


2004 yılında Kuzey Osetya’nın Beslan kentindeki okul baskınının ardından terör olaylarının Rusya Federasyonu genelinde göreceli olarak azalması söz konusuydu… Fakat son bir yıl içerisinde özellikle Kuzey Kafkasya’nın belirli yerlerinde hem terör olaylarının artışı hem de etnik gerilimin tırmanışı ve İslami (Vahabi) akımlarının bölgedeki etkinliklerinin artması söz konusu…
Sanırım 2003 yılıydı, Rusya’da (Kuzey Kafkasya’da) görev yapmış, Fransız gazeteci dostum bana şöyle demişti: “Kuzey Kafkasya genelinde bir huzursuzluk var, huzursuzluğun temelinde hem etnik gerilim hem de etkinliklerini sürekli artıran İslami akımlar var. Vahabiler etkinliklerini artırıyorlar, Suudi Arabistan’dan gelen yayınlar ve kurslar vs”, dönüp sormuştum Fransız arkadaşıma, peki Rusya devletinin bu gibi akımlara ilişkin tutumu ne diye… Fransız gazeteci arkadaşım şaşkınlığını gizleyemeyecek bir şekilde cevap vermişti: “Anlayamıyorum hiçbir tepkileri yok, sürekli bir para akışı ve bununla birlikte İslami örgütlenmeler söz konusu bölgede, ama Rus devleti herhangi bir önlem almıyor…”. Evet yıllar önce bu konuşmayı yapmıştık… Özellikle Kabardin-Balkar Cumhuriyeti’ndeki durumu da konuşmuştuk… Hem dini akımlar açısından hem de etnik gerilim açısından… Vahabi akımının Kabardin-Balkar Cumhuriyeti’nde dahi güç kazanmaya başladığını bununla birlikte Kabardinler (Çerkes) ve Balkarlar (Türk) arasındaki etnik gerilimin de gün ve gün artığına da dikkat çekmişti Fransız arkadaşım…
Son bir yıldır bölgedeki gelişmeler yıllar öncesinde yaptığımız konuşmaları doğrular nitelikte… Bunun son örneğini de Kuzey Osetya’da 9 Eylül günü bir pazar yerinde meydana gelen patlamayla gördük maalesef…
Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev 19 Ocak tarihinde imzaladığı kararnameyle Kuzey Kafkasya Federal Bölgesini kuruyordu… Bu bölgeye Dağıstan Cumhuriyeti, İnguş Cumhuriyeti, Kabardin-Balkar Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti, Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyeti, Çeçen Cumhuriyeti ve Stavropol Eyaleti dahil olurken başkent de Pyatigorsk oluyordu… Medvedev bölgede artan etnik gerilimin, terör eylemlerinin önüne geçilmesi için ve ekonomik-sosyal kalkınmayı gerçekleştirmek adına Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’nin kurulduğunun altını çiziyordu… Medvedev’in söyledikleri elbette gerçekler… Fakat bu merkezileştirme hareketinde niye Krasnadar Eyaleti ve Adige Cumhuriyeti dışarıda bırakılmışlardır… Özellikle Kuzey Kafkasya haklarının kafasında bu bir soru işareti olarak duruyor… Öyle ki, kimi Kuzey Kafkasyalılar şu soruyu da gündeme getiriyor, Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’nin kurulması bölgenin daha fazla Ruslaştırılması için bir kamuflaj mı? Kış olimpiyatları öncesinde “güvenlik” için bir polis devleti adımı mı? Evet bu tür tartışmalar şu anda gerek Kuzey Kafkasya’da gerekse Çerkez diasporasının arasında yapılamaktadır…
Tüm bu tartışmalar olurken, bölgedeki terör ve adi suçlarda da artış gözle görülür şekilde artmış durumda. Öyle ki, Rusya Federasyonu içişleri bakanlığında Kuzey Kafkasya Federal Bölgesinden sorumlu Nikolai Simakov da 6 Eylül 2010 tarihinde Vremya Novostei’ye verdiği mülakatta Kuzey Kafkasya’da durumun kötüye gittiğini belirtmiştir. Simakov özellikle Dağıstan, İnguş ve Kabardin-Balkar Cumhuriyetlerinde suç oranının arttığına dikkat çekmiştir. Simakov bölgede illegal silahlı grupların faaliyetlerini artırdıklarını söylerken, Vahabi akımının da dıştan destekle bölgede hayat bulduğunun altını çizmiştir.
Ekonomik sorunlar ve işsizliğin ortaya çıkardığı sosyal sorunlarla birlikte etnik bağlamdaki sorunlar bölgenin istikrasızlaşması ve teröre teslim olma olasılığını ortaya çıkarmaktadır. Böylesi bir durumun sadece merkezileştirme politikasıyla çözülmesi pek olası olmadığı geçtiğimiz son 7-8 aya baktığımızda görülmektedir… Sanırım Rusya Devleti’nin federal sistemine ilişkin ekonomik, sosyal ve siyasi politikalarını yeniden gözden geçirerek var olan sorunların çözümüne yönelik adımlar atması kaçınılmazdır. Bu adımlar atılırken, artık “kutsal vatandaş” ve “şeffaflık” gibi kavramların da Rusya’nın gündemine gelmesi gerekmektedir. Bununla birlikte modern klan sisteminin yıkılması için de yeni ekonomik ve sosyal politikaların da bölgede uygulanması da söz konusu olmalıdır… Ekonomik ve sosyal sorunların çözülmesiyle birlikte gerek Vahabi akımının gerekse diğer aşırı, uç akımların bölgede var olmalarının önüne geçilecektir… Tüm bu politikalar uygulamaya konurken elbette insan faktörünü yani insan coğrafyasını dışlayan bir yaklaşım sergilenmemelidir… Yoksa sonuçları hem Rusya açısından hem de bölgesel istikrar açısından da olumsuz olur…
Muhittin Özsağlam
Kaynak: http://www.havadiskibris.com/Muhittin-Ozsaglam/3078/Rusya-Federasyonu%EF%BF%BDnun-Kuzey-Kafkasya-gercegi-ve-teror%EF%BF%BD.html