Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TIĞUJ Zavırdin: “Geçmişi unutanın yarını olmaz”.
02 Aralık 2010 Perşembe Saat 12:38
Zavırdin Adıgey'in Afıpsıpe köyünde doğdu, büyüdü ve okudu. Askerlik dönüşü Magadan'a (*) gitti. Uzun yıllar Magadan'da yaşadı, çalıştı ve bu arada Habarovsk Politeknik Enstitüsü'nü de bitirdi. Ardından belediye ve devlet hizmetinde iş buldu. Magadan'da 15 yılı aşkın bir süre kaldı ve sonunda ata toprağına dönüş yaptı.

Tığuj Zavırdin sadece Adıgey'de değil, komşu Krasnodar Kray'da da tanınmış olan bir girişimci, siyaset ve toplum emekçisidir. Uzun yıllar Krasnodar Kray Valiliği danışmanlığı görevinde bulundu, Azak ve Karadeniz kıyılarının genişletilmesi çalışmalarında vali yardımcısına danışmanlık yaptı.  Bugünde Krasnodar'da danışmanlık yapıyor.

Zavırdin Adıgey'in Afıpsıpe köyünde doğdu, büyüdü ve okudu. Askerlik dönüşü Magadan'a (*) gitti. Uzun yıllar Magadan'da yaşadı, çalıştı ve bu arada Habarovsk Politeknik Enstitüsü'nü de bitirdi. Ardından belediye ve devlet hizmetinde iş buldu. Magadan'da 15 yılı aşkın bir süre kaldı ve sonunda ata toprağına dönüş yaptı. Zavırdin ulusal tarihimizi derinlemesine incelemiş, ulusal kültürümüzü ve geleneklerimizi yitirmeme uğraşılarıyla Adıgey'de iyi tanınmış olan biri. Evinde bulunan eski Adıge eşyaları bir müze kurmak için yetecek sayıda. Bu yakında da Krasnodar kentinde bir “Adıge Evi” (Adıge wıne) kurmuş bulunuyor. Tanınmış bu işadamı ve siyaset bilimci ile de, işte bu nedenle görüşmek istedik.

- Magadan'ı sevgiyle anımsıyorum, yaşadığım sürece orasını unutamayacağım, -diyor Zavırdin.-Ömrümün en verimli yıllarını orada geçirdim. 55 yaşıma bastığımda oraya gitmeyi düşünüyorum. Olayların beni oraya sürüklemiş olmasından son derece memnunum. Yaşamım süresince karşılaştığım en dürüst insanlar Magadanlılar oldu. Daha 21 yaşımda iken tayga (Sibirya) ormanlarında çalışmaya başladım, altın çıkarma işini orada öğrendim. Yaşamın güçlükleri ile cebelleşmiş, her türlü çileyi sırtlanmış olan insanların arasında barındım, ancak pişmanlık duymuyor, aksine gurur duyuyorum. Her türlü zorluğa katlanmış biri olarak Magadan kentine yerleştim, çalıştım, okudum, boks ve antrenörlük (Zavırdin uzun yıllar boks yapmıştı) yaptım. Aynı sırada iki üç işte çalışacak güçteydim, çok da para geçiyordu elime. Çalışanlar ayda 60-80 ruble alırken, ben ayda bin ruble kazanabiliyordum. Para biriktirmeyi ve parayı değerlendirmeyi de öğrendim. Devlet düzeni değişmeye, kooperatiflere geçilmeye başlanınca, o tür işlere de girdim. Adıge yöresinden Magadan'a uçakla meyve ve sebze gönderiyordum. Bu işte, o sıralar Magadan  Oblastı yönetimi Başkan yardımcısı Vyaçeslav Spirin'in büyük bir desteğini gördüm. Dönüş yaptıktan sonar, benim yardımıma gereksinme duyduğunda ona yardıma koştum. Bugüne değin onu ziyaret ediyor ve yardımcı olmaya çalışıyorum. Ayrıca Magadanlıların birçoğu ile dostluk ilişkilerim aynen sürüyor.

