Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gubzeyçe Adnan MERMERCİ: Çerkezhüyük Köyü İsim Değişkliği ve Ayrımcılık Üzerine
26 Kasım 2010 Cuma Saat 00:05
Dedelerimiz, iskân edilerek yerleştirildikleri yerin adını Çerkezhüyük olarak koymuşlardır. Bu ad, 80 yıl kadar devam etmiş, daha sonra bizzat Devlet eliyle Gökçehüyük olarak değiştirilmiştir.

Değerli Cherkessia.net okurları,

İnsanoğlu bu dünyaya neden geldiğini, yaradılışının gayesinin ne olduğunu, neden ayrı ayrı topluluklar olarak yaratıldıklarını, dillerinin, renklerinin neden farklı farklı olduğunu, buna rağmen neden tek bir dine, tek bir Resul’e ve tek bir Allah’a itaat etmeleri gerektiğini anlamadıkça, toplumlara hükmeden iradelerin bu ilahi gerçekleri toplumlara anlatmadığı, hatta iyi anlatamadığı ve bu ilahi gerçekleri bir eğitim sebebi saymadıkları sürece bu gün ülkemizde yaşanan sıkıntıların, kavgaların bitmeyeceğine, biri bitse de bir başka şekilde bir başka sıkıntının başlayacağını, başlatılacağını düşünüyorum.

Bu ilahi gerçeklerin insan yaşamında boşluğu olmamalı..

İnsanın günlük yaşamının 24 saatinde Allah olmadığı sürece, Allah’ıyla barışık yaşamadığı sürece başımız, insanımız ve ülkemiz sıkıntıdan kurtulmayacaktır.

İnsanoğlu, ayrı ayrı topluluklar ve ayrı ayrı dilleri konuşan insanlar olarak yaratılmalarının Allah’ın bir rahmeti olduğunu anlayamadığı zaman; birbirlerine karşı sen neden Türkçe konuşmuyorsun? Sen neden Çerkezce konuşuyorsun? Ya da siz neden köyünüzün adına Çerkezce bir isim koydunuz? gibi soruları sorarak kişileri, toplumu yıpratmaya, sindirmeye ve en önemlisi de “kendine uydurmaya” (asimile) kadar götürülebildiğini görerek yaşamaktayız.

Kendine uydurmaya çalışmanın aslında yaradılışa aykırı bir davranış olduğu da ortaya çıkmaktadır. İşte bu günlerde toplumumuzda ve ülkemizdeki ana sıkıntının kaynağı da bence budur.

Ülkemizde de ayrışmanın tohumlarının bizim için ilk olarak atılmaya başlandığı yıllarda, rahmetli Ethem beyin adının önüne Çerkez kelimesini koyarak bu gün hep birlikte “Çerkez Ethem” dediğimiz o kahraman hakkında yapılan ayrımcılığa rağmen bu konuda o ne demişti; "Hepimiz Osmanlı'ydık... Eğer milliyet ve ırk tefriki yapılmaya kalkışılsaydı bu vatanda şeceresi karışmamış kim kalırdı." diyerek daha o yıllarda ne yapılmak istendiğini, neden yurtdışına çıkmak zorunda kaldığını verdiği o tarihi cevapla bize ve bu günümüze ne güzel anlatmış değimli?

Büyüklük işte böyle bir şey..

Oysa, o büyük insan için tarih bu gün şunu demektedir; "Eğer Çerkes Ethem ve onun kuvvetleri (Kuvve-i Seyyare*) olmasa idi, Ulusal Kurtuluş mücadelesi başlamadan ortadan kaldırılabilirdi".

Aslında, ATALARIMIZ BU ÜLKE İÇİN CANINI VERİRKEN TÜRKÇE BİLMİYORLARDI. OYSA ŞU ANDA BİZLER ANADİLİMİZİ BİLMİYORUZ..

Evet ne yazık ki ben de bilmiyorum.

Devletin bireyi temsil edemediği, haklarını koruyamadığı durumlarda bu tür sıkıntıların baş gösterdiği, buna ilaveten Devletin bizzat taraf olduğu ve kendi eliyle yaptığı “kendine uydurma” çabaları sonunda ülkemizde de çok acı olaylar yaşandığı, çok değişik mağduriyetlerin olduğu artık herkesçe bilinmektedir.

