


Joshua Rothman - The New Yorker
Bu hikaye Herodot tarafından anlatılan ve azılı savaşçılar olan Amazon kadınları hakkındadır. Bundan binlerce yıl önce, bir grup Yunan atlı birliği şu an Türkiye olarak bilinen toprakların kuzeyine doğru yola çıktı. Birlik, bozkırda ilerlerken bir grup savaşçı kadına denk geldi. Yunanlılar onları kaçırıp gemilerine hapsettirip, evlerine doğru yola çıktılar. Buna rağmen Amazonlar kaçmayı başardı. Silahlarını geri alıp gemideki herkesi öldürdüler. Ama Amazonlar atlı birlikler oldukları için gemiyi nasıl kontrol edeceklerini bilmiyorlardı, bu yüzden de denizde akıntıya kapıldılar. Sonunda Kırım'a ulaştılar.Karaya çıkıp yerel halkın atlarını çaldılar ve ardından onları yağmalamaya, evlerini yakıp yıkmaya ve güçlerini toparlamaya başladılar.
Yakınlarda ise, İskitlere ait olan bir kasaba vardı. İskitler genelde göçebe ve savaçı bir bozkır kavimi olarak bilinirler, lakin bu kasaba Asil İskitler'in oluşturduğu, zengin ve varlıklı tüccarların yaşadığı bir yerdi. Asil İskitler, kendilerini bu yağmadan kurtarmak için bir kaç gözcü yollamışlar ve bu azılı yağmacıların Amazonlar olduğunu öğrendiler. Bu olay İskitleri çok şaşırttı. Daha önceden yağmacıları öldürmek için asker yollamada karar kıldıkları halde, bu keşif sonrası asker yerine, bir grup yakışıklı ve bakımlı genç adam yolladılar. Kasabadaki hayatları şaşalıymış evet, ama birşeylerin eksikliği hissediliyormuş: İskit kadınları genelde ev işleri ile uğraşıp sıkılırlardı. Bir grup vahşi Amazon kadını işleri eğlenceli hale getirebilirdi. Hazırlanan bekar erkekler bozkıra doğru ilerledi ve Amazonları buldular . Yakına bir kamp kurup ve beklediler, ta ki erkeklerden biri, yalnız bir Amazonu ormanda yürürken görene kadar. Adrienne Mayor, “The Amazons: Lives and Legends of Warrior Women Across the Ancient World” adlı kitabına bu olayın devamı hakkında şunları yazmıştır; "Adam ağzını bile açmadan flört etmeye başladı, kadınsa buna karşılık verdi. Toprağın üzerinde seviştiler. Ardından Amazon yarın yine aynı yerde aynı saatte buluşmak istediğini belirtti, ayrıca adamın bir arkadaşını da getirmesini istedi. Kendi de birini getireceğine söz verdi."
Kısa bir süre sonra Amazonlar ve İskitler kamplarını birleştirdiler ve İskitler, Amazonlara onlarla kasabada yaşamalarını teklif ettiler. Yeterli paraları, yemekleri ve evleri varken bozkırdaki zorlu hayat şartlarını neden yaşamak istesinler ki? Amazonlar da benzer bir teklifte bulunup onları bozkırda yaşamaya, avlanıp çadırlarda kalmaya, gece yıldızların altında uyumaya davet ettiler. Erkekler eşyalarını toplayıp yanlarına yerleşmişler. Herodot'un dediğine göre Sarmatlar, Amazon ve İskit toplumunundan gelenler, cinsiyet ayrımının olmadığı, kadın ver erkeğin eşit hayat yaşadığı bir toplum kurmuşlar. Mayor'ın dediğine göre bu hikayede “ kimin evcilleştirilip, kimin üstünlük sağladığı sorusunun cevabı, hiç kimsedir."

