes Cumhuriyetleri (Adıgey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes) savaş esnasında ve sonrasında, Abhazya’ya Rusya tarafından uzun süre ambargonun uygulandığı dönemde, Abhazya’ya hatırı sayılır insani yardımda bulundular.
- Abhazya bağımsızlık savaşına Çerkes gönüllülerin katkıları hatırlanıyor mu? Bu ebedileşti mi?
Ç. Ruslan: Abhazya’nın yaşlı nesilleri elbetteki Çerkes gönüllülerin katılımını hatırlıyorlar, fakat gençler çok bilmiyorlar. Üzücüdür ki, Abhazya tarihi ders kitaplarında bu katılıma azbuçuk yer veriliyor. Bugün Abhazya’da Sultan Sosnaliyev’in anısının ebedileştirilmesi üzerine tartışmalar sürüyor farklı öneriler gözden geçiriliyor.
- Bu yıllar içerisinde Abhaz-Çerkes ilişkileri nasıl gelişti?
Ç. Ruslan: Abhazya yönetimi bazı konularda, şehit olmuş gönüllülerin ailelerine destek oluyor, çocukları için Karadeniz sahilinde tatil, kültürel faaliyetler organize ediyor. Fakat benim bakış açıma göre günümüzde herhangi ciddi bir ilişkiden bahsetmek zor.
Üzerinde acilen karar alınması gereken sorunlar var. Örneğin, Siz Abhazya’da mülk edinmek ve bunu resmileştirmek için Abhazya vatandaşlığına sahip olmanın gerektiğini biliyor musunuz? Günümüzde böylesi sorunlarla bize başvuran çok Çerkes var.
Abhazya kendisini Abhaz-Çerkes uluslar grubunda, günümüzde tek devlet pozisyonuna koyuyor ve Abhazya vatandaşlığı kanunlarına göre Abazin ve Ubıhlara da vatandaşlık veriliyor.
Ama bu gruba, Abazin, Abhaz ve Ubıhların yanısıra Çerkesler (Şapsığyalılar, Adıgeyliler, Çerkesler, Kabardeyliler)de giriyor. Fakat Abhazya kanunları Çerkeslerin vatandaşlık almalarına bu pencereden bakmıyor ve elbetteki bu doğru değil: Eğer vatandaşlık Abhaz-Çerkes grubundan diğer uluslara veriliyorsa Çerkesler neden hariç tutulmak zorundalar? Bu sorun Kabardey-Balkar’daki Abhazya Gönüllüleri Birliğinde dile getirildi ve biz çözümleneceğini varsayıyoruz.
- Günümüzde Abhazya üst düzey Politikacılarının Çerkes sorununa yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ç. Ruslan: Çerkes sorunu 1763-1864 yılları arasındaki, Çerkes ulusuna soykırımı uygulanan ve günümüzde Çerkes ulusunun %90’nının vatanları dışında yaklaşık 50 kadar ülkede yaşamasına sebep olan, Çerkes-Rus savaşının mirasıdır. Vatanında kalan Çerkesler suni olarak altı tane subyekte ve ‘farklı’ dört ulusmuşcasına, kendilerini tek bir isimle adlandırmalarına, bir dilde konuşmalarına aldırmaksızın ‘Adıgeyli’, ‘Kabardeyli’, Çerkes, ‘Şapsığ’ olarak bölünmüşlerdir. Günümüzde Kafkasya’da yaşayan Çerkes nüfusunun on katı kadarı diasporada yaşıyor ve fiilen tarihi vatanlarına dönme hakkına sahip değiller.
Abhazya’nın politik yöneticileri Çerkes sorununun keskinliğini ve Çerkes diasporasının problemlerini anlıyorlar. Çünkü Abhazya’da bunun aynısı bir probleme, her ne kadar nüfus olarak Çerkesler kadar kalabalık bir nüfusla olmasa da, Abhazya’da yaşayan Abhaz’dan fazla nüfuslu Abhaz diasporası problemine sahipler.