-  Adıgey'e döndün Yine de, sonunda …

-Nerede olursan ol, ata yurduna, ana babalarının yaşadığı yere dönmen gerekiyor. Göçebe (цыхьан) değiliz ya. Bir de, yaş ilerledikçe, insan kendi yaşam biçimnde bazı değişiklikler yapmak istiyor. Magadan Oblastı'na gıda maddeleri ithalatı merkezileştirilince, bu iş için yetkili temsilci olarak ben görevlendirildim, bir Adıgey'de, bir Magadan'da bulunmaya başladım, ancak sonunda ata toprağında karar kılmış oldum. Ayrıca başında bulunmadığım ya da kendi kurmadığım bir işte de çalışmadım. İlk kez olarak Adıgey'e PVC (plastik) pencere sistemini getiren de benim. Ele aldığım tüm işleri kendi ellerimle ve kendi gücümle yerine getiriyor ve bundan kıvanç duyuyorum.

- Politik alana hangi amaçla girdiniz?

- İçine girmezsen bir şeyi ve o bir şeyin içinde barınan gerçeği hiçbir zaman öğrenemezsin. Daha önceleri politika ile ilgilenmemiştim, ancak politikanın insanların yararına bir şey olduğunu düşünüyordum. Ben de, yararlı biri olabilirim düşüncesiyle politikaya atıldım, ancak politika şeyin berbat yanlarını gördükçe tiksindim ve politikayı bıraktım. Politikacılar içinde insanların iyiliğini düşünenlerin oranı yüzde onu bile bulmaz. Çoğu kişi başa geçme, daha çok para kazanma ve yarınını için daha iyi etmenin derdinde. Benim öyle şeylere ihtiyacım yok, daha çok para kazanma ve yarın gibi bir endişem de yok, bunların hepsini gerçekleştirmiş bulunuyorum. Ayrıca ben baştan savma işleri hiç beğenmem, birine bir söz vermişsem onu yerine getirmek için elimden gelen herşeyi yaparım. Politik alanda bunu gerçekleştirmek kolay değil. Bütün bu durumlarla karşılaştım ve politikayı bıraktım. Ben bir işte yıllarca çalışıp duran kişilerden de değilim. Sözgelişi 40-50 yıl aynı işte çalışan kişiler vardır. Onları anlayamıyorum. Bir iş kolu bana ilginç gelmemeye başlarsa bırakır, başka bir işe başlarım. Yaptığım işi sevmem, ayrıca bir getirisinin olması da gerekir.

- Bugün için hangi işe daha fazla vakit ayırıyorsun, ticari konular mı ya da toplumsal hizmetler mi, yoksa daha başka şeyler mi?..

- Doğrusunu söylemem gerekirse, girişimciliği ve toplumsal işleri bir kenara atmış değilim, ama kendi özel durumumla, kendi ailemle daha fazla ilgilenir oldum. Yıllarca iş ve politika derken oğlum ile büyük kızımın büyümekte olduğunun farkında bile olmadım. Şimdi de küçük kızımla daha çok annesi ilgileniyor. Kızım bir atlet, birçok yarışmaya katılmış durumda. Her zaman için arkasında annesi var, ben yok gibiyim. Çocuk eğitimini savsaklarsan onu yarın bir daha yakalayamıyorsun. Anne eğitimi yetersiz kalıyor demiyorum, ama anne ve babanın, her ikisinin de birlikte bu işe omuz vermesi gerekiyor.

-Zavırdin, sen, herşeyden önce Adıge ulusal tarihi ile ilgilenen, yaptığın çalışmalarla cumhuriyetimizde tanınmış olan birisin.