Bu tarz bir hikaye ile karşılaşıldığı zaman akla gelen ilk soru şu olurdu; ne kadarı doğru ? Mayor- Stanford'da çalışan bir klasikçi, ayrıca antik kadın savaşçılar konusunda en önemli araştırmacılardan biri- "Amazonlar" adlı kitabında edebi anlamda gerçek olmasalarda söylenenlerin çoğunluğunun doğru olduğunu savunuyor. Yazdığına göre, gerçektende Amazonlar geçmişte yaşamış olan bir kavimdir. Avrasyada yapılan arkeolojik kazılarda bulunan mezarlarda kemiklerin yanı sıra kadın savaşçılara ait olan silah ve oklarında bulunduğu tespit edildi.(Mayor'ın dediğine göre"Savaş ve avlanma için kullanılan oklar mezarlada bulunan en yaygın silahlardandır, ama bazı mezarlarda kılıç, hançer, mızrak, zırh gibi silahlarda bulunmuştur.") Yunanlılar bu kadınlara Karadeniz'deki gezileri sırasında bolca rastlamışlardır, benzer hikayeler Mısır, Pers ve Çin'den gelen yolcular tarafından da anlatılır. Bu kadınlar Yunanistanda romantik cazibenin öğeleriydi. Toplumlarında kadın ve erkeğin savaşabileceği fikri Yunan halkında bir ayrıma yol açtı, çünki Yunanlara göre sadece erkek bu erdeme sahip olabilirdi. Mayor'a göre Yunanlıların Amazonlar hakkında ki hikayeleri cinsiyet ayrımının kalkması için bir yakarıştı.
Mayor öğretmenlik yapmıyor, kendisi Stanford'ın Klasik bölümünde çalışan ve halkbilim, mit, eski ırkları inceleyen bir araştırmacı.( 2010 Yılında Roma'yı ele geçirmeye çalışan, ve korku saçan bir toksikolog olan, Mithradates ,"Zehir Kralı", biyografisi Uluslarası Kitap Ödülü'nde finalist olmuştur.) Mayor'ın dediğine göre “Amazonlar”, uzun yıllardan beri üzerinde çalışılan bir konu. “Çocukken biraz erkeksi bir kızdım, oyuncak askerlerle oynarken aralarında hiç kadın olmadığını farkettim. Ardından, Vietnam Savaşı sırasında Minnesota Üniversitesinde okurken, savaş tarihine karşı bir ilgi duymaya başladım.Savaşın insanın içindeki en iyi ve en kötüyü ortaya serdiğini düşündüm. R.O.T.C ( Yedek Subay Eğitim Birliği) dersleri almak için izin aldım( o dönemler kadınların girmesi yasaktı ). Ardından eski Yunan ve Roma tarihi derslerini aldım. Amazonlar hakkında anlatılan hikayeler karşısında büyülenmiştim. 1990 Yılında Military History Quarterly dergisine Amazonlarla ilgili bir makale teklifinde bulundum ama kabul edilmedi. Biraz araştırdıktan sonra kendime bir erkek yardımcı yazar buldum ve aynı teklifi onun aracılığı ile yaptım ve makalem kabul edilidi." Amazonlar hakkındaki bu bulguların günümüz kültürü ile birleşik halde olması çok hoş bir rastlantı, bu birleşimi Katniss Everdeen (Açlık Oyunları adlı filmin kadın başrol oyuncusu) adlı karakterde görebiliriz. ( Bu yılın başlarında Jill Lepore , Wonder Woman (D.C Çizgi-roman karakteri) adlı karakterin nasıl Amazon kültürü içinde yer aldığı haklkında bir makale yayınladı.)
Mayor'ın dediğine göre," Uzun zaman boyunca Yunan vazolarındaki Amazonların başka şeylerin sembolü olduğu savunuldu, mesela evlenmemiş genç kızların." Ama bu yorumun ardından Mayor şunları ekledi, " Yapılan arkeolojik çalışmalarda tıpkı Amazonlar gibi davranan, giyinen, at süren ve antik Yunan ile aynı zamanlarda yaşamış olan insanların varlığını gösteren bulgulara rastlandı. Şu an somut bir şekilde, Amazon hayatının nasıl olduğunu öğrenmek mümkün. Amazonlar büyük olasıkla Balkanlar, Karadenizin kuzeyi ve Kafkasya arasında, göçebe olarak yaşayan İskit kökenli bir uygarlıktı. Şu anda Amazon yaşamının nasıl olduğunu bilmek aşağı yukarı mümkün. Mayor'ın dediği üzere, " Erkek-düşmanı bakireler" değil, güçlü ve özgür kadınlara sahip olan bir topluluktu. ( Amazon kelimesinin kökeninin nereden geldiği bilinmemektedir. Yunanca değil. Ama ihtimaller antik İran dilinde "savaşçı" anlamına gelen bir kelimeden türediği yönündedir). Yunan savaş geleneğinin merkezinde zırh giyen yaya piyadeler vardır. Ama Mayor'a göre bozkırda, " at ve ok kadınların da erkekler kadar tehlikeli olabileceği konusunda durumları eşitlemiştir."
