Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Judy Dempsey:NATO Polonya’ya Geliyor
09 Temmuz 2016 Cumartesi Saat 14:32
 
Judy Dempsey, 8 Temmuz 2016 
 
Komünist rejim 1989 yılında devrildiği zaman yeni Polonya hükümetinin ilk stratejik kararlarından biri Avrupa Birliği ve NATO’ya üye olmaktı. Böylece Polonya daha güvenli ve özgür olacaktı. 
 
Ne var ki Washington’dan Berlin’e birçok başkent Polonya’nın üyelik başvurusunu tereddütle karşıladı. Rusya’yı kızdırmaktan korkuyorlardı. Bu istikrarsızlığa yol açabilirdi. Polonya’yı savunmak Rusya ile savaşmak anlamına gelirdi.  
 
Polonya direndi. 1999 yılında Çek Cumhuriyeti ve Macaristan ile birlikte NATO’ya katıldı.  
Onları 2004 ve 2009 yıllarında Baltık devletleri, Orta Avrupa’nın diğer ülkeleri, Romanya ve Bulgaristan izledi. Polonya’nın 2016 Zirvesini düzenlemesi geri adım atmamasının ödülüdür.  
 
Bugün on yıl öncesinden çok farklı bir NATO var. İttifak Afganistan batağına saplanmadan önce misyon arayışı içindeydi. Doğu ve güney kanatlarındaki tehditler Avrupa’nın güvenliğine meydan okudu, Batının esnekliğini sınadı. Bu iki konu Varşova Zirvesine damgasını vuracak.  
 
Judy Dempsey: Carnegie Europe yerleşik olmayan ortağı ve Strategic Europe sayfası baş editörü 
 
Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna doğusunun işgali, Suriye’deki savaş, IŞİD’in yükselişi ve mülteci krizi bağlamında NATO askeri ve siyasi bir örgüt olarak stratejisini gözden geçirmek zorunda. 
 
Kuzeyli ve güneyli ülkeler farklı tehdit algılarına sahip olsalar bile ittifakın bütünü – ama bilhassa Avrupalı üyeler – kıtanın güvenliğine ilişkin bir karar aşamasındalar.  
 
Angela Merkel bunun farkında. Varşova Zirvesi öncesinde Alman parlamentosunda yaptığı konuşmada ülkesinin savunma yükümlülüklerinden kaçındığına ilişkin tezleri çürüttü.  
 
Merkel bunu birkaç sebepten dolayı yaptı. Kısa süre önce yapılan Pew kamuoyu araştırması Baltık devletlerinin (muhtemelen Rusya tarafından) saldırıya uğraması durumunda Almanya’nın yardıma koşmaya hazır olmadığını gösterdi.  
 
Merkel “Beşinci madde NATO’nun taşıyıcı sütunudur. Tartışılmamalıdır” dedi. Ayrıca NATO’nun Polonya, Baltık ülkeleri, Romanya ve Bulgaristan’da varlığını güçlendirmesini destekliyor. 
 
Merkel’in konuşması bir başka açıdan güven vericiydi. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier NATO’nun Polonya ve Baltık ülkelerindeki tatbikatını “savaş tehdidi” olarak nitelemişti. Bakan buna savaş tehdidi diyorsa Rusya’nın Donbas’taki fiili işgalini acaba nasıl tanımlıyor?  
 
Steinmeier ve Almanya ekonomi bakanı Sigmar Gabriel Rusya’ya yönelik yaptırımları gözden geçirme zamanının geldiğini belirttiler. Merkel öyle düşünmüyor. Rusya tarafından yürütülen melez savaşın Soğuk Savaş sonrası güvenlik yapısını tehdit ettiğini açıkça dile getirdi. NATO’nun üyelerini koruması gerektiğini söyledi. 
 
Merkel NATO’ya katılmak isteyen Ukrayna ve Gürcistan’a ilişkin olarak “kapıları kapatmıyoruz” dedi. Bir yandan da Rusya’ya yönelik “caydırıcılık ve diyalog” çağrısında bulundu. “İki kavramın çelişmediğini, tam tersine birbirlerini tamamladıklarını” söyledi.  
 
Steinmeier elbette meseleye farklı bir yerden bakıyor.  
 
Merkel NATO’nun mali yükünü omuzladığı için Amerika’ya teşekkürü de ihmal etmedi. Bu sebepsiz bir minnet gösterisi değildi. NATO’nun Avrupalı üyelerinin daha fazla sorumluluk almaları gerektiğini dile getirdi. Savunma harcamalarında geride kalmayacaklarını belirtti. Almanya’nın yükümlülüklerine bağlılığını vurguladı.  
 
Bu bağlılık Amerika için her zamankinden daha önemli. Britanya’nın ayrılma kararı AB’yi tüketiyor.  
Britanya da tükeniyor. Brexit ülkenin NATO ve Amerika ile ilişkilerinde olumsuz bir rol oynayacak.  
 
Özetle, Avrupa’nın – ama bilhassa Almanya’nın – NATO içindeki rolünü güçlendirmek büyük önem taşıyor.  
 
