Karakter boyutu :

Adıgey Aydınları Gürcistan Parlamentosuna Yapılan Çerkes Soykırım Talebini Değerlendirdi

24 Kasım 2010 Çarşamba Saat 23:33

Adıgey Çerkes Kongresi Başkan Yardımcısı Dzevkoj Zavur,”Dünyadaki Çerkeslerin büyük çoğunluğu Çerkeslere Soykırım yapıldığının kabul edilmesini destekliyorlar ve bu sorun çözülmelidir.” dedi.
Diğer Adıgey sivil kitle örgütleri de bu konuda Zavur’u destekliyorlar ancak bir kısmı bu konuyu Gürcistan’ın ele almasını farklı değerlendiriyor. Hatırlatmak gerekirse 19-21 Mart tarihlerinde Tiflis’te “Gizli Uluslar, Zamanaşımına Uğramayan Suçlar: Geçmiş ve Gelecek Arasında Çerkesler ve Kuzey Kafkasya Halkları” adı altında bir konferans düzenlenmişti. Konferans sonucunda Gürcistan parlamentosundan, 19. Yüzyılda Rus devleti tarafından Çerkeslere yapılan soykırımın kabul etmesi talep edildi.
Kavkaz-uzel’e açıklama yapan Dzevkoj Zavur,” Biz bu tarihi gerçeğin kabul edilmesi için Rusya yönetimine defalarca kez başvurduk. Ancak üzülerek söylemek gerekirse şimdiye kadar herhangi bir tepki alamadık. Eğer Gürcistan şimdi bizim soykırım olayımızı tanımak istiyorsa biz bu yönde yürümeliyiz. Ve bu görüş Çerkes halkının büyük çoğunluğunun görüşüdür.” dedi.
Rus hükümetinin bilinçli bir şekilde Adıgeleri bölme politikasını yürüttüğünü söyleyen Zavur, “En son kurulan KKFB de bizim halkımızı daha fazla bölmekte. Federal yönetim böyle bir karar almadan önce yerli haklara bunu isteyip istemediklerini sorma gereği de duymadı.” dedi. Zavur’a göre Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri eşit haklı federatif subje değiller. 2014’te Çerkeslere soykırım yapılan yerde olimpiyat yapılmasını görmemezlikten gelmeleri de bunu gösteriyor.
AC Parlamento Başkanı Anatoli İvanov, “Bu konuyu yorumlamak oldukça güç. İnsanlar bu konuya farklı farklı tepkiler veriyorlar. Benim emin olduğum şu: “bu sorun çözülmeli”. Ancak bu sorunu çözerken milletler arası ilişkileri gerginleştirmesine neden olmasını önleyerek yapmak gerekir” dedi.
İvanov’un Kavkaz-uzel muhabirine söylediğine göre parlamento toplantısında 2014 olimpiyatlarında Kafkas motiflerinin kullanılması önerildi. “Özellikle önce bu bölgede yaşayıp yok edilen halkların sembollerinin kullanılması. Vancouver bunu yaptı ve hiçbir şey kaybetmedi. Bu kararın insanları birleştirebileceğini düşünüyorum” diyen Anatoli İvanov, bir süre sonra bu sorunun çözüleceğinden emin.
İvanov ayrıca “Bu politikacıların işi ve bunu son derece diplomatik bir şekilde, insanlara travma geçirtmeden yapmamız gerekir. Biz bugün Adıgey’de normal bir şekilde dostça yaşıyoruz. Elbette problemlerimiz var ancak onları birlikte çözüyoruz” dedi.
Adıge Cumhuriyeti’nden RF Devlet Duması milletvekili Hacebıyeko Ruslan ise kendisinin cumhuriyet yönetiminde başbakan yardımcısı iken benzer bir dilekçeyi zamanın RF Başkanı Boris Yelsin’e gönderdiğini söyledi ve şimdi sivil kitle örgütlerinin Gürcistan parlamentosuna yaptıkları başvuruyu da kendi başvurularının yinelenmesi olarak niteledi.
Ruslan, “Elbette onların bunları yapmaya hakkı var. Ancak Gürcistan’ın böyle bir karar almasına kesinlikle karşıyım. Gürcistan’ın bu sorunla hiçbir ilişkisi yok ve olmamalı. Elbette bunu kullanmak isteyen politik güçler var. Ve işte burada “Kafkasya kozunu” oynuyorlar.” dedi.
