Karakter boyutu :

Zawurkan Zolan: Şeytanın Çocukları ve Çerkes Soykırımı

24 Kasım 2010 Çarşamba Saat 23:27

Şeytanın birbirine düşman iki çocuğu RF ve ABD Kafkasya üzerinde tepiştikçe oluşturduğu artçı sarsıntılar doğal olarak tüm diasporayı da etkilemektedir. 19-21 Mart tarihlerinde Gürcistan’ da yapılan “Çerkes Soykırımı” konferansının yaratmış olduğu tartışmalar en kısa sürede bizlere de yansıyarak gündemimizin ilk sırasına oturdu.
ABD-Gürcistan projesi olan bu konferansın nedeni ve amaçları zaten aleni olarak ortadadır. Konuyla ilgili bir çok açıklama gelişmeler ve tahliller uzmanlar tarafından yapılarak açıklanmıştır. Beni asıl ilgilendiren bu konferansın sonuçlarının tahlilleri değil, bizler arasında yapılacak tartışmaların hangi boyuta taşınacak olmasıdır. Bir çoğumuzun korktuğu gibi konuyla ilgili internete düşen ilk yazılardan birinde : “Washington-Tiflis ittifakı bu stratejiyi olgunlaştırırken, ne tesadüf ki (!) Adige-Abhaz hattında tamamlayıcı gelişmeler kendini göstermeye başladı. Önce diasporada Abhaz-Adige birliğini sabote edecek söylemler dillendirildi. “Adigeler kardeşimiz, ancak Abhazya Abhazlarındır’ yurtseverliği (!) kaynatıldı. Peşinden, örgütsel bütünlüğü parçalamak üzere ayrı federasyon projesi pişirildi.” Bu satırları okuduğumda belki yanlış anlamışımdır diye tekrar tekrar okudum. Çünkü bölücü, yıkıcı, ergenekoncu suçlamalarına alışık olduğumuz yeni kurulan Abhaz Federasyonunu ABD Gürcistan ittifakının sonucu kurulduğu iması hiçte hoş bir yaklaşım olmamıştır. Ayrıca yazarımız yazısında bazı Adige kardeşlerimizi düşünce ve fikirleri yüzünden suçlarken, aman tuzağa düşmeyelim mesajı verilmiş tartışmaların ilk fitilini ateşleyerek kendisi tuzağa düşmüş gibi görünmektedir.
Yapılan konferansın Adige –Gürcü işbirliği gibi gösterilmesi ise olayın başka bir boyutudur. Oysa biz buna benzer senaryoları daha önce defalarca görmüştük. Sevgili yazar kardeşimizin elinde ADF nin ABD-Gürcistan işbirliğince kurulduğunun kanıtları varsa hemen geç kalmadan bunları yayınlayarak herkesi bilgilendirmelidir. Aksi taktirde “kendi ayağına kurşun sıkmak” ya da “kandırıkçı” deyimi cuk diye yerine oturacaktır. Çünkü aynı yoldan devam eden bazı zihniyetlere “içimizdekiler” sıfatının nasılda uyduğuna çoğu kez şahit olduk.
Ortada tartışılmaz çok net gerçekler vardır. “Çerkes Soykırımı” dünya tarihinin gördüğü en büyük kıyımlardan birisidir ve yarattığı travma bugün bile atlatılabilmiş değildir. Bir toplumu planlı olarak yok etmenin yanında kültürel açıdan da asimile olmasına yol açan faktörlerde soykırımdır. Üstüne üstelik 2014 Kış olimpiyatlarının Soçi’ de yapılacak olması en başta Ubıhlar olmak üzere Adige ve Abhaz kardeşlerimizin içinde de kanayan bir yara halini almıştır. Bu bir vicdan muhasebesidir ve dünyadaki hiç bir politik ve ekonomik nedende bu vicdan muhasebesinin yapılmasını sorgulamamalı ve engel olmamalıdır. (“Tüm insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler. Bunun adına vicdan denir.” -A. Boysan.)