- Bugünlerde yazılan ya da daha önce yazılmış olan Adıge tarihlerinde gerçek dışı ve doğru olmayan yanlar bulunduğunu görüyorum. Tarihi araştırma işine bu nedenle kalkıştım. Sözgelişi, Adıge/Çerkes bayrağının kaynaklandığı yeri bilmeyen çok kişi var, değişik şeyler anlatılıyor. 19.yüzyılda Adıgeler okuma yazma bilmiyorlardı. Bu yüzden, Kafkas Savaşı sırasında olup bitmiş olan olayları, başka devletlerin temsilcileri olarak Kafkasya'ya gelen kişilerin yazdıkları şeylerden öğrenmeye çalışıyoruz. Gezgin gibi adlarla birçok casus ve istihbarat görevlisi ülkemize geliyordu. O türden kişiler gerçekleri değil, kendiişlerine yarayan şeyleri yazıyorlardı. Ben tarihçi değilim, bir kitap yazmaya soyunmuş olan biri de değilim, ancak ilginç belgelere ulaşma olanağım oldu, ben de Adıgelerin tarihi üzerine bulduğum ve içlerinden seçtiğim belgeleri yayınlamaya karar verdim. Kafkas Savaşı sırasında İngiltere'de “Diplomatique Rivières”  adlı Çerkeslere ilişkin bir gazete yayınlanıyordu. Bu gazete “gezginlerin”  bildirdiği yalan haberlere (dezenformasyona) yer vermiyor, gerçeği olduğu gibi yazıyordu. Gazetedeki yazıların bazılarını çevirttim. Adıge bayrağının tarihi de o gazatede yayınlanmıştı. Müzemiz’de bile öyle bir bilgi (enformasyon) bulunmuyor. İskoçyalı David Urquhart'ın verdiği ilhamla bayrağımızın hazırlandığını bilenimiz az olmalı. Bizimkiler bu gerçeği kabul etmek istemiyorlar, bana göreyse, bu gerçeği bilmenin hiçbir sakıncalı yanı yoktur. Ne olursa olsun, bayrağımız tarihimizden bir kesit, değer vermemiz ve onu yüceltmemiz gerekiyor. Geçmişi unutursan yarının da olmaz. Üzüldüğüm nokta, Adıgeler olarak tarihimizi öğrenmek, dilimizi ve geleneksel özelliklerimizi canlandırmak için yeterince çaba harcamıyor olmamızdır.

- Öyle de olsa, başkaları ile aşık atmıyor, yarışmıyorsun. Yaptığın ulusal hizmetlerden biri olarak Krasnodar'da bir “Adıge Evi” açmış bulunuyorsun.

- Ulusunu geliştirmek, ileriye götürmek, adını uzak diyarlara duyurmak, ona değer verilmesini ve saygı gösterilmesini sağlamak için hep birlikte ve bir dayanışma anlayışı içinde çalışmamız gerekiyor. Yapılabilecek çok şey var. Çok sayıda Adıge gencinin elinden gelecek birçok iş de var, ama yapmak istemiyorlar. İyi birşey değil bu davranış biçimi. Adıge gençleriyle sık sık bir araya geliyor, belli çalışmalar yürütme konusunda anlaşıyoruz, ama işbirliğini ve birlikte çalışmayı başaramıyoruz. Adıgeler olarak, toplu bir biçimde ve elbirliği içinde bir işi gerçekleştiremeyeceğimizi anlamış bulunuyorum. Daha önceleri de bir “Adıge Evi” vardı, Traho Enver'in başında bulunduğu enstitüde açılmıştı o ev, ancak “bazı aklı evvellerin iyiliği sonucu” kapatılmıştı. Ben onu yeniden canlandırmak istedim. Bana ait,730 metre kare büyüklüğünde ve beş katlı bir binayı o iş için ayırdım. Erkekler ve kadınlar için ayrı ayrı yerler açtık. Adıge giysileri dikiliyor, işleniyor ve genç kızlar da bu iş için eğitiliyor. Şoze Ruzanna sadece bu işi değil, “Adıge Evi”ni de yönetiyor. Açumıj Maryet de Çerkesçe, Adıge geleneği ve kültürü derslerini küçük çocuklara veriyor. Değişik zamanlarda, grup grup 60'tan çok çocuk eğitim için geliyor. Binanın bir katında küçük bir müze de kurduk, canla başla müze malzemeleri topluyoruz. Çerkes yemekleri yaptırmayı ve bu iş için kadınları eğitmeyi amaçlıyoruz. Doğrusunu söylemem gerekirse, kadınlar bu işe daha istekli ve daha inançlı olarak omuz veriyorlar, çocuklarını da getiriyorlar. Erkeklerimiz maalesef edilgenler, bu işe yeterli zaman ayırmıyorlar.