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel  
 
Cherkessia.net, 9 Temmuz 2016
 
***
 
NATO Comes to Poland
 
Judy Dempsey, July 8, 2016 
 
When the Communist regime was ousted from power in 1989, one of the first strategic decisions the new independent Polish government made was to join the European Union and NATO. For the country’s new leaders, becoming a member of the postwar Euro-Atlantic architecture was about making Poland safe, secure, and free. 
 
This determination to join NATO was not greeted with open arms by many alliance members, from Washington to Berlin. The argument was that admitting Poland and other former Communist countries into NATO would only antagonize Russia. It could lead to instability. And besides, was NATO really prepared to go to the defense of Poland, which would mean a war with Russia? 
 
Poland persisted. In 1999,it joined NATO along with the Czech Republic and Hungary, to be followed in 2004 and 2009 by the Baltic states, the rest of Central Europe, Romania, and Bulgaria. For Poland, hosting the 2016NATO summit in Warsaw shows that such determination has paid off. 
 
But NATO is very different today from a decade ago, when it was searching for a role before becoming bogged down in Afghanistan. The conflicts along NATO’s Eastern and Southerflanks have challenged the security of Europe. They have also challenged the resilience of the West. These two issues will dominate the Warsaw summit. 
 
Because of Russia’s 2014 annexation of Crimea and occupation of parts of eastern Ukraine, the war in Syria, the rise of the so-called Islamic State, and the migration crisis, NATO has had to rethink its entire strategy as a military and political organization. 
 
Even though the Northern and Southern members ofNATO still have different perceptions of the threats they face, the alliance as a whole—but particularly the Europeans—is at a fundamental crossroads over how it deals with the security of the European continent. 
 
Angela Merkel knows this. In a speech to the German parliament on the eve of the Warsaw summit, the German chancellor put paid to the idea that her government was not committed to the defense of Germany’s NATO allies or was ambiguous toward NATO. 
 
Merkel did this for several reasons. A recent Pew report showed that Germany would not be prepared to defend the Baltic states if they were attacked (presumably by Russia). “Alliance solidarity of Article 5of the NATO treaty is the central pillar of its architecture. This solidarity must be credible,” Merkel said. She also supported NATO increasing its presence in Poland and the Baltic states, as well as in Romania and Bulgaria. 
 
Her speech was reassuring for another reason. The German foreign minister, Frank-Walter Steinmeier, recently accused NATO of “saber rattling” because of its exercises in Poland and the Baltic states. If that was saber rattling, then how would he have described Russia’s de facto occupation of the Donbas region in eastern Ukraine? 
 
Steinmeier and the German economy minister, Sigmar Gabriel, also suggested it was time to consider phasing out the sanctions on Russia that were imposed by the EU and the United States in early 2014 in response to Russia’s war in Ukraine.Merkel was having none of that. She made clear that Russia’s hybrid war had challenged the post–Cold War security architecture. NATO had to find ways to protect its members. 
 
As for Ukraine and Georgia, which want to join NATO one day, Merkel said, “We are not closing the door.” In the meantime, she called for “deterrence and dialogue” with Russia. “They are not contradictions, they are indeed inseparable,” she added.No doubt Steinmeier would see it differently. 
 
Merkel also went out of her way to thank the United States for “taking on the main burden” of NATO deployments. This was no mere nod of gratitude to Washington. It was about acknowledging how the European members of NATO had to do much more for alliance security and for the defense of Europe. Germany,Merkel added, was no laggard when it came to spending more on defense. More fundamentally, Merkel was spelling out Germany’s commitment to NATO. 
 
That commitment is more important than ever for the United States. The EU is now consumed by Britain’s decision to leave the bloc. Brexit will have an impact on Britain’s role inNATO and its relationship with the United States because Britain too will be consumed by the negotiations required to leave the EU. In short, strengthening Europe’s—particularly Germany’s—role in NATO is becoming ever more important. 
 
Nonresident Senior Associate , Carnegie Europe, Editor in chief 
Strategic Europe 
 

Bu haber toplam 3109 defa okundu.


Uğur-Almanya

Polonya, Rusya'ya karşı Eylül ayında paramilis gücü kuracağını açıklamıştı.35 bin kişi gibi hemde. Polonyalı yetkililer,Ukrayna'dakine benzer bir durumun yaşanmasını engellenmek için oluşturulacağını söylemişlerdi. Görüldüğü gibi Polonya öyle koftiden değil gerçek oyuncu olduğunu beyan ediyor. Bravo Polonya'ya. Orada Nato taburu konuşlandırılması tesadüf değil.
Sayın Kurmel'e yaptığı çeviriler için teşekkür ediyorum.

Köln'den selamlar.

12 Temmuz 2016 Salı Saat 17:01
Mahir Tunalı

Almanya ve Fransa ellerini fena halde korkak alıştırmışlar.
Fakat ne kadar yanlış yaptıklarını anladıklarında geç olabilir.

11 Temmuz 2016 Pazartesi Saat 11:08
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net