Soçi’ deki olimpiyatların Abhazya’ ya getireceği ekonomik faydalara Abhaz halkının çokta sevinerek tamah etmediklerini, duygusal olarak onlarında rahatsız olduklarını çok iyi biliyoruz. Abhazya ve RF arasındaki ekonomik ve politik işbirliğine ne kadar saygı duymak zorundaysak, Gürcistan’ da yapılan konferans hakkında değişik görüşü olan ve katılan tüm Adige kardeşlerimize saygı duymak zorundayız. Kimsenin bu konuda bir birini suçlamaya hakkı yoktur. Ben şahsım adına www.cherkessia.net 'in düşüncelerinden dolayı bir takım çevrelerce eleştirilmesini haksızlık olarak görmekteyim. Çünkü artık Diaspora için yeni bir sürecin içindeyiz. Bu konuda bizlerin arasında fikir ayrılıklarının olması son derece doğaldır yarında olacaktır. Ama fikir ayrılıklarının olması illaki çok stratejik konularda birbirimize zarar vereceğimiz anlamına gelmemektedir. Gürcistan’ da yapılan bu konferansın nedenini ve amaçlarını herkes kadar bu konferansa olumlu bakan Adige kardeşlerimizde bilmektedir ve tuzağa düşebilecek yanlış hamleler yapacaklarını sanmıyorum. Bu konferansa katılmaları sonucunu desteklemeleri Gürcü politikalarını da destekledikleri anlamına gelmez. Çünkü bu yola baş koymuş herhangi bir Adige kardeşimizin Gürcistan’la ortak olarak Abhazya’ ya karşı ortak bir politik platformda yer alabileceklerini düşünmek haksızlıktır ve saçmalıktır. Sıkıntı yaratan tek sorun konferansın yapılış yeridir. Bugün Adigelerin rahatsızlık duyduğu konu sadece kültürel sorunları değildir. RF nun yeni uygulamaya koyduğu modern çarlık yönetimi, vatandaşlık sistemi, toprak gaspı ve liderlerine yapılan saldırılar karşısında artık susmak yerine harekete geçmek isteyen kardeşlerimizi mesajlarını ve tavırlarını göstermek için buldukları fırsatı değerlendirmelerini anlayışla karşılamak gerekir. Verimsiz ve çorak düşünce sistemlerinin süreci değişik noktalara çekerek kardeşlerimize gölge etmemelerini ümit ediyor, onları selamlıyorum. Abhazlar ve Adigeler arasındaki yaratılmak istenen güvensizlik duygusundan nemalanacak olanlar yine Gürcistan ve RF olacaktır. Çok uzun yıllardır kısır bir döngü içinde kıvranıp tekrar aynı noktaya dönmek zorunda kalan ve artık yeter diyen kurumlar tarafından gayrı resmi yalnızlığa itilmiş yeni nesil Adige gençliğine bu kalıp artık dar gelmektedir. “Adigeler kendi yolunda yürümelidir” le işe başlamışlarsa, dün destek verdikleri insanlarda bugün onlara destek vermelidir. Kafkasya ve Diasporadaki Adige-Abhaz kardeşliği zarar görür söylemlerinden vazgeçilmelidir. Adige-Abhaz halklarının arasındaki bağlılık her fikir ayrılığında çözülebilecek kadar basit görülmemelidir. Çünkü hepimizin yarası birdir ve bizi bizden daha iyi kimse anlayamaz.
Her ne kadar görüş ayrılıkları olsa da bu konferans olayının büyük sanal zeminlere taşınmaması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta ortada sorun varsa sorundan daha çok çözüm yöntemi önemlidir. Her şey aramızdaki diyalogları geliştirmekle, birbirimizi anlayarak tanıyarak ve kaynaşarak başlayabiliriz. Bugüne kadar verilen tüm peşin hükümler hep zarar getirmiştir. Geçmişten ders çıkarmamız gerekirse diyalogsuzluğun çok yakın bir geçmişte kurumlarımız arasında nasıl sıkıntılar yarattığını hatırlamakta fayda vardır sanırım. Bu peşin hükümlü zihniyet dün olduğu gibi bugünde sahnede yerini almıştır. Bu durum Diasporayı iki arada bir derede bırakmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Onun için birbirimizi suçlayacağımıza hep birlikte neler yapılabileceğimizi düşünmek tartışmak en doğru adım olacaktır. En azından bu konuda birbirine karşı zıt görüşte olan kardeşlerimizin bu konuyu daha içinden çıkılmaz bir hale getirebilecek tartışma ve beyanlardan uzak durmaları Gürcistan’ın planlarını bozacaktır. Diasporadaki çok deneyimli ve donanımlı stratejistlerimiz ve akademik kariyere sahip insanlarımızdan da yararlanmak, olayları ve gelişmeleri daha iyi analiz edebilen ortak bir düşünce kurulu kurmak belki zor durumlara düştüğümüz anlarda bizler için bir çıkış kapısı olabileceği ümidindeyim. Aksi taktirde babalarına bile şapka çıkartan şeytanın çocukları Kafkasya'da tepiştikçe çiçeklerimiz hep ezilecektir.