Abhaz yöneticiler kamuoyuna açık olarak hiç Çerkes sorununu ağızlarına almıyorlar. Günümüzde, çok kuvvetli bir Rusya etkisi altında olan bu ülkeden, Abhazya’dan, bu konu hakkında bir ‘gedik’ açma mahiyetinde çıkış beklemiyoruz ve Çerkes toplumu olarak bu sessiz tutumlarından dolayı memnunuz.
Fakat Abhazya’da bazı çok etkili siyasi liderlerin Rusya Federasyonu’ndaki belli güçlerin servisiyle öylesi şeyleri dile getiriyorlar ki bizler en aşırı rakiplerimizden bile böylesi tepki beklemiyorduk.
- Abhazya bu gün kendisini nasıl konumlandırıyor? Abhaz egemen elitinin ve toplumunun görünüşü, onların nitelikleri nasıldır?
Ç. Ruslan: Günümüzde Abhazya kesinlikle ekonomik büyüme içerisinde. İnşaat sektörü büyüyor, tüm devlet organları, güvenlik güçleri, sağlık ve eğitim kurumları çalışıyorlar.
Bana göre Rusya’nın büyük etkisine rağmen, Abhazya egemen elitleri Abhazya’nın devletleşmesinde dümeni ellerinde tutuyorlar ve bu pozisyon Abhaz toplumu tarafından ciddi bir şekilde destekleniyor.
Yönetim içerisinde suç organizasyonları ve yolsuzluk konusunda Rusya’da da karakterize olduğu gibi sorunlar var. Bu konu hakkında ise, bu sorunu çözen Gürcistan’ın tecrübeleri çarpıcıdır.
Ambargo süreci içerisinde Abhaz toplumunda geleneksel kıymetlerde kısmi kayıplar oluştu. Gençler arasında çete kültürü yayıldı. Ne yazık ki aynı şeyi tüm Kafkasya geneli içinde söylemek mümkün fakat Abhazya’da bu konudaki negatif yönelim daha göze batıcı. Bununla birlikte Abhaz gençliği yeterince yurtsever ve neticede Abhazya’nın geleceğini sağlama yetisine sahip.
- Günümüzde Rus basını Karasnaya Polyana’nın Abhaz toprağı olduğu yönünde pek çok şey kaleme alıyor. Krasnaya Polyana sorunu, Olimpiyat ve Çerkes soykırımı üzerine olan sorun- politik niteliklerde mi yoksa sadece dilbilimsel bir sorun mu?
Ç. Ruslan: Krasnaya Polyana – 2014 Soçi Olimpiyatlarının gerçekleştirilmesi planlanan bölgedir. Çerkesler için burası trajik bir semboldür. İşte tam burada, Çerkes-Rus savaşının son çatışması olmuştur, işte tam burada –İmparatorluk ordusu 21 Mayıs 1864’te Çerkesya üzerine olan zaferini tören yürüyüşü ile kutlamıştır. 1763- 1864 yılları arasındaki Rus-Çerkes savaşı Çerkesler için katastrofik bir şekilde sonuçlanmıştır. Çerkes ulusu soykırımdan geçirilmiştir, % 90’nından fazlası Kafkasya’dan sürülmüştür ve kaynaklarda bu nasıl yer alıyor “büyük nüfusa sahip bütün bir milletten geriye Kafkasya’da az sayıda etnik adacıklar kalmıştır.”
7 Şubat 1992 tarihinde Kabardey-Balkar Cumhuriyeti parlamentosu tarafından Çerkes Soykırımının yapıldığı kabul edilmiştir. Şimdi biz bu soykırımın uluslararası arenada da tanınması ve Çerkes ulusunun yeniden tarihi vatanına taşınması yönünde çalışıyoruz.