Buna kendi yaşamımdan bir örnek verecek olursam; Devlet kendi eliyle köylerin ve yerleşim yerlerinin isimlerini değiştirmiştir. Bunlardan biri de benim köyümdür.

Dedelerimiz, bu gün Rusya Federasyonu içinde bulunan Adıge Cumhuriyeti’nden 1800’ lü yılların sonlarında, hicret etmek suretiyle gelmişler, Osmanlı İmparatorluk idaresi tarafından da bu gün Ankara İli Gölbaşı İlçesinin Gökçehüyük (Çerkezhüyük) Köyüne yerleştirilmişlerdir.

Dedelerimiz, iskân edilerek yerleştirildikleri yerin adını Çerkezhüyük olarak koymuşlardır. Bu ad,  80 yıl kadar devam etmiş, daha sonra bizzat Devlet eliyle Gökçehüyük olarak değiştirilmiştir.

Yıllardır bu değişikliğin nedenlerini hep düşünmüşümdür.

Bu düşüncemin bir sonucu olarak, Çerkezhüyük olan ismin değiştirilmesi nedenleri hakkında yaptığım araştırmalar sonunda, bunun yukarıda belirttiğim gibi Devlet eliyle yapılan “kendine uydurma” çabasından başka bir şey olmadığını, hatta bunu yaparken de neyin Türkçe neyin Çerkezce olduğunu da araştırmaya gerek duymadan “ben yaptım oldu” kabilinden yapmıştır.

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında İçişleri Bakanlığı nezdinde yaptığım müracaatlarıma verilen cevaplardan benim köyüm gibi adı değiştirilen onlarca köy olduğunu, adı değiştirilen köylerin veya yerleşim yerlerinin eski isimlerinin karşısına Türkçe yeni isimlerin verildiğini gördüm.

Gördüğüm bir başka ancak bir o kadar da önemli olan şeyin, bu değiştirme işleminin Devlet eliyle yapıldığı ve tam bir sistematik biçimde ve bilinçli olarak yapılmış olmasıdır.

Hani derler ya eski köye yeni adet getirilmez diye.. Ben de, bunca yıl sonra, yıllar önce değiştirilen ismin tekrar iadesini bir an için düşünmemiştim. Sadece bunun nedenleri beni düşündürüyordu. Fakat şunu gördüm; İçişleri Bakanlığı tarafından tarafıma verilen bilgi ve belgelerden Çerkezhüyük olan köyümün adının değiştirilmesinin nedeninin “yabancı ad” taşıması imiş.

Çerkez kelimesinin “yabancı bir ad” olmadığını biliyordum. Çünkü, Türk Dil Kurumunun hazırladığı ve yayımladığı Genel bir Türkçe sözlük vardı ve burada Çerkez kelimesinin Türkçe bir kelime olduğu ifade edilmekteydi.

Diğer taraftan Çerkez kelimesinin Çerkezcede karşılığı sen de bilirsin ki “Adıge”dir. Köyümün adı “Adıgehüyük” olması halinde bile yapılacak bir isim değişikliğini yanlış bulduğum bu kendine uydurmayı ifade eden isim değişikliğinin değiştirenlere göre kelimelerin anlamı itibarı ile doğru bir yanı olabilirdi.

Bu isim değişikliği işleminde, “kendine uydurma”nın yanında “yabancı ad” adı altında yapılan yanlışlık beni harekete geçirmeye yetti ve Çerkezhüyük isminin yabancı bir ad olup olmadığının tespiti için Türk Dil Kurumuna müracaat ettim.

Yaptığım müracaatıma, Türk Dil Kurumunca verilen cevapta, Çerkezhüyük isminde bulunan Çerkez kelimesi için; “Çerkez” sözü Kurumumuz tarafından hazırlanan ve Genel Ağ’da yayımladığımız Güncel Türkçe Sözlük’te Türkçe kökenli bir özel ad olup Kafkasya’da yaşayan bir boy ve bu boydan olan kimse anlamındadır.” demiştir.