- Bildiğimiz kadarıyla kendi evinde de bir müze kurmuş bulunuyorsun…

- Öğrencisi olduğum dönemde öğretmenimiz Jane Kerim okulda bir müze odası açmıştı. Oraya eline geçen her malzemeyi getiriyordu. Bir süngüm (Пчыпыджын) vardı ve ona vermiştim. O arada kendi evimde de böyle birşey yapabileceğimi düşünmüş ve bunu içimden geçirmiştim. Yıllarca müze eşyası topladım, onları kendi kendime tasnif ettim. Hiçbir müzede bulunmayan müze malzemelerim var. Bunlarla mutluluk duyuyorum.

- “Erişemediğin” ve seni kaygılandıran ulusal sorunlar nelerdir?

- Kaygılandığım, ama bir başıma üstesinden gelemeyeceğim çok şey var. Nereyi dinlersen, televizyonları ve gazeteleri izlersen, eskiden Adıgelerin barınmakta oldukları eski topraklarımızda, Adıgeler sanki hiç yaşamamışlar gibi bir hava estiriliyor, yalan şeyler yazılıyor. Rum, Ermeni ve Kazaklardan söz ediliyor, ama Adıgelerin adı hiç geçmiyor, topraklarımızda Adıgelerin hiç yaşamamış olduğunu sanırsın (**). Bizimkiler (Adıgeler) hiçbir itirazda bulunmuyorlar. Niye seslerini çıkarmıyorlar, niye gerçekleri kamuoyuna açıklamıyorlar? Aynı biçimde Krasnodar Kray okulları programına “Kubanbilimi” (Кубановедение) dersi kondu. Adıgey ne diye “Adıgebilimi”ni (Адыговедение) öğretmiyor? Cadde ve sokaklarımıza bize yabancı politikacı, yazar ve askerlerin adlarını veriyoruz. Sözgelişi, Karl Marks, Patris Lumumba…gibi adlar veriyoruz. Peki ulusumuz içinden yetişmiş hiçbir değerli kişimiz yok muymuş? Diyelim, Traho Lıv adı niye hiçbir caddenin adı değil? Ç'ermıt Muhdin gibi çok az sayıdaki çalışkan gencimizin katkılarını niye dikkate almıyor, “Adıgey Onur Madalyası” ne diye o gibi kişilere değil de, adı sanı duyulmadık kişilere veriliyor. Konuşmaya başlarsam bunun sonu gelmez. Bütün bu gibi şeyler Adıge Xase'nin peşini bırakmaması gereken şeyler, maalesef, Xase bu gibi görevleri ihmal ediyor. Rusya'ya karşıymış gibi görünüp, Rusya'ya düşman olan Gürcistan'a gitme yerine, bu gibi somut işlerle ilgilenmek daha yararlı olmaz mı diye düşünüyorum. Hepimiz Rusya yurttaşıyız, bu devlette yaşayan Adıge Ulusunun bireyleriyiz. Bunu unutmamız gerekir. Bunu her zaman için çocuklarıma da anlatmaya çalışıyorum.

- Ekonomik olanağı olan aileler çocuklarını, eğitim için Rusya dışına, yabancı ülkelere gönderiyorlar.

- Bu davranışı hiç beğenmiyorum. Yabancı bir ülkede okursan, bu ülkede çalışma olanağın azalır. Orada sunulan bilgiler farklı. Ayrıca çocuklarımın kendi devlet ve cumhuriyetlerini ve mensup oldukları ulusu, dil, gelenek ve kültürlerini unutmalarını istemiyorum.

-Zavırdin, bize zaman ayırdığın ve bize görüşlerini açıkladığın için teşekkür ederim. Tüm isteklerinizin gerçekleşmelerini dilerim.

-Ben de size teşekkür ederim.          

 

Konuşmayı yapan HUT Nafset

 

Adıge maq,22 Kasım 2010
Çeviri:Hapiy Cevdet Yıldız

 

Bilgi Notları:

(*)-Magadan, Doğu Sibirya'da bir oblast (il) ve oblast merkezi olan aynı adlı bir kent.-hcy
(**)-Çerkes çocukları gerçeği yadsıyan, değiştiren, Adıge tarihi ile kültürünü yok etme (kültür soykırımı) peşinde olan bu aşağılık sahtekarları iyi öğrenmeye, öğretmeye ve dünyaya teşhir etmeye öncelik vermelidir, diye düşünüyorum. En acil görevlerden biri de budur.-hcy

 

 


Bu haber toplam 1690 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net