


Hatırlatacak olursak benzeri ilk konferans Jamestown (ABD) vakfının katkılarıyla Mart ayı sonlarında yapılmıştı. Bu ilk konferans neticesinde Gürcistan Parlamentosuna 19. yüzyılda gerçekleştirilen Kafkas savaşlarında Çerkeslerin Soykırımına uğratıldığının kabul edilmesi için çağrıda bulunulmuştu.
Kasım ayında gerçekleştirilen konferans hakkında Adıgey ‘Çerkes Kongresi’ Başkan yardımcısı Zawur Dzewkoj’un Regnum Haber ajansı ile yaptığı görüşmede paylaştığı görüşleri:
Tiflis’te yapılan konferans uluslararası camiada Çerkes Ulusunun sorunlarının sergilendiği bir tribün vazifesi görmeye başladı, bunun yanı sıra diğer bazı sorunların da mesela Çerkes Soykırımının tanınması gerekliliğinin ve bu soykırımın gerçekleştirildiği topraklarda yani Soçi’de bu olimpiyatların gerçekleştirilmesinin olanaksızlığının da dile getirilmesine vesile olmuştur.
Gürcistan günümüzde neden Kafkas Halkları için bir çekim merkezi haline geliyor? Evet, çünkü Rusya Ulusal politikası Kuzey Kafkasya’daki sorunları ya duymuyor ya da duymaya çalışmıyor. Biz defalarca Çerkes toplumunu huzursuz eden sorunları dile getirdik, fakat bizi ne Rusya ne de Avrupa Birliği işitmedi, sadece Gürcistan işitti.
Biz, bu ulusal sorun kartını, Gürcistan yönetiminin kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istediğini çok iyi biliyoruz, Ama eğer bize bir diyalog imkanı sunuluyorsa onu da kullanmamak saflık olurdu. Her halükarda, Rusya yönetimi ile Çerkes Sorunu hakkında olan monoloğumuzdan daha iyidir.
Eğer Rusya bu sorunu çözmüş olsaydı, aynı Gürcistan, Kuzey Kafkasya halkları ile entegrasyonu sağlamaya yönelik geliştirdiği inisiyatifi mesela herhangi bir ulustan olan kuzey Kafkasyalılara vize uygulamamaya kadar varan girişimleri göstermezdi.
Bizim değişmez istemlerimiz ise– Çerkes Soykırımının tanınması, Bu soykırımın gerçekleştirildiği Çerkes topraklarında, Soçi’de olimpiyat oyunlarının yapılmamasıdır. Bu sorunun üzerinde ciddi ilerlemeler sağladık. Hatta ben diyebilirim ki artık Çerkes organizasyonları kendi etnositeleri merkezli politikalar izlemeye başladılar, artık tüm Kafkas halklarının sorunları ile değil sadece Çerkes sorunları ile ilgilenecekler.
Soykırımın kabul edilmesi ardından nasıl bir perspektif yer alıyor? Çerkes Ulusunun bütünlüğü, “Çerkesya” diye isimlendirilen topraklarda, doğal olarak Rusya Federasyonuna bağlı olarak sağlanacak. Hani nasıl Tataristan’a Kalmıkya’ya, Buryatya ve diğerlerine sahipsek! Çerkeslere karşı olan yaklaşım ise, uluslararası hukuksal hakların açık ihlalidir.
Gürcistan konusuna dönecek olursak; gerçekten Çerkesler ve Gürcüler arasında Gürcü-Abhaz sorunu kaynaklı 18 yıl süren süreçte ilişkiler donmuş bir haldeydi. Fakat doğruyu belirtmek gerekirse geçtiğimiz yüzyılın 60-80’li yıllarında Sovyetler Birliği döneminde Gürcistan ile üç cumhuriyet Adıgey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes arasında çok net bir ilişki vardı. Örneğin bilim, kültür vb. konularda Çerkes elitleri Tiflis’te okumuşlardı. Bu yüzden şimdi, Çerkes Sorununu ve diğer konuların Gürcistan’da bir konferansta tartışılması hususunda birilerini suçlayacak bir nokta görmüyorum.
Rusya’nın ileri görüşlü olmayan federal ve ulusal politikaları sebebiyle Gürcistan Kafkas halkları için bir çekim merkezine dönüşüyor. Bu tip sorunların çözümü devletten beklenir, devletin çalışma alanı içindedirler ve çokuluslu bir devlet için bunları çözmek ‘gurur’ kaynağı olmalı ama ne yazık ki uluslar ile alakalı Devlet bakanlığı tasfiye edilmedi mi? Bizim sorunumuz – sosyal ve bu soruna siyasi bir renk vermek, bizim hiç bir zaman, amaçlarımız arasında olmadı.
Dzewkoj ayrıca özellikle Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinden Tiflis’teki konferansa katılan tarihçi Swetlana Aliyeva’nın konuşmasına da değindi. Çerkes Aktivistin bakış açısına göre; Aliyeva “resmi makamların bakış açısı olan- soykırımı olmadı, sayılar abartılıyor vb.” söylemleri dile getirdi. Dzewkoj; Konferansa katılan Karaçaylar’ın "Çerkes sorununun olumlu olarak çözülmesine karşı olduklarını” ve onların sunumları ile fikirlerinin örtüşmediğini dile getirdi.
Kaynak: Regnum.ru
28 Kasım 2010
Cherkessia.net