AC Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü Tarih Profesörü Peneşü Asker’e göre Gürcistan parlamentosuna Çerkes halkına yapılan soykırımın tanınması başvurusu Rusya ve Gürcistan arasındaki politik ve ekonomik ilişkilere zarar vermez. Bu tarihi gerçekler ve adaletin tezahürünün ilk adımlarıdır.
“Çerkes halkının soykırımı 19. Yüzyılda yapıldı ve bu arşiv belgeleri tarafından kanıtlanmaktadır. Bunu kendi elleri ile yapan Rus generallerin sözleriyle bunu yaptıklarını doğrulamaktadırlar. Bütün bu belgeler Rusya parlamentosuna verilmiştir. Ancak üzülerek herhangi bir sonuç çıkmadığını söyleyebilirim. Bunun dışında biz Avrupa konseyine ve diğer uluslar arası organizasyonlara soykırımın tanınması başvurusunda bulunduk. Günümüzde sorun çözüm aşamasında. Rusya’nın pozisyonu sorunun çözümünde anahtar rol oynayacaktır.” diyen Peneşü Asker, Çerkes halkının soykırımının kabul edilmesim tarihsel olarak çok önemli olduğunu vurguluyor.
Peneşü, “Bu Çarlık Rusyasının elleri ile yapıldı elbette Rus halkı bunun sorumlusu değil. Ancak böyle bir tarihi gerçekliğin tanınması mutlaka gereklidir. Eğer Adıgeler, böyle bir statü kazanırlarsa onlar Rusya’ya geri dönebilirler ve Rusya’ya oldukça yararlı olabileceklerinden eminim. Bunun için dönüş şartlarını oluşturacak devlet destek programlarının yapılması Rusya’nın da çıkarlarınadır” diye sözlerine ekledi.
Meslektaşlarından bu problemi anlayanların büyük çoğunluğu bu görüşü desteklediklerini söyleyen Peneşü Asker, “Burada herhangi bir aşırıcılık ya da Rusya karşıtı bir durum söz konusu değil. Gürcistan’dan başlamak gerektiğini düşünmüyorum ancak bu ülke soykırım gerçeğini kabul ederse bu doğru bir karar olur.” dedi.
AC Sosyal Bilimler Enstitüsü çalışanı, Dilbilimleri Adayı ve cumhuriyet sivil kitle örgütü “Samgur” Başkanı Kuyeko Asfar, “Soykırım oldu ve bu gerçeği yeniden tartışmaya açmak gereksizdir. Stanistlav Govorukhin Amerika üzerine bir makale yazarken şöyle demişti: Amerikalıların kızıl derililerden ve zencilerden özür dileme vakitleri geldi. Bu ( kızılderili ve zenci)halkların aydınlarının ayaklanması sonucu bunu kabul etme zamanı geldi ve sorunu çözdüler. Aynı şekilde özellikle Rusya’nın Kafkasya’da da böyle yapması gerekir. Sivil kitle örgütlerinin Gürcistan parlamentosuna böyle bir başvuru yapmalarına gerek yoktu” dedi. Kendisinin Tiflis’te okuduğunu Gürcülerin büyük bir kültürleri olduğunu bilmesine rağmen bu yola gidilmemesi gerektiğini ifade eden Kuyeko, “ Onlar daha Sovyet zamanından beri Tiflis’ten Anapa’ya kadar olan toprakların kendilerinin olduğu ideasını işliyorlardı. Ve bu psikoloji ile Abhazya’ya karşı savaş hareketini başlattı. Eğer biz Abhazlarla aynı kökene sahip olduğumuz söylüyorsak Gürcistan’dan destek almaya gerek yoktu.” Diye sözlerini sürdürdü.
Kuyeko Asfar’a göre federal yönetimin 50 den fazla ülkede yaşayan Çerkes diasporasıyla olan ilişkisi son derece zayıf. Çerkes diaporası büyük güçlü bir potansiyele sahip ve Rusya onların Çerkes diasporası temsilcilerinden jeopolitik sorunların çözümünde yararlanabilirdi. Rusya Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıdıktan sonra Türkiye Çerkesleri Türk hükümetine karşı olarak Rusya’yı desteklemişlerdir. RF Dış İşleri Bakanı Türkiye ziyareti sırasında Çerkes diasporası temsilcileri ile görüştü. Bu görüşmeye katılanlardan birinin sözlerine göre dış işleri bakanı şöyle demişti: “Arkadaşlar biz Rusya’yı desteklemenizi hiçbir zaman unutmayacağız ve Kafkas problemlerinin çözümünde size destek olacağız”.