At sırtında günlerce yolculuk eden Amazonların bacakları bu uzun binişten dolayı genellikle yamuk olurdu. Yaşamları, nadiren gerçekleşen geniş katılımlı ziyafetler, cenâzeler, spor müsâbakaları ve ''arındırıcı saunalar''dan mürekkep bir yıllık döngüyü izlerdi. Yunanlar, Amazonlara pantolonu icât edenler olarak itibar etti. Amazonlar bu pantolonları, uzun kollu ceketler ve kulak kapakçıklı sivri şapkalar ile birlikte giyerdi. (Zira bozkırda hava soğuktu.) Mayalanmış kısrak sütü (Kımız) içerlerdi - önce dondurulup akabinde kaymağı alınarak alkol yoğunluğu artırılırdı. Orta Asya'ya özgü olan kenevir (esrar) içerlerdi. Dikkatlice çizilmiş dövmelere sahiplerdi. Mecbur kaldıklarında ayakta da savaşırlardı. (Mayor'un belirttiğine göre, Balta savaşlarından geriye kalan yaralanmış Amazon kafatasları üzerinde yapılan çalışmalar, darbelerin çoğunluğunun sağlak bir rakip tarafından yüz-yüze bir savaşta meydana geldiğine işaret ediyor.) Bölge ve kaynaklar uğruna acımasız bir çekişme vardı. Amazonlar köpekleri ve kartalları evcilleştirip avcılık yaptılar. Mânevi dünyaları ile ilgili pek bir şey bilinemeyeceğine işaret eden Mayor, arkeolojik kanıtların ve halk hikayelerinin bize şunları öğrettiğini yazdı: ''Amazonlar olarak bilinen İskit diyârının kadın okçularının empresyonist inançları; soyut animizm, totemizm, sihir, kutsal ateş ve altın, hürmet ettikleri Güneş, Ay, gökyüzü, dünya, doğa, vahşi hayvanlar, fantastik yaratıklar ve atlar.''
Yunanlar elbette Amazonların seks hayatlarından etkilenmişlerdi. Erkek çocuklarını öldüren lezbiyenler olmaları, anaerkil toplumu sürdürmek için yılda bir kez yabancılarla beraber olmaları, yahut da bir Amazonun bekâretini bozabilmesi için önce bir adam öldürme zorunluluğu gibi her türlü uçuk fikir bulunuyordu. Amazonların bu fikirleri, bir açıdan onların kadınsılığını kaybetmelerine yarıyordu. Amazon yaşamının realitesi ise farklıydı. Çocuk büyütme konusunda büyük bir çeşitlilik gözüküyor: Arkeologlar çocuklarla birlikte defnedilmiş bekar erkekler, bekar kadınlar ve karı kocalar buldu. Bazı gruplar ''evlatlık büyütme'' gibi bir çocuk değiş tokuşu ile birliktelikler sağlamış olabilir. ''Amazon seksi'nin'' en iyi tanımı ''sert, çetin ve rastgeleydi. Dışarıda, evlilik dışında, yaz mevsiminde karşılaştıkları herhangi bir adamla birlikte olabilirlerdi.'' (Bazı gruplar arasında,''seks işareti kadının arabasının dışına astığı ok kılıfıydı.'' Amazon isimlerine bakarak Amazon yaşamına dair yuvarlak bir bakış elde edebilirsiniz. Mayor, bir dil bilimci ve vazo uzmanıyla Amazonları tasvir eden vazolar üzerindeki bazı kelimeleri inceledi. Evvelce ''anlamsız kelimeler'' olarak bilindiler fakat bunların erkek ve kadın İskit savaşçılarının kendi dillerindeki isimleri olduğu anlaşıldı. 2500 yıldan fazla bir zamandır ilk defa tercüme edