


Kartları tek tek dikkatlice inceledim. Sonuçta Kafkasya benim evimdi. Evden uzak olduğumda her zaman beni içine çekmiştir ki evim Soçi'den sadece iki yüz yada üç yüz kilometre ötededir. Kitapçığı endişe ile değil ama belki ilgi ile elime almıştım. Daha sonra yerine koymadım, fırlatıp attım.
Kartlar yazılar ile de desteklenmişti. Bir tanesinden, Soçi merkezindeki Ortodox Michael Archangel (1) Katedrali'nin, "şehrin en eski yapısı" olduğunu örgendim. Katedralin yapımı 1872 Mayısının sonlarında başlamıştı ve inşaat için gerekli para ilk Rus yerleşimcilerden alınan bağışlar ile toparlanmıştı. Bağışçılar arasında Grand Dük Mikhail Romanov (2), milyoner Nikolai Mamontov ve büyük arsa sahibi Alexander Vereshchagin vardı. Katedral, sonradan Moskova'daki Tretyakov galerisini de planlayan Alexander Kaminsky tarafından tasarlanmıştı.
Eğer bu kitapçığa inanırsak -ki inanmamak için bir sebep yok- "Rus yerleşimcilerin maneviyatlarını yükseltmek için ilk ibadet yerleri inşasının bir an önce başlaması" çağrısı Fyodor Dostoyevsky'den gelmişti. 19. yüzyılın ortalarında Karadeniz sahili Rusya'ya dahil olduktan sonra, Dostoyevsky bu çağrı ile ilgili "Vatandaş Gazetesi"nde bir makale yayınladı ve Michael Archangel Katedrali bu çağrıya ilk cevaptı. Bu yapı, "kutsal mihmandarın lideri" (3) ve onun o dönemde dünyada vücut bulmuş hali, 1861'den 1881'e kadar Kafkasya genel valisi ve bölgede mevkilenmiş binlerce kişilik güçlü ordunun başkomutanına, Rus Çarı'nın kardeşine ithaf edilmişti.
Başka bir kartta, eşsiz güzellikteki Zmeykovsky şelalelerinin yanında, 19. yüzyılın sonlarında Rus yerleşimciler tarafından kurulan iki köyün bulunduğu yazıyordu, Izmaylovka ve Semyonovka. Bu köyler, Izmailovo ve Semyonov Alaylarının gazilerini barındırıyordu. Aslında bu Serf'ler (4), bir zamanlar askerdiler ve sonrasında kolonist olarak emekliye ayrılarak bu yeni bölgeleri geliştirmeye ve düzenlemeye başladılar.
Kartların kalanı, Joseph Stalin'in emri ile inşa edilen Soçi'deki bazı kamu binaları hakkında okuyucuyu bilgilendiriyordu. Ayrıca, sarkıcı Alla Pugacheva'nin her yıl buraya gelmeye çalışarak konserler verdiğinden ve popüler Sovyet film direktörü Leonid Gaidai'nin "Kafkas Tutsağı" ve "Elmas Kol" filmlerinin Soçi'de ve çevresinde çekildiğinden bahsediyordu. Kitapçık, Leonid Brejnev, Yuri Gagarin, Anatoly Karpov, Vladimir Putin (onsuz ne yapardık, kayak hayranı ve “Bizim Rusya”nın fanatiği) gibi isimler ile parıldıyordu. Bunun yanında nehirlerin, ormanların, çayların ve dağ zirvelerinin isimleri geçiyordu. Bu isimler çoğunlukla Rusça değildi, azametli ve kudretlinin olağan gösterisi ile ilgili değildi. Peki, niye buradalar?
Özel ilgisi olmayan kişiler için, bu kitapçığın içeriği bölgenin kısa bir tarihini kapsıyor. Kuzeyden gelen "yerleşimciler"den önce burada yaşayan, bölgenin eski sakinleriyle ilgili açıklamalar vardı. Ancak, bu eski sakinlerin hayatları, insani ve hatta Hıristiyanlıkla ilgili niteliklerden mahrumdular. Ve hatırlarsak, bu tatil bölgesinin başlıca turistik cazibesi dini sembollerdi: kiliseler, haçlar ve "kutsal askerler"e anıtlar.
Kitapçığın yazarı, Kafkasya Karadeniz sahilinde ilk insanoğlunun "yaklaşık 400.000 yıl önce" ortaya çıktığıyla ilgili bizi bilgilendirdikten sonra, İskitleri, Sarmatları ve Meotları anlatarak devam ediyor. Kitapçığın bize dediğine göre, buranın ilk "ticaret kolonileri" antik Yunanlılar tarafından kurulmuş ve Romalı general Büyük Pompey, Mithridates yani Pontus Krallığı’na karşı açtığı savaşa akın ederken bu bölgeden geçmişti. Kitapçıkta ayrıca, "Büyük Bizans İmparatorluğu”ndan (bazıları tarafından modern Rusya’nın müjdeleyicisi olarak görülmekte), tabi ki yüz kızartıcı şekilde yıkıldığı dönemden değil, hüküm sürdüğü dönemden, bahsediliyor. Buna müteakip, tek satırlık bir yazı bulunmakta: "Bir çok yıl, Adıge kabilelerinin temsilcileri -Abdzax, Ubıh ve Şapsığlar- bu bölgenin sakinleriydiler."
Evet, onlar bu bölgeye binlerce yıl değil, sadece "bir çok" yıl sahiptiler. Ve aslında, bu bölgeye gerçektende sahip değildiler, sadece "sakinleri" idiler. Beş, on yada otuz yıl, çok önemli değil. Esas mesele şu; onlar bu bölgeye kök salmadılar ve terk ettiler. Nerde ve ne zaman olduğu açıklanmıyor. Eğer bu kitapçığa inanırsak, savaşlar sadece Türkiye (ç.n. Osmanlı İmp.) ile oldu. Açıklanana göre, bu terkediş, Karadeniz kıyısının Rusya'ya transfer olduğu 1828-1829 yıllarındaki savaşlardan birinin sonucu idi. Görünüşe göre, dağlı kavimlerin onlarca yıl süren direnişleri hiç olmadı, köyleri hiç bir zaman yakılmadı, onlar hiç bir zaman zorla sürülmedi ve General Grigory Khristoforovich Zass'ın sandıklar dolusu Çerkes kafatasları hiç bir zaman var olmadı. Bu yeni bölgelerde tümüyle barışçıl bir yer değiştirme meydana geldi ve köylerin, mezraların, kiliselerin ve mesire yerlerinin yapımı "ulu adamın" çağrısını takip etti (ayrıca, Fyodor Dostoyevsky'nin büyük bir yazar olduğunu kim yadsıyabilir ki?).
Kader, önceden bahsedilen etnik gruplara olduğu kadar haklarında bu kitapçığın yazarlarının nacizane sessiz kaldığı diğer Çerkes kabilelerine de merhametsizdi. Bu kadar uzun yıllardan sonra bile, onlar, bu grupların Karadeniz sahilinin haklı ve yerli insanları olduğunu; bu insanların bir zamanlar burada yaşadıklarını, evler kurduklarını, tohumlar ektiklerini, çocuklar yetiştirdiklerini ve akrabalarını defnettiklerini, bu toprakları, ellerinde kılıç, kendileri için savunduklarını tanımakta isteksizler. İki yüzlülük etmeden, Soçi kelimesinin Türkçe'den mi yoksa Fransızca'dan mi geldiği gibi sorulara tahmin yürütür gibi yapmadan, bu gerçeği tanımak gayet basit görünebilirdi. Sonuçta, bu bölgeler hakkında hak iddia eden birileri yok. Bu bölgenin sahipleri yok; onlar ya dışarıda asimile oldu yada ortadan kayboldu. Haydi, Çerkesleri tanı- ve belki böylece tövbekar olabilirsin.
Ama hayır, bu Rusya’nın hiç bir zaman yapmayacağı bir şey. Bu, bugün mutat hale gelmiş elegant ve zarif resmi mahvedebilir ve dikiş yerlerinden yırtabilir. "Rusya Kafkasya'ya medeniyet getirdi!" kalın ve ağız sulandırıcı karakterler ile bu tabloya resmedildi ve eğer birileri öldürülmüş ise bu onların kendi iyiliği içindir. Bunun doğru olduğunu hissetmek çok rahatlatıcı. Eğer gerçekler çok belirgin bir şekilde çelişiyorsa, göz ardı edilebilir, unutulabilir, sessizliğe gömülebilir, geçmişin kontekstinden silinebilir ve böylece tarihteki utanç verici deliklerden kaçınılabilir. Bu, Rusya’nın Ubıh, Abdzax ve Sapşığların anısını boğmaya çalıştığı deliklerden biri.
Soçi'nin ve komşu bölgelerin bir çok sakininin toplu olarak katledildiği ve dahası sürüldüğü bu kitapçığın yazarları tarafından yazılsaydı, onlar fethedenlerin tarihi suçlarını işaret etmiş olurlardı. Ayrıca, Çar ve onun kardeşinden, köylüler ve Serf'lere kadar bütün Rus toplumunun, ülkenin meşhur mimar, sanayici ve büyük yazarlarının merkezi rolleri de bulunarak bu toprakların paylaşımında ortaklaştığı pek iyi bir görüntü vermezdi. Zira bu isimler, Rus kültürünün şeref tablosu.
15 Kartlık set: Soçi, Rus tatil beldelerinin İncisi, Lev Tolstoy Press, 2009.
Usam Baysayev, 30 Nisan 2010
Kaynak: Prague Watchdog
Çeviri: Shumaf Sencer
Bilgi Notu:
(1) Michael Archangel, Yahudi (Mikha'el), Hıristiyan (Michael) ve İslam (Mikail) geleneğinde bir baş melek. Ortodoks kilisesine göre Mikail, tanrının ordusunun komutanıdır. Bu inanışa göre, ilk kez insanlara göründüğü tarih, ilk yüzyılın ortalarındadır. 6 Eylül, Mikail'in ortaya çıktığı tarih olarak kutlanır.
(2) Grand Duke Michael Nikolaevich, 1862-1888 yılları arasında Tiflis merkezli, Kafkasya genel valisi olarak Çar Nicholas I ve Çar Alexander II'ye hizmet etti.
(3) Kutsal mihmandarın lideri ("Archistrategos" yada "Supreme Commander of the Heavenly Hosts), Ortodoks inancında Mikail'e verilen bir isim.
(4) Serf, feodal lider tarafından sahiplenen, toprağa bağlı insanlar.