Kuyeko Asfar son olarak “Rusya’nın Çerkes soykırımını tanıması artık zaman sorunu Rusya ile dost olmak gerekir birbirimizi anlamamız gerekir.” dedi.
Kavkaz-uzel’in daha önce verdiği habere göre KBC’ndeki Adıge sivil kitle örgütleri koordinasyon kurulu yaptığı açıklamasında, Tiflis’teki Çerkes soykırımı konulu konferansı Gürcü yönetimi tarafından uluslar arası kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla yapılmış bir “skandal” olarak değerlendirmektedir. Açıklama sahiplerine göre Adıgelerin sorunları Rusya hukuki zemininde dış müdahaleler olmadan tartışılmalıdır.
Aynı zamanlarda KBC sivil kitle örgütü “Xase” basın bürosu ise yaptığı açıklamada: Tiflis’te yapılan Çerkes soykırımı konferansını desteklediklerini ve herhangi bir ülke tarafından kabul edilmesi durumunda bunu selamladıklarını açıklamıştı.
Hatırlatmak gerekirse KÇC’nde 23 Kasım 2008 tarihinde yapılan Çerkes halkı olağanüstü kongresinde federal merkeze Kafkasya’daki bütün Çerkeslerin Rusya federasyonu içinde tek bir cumhuriyette toplanmaları talebi seslendirildi. Bunu Kuzey Kafkasya Çerkes gençliği delegeleri ifade ettiler. 26 Kasım 2009 tarihinde ise KÇC’nde Çerkes gençliğinin yaptı forum ve mitingte katılımcılar Çerkes halkının kendi kaderini tayin gerektiğini söylediler.
Daha önce Kabardey Adıge Xasesi (Başkanı Hafıtse Muhamed)kendilerinin Rusya federasyonu içindeki eşit haklı üç ayrı cumhuriyette yaşam biçimlerinden tamamen memnun olduklarını ve cumhuriyetlerin herhangi bir şekilde birleşmesi durumunun söz konusu olmadığını söylemişti.
Kaynak: Kavkaz-uzel
27 Mart 2010
Cherkessia.net
Diğer Adıgey sivil kitle örgütleri de bu konuda Zavur’u destekliyorlar ancak bir kısmı bu konuyu Gürcistan’ın ele almasını farklı değerlendiriyor. Hatırlatmak gerekirse 19-21 Mart tarihlerinde Tiflis’te “Gizli Uluslar, Zamanaşımına Uğramayan Suçlar: Geçmiş ve Gelecek Arasında Çerkesler ve Kuzey Kafkasya Halkları” adı altında bir konferans düzenlenmişti. Konferans sonucunda Gürcistan parlamentosundan, 19. Yüzyılda Rus devleti tarafından Çerkeslere yapılan soykırımın kabul etmesi talep edildi.
Kavkaz-uzel’e açıklama yapan Dzevkoj Zavur,” Biz bu tarihi gerçeğin kabul edilmesi için Rusya yönetimine defalarca kez başvurduk. Ancak üzülerek söylemek gerekirse şimdiye kadar herhangi bir tepki alamadık. Eğer Gürcistan şimdi bizim soykırım olayımızı tanımak istiyorsa biz bu yönde yürümeliyiz. Ve bu görüş Çerkes halkının büyük çoğunluğunun görüşüdür.” dedi.
Rus hükümetinin bilinçli bir şekilde Adıgeleri bölme politikasını yürüttüğünü söyleyen Zavur, “En son kurulan KKFB de bizim halkımızı daha fazla bölmekte. Federal yönetim böyle bir karar almadan önce yerli haklara bunu isteyip istemediklerini sorma gereği de duymadı.” dedi. Zavur’a göre Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri eşit haklı federatif subje değiller. 2014’te Çerkeslere soykırım yapılan yerde olimpiyat yapılmasını görmemezlikten gelmeleri de bunu gösteriyor.