Saygılarımla
ZAWURKAN ZOLAN (ERDİNÇ ÜNSALAN)
25.03.2010
Paukaf.Com
ABD-Gürcistan projesi olan bu konferansın nedeni ve amaçları zaten aleni olarak ortadadır. Konuyla ilgili bir çok açıklama gelişmeler ve tahliller uzmanlar tarafından yapılarak açıklanmıştır. Beni asıl ilgilendiren bu konferansın sonuçlarının tahlilleri değil, bizler arasında yapılacak tartışmaların hangi boyuta taşınacak olmasıdır. Bir çoğumuzun korktuğu gibi konuyla ilgili internete düşen ilk yazılardan birinde : “Washington-Tiflis ittifakı bu stratejiyi olgunlaştırırken, ne tesadüf ki (!) Adige-Abhaz hattında tamamlayıcı gelişmeler kendini göstermeye başladı. Önce diasporada Abhaz-Adige birliğini sabote edecek söylemler dillendirildi. “Adigeler kardeşimiz, ancak Abhazya Abhazlarındır’ yurtseverliği (!) kaynatıldı. Peşinden, örgütsel bütünlüğü parçalamak üzere ayrı federasyon projesi pişirildi.” Bu satırları okuduğumda belki yanlış anlamışımdır diye tekrar tekrar okudum. Çünkü bölücü, yıkıcı, ergenekoncu suçlamalarına alışık olduğumuz yeni kurulan Abhaz Federasyonunu ABD Gürcistan ittifakının sonucu kurulduğu iması hiçte hoş bir yaklaşım olmamıştır. Ayrıca yazarımız yazısında bazı Adige kardeşlerimizi düşünce ve fikirleri yüzünden suçlarken, aman tuzağa düşmeyelim mesajı verilmiş tartışmaların ilk fitilini ateşleyerek kendisi tuzağa düşmüş gibi görünmektedir.
Yapılan konferansın Adige –Gürcü işbirliği gibi gösterilmesi ise olayın başka bir boyutudur. Oysa biz buna benzer senaryoları daha önce defalarca görmüştük. Sevgili yazar kardeşimizin elinde ADF nin ABD-Gürcistan işbirliğince kurulduğunun kanıtları varsa hemen geç kalmadan bunları yayınlayarak herkesi bilgilendirmelidir. Aksi taktirde “kendi ayağına kurşun sıkmak” ya da “kandırıkçı” deyimi cuk diye yerine oturacaktır. Çünkü aynı yoldan devam eden bazı zihniyetlere “içimizdekiler” sıfatının nasılda uyduğuna çoğu kez şahit olduk.
Ortada tartışılmaz çok net gerçekler vardır. “Çerkes Soykırımı” dünya tarihinin gördüğü en büyük kıyımlardan birisidir ve yarattığı travma bugün bile atlatılabilmiş değildir. Bir toplumu planlı olarak yok etmenin yanında kültürel açıdan da asimile olmasına yol açan faktörlerde soykırımdır. Üstüne üstelik 2014 Kış olimpiyatlarının Soçi’ de yapılacak olması en başta Ubıhlar olmak üzere Adige ve Abhaz kardeşlerimizin içinde de kanayan bir yara halini almıştır. Bu bir vicdan muhasebesidir ve dünyadaki hiç bir politik ve ekonomik nedende bu vicdan muhasebesinin yapılmasını sorgulamamalı ve engel olmamalıdır. (“Tüm insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler. Bunun adına vicdan denir.” -A. Boysan.)
