Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. Mitat Çelikpala: Putin Büyük Resme Bakıyor Asıl Derdi Nato’nun Hamleleri
22 Ağustos 2016 Pazartesi Saat 20:36
 
Cansu Çamlıbel, 21 Ağustos 2016
 
Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. MitatÇelikpala, konu Rusya olunca Türkiye’de ilk akla gelen akademisyenlerden. Ankara ile Moskova arasında 9 Ağustos’taki St. Petersburg zirvesinin ardından ısınmaya başlayan ilişkileri ve Suriye krizi üzerindeki olası etkilerini konuştuk. PYD konusunda, “Rusya ile ABD’nin yaklaşımı arasında temelde fark yok. Çünkü sahada kullanabilecekleri tek güç” diyor ve Moskova’da izin verilen PYD ofisini hatırlatıyor.
 
C. Çamlıbel:Uçak düşürme krizinden 8.5 ay sonra St. Petersburg’da gerçekleşen Erdoğan-Putin zirvesiyle Ankara’nın dünyaya vermek istediği mesaj neydi?
 
Geçtiğimiz yılın eylül ayında Rusya Suriye’ye girince dengeler değişti. 2015 yazından itibaren Türkiye hem başta ABD olmak üzere kendi müttefikleriyle hem de Rusya’yla farklı bir sahaya düştü. 2013-2015 dönemi zaten Türkiye’nin değerli yalnızlık politikasıyla geçirdiği dönem. Ülkeyi yönetenler Türkiye’nin bağımsız bir dış politika aktörü olabileceğine, bu meselelere etki edebileceğine inanıyorlardı. Fakat 2015’in yaz aylarından itibaren meselenin böyle olmadığını anlamaya başladılar.
 
Hasta adam sendromu yok ama bir yalnız adam sendromu oluştu Türkiye’de. Bir sürü temel meselede bile müttefiklerimizi yanımızda görmüyoruz. Mesela terörle mücadele, darbe karşısında Türkiye’nin demokrasisinin gözden geçirilmesi gibi meselelerde. Buralarda çok yalnız hissediyoruz kendimizi. Burada Rusya’yı kullanarak acaba Batılı müttefiklerimizi biraz da Türkiye’nin çıkarlarını göz önünde bulunduracak çerçevede harekete geçirebilir miyiz algısı var. Burada benim hükümeti haklı gördüğüm yanlar var.
 
Prof. Dr. Mitat Çelikpala: Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi
 
C.Çamlıbel:Erdoğan Batı’nın dikkatini çekmek için bilinçli ve haklı bir provokasyon yapıyor size göre, öyle mi?
 
Tabii çok bilinçli. Burada temel mesele bu yalnızlık duygusundan nasıl çıkılacağı. Türkiye yeniden ilgi çekecek, çıkarlarını anlatacak bir aktör olarak müttefikleriyle –Rusya da buna dahil- yeniden konularını gündeme getirip tartışabilir mi? Çünkü şu anda tartışamıyoruz, hiçbir konuyu konuşamıyoruz. Son 2 yılda geriye dönüp baktığımızda AB ile görüştüğümüz tek konu mülteci meselesi oldu. Başka hiçbir şey yok. Güvenlik meselelerinde sorunlarımız vardı. İlk defa geçen Varşova’daki NATO Zirvesi’nde Türkiye NATO üyesi olduğunu ve güvenlik sorunları olduğunu hatırladı. Dikkat ederseniz alınan kararların hepsine destek verdi. Bu destek aslında Türkiye ile Rusya arasındaki gerginliğin yükselmesi anlamına gelebilir.
 
II. Cumhuriyet Asıl Şimdi Sona Eriyor Batı Iskalıyor:
 
C.Çamlıbel:Hükümetin Batı karşısında izlediği stratejide haklı olduğu tespitinize dönelim. Batı neyi ıskalıyor?
 
Türkiye ciddi bir dönüşüm geçiriyor; idari ve hukuki yapısını yeniden tanımlıyor. Bu sadece 15 Temmuz’dan sonra generallerin, hâkim ve savcıların, akademisyenlerin, bürokratların görevden alınması meselesi değil. 90’ların başında II. Cumhuriyet’in sonu mu geliyor tartışmaları vardı. Tartışmanın merkezinde asker-sivil ilişkileri arasında denge kurulması vardı. Eğer Altan kardeşlerin söylediği çerçevede bir kavram varsa II. Cumhuriyet aslında şimdi sona eriyor. Türkiye anayasasını değiştirmeye çalışıyor, birtakım temel yasaları keza, askerin vesayeti tamamen yok olmuş durumda, tam tersi asker üzerinde çok ciddi bir sivil vesayet başlamış vaziyette.
 
