


Putin, İsrail’in kendi karasularında gaz yatakları bulduğuna dair bilgiler olduğunu belirterek, “Ekonomik nedenlerle bu boru hattı İsrail’e uzatılarak. Sonuç olarak İsrail’e bu gaz lazım değil” dedi. Ancak bu açıklamanın, İsrail’e yönelik uluslararası baskıların arttığı bir dönemde yapılması dikkat çekti.
AA’nın haberine göre Putin, İsrail'in yardım gemisine saldırısı konusunda Türk yönetimi ve Türk halkının hissiyatını iyi anladığını söyleyerek, "Bu saldırı maalesef tarafsız sularda gerçekleştirildi ve bu sularda olması özel bir kaygı yaratıyor. Dolayısıyla konunun özenle takip edilmesi gerekiyor" dedi.
Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı'nın (AİGK/CICA) 3. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi çerçevesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Putin, bu toplantının özellikle İsrail'in yardım gemisine yaptığı son saldırı nedeniyle daha da önem kazandığını belirtti.
Putin, Erdoğan'ı "şahsi dostu" olarak niteleyerek, AİGK zirvesi için bir araya geldiklerini ve bu zirvenin İsrail'in insani konvoya saldırısı ışığında daha da önem kazandığını kaydetti.
Rusya-Türkiye ilişkilerinin güvenin nasıl tesis edilmesi gerektiği açısından bütün ülkelere örnek olacak şekilde iyi olduğunu belirten Putin, bu güvenin temelinin işbirliği olduğunu ve iki ülke halkları arasında daha çok işbirliği yapılmasını istediklerini bildirdi.
Vladimir Putin, enerji alanında çok büyük başarılar elde ettiklerini, sanayi üretimi, tarım gibi alanlarda da iyi bir işbirliği bulunduğunu, iki ülke ticaretinin giderek arttığını kaydetti. İki ülkenin askeri teknik işbirliği gibi hassas alanlarda da işbirliğine gittiğini söyleyen Putin, Türkiye ile Rusya'nın Karadeniz'de de işbirliği yaptığını ve bu denizde barış ve uluslararası hukukun hakim olması için çaba harcadıklarını belirtti.
Erdoğan ile birçok konuyu ele aldıklarını, ticaret hacmini konuştuklarını söyleyen Putin, uluslararası kriz nedeniyle ticaret hacminin düştüğünü, ancak iki ülkenin eski rakamlara dönmekle kalmayıp 100 milyar dolarlık sınıra ulaşmayı hedeflediğini kaydetti.
Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev'in kısa süre önceki Ankara ziyaretinin çok verimli geçtiğini hatırlatan Putin, bu ziyaret sırasında imzalanan anlaşmaların onay sürecinde olduğunu ve onaylanır onaylanmaz yürürlüğe gireceklerini kaydetti. Putin, "İki ülke ilişkilerinin önünde büyük bir gelecek var" dedi.
-AZERBAYCAN İLE İMZALANAN ANLAŞMA-
''Türkiye'nin, Azerbaycan ile imzaladığı gaz anlaşmasının'' hatırlatılarak görüşünün sorulması üzerine Putin, Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme hakkına sahip olduğunu ve bunda bir sorun görmediklerini belirtti.
Putin, Şahdeniz'den sağlanacak gaz miktarının Rus doğalgazı ile kıyaslanır ölçüde olmadığını söyleyerek, ekonomisinin gelişmesiyle Türkiye'nin enerji ihtiyacının arttığına dikkati çekti. Putin, her yıl kış aylarında Türkiye'nin İran'dan alamadığı gazı bir şekilde Rusya'nın sağladığını hatırlatarak, bu kış aylarındaki gaz ihtiyacını kendilerinin kapadığını kaydetti.
Gaz konusunda sadece tedarik değil ulaştırma hususunun da çok önemli olduğunu belirten Putin, mevcut boru hatlarının ihtiyacı yeterli ölçüde karşılamadığını bildirdi.
Nabucco projesine ilişkin de konuşan Putin, ekonomik olarak yararlı görülmesi durumunda bu projenin tabi ki gerçekleştirilebileceğini, ancak Azeri gazının yeterli olmayacağını kaydetti. Putin kendilerinin Mavi Akım'a iki hat daha yapılarak, doğrudan Türkiye'ye gelecek şekilde ve bunun da 3. ülkelere aktarılması üzerinde durduklarını ve bunun gündemdeki projeler olduğunu, bu istikamette çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.
-MAVİ MARMARA GEMİSİNE SALDIRI-
''Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı konusunda Türkiye'ye tam destek verip vermeyeceklerinin'' sorulmasına karşılık Putin, İsrail birliklerinin insani yardım konvoyuna saldırısının hemen ardından konuyla ilgili kaygılarını ve bu saldırıyı kınadıklarını hemen açıkladıklarını hatırlattı.