Dolayısıyla, köyümün adını kendine uydurmak için değiştiren irade, yabancı ad olduğunu belirterek değiştirdiği “Çerkezhüyük” ismi ve bu ismin başında bulunan “Çerkez” kelimesinin ne yabancı bir isim ne de yabancı bir kelime olduğu aksine, Türkçe kökenli bir özel ad olduğu ortaya çıkmış oldu.

Köyümün ismini de kendine uydurmaya çalışan iradenin köyümün isminde yaptığı bu değişikliğin nedeninin de yerinde olmadığını anlamak artık zor değildi.

Bu sebeple, İçişleri Bakanlığından söz konusu yanlışlığın giderilerek köyüme adının iadesinin sağlanmasını ve sonucu hakkında da tarafıma bilgi verilmesini istedim.

Bu müracaatıma, İçişleri Bakanlığı verdiği cevapta; “köy adı değişikliğinin 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 2. maddesinin ilgili fıkrasına göre değiştirildiğini…” , ayrıca, “köy adı değişikliği konusunda köy halkı veya muhtarları tarafından valiliklere yapılan müracaatlar üzerine bu konuda alınan olumlu İl İdare Kurulu ve İl Genel Meclisi kararı ile vali görüşünden oluşan işlem dosyası Bakanlığımıza gönderilmektedir. Yapılan değerlendirme sonucu uygun görülmesi halinde Bakanlığımızca köy adı değişikliği yapılmaktadır.”

Demiştir.

Köyünün ve yerleşim yerinin adı değiştirilenlerin ve bu hususta çalışma yapacak olanların burada dikkat etmeleri gereken husus şudur.

Köy adı değişikliği 5442 sayılı Kanuna göre yapılmaktadır. Benim köyümün adının değiştirilmesi de 5442 sayılı Kanuna göre yapılmıştır. Ancak, köyüme adının iadesi için 5442 sayılı Kanundan kaynaklanan bir engel söz konusu değildir. “Kendine uydurma” adına yaptıkları yanlışlığın düzeltilmesine yönelik olarak 5442 sayılı Kanundan kaynaklanan bir problem de söz konusu değildi.

Dolayısıyla, yukarıda İçişleri Bakanlığının normal bir köy veya yerleşim yeri adı değişikliği için gösterdiği yolun, benim köyümde olduğu gibi bir yanlış işlem sonucu ismi değiştirilen diğer köy veya yerleşim yerleri için geçerli olmadığıdır. Bu nokta önemli.

Çünkü, benim İçişleri Bakanlığına yaptığım talep, sıradan bir köy adı değişikliği talebi değildi. Talebim, devlet adına devlet yetkisi kullananların yaptığı bir yanlışlığın şu anda o yetkiyi elinde bulunduranlarca düzeltilmesi talebi idi.

Bu sebeplerle, ad değişikliğin yerinde olmadığını, sehven yapıldığını ve Çerkezhüyük adının yabancı ad olarak nitelenmesi sonucu meydana geldiğini, “Çerkez” kelimesinin “Türkçe kökenli bir özel ad” ı ifade ettiğini bu sebeplerle, söz konusu yanlışlığın giderilerek köyüme adının iadesinin sağlanmasını tekrar ve ısrarla talep ettim.

Ancak, bu son talebim de, İçişleri Bakanlığınca reddedilmiştir.

Oysa, aynı İçişleri Bakanlığı 09.01.2010 tarihinde, bizzat Sayın İçişleri Bakanı Beşir Atalay tarafından ifade edilmiş; "Demokratik açılım ile ilgili ilk yasanın Meclis'e gönderildiğini, diğer yasaların da önümüzdeki günlerde meclise gönderileceğini söylemişti.

Talebimin aynı  günlerde reddedilmesi ise manidardı.

Yukarıda da belirttiğim gibi, konu hakkında çalışan veya araştırma yapacak olanların dikkat etmesi gereken ve dikkate değer olan husus; köylerin veya yerleşim yerlerinin isimlerinin "yabancı ad" taşıması sebebiyle değiştirilmesi ile, benim köyümün isminin değiştirilmesi arasındaki farkı anlamalarıdır.