Soçi’ deki olimpiyatların Abhazya’ ya getireceği ekonomik faydalara Abhaz halkının çokta sevinerek tamah etmediklerini, duygusal olarak onlarında rahatsız olduklarını çok iyi biliyoruz. Abhazya ve RF arasındaki ekonomik ve politik işbirliğine ne kadar saygı duymak zorundaysak, Gürcistan’ da yapılan konferans hakkında değişik görüşü olan ve katılan tüm Adige kardeşlerimize saygı duymak zorundayız. Kimsenin bu konuda bir birini suçlamaya hakkı yoktur. Ben şahsım adına www.cherkessia.net 'in düşüncelerinden dolayı bir takım çevrelerce eleştirilmesini haksızlık olarak görmekteyim. Çünkü artık Diaspora için yeni bir sürecin içindeyiz. Bu konuda bizlerin arasında fikir ayrılıklarının olması son derece doğaldır yarında olacaktır. Ama fikir ayrılıklarının olması illaki çok stratejik konularda birbirimize zarar vereceğimiz anlamına gelmemektedir. Gürcistan’ da yapılan bu konferansın nedenini ve amaçlarını herkes kadar bu konferansa olumlu bakan Adige kardeşlerimizde bilmektedir ve tuzağa düşebilecek yanlış hamleler yapacaklarını sanmıyorum. Bu konferansa katılmaları sonucunu desteklemeleri Gürcü politikalarını da destekledikleri anlamına gelmez. Çünkü bu yola baş koymuş herhangi bir Adige kardeşimizin Gürcistan’la ortak olarak Abhazya’ ya karşı ortak bir politik platformda yer alabileceklerini düşünmek haksızlıktır ve saçmalıktır. Sıkıntı yaratan tek sorun konferansın yapılış yeridir. Bugün Adigelerin rahatsızlık duyduğu konu sadece kültürel sorunları değildir. RF nun yeni uygulamaya koyduğu modern çarlık yönetimi, vatandaşlık sistemi, toprak gaspı ve liderlerine yapılan saldırılar karşısında artık susmak yerine harekete geçmek isteyen kardeşlerimizi mesajlarını ve tavırlarını göstermek için buldukları fırsatı değerlendirmelerini anlayışla karşılamak gerekir. Verimsiz ve çorak düşünce sistemlerinin süreci değişik noktalara çekerek kardeşlerimize gölge etmemelerini ümit ediyor, onları selamlıyorum. Abhazlar ve Adigeler arasındaki yaratılmak istenen güvensizlik duygusundan nemalanacak olanlar yine Gürcistan ve RF olacaktır. Çok uzun yıllardır kısır bir döngü içinde kıvranıp tekrar aynı noktaya dönmek zorunda kalan ve artık yeter diyen kurumlar tarafından gayrı resmi yalnızlığa itilmiş yeni nesil Adige gençliğine bu kalıp artık dar gelmektedir. “Adigeler kendi yolunda yürümelidir” le işe başlamışlarsa, dün destek verdikleri insanlarda bugün onlara destek vermelidir. Kafkasya ve Diasporadaki Adige-Abhaz kardeşliği zarar görür söylemlerinden vazgeçilmelidir. Adige-Abhaz halklarının arasındaki bağlılık her fikir ayrılığında çözülebilecek kadar basit görülmemelidir. Çünkü hepimizin yarası birdir ve bizi bizden daha iyi kimse anlayamaz.
Her ne kadar görüş ayrılıkları olsa da bu konferans olayının büyük sanal zeminlere taşınmaması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta ortada sorun varsa sorundan daha çok çözüm yöntemi önemlidir. Her şey aramızdaki diyalogları geliştirmekle, birbirimizi anlayarak tanıyarak ve kaynaşarak başlayabiliriz. Bugüne kadar verilen tüm peşin hükümler hep zarar getirmiştir. Geçmişten ders çıkarmamız gerekirse diyalogsuzluğun çok yakın bir geçmişte kurumlarımız arasında nasıl sıkıntılar yarattığını hatırlamakta fayda vardır sanırım. Bu peşin hükümlü zihniyet dün olduğu gibi bugünde sahnede yerini almıştır. Bu durum Diasporayı iki arada bir derede bırakmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Onun için birbirimizi suçlayacağımıza hep birlikte neler yapılabileceğimizi düşünmek tartışmak en doğru adım olacaktır. En azından bu konuda birbirine karşı zıt görüşte olan kardeşlerimizin bu konuyu daha içinden çıkılmaz bir hale getirebilecek tartışma ve beyanlardan uzak durmaları Gürcistan’ın planlarını bozacaktır. Diasporadaki çok deneyimli ve donanımlı stratejistlerimiz ve akademik kariyere sahip insanlarımızdan da yararlanmak, olayları ve gelişmeleri daha iyi analiz edebilen ortak bir düşünce kurulu kurmak belki zor durumlara düştüğümüz anlarda bizler için bir çıkış kapısı olabileceği ümidindeyim. Aksi taktirde babalarına bile şapka çıkartan şeytanın çocukları Kafkasya'da tepiştikçe çiçeklerimiz hep ezilecektir.
Saygılarımla
ZAWURKAN ZOLAN (ERDİNÇ ÜNSALAN)
25.03.2010
Paukaf.Com
Bu haber toplam 1492 defa okundu.
Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.