Sermaye sahiplerinde de kaymalar yaşanıyor. Bir de buna yabancı sermaye girişlerini eklediğimizde elimizde çok karmaşık bir Türkiye tablosu var. Türkiye’nin devlet yapısı değişiyor ve sanki Batı dünyası -klasik müttefiklerimiz- buna hiçbir şey olmuyormuş gibi bakıyorlar.
 
En büyük sorun Türkiye’yi sadece bir askeri üs olarak görmek ya da sınırlarında operasyon yapılabilecek bir yer olarak görmek. Peki soru şu; sen Batılı bir ülke olarak müttefikin Türkiye’yi gerçekte nasıl bir ülke olarak görmek istiyorsun?
 
Rusya ile Yüzeysel Oyun Kurmak Kolay Masada Demokratikleşme Yok:
 
C.Çamlıbel:Rusya ile verilen görüntü Türkiye’yi sadece bir üsten ibaret görenlere yönelik bir mesaj taşıyor diyelim. Erdoğan’ın daha önce de benzer pek çok çıkışı oldu. Türkiye’nin NAFTA’ya üye olmasını bile gündeme getirdi. Bunların Batı üzerinde çok fazla etkisi olmadığını gördük. Bu sefer niye olsun?
 
Bu iş Türkiye’yi tanımlamakla ilgili artık. Birinci soru; Türkiye neden Rusya’yla oynuyor? Bu soruyu oyunun Batı’nın üzerinde etkili olup olmamasından bağımsız yanıtlayalım. Bir kere Rusya Türkiye’nin iç sorunlarını tartışmıyor, listesinin birinci sırasında demokratikleşme meseleleri yok. Dolayısıyla bu anlamda Rusya’yla oyun oynamak yüzeysel düzlemde çok kolay. Stratejik gelecek beklentin yok.
 
Ankara Suriye’de Batı ve Rusya’nın Takvimine Sessiz Kalarak Rıza Gösterecek:
 
C.Çamlıbel:Suriye konusu mesela... Türkiye’nin geleceği için stratejik önemde değil mi?
 
Elbette. Türkiye Rusya ile terörizmle mücadele için istihbarat paylaşımı sekteye uğrayınca çok ciddi sıkıntılar yaşamaya başladı. Amerikalılarla da sorun yaşamaya başlayınca Türkiye’nin güney sınırları bildiğimiz duruma düştü. Açılım süreci de sekteye uğrayınca içerisi çok karıştı. Türkiye’nin güneydoğusu fotoğraflara bakınca teknik olarak Suriye gibi görünmeye başladı. Bu denklemden çıkmak için Suriye konusunda Rusya ile müzakere etmek şart. Bence iki saat boyunca Erdoğan ve Putin bunu konuştular. Türkiye ‘Esad gitsin, sahada biz de operasyonel davranalım, PKK/PYD ile mücadelede bizim önceliklerimiz belirlensin’ şeklindeki iddiasından biraz geri adım atmış vaziyette. Anladığım kadarıyla sınırlarımız içerisindeki karmaşayı düzeltene kadar Suriye’deki dengenin kurulması işini Rusya, Amerika ve Fransa’nın operasyonlarına bırakmış vaziyette. Önceden fiili olarak vermediği rızayı şimdi sessiz kalarak vermiş oluyor.
 
C.Çamlıbel:Tam olarak neye rıza gösteriyor?
 
Esad’lı ya da Esad’sız Suriye’deki sürecin Rusların ve Batılıların istediği takvimde ilerlemesine.
 
C.Çamlıbel:Esad’ın kendisi olmasa bile Baas rejiminin unsurlarını kabullenecekler anlamına mı geliyor?
 
Tabii kabullenecekler. İşaretler o yönde, yapacak başka bir şey yok bu çerçevede. Amerikalılara yapılan görüşmeler de bunu gösteriyor. Rusya’nın sahadaki operasyonlarına bakınca da aynı şeyi görüyorsun.
 