Soçi’de yapılması planlanan olimpiyatlar nedeniyle dünya toplumlarının Çerkes ulusal sorununa karşı ilgilerinde artış oluyor. Ve işte tam bu aşamada bazı Abhaz politikacılar Krasnaya Polyana Abhaz toprağıydı söylemini içeren açıklamalar yapmaya başladılar. Düşünüyorum da bu açıklamaların gerisindeki politik alt metin açıktır.
Bizlere akıl dışı bazı dilbilimsel tartışmalarla bu empoze edilmeye çalışılıyor. Bunun yerine 19. yüzyılda kesin olan şey, Rus-Çerkes savaşlarının bittiği 1864 yılında Çerkesya ve Abhaz Prensliği arasındaki sınır Bzıp nehrinden geçiyordu ve bunu sizde biliyorsunuzdur, bu sınır Sadece Krasna Polyana’nın değil bu günkü Abhazya sınırı olan Psow nehrininde oldukça güneyinde.
Mikhail Şervaşidze yönetimindeki Özerk Abhaz Prensliği Çerkeslerin savaşına Rus imparatorluğuna karşı verdikleri savaşa katılmadı işte bu yüzden 21 Mayıs 1864 ile ilgili olan, Trajik bir Sembol mahiyetindeki Karasnaya Polayan’a sadece 19. yüzyılda Çerkesya’yı oluşturan ulusa aittir.
Biz kimin faydasına veya herhangi bir politik konjonktür uğruna, kimin servisi ile olursa olsun Çerkes tarihinin tahrif edilmesine karşıyız.
- Pek çok Çerkes bazı Abhaz temsilcilerinin sunumları karşısında rahatsızlıklarını dile getirdiler mesela geçtiğimiz Nisan ayında Moskova’da Rusya Federasyonu Dışişleri bakanlığı bünyesinde MGMİO tarafından Abhazya’nın Rusya İmparatorluğuna katılışının 200. yılı anmaları çerçevesinde düzenlenen bilimsel-pratiksel ‘Rusya-Abhazya: 200 yıllık dostluk ve ilişki’ isimli konferansta Abhaz delegasyonunun sunumu gibi. Söz konusu edilen şeyler nelerdi ve bu konu hakkında Abhaz toplumu ve yönetiminin bakış açısını bu söylem ne kadar temsil ediyor?
Ç. Ruslan: MGMİO’daki konferansta yazar Deniz Çaçhalya Soçi Olimpiyatı ile Çerkeslerin arasındaki ilişki üzerine dostluk içermeyen sanılarını dile getirdi ve Ona göre Krasnaya Polyana sorunu Abhazya ile ilişkiliymiş. Biz bu konu üzerinde az önce konuşmuştuk. Rusya basını da bu konferansın ardından bunu yazmaya başladı. Bir daha altını çizmek istiyorum 19. yüzyılda mevzubahis olan dönemde Bzıp nehrine kadar olan arazi Çerkesya’ya aitti. Ve hatta 20. yüzyılda Bolşevikler zamanındada Abhaya’nın kendisi ve onlar Bzıp nehrini sınır olarak kabul ediyorlardı işte bu yüzden böylesi söylemler en azından asılsızlar ve hatta sadece Abhaz-Çerkes ilişkilerinin bozulmasına sebep olacak şeylerdir.
Abhaz siyasileri yöneticileri doğal olarak Çaçhalya’nın çıkışı hakkında bir değerlendirmede bulunmuyorlar. Böylesi söylemlerin Abhaz toplumu tarafından destekleneceğini ummuyorum. Bizi üzecek husus ise Çerkesya tarihinin son dönemlerde basılan Abhazya tarihi ders kitaplarında ele alınış şekli. Biz Abhaz tarihçilerine böylesi çalışmalarda daha objektif ve gerçekçi olmalarını bu konuların boş çalışmalar olmadığını temel olduklarını ve hatta Abhaz-Çerkes ilişkilerini bozabileceklerini bile dile getirerek çağrıda bulunuyoruz.
Aynı şeyleri bir kısım Abhaz politikacı ve toplumsal örgüt çalışanlarının yaklaşımları içinde söylememiz mümkün.