Putin, şunları kaydetti:
"Bu saldırı maalesef tarafsız sularda gerçekleştirildi ve bu sularda olması özel bir kaygı yaratıyor. Dolayısıyla konunun özenle takip edilmesi gerekiyor. Hayatlarını kaybedenler için taziyelerimizi iletiyoruz.
Konuyu Sayın Erdoğan ile ayrıntılı olarak ele aldık. Biz Türk yönetiminin ve Türk halkının hissiyatını iyi anlıyor ve başsağlığı diliyoruz. Konuyu BM'de de gündeme getirmeye hazırız ve zaten bir çalışma yapılıyor."
-İRAN'IN NÜKLEER PROGRAMI-
''İran'ın nükleer programı'' ile ilgili soru üzerine de Putin, bu konuda bütün uluslararası kurumlarla işbirliği içinde olduklarını söyleyerek, uluslararası kamuoyunun kaygılarını azaltmak için çabaladıklarını kaydetti.
Putin, ihtiyaç olması durumunda İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile konferans çerçevesinde görüşme imkanlarının olacağını söyleyerek, o zaman konuyu daha detaylı ele alma imkanlarının olacağını belirtti. Rusya'nın, BM Güvenlik Konseyi bildirisi üzerinde aktif olarak çalıştıklarını ve bir mutabakata varıldığını söyleyen Putin, bu tür kararların fuzuli olmaması ve İran yönetimi ile halkını zor duruma düşürmemesi gerektiğini kaydetti. Putin, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılması önünde de engel olunmaması gerektiğini bildirdi.
Yukarı Karabağ sorununun çözümünde Rusya'nın rolünün sorulmasına karşılık da Putin, bu tür çetrefilli sorunların çözümünde sorumlu olan tek bir tarafın olamayacağını söyleyerek, sadece bu ülkelerin yönetimlerinin de kendi başlarına bir çözüme ulaşamayacağını, bir çözümün mutlaka her iki taraf için de kabul edilebilir bir uzlaşı temelinde olması gerektiğini bildirdi.
Putin, Azerbaycan ve Ermenistan için de kabul edilebilir bir çözüm bulunduktan sonra diğer ülkelerin bu çözümün uygulanması için güvence olabileceğini belirterek, bu tür zor sorunlarda sabır ve çaba gerektiğini kaydetti. Rusya olarak sürece destek vermeye hazır olduklarını, ancak özellikle bir tarafı baskı altına almak istemediklerini söyleyen Putin, varılan bir mutabakata destek verebileceklerini bildirdi.
Kırgızistan'daki ABD üssünün ülkeden çıkartılması konusundaki soruya karşılık da Putin, bunun Kırgızistan'ın iç işi olduğunu ve yabancı askerlerin şu veya bu ülkede yer almasının o ülkenin kendi münhasır yetkisi dahilinde olduğunu kaydetti.
''Mavi Akım-2 projesinin İsrail'e uzanması ve gemi saldırısının ardından son durumun'' sorulması üzerine Putin, bu iki konunun birbirinden farklı olduğunu söyledi. Putin, bu projenin ihtiyacı artmakta olan Türk piyasası için öngörüldüğünü söyleyerek, ancak transit olarak üçüncü ülkelere de uzatılabileceğini, bu ülkelerin sadece İsrail değil, Lübnan ve Suriye gibi ülkeler de olabileceğini kaydetti.
Gaz ile gemi saldırısı olaylarının birbirinden bağımsız olduğunu tekrarlayan ve İsrail'in son verilerine göre İsrail kıta sahanlığında gaz bulunduğunu belirten Putin, bu nedenle bu hattın ekonomik nedenlerle İsrail'e kadar uzatılamayabileceğini bildirdi. Putin, "Herşeyden önce İsrail'in bu gaza çok da ihtiyacı olmayacaktır. Diğer ülkelerin piyasalarına gaz verilmesi konusu projenin ekonomik olup olmamasına bağlı" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye ile Rusya'nın güçlenen ilişkileri Kafkaslar başta olmak üzere tüm bölgemizde barışa, ekonomik gelişmeye ve istikrara büyük bir katkı sağlayacaktır'' dedi.
Erdoğan, Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin ile Çırağan Sarayı'nda yaptığı kahvaltılı görüşmenin ardından düzenlediği ortak basın toplantısında, konuk meslektaşıyla, Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı'na katılmak üzere Türkiye'ye gerçekleştirdiği bu ziyaret vesilesiyle bir kez daha bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Putin ile sabah kahvaltısında bir araya geldiklerini ve çok faydalı bir görüşme gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdoğan, bu vesileyle Üst Düzey İşbirliği Konseyi seviyesine yükselen ilişkileri tekrar ele alma fırsatı bulduklarını söyledi.
Erdoğan, Rusya ile tarih boyunca yakın ve kapsamlı ilişki dönemi yaşadıklarını, bundan sonra bu sürecin katlanarak devam edeceği inancında olduğunu kaydetti.
Bölgesel ve uluslararası konulara yaklaşımların birbirine yakın olmasının uluslararası barış, istikrar ve iş birliği konusundaki dayanışmanın bugüne kadar olanın çok daha ötesinde bir verimlilik arz ettiğine işaret eden Erdoğan, bu ilişkiyi daha da ileri götürmek için her iki ülkede çok güçlü bir irade gördüğünü söyledi.
Başbakan Erdoğan, ikili ilişkileri daha da geliştirecek olan 2 anlaşmanın az önce imzalandığını ve bundan da büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, ''Eminim ki Türkiye ile Rusya'nın güçlenen ilişkileri, Kafkaslar başta olmak üzere tüm bölgemizde barışa, ekonomik gelişmeye ve istikrara büyük bir katkı sağlayacaktır'' dedi.
Rusya ile çok boyutlu ilişkilerin dış politikada öncelikli ve ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, mayısta Rusya Devlet Başkanı Medvedev'in Türkiye'ye yaptığı ziyaretle de önemli bir adımı atmış olduklarını, bu ziyaretin, ilişkilerin mevcut durumunun değerlendirilmesi ve görüş alışverişinde bulunulması noktasında önemli adımların atılmasına bir temel teşkil ettiğini kaydetti.
Recep Tayyip Erdoğan, Putin'in ziyaretinin de bu ilişkiyi olumlu yönde daha da hızlandırdığını belirterek, şunları kaydetti:
''Küresel ekonomik kriz nedeniyle, 2009 yılında, aramızdaki dış ticaret hacmi her ne kadar 23 milyar dolara düşmüşse de Moskova ziyaretimde meslektaşımla belirlediğimiz 5 yıl içinde 100 milyar dolara ulaşma hedefimizdeki irade aynen kendini korumaktadır. Bu konuda, Türkiye olarak elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz. Aynı şekilde Sayın Putin ile az önce yaptığımız görüşmede de bunu teyit altına aldık ve kararlılıkla değişik alanlarda atacağımız adımlarda bunu gerçekleştirmenin gayreti içinde olacağız. Tabii ki siyasi, ekonomik, ticari, kültürel tüm bu alanlarda atacağımız adımlar bu süreci hızlandıracak mahiyettedir.''
-SORULARI YANITLADI-
Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Bir gazetecinin Türkiye'nin Azerbaycan ile dün imzaladığı doğal gaz anlaşmasının Rusya'dan alınan gazı azaltıp azaltmayacağı ve bu durumun Güney Akım Projesi'ni etkileyip etkilemeyeceği yönündeki sorusuna Erdoğan, Azerbaycan'dan gerek şu anda alınan gaz, gerekse Şahdeniz'den gelecek olan gazın Türkiye'nin ihtiyacı içinde çok ciddi potansiyel oluşturmadığını söyledi.
Erdoğan, Türkiye'nin ihtiyacının çok büyük kısmını Rusya Federasyonu'ndan temin ettiğini, 81 ilin henüz 64'üne doğal gaz ulaştırıldığını ve 17 ile daha doğal gaz ulaştırılacağını söyledi.
Ayrıca sanayide çok fazla olan doğal gazı kullanımıyla ilgili yeni adımlar atacaklarını belirten Erdoğan, evlerdeki enerji ihtiyacını, doğal gaz çevrim santrallerinden elde edilen enerjiyle değil, daha çok diğer alanlardan elde edilen enerjiyle gidermeyi düşündüklerini, bu konuda Rusya'dan alacakları doğal gazda herhangi bir gerileme olmayacağı için Güney Akım'la da bunun herhangi bir ilgisinin bulunmayacağı kanaatinde olduğunu söyledi.
Mavi Akım Projesi kapsamında Türkiye üzerinden Ceyhan'a İsrail'e ve oradan da Hint Okyanusu'na ulaştırılması konusunda bir proje bulunduğunu hatırlatarak bir gazetecinin, ''Bu proje rafa kalktı mı, geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?'' sorusuna Erdoğan, ''Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok'' karşılığını verdi.
Putin dün akşam 22.30 surlarında İstanbul'dan özel uçağıyla ayrıldı.
Kaynak: http://www.turkrus.com/content/view/17277/160/