Çünkü, köyümün adı, yabancı bir ad olmayıp, Türkçe kökenli bir özel addır. Buna rağmen, köyümün isminin değiştirilmesinin sebebi de, "yabancı ad" taşımasıdır.

Dolayısıyla, benim köyüm ile "yabancı  ad" taşıması nedeniyle ismi değiştirilen diğer köy veya yerleşim yerlerine isimlerinin iadesi işlemi aynı olmamalıydı.

Tarafıma ifade edilenin dışında, İçişleri Bakanlığının bu farkı görmemesi, ya da görmezden gelmesi bizzat yürüttüğü “açılım” çalışmalarına da ters düşmekteydi.

Bu çelişkinin İçişleri Bakanlığınca anlaşılmaması mümkün değildir. Fakat Bakanlık bu çelişkiyi hazmetti..

Bu aşamadan sonra bana yapacak başka bir şeyin kalmadığını, Devletin yanlışının üzerine hala oturmaya devam etmesine gönlüm razı olmazken, benim bu yanlışlığa göz yummam beklenemezdi.

Ben de öyle yaptım ve bu yanlışlığın düzeltilmesi, köyümün isminden başlayarak beni değiştirmeye çalışanlara itaat etmemem gerektiğini ve kendilerine bu konuda saygı duymamam gerektiğini anladım.

Esasen köyümün ismi ile ilgili talebimin İçişleri Bakanlığına yapılan bir samimiyet testi olduğunu şu an anlamaktayım.

Bu arada, açılımı isteyen bazı gruplar köylerinin isimlerinin iadesini kamuoyuyla paylaştıkları bir süreçten de geçmekteydik.

Oysa, ben, köyümün isminin iadesi için ne açılım istemiştim ne de açılımdan bir pay. Bir hakkın teslimini istediğimi, resen yapılan yanlışlığın düzeltilmesini, yanlıştan geri dönülmesini istemiştim.

Biz biliriz ki, Devlette devamlılık esastır. Bu çelişkili durum esasen devleti de komik duruma düşüren bir olaydır. Bu bir bilgisizliğin sonucu değildir. Bu isim değişikliği açıkça bir kastın sonucudur. Bunun açık bir kasıt olduğunu son yaptığım araştırmamda ortaya çıkarmış bulunmaktayım.

Şöyle ki;

Köy ve yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi işlemi 27 Mayıs 1960 kanlı ihtilalinden sonra kurulan ihtilal hükümetlerinden olan Milli Birlik Komitesi Hükümetleri tarafından yapılmıştır.

Ancak, ne yazık ki şu anda Devleti temsil edenler de yanlışta ısrar etmeye, direnmeye devam etmişlerdir.

Bu yanlışlığın düzeltilerek bir hakkın tesliminin sağlanması için başta Cumhurbaşkanına, Başbakana ve İçişleri Bakanına müracaatlarımdan da bir sonuç alamayınca, konuyu yargıya taşıdım. Hatta konu yargı aşamasına gelmeden önce yerel ve ulusal basında da yer bulmuştu.

Davamın konusu; “Türkçe kökenli bir özel ad olmasına rağmen “yabancı ad” denilerek adı değiştirilen köyümün adını değiştiren davalı idare işleminin iptaline karar verilmesi” dir.

Dava Ankara 15. İdare Mahkemesinin 2010/385E. sayılı dosyasında halen davam devam etmektedir.

Davamın sonucunu ben de merakla beklemekteyim.

Burada bir şey önem arzetmektedir.

Köyümün adını değiştiren davalı  idare işleminin iptaline karar verilmesi halinde, benim köyümün adı gibi aynı idari işlemle adı değiştirilen tüm köy ve yerleşim yerlerinin isimlerinin 30 gün içinde iadesi söz konusu olacaktır.

Ne dersiniz bu Devleti yorar mı yoksa işini mi kolaylaştırır?

Saygılarımla

Gubzeyçe Adnan MERMERCİ


Bu haber toplam 2174 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net