AC Parlamento Başkanı Anatoli İvanov, “Bu konuyu yorumlamak oldukça güç. İnsanlar bu konuya farklı farklı tepkiler veriyorlar. Benim emin olduğum şu: “bu sorun çözülmeli”. Ancak bu sorunu çözerken milletler arası ilişkileri gerginleştirmesine neden olmasını önleyerek yapmak gerekir” dedi.
İvanov’un Kavkaz-uzel muhabirine söylediğine göre parlamento toplantısında 2014 olimpiyatlarında Kafkas motiflerinin kullanılması önerildi. “Özellikle önce bu bölgede yaşayıp yok edilen halkların sembollerinin kullanılması. Vancouver bunu yaptı ve hiçbir şey kaybetmedi. Bu kararın insanları birleştirebileceğini düşünüyorum” diyen Anatoli İvanov, bir süre sonra bu sorunun çözüleceğinden emin.
İvanov ayrıca “Bu politikacıların işi ve bunu son derece diplomatik bir şekilde, insanlara travma geçirtmeden yapmamız gerekir. Biz bugün Adıgey’de normal bir şekilde dostça yaşıyoruz. Elbette problemlerimiz var ancak onları birlikte çözüyoruz” dedi.
Adıge Cumhuriyeti’nden RF Devlet Duması milletvekili Hacebıyeko Ruslan ise kendisinin cumhuriyet yönetiminde başbakan yardımcısı iken benzer bir dilekçeyi zamanın RF Başkanı Boris Yelsin’e gönderdiğini söyledi ve şimdi sivil kitle örgütlerinin Gürcistan parlamentosuna yaptıkları başvuruyu da kendi başvurularının yinelenmesi olarak niteledi.
Ruslan, “Elbette onların bunları yapmaya hakkı var. Ancak Gürcistan’ın böyle bir karar almasına kesinlikle karşıyım. Gürcistan’ın bu sorunla hiçbir ilişkisi yok ve olmamalı. Elbette bunu kullanmak isteyen politik güçler var. Ve işte burada “Kafkasya kozunu” oynuyorlar.” dedi.
AC Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü Tarih Profesörü Peneşü Asker’e göre Gürcistan parlamentosuna Çerkes halkına yapılan soykırımın tanınması başvurusu Rusya ve Gürcistan arasındaki politik ve ekonomik ilişkilere zarar vermez. Bu tarihi gerçekler ve adaletin tezahürünün ilk adımlarıdır.
“Çerkes halkının soykırımı 19. Yüzyılda yapıldı ve bu arşiv belgeleri tarafından kanıtlanmaktadır. Bunu kendi elleri ile yapan Rus generallerin sözleriyle bunu yaptıklarını doğrulamaktadırlar. Bütün bu belgeler Rusya parlamentosuna verilmiştir. Ancak üzülerek herhangi bir sonuç çıkmadığını söyleyebilirim. Bunun dışında biz Avrupa konseyine ve diğer uluslar arası organizasyonlara soykırımın tanınması başvurusunda bulunduk. Günümüzde sorun çözüm aşamasında. Rusya’nın pozisyonu sorunun çözümünde anahtar rol oynayacaktır.” diyen Peneşü Asker, Çerkes halkının soykırımının kabul edilmesim tarihsel olarak çok önemli olduğunu vurguluyor.
Peneşü, “Bu Çarlık Rusyasının elleri ile yapıldı elbette Rus halkı bunun sorumlusu değil. Ancak böyle bir tarihi gerçekliğin tanınması mutlaka gereklidir. Eğer Adıgeler, böyle bir statü kazanırlarsa onlar Rusya’ya geri dönebilirler ve Rusya’ya oldukça yararlı olabileceklerinden eminim. Bunun için dönüş şartlarını oluşturacak devlet destek programlarının yapılması Rusya’nın da çıkarlarınadır” diye sözlerine ekledi.
Meslektaşlarından bu problemi anlayanların büyük çoğunluğu bu görüşü desteklediklerini söyleyen Peneşü Asker, “Burada herhangi bir aşırıcılık ya da Rusya karşıtı bir durum söz konusu değil. Gürcistan’dan başlamak gerektiğini düşünmüyorum ancak bu ülke soykırım gerçeğini kabul ederse bu doğru bir karar olur.” dedi.