Putin Büyük Resme Bakıyor Asıl Derdi Nato’nun Hamleleri:
 
C.Çamlıbel: 15 Temmuz’dan sonra yetkili ağızların sıklıkla dile getirdiği ‘Rus uçağını da Fetullahçı pilot düşürdü’ argümanı dış politikada iş yapar mı?
 
Bunu ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı sahiplendi zaten olayın üzerinden 3 saat geçmeden.
 
C.Çamlıbel:Angajman kurallarının işletildiği yerde ‘Fetullahçı pilot düşürdü’ argümanını Putin gibi bir lidere satabilir misiniz?
 
İnanmak isterse, bunu almak isterse satabilirsiniz. Ama hatırlayın Rusya’nın Türkiye’ye koyduğu şartlar vardı. Her ne kadar Cumhurbaşkanı ikinci mektupta ‘Özür dilemedik, pilotun ailesine tazminat için formül arıyoruz’ dese de benim gördüğüm o mektup sonrasında Putin’i memnun eden birtakım adımlar atıldı da Putin öyle görüşmeyi kabul etti.
 
C.Çamlıbel:Rusya aslında uçak işinin Hava Kuvvetleri’ndeki Fetullahçı yapılanmayla ilgili olmadığını biliyor ancak Türk hükümetinin siyaseten bu argümanı kullanmasına göz yumuyor. Öyle mi?
 
Evet. Bu tabii Türk-Rus ilişkileri çerçevesinde. Ama Putin’in bu noktaya gelmesinin arkasında daha büyük bir resim var. Rusya’nın Batı ve NATO’yla ilişkileri meselesi bunun kalbinde. Ruslar tek başlarına büyük bir askeri operasyon yapabileceklerini Suriye’de tüm dünyaya gösterdi. Stratejik ve taktik bombardıman yapabileceklerini gösterdiler. II. Dünya Savaşı sonrası dönemde tüm bunları ilk defa bu kadar büyük çapta yapabiliyorlar. Fakat şöyle bir sorunla karşı karşıyalar. AB ve NATO üyesi ülkeler Rusya tehdidini artık çok ciddiye almaya başladılar.
Eskiden sadece Baltık ülkelerin ve eski Sovyet coğrafyasına üye ülkelerin Rusya’dan rahatsızlıkları dile getiriliyordu. Ama son Kırım meselesinden sonra Rusya’nın tehdidi o kadar ciddi hale geldi ki NATO kendini toparlamaya başladı. Varşova kararları o yüzden önemli. Artık Rusya’yı dengeleyecek bir doğu hattı kuralım, doğuda ve güneyde Rusya’yı çevreleyelim diyorlar. Rusya’nın ekonomik olarak buna karşılık vermesi çok kolay değil. Adamlar Akkuyu’daki paylarının yüzde 48-49’unu satmaya çalışıyorlar çünkü yapacak paraları yok. Rezerv paralarının önemli bir kısmını piyasaya pompalamış vaziyetteler yoksa ekonomileri çökecek.
 
C.Çamlıbel:O zaman ne yapacaklar?
 
Delikler aramaya başlayacaklar. Bu anlamda Türkiye, NATO çerçevesinde alınabilecek en kolay delik gibi görünüyor.
 
 
Kaynak: hurriyet.com.tr
 
Cherkessia.net, 22 Ağustos 2016
 
 

Bu haber toplam 3026 defa okundu.


Mustafa Kavaklı

Sayın Yaşar Yakış gibi tum memuriyet hayatı dışişlerinde geçmiş, Ortadoğu konusunda konuşabilecek Turkiye de bir kaç kişiden biri iken neden Dışişleri bakanlığından 9 ayda alındığı şimdi anlaşılıyor..BOB surecinde muktedirle ters düşecekti...

Yerine atanan kişinin dışişlerinde hiç tecrubesi yokken ülkeyi bataklığa sürükledi..Şimdi itiraf ediyorlar başımıza gelenler hep Suriye politikamız yüzünden...
Davutoğlu Stratejik derinlik diye kitap yazmisti, simdilerde hazır vakti bolken Stretejik Ricat nasıl olur yazmalı.

23 Ağustos 2016 Salı Saat 16:29
Erol Tayhan

Yalnız biraz daha beklemek lazım biri bir hata yapacak foya sonra ortaya çıkacak.

23 Ağustos 2016 Salı Saat 00:34
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net