Hatırlatmakta fayda var Çerkesler ve Abhazlar Kafkas dillerinin aynı dil grubu olan Abhaz-Çerkes dil grubuna mensuplar ve tarih göstermiştir ki bu kardeşlik sadece dilbilimine dayanmıyor.
- Abhaz ve Çerkesler için bu kardeşlik günümüzde: “Sonsuza kadar kardeşlik” veya “Ortak bir apartman dairesinin paylaşımı”nın tezahürü mü ?
Ç. Ruslan: Benim düşünceme göre “sonsuz kardeşlik” öforisi dönemi 1992-1993 Abhaz-Gürcü savaşının hemen ardından geçmeye başlamıştır ve bunu trajedi olarak görmüyorum. Daha ziyadesi ile Modern Abhaz ve Çerkes toplumunun gelişimini yansıtan doğal bir süreç.
Günümüzde abartılı öfori, hala Çerkes toplumunda karakteristik olarak var ve sorunlara daha objektif bakılmasına engel oluyor. Fakat bununla birlikte uluslarımız arasında daha net karşılıklı çıkarlara dayalı pragmatik ilişkiler geliştirilmesi anlayışı da var.
- Siz Kuzey Rusya Federasyonu’ndan Tiflis’te gerçekleştirilen konferansa katılan tek Çerkes aktivisttiniz. Siz neden oraya gittiniz? Ve neden bir kişiydiniz?
Ç. Ruslan: Rusya’daki Çerkes organizasyonları arasında bu çalışmaya katılması için davet edilen tek organizasyon Çerkes Kongresi idi. Bu yüzden herhangi başka bir Çerkes organizasyonunun da davet edildiği ama katılmadığı yönünde çıkartılan söylentiler hayal ürünü ve politik spekülasyondan ibarettir.
Bende bir tek birey olarak katılmadım, bana kendi görüşlerini dile getirmem yetkisini veren Çerkes Kongresi ağını temsilen katıldım.
- Rusya basınında artık size ‘hain’ deniliyor. Siz Rusya Federasyonu’nun mu, Çerkes ulusunun mu çıkarlarına, kimin çıkarlarına ‘ihanet’ ettiniz?
Ç. Ruslan: Eğer basın böyle bir değerlendirme yapıyorsa- bu kendi problemleri. Bizim organizasyonumuzun amacı 1763-1864 Çerkes-Rus savaşları neticesinde Rus devleti tarafından yapılan Çerkes soykırımının tanınmasını sağlamak, dünyaya dağıtılmış ve Kafkasya’da bölünmüş olan Çerkes ulusunun tarihi yurdunda birliğini sağlamak.
Günümüzde Avrupa’da Çerkeslerden başka %90’ı vatanından ayrı yaşamak zorunda kalan ulus yok. Kafkasya’da ise Çerkesler kendi toprakları üzerinde 6 subyektte bölünmüş olarak hatta ayrıca son zamanlarda oluşturulan iki federal bölgeye (Güney Federal bölgesi ve Kuzey Kafkasya federal bölgesi) bölünmüş olarak yaşıyorlar. Bu durum uluslararası anlaşmalara ve Rusya Federasyonu’nun kendi anayasasına da aykırı bir durum. Çerkesler günümüzde bir ulus olduklarını, kendi toprakları üzerinde bir ulus olarak yaşama hakkına sahip olduklarını kanıtlamak zorunda kalıyorlar.
Çerkes diasporası farklı yaklaşımlarla 7 milyondan 10 milyona ulaşan bir nüfusa sahip, böylesi bir sorun atlanacak gibi değil. Tüm Rusya’da yaşayan uluslar arasında Ruslardan sonra en kalabalık diasporaya Çerkesler sahipler.
Çerkesler Rusya Federasyonu’nda yaşayan otokton uluslardan birisi ve Çerkes sorununun çözümü yolunda Rusya’nın kendisinin de çalışması zorunlu. Fakat bu, şu anlama da gelmemeli: biz sorunlarımızın çözümü için başka ülkelerle de görüşme hakkına sahip değiliz. Bu vesile ile Gürcistan ulusuna ve bu konferansı organize ederek sorunlarımızı uluslararası arenada da dile getirmemize vesile olanlara teşekkürlerimi sunuyorum.
Biz barışçıl bir anlayışla Çerkes sorununun çözümü için uluslararası hukuk çerçevesinde hareket ediyor ve tüm uygar dünyaya uluslararası bir sorun mahiyetinde de olan sorunlarımızın çözümü için başvurmaya hakkımız var.
- Sizce Kafkasya’da gelecekte Gürcistan, Çerkesya ve Abhazya’nın konumu nasıl olacak.
Ç. Ruslan: Kafkas ülkeleri içerisinde en geniş hakimiyet ve nüfusa Çerkesya sahipti. Bölgede önemli bir rol oynuyordu. Rusya İmparatorluğu Çerkesya’yı yok ettikten sonra bölgenin jeopolitik istikrarın sağlanmasında onun yerini tutamadı.
Günümüzde Karadeniz-Hazar bölgesinde ve yakın doğuda yeni jeopolitik bir realitenin oluşması, dağıtılmış ulusun yeniden inşası şeklinde Çerkes ulusal hareketinin oluşması evresi sürüyor.
Bizim ulusumuzun pek çok ülkeye dağılmış olması bugün bizim gücümüz olma yolunda. Er ya da geç Çerkes ulusu kendi tarihi vatanında birliğini sağlayacak.
İşte o zaman bölgede 1763-1864 Çerkes-Rus savaşının neticelerinin günümüz çağdaş durumunda yeniden biçimlenmeye etki edeceği yeni bir gelişim etabına geçilecek.
Bu süreç, olabilecek en maksimum düzeyde bölgedeki ulusların çıkarlarını da gözeten bir gelişim sergilemeli çünkü biz aynı coğrafyada yaşıyoruz ve bu gelişmelerden kaçacak bir yerimiz yok.
Abhazya, Gürcistan ve Çerkesya konusuna gelince, tarihte onlar hep aynı zamanlarda varlardı ve kendilerine has özel bir kültürel politik toplumsal oluşturuyorlardı. İşte bu yüzden Kafkasya araştırmacıları bölgeyi coğrafi öğelerle Kuzey ve Güney Kafkasya diyerek, kültürel ve tarihi öğeler göz önüne alındığında ise batı ve doğu Kafkasya diyerek ele alıyorlar.
Tarihi bir medeniyet olarak batı Kafkasya diye anılan antik çağlara dayanan tarihi ve kültürel batı Kafkasya medeniyetini oluşturanlar Abhazya, Gürcistan ve Çerkesya’dır. Ve dolayısıyla bu medeniyet iyi bir tarihi ve politik perspektife sahiptir.
Röportaj: Avraam Şmuleviç
Çeviri: Açumıj Hilmi
Kaynak: Natpress
10 Aralık 2010
Cherkessia.net
Gürkan bey yukarıdaki yazıyı okudum.
Sizin açıklayıcı notunuz karşısında şaşırdım.
Warsayım demişsiniz. Yukarıdaki yazıda warsayım olarak gördüğünüz şey nedir
Teori demişsiniz. Yukarıdaki yazıda teorik olarak gördüğünüz şey nedir
Gerçekler nerde demişsiniz... İşte bu muhakkak sizin yanıtlamanızı zorunlu kılan sözünüz. Peki gerçeklerden bahsedilmemişse, sizin gördüğünüz yalanlar nelerdir.
Bu yazıda gerçekdışı söylem olarak gördüğünüz şeyler nelerdir.
Lütfen açıklarmısınız.
warsayım teori herşey var Gerçekler nerde?
11 Aralık 2010 Cumartesi Saat 22:43