AC Sosyal Bilimler Enstitüsü çalışanı, Dilbilimleri Adayı ve cumhuriyet sivil kitle örgütü “Samgur” Başkanı Kuyeko Asfar, “Soykırım oldu ve bu gerçeği yeniden tartışmaya açmak gereksizdir. Stanistlav Govorukhin Amerika üzerine bir makale yazarken şöyle demişti: Amerikalıların kızıl derililerden ve zencilerden özür dileme vakitleri geldi. Bu ( kızılderili ve zenci)halkların aydınlarının ayaklanması sonucu bunu kabul etme zamanı geldi ve sorunu çözdüler. Aynı şekilde özellikle Rusya’nın Kafkasya’da da böyle yapması gerekir. Sivil kitle örgütlerinin Gürcistan parlamentosuna böyle bir başvuru yapmalarına gerek yoktu” dedi. Kendisinin Tiflis’te okuduğunu Gürcülerin büyük bir kültürleri olduğunu bilmesine rağmen bu yola gidilmemesi gerektiğini ifade eden Kuyeko, “ Onlar daha Sovyet zamanından beri Tiflis’ten Anapa’ya kadar olan toprakların kendilerinin olduğu ideasını işliyorlardı. Ve bu psikoloji ile Abhazya’ya karşı savaş hareketini başlattı. Eğer biz Abhazlarla aynı kökene sahip olduğumuz söylüyorsak Gürcistan’dan destek almaya gerek yoktu.” Diye sözlerini sürdürdü.
Kuyeko Asfar’a göre federal yönetimin 50 den fazla ülkede yaşayan Çerkes diasporasıyla olan ilişkisi son derece zayıf. Çerkes diaporası büyük güçlü bir potansiyele sahip ve Rusya onların Çerkes diasporası temsilcilerinden jeopolitik sorunların çözümünde yararlanabilirdi. Rusya Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıdıktan sonra Türkiye Çerkesleri Türk hükümetine karşı olarak Rusya’yı desteklemişlerdir. RF Dış İşleri Bakanı Türkiye ziyareti sırasında Çerkes diasporası temsilcileri ile görüştü. Bu görüşmeye katılanlardan birinin sözlerine göre dış işleri bakanı şöyle demişti: “Arkadaşlar biz Rusya’yı desteklemenizi hiçbir zaman unutmayacağız ve Kafkas problemlerinin çözümünde size destek olacağız”.
Kuyeko Asfar son olarak “Rusya’nın Çerkes soykırımını tanıması artık zaman sorunu Rusya ile dost olmak gerekir birbirimizi anlamamız gerekir.” dedi.
Kavkaz-uzel’in daha önce verdiği habere göre KBC’ndeki Adıge sivil kitle örgütleri koordinasyon kurulu yaptığı açıklamasında, Tiflis’teki Çerkes soykırımı konulu konferansı Gürcü yönetimi tarafından uluslar arası kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla yapılmış bir “skandal” olarak değerlendirmektedir. Açıklama sahiplerine göre Adıgelerin sorunları Rusya hukuki zemininde dış müdahaleler olmadan tartışılmalıdır.
Aynı zamanlarda KBC sivil kitle örgütü “Xase” basın bürosu ise yaptığı açıklamada: Tiflis’te yapılan Çerkes soykırımı konferansını desteklediklerini ve herhangi bir ülke tarafından kabul edilmesi durumunda bunu selamladıklarını açıklamıştı.
Hatırlatmak gerekirse KÇC’nde 23 Kasım 2008 tarihinde yapılan Çerkes halkı olağanüstü kongresinde federal merkeze Kafkasya’daki bütün Çerkeslerin Rusya federasyonu içinde tek bir cumhuriyette toplanmaları talebi seslendirildi. Bunu Kuzey Kafkasya Çerkes gençliği delegeleri ifade ettiler. 26 Kasım 2009 tarihinde ise KÇC’nde Çerkes gençliğinin yaptı forum ve mitingte katılımcılar Çerkes halkının kendi kaderini tayin gerektiğini söylediler.
Daha önce Kabardey Adıge Xasesi (Başkanı Hafıtse Muhamed)kendilerinin Rusya federasyonu içindeki eşit haklı üç ayrı cumhuriyette yaşam biçimlerinden tamamen memnun olduklarını ve cumhuriyetlerin herhangi bir şekilde birleşmesi durumunun söz konusu olmadığını söylemişti.
Kaynak: Kavkaz-uzel
27 Mart 2010
Cherkessia.net
Bu haber toplam 1595 defa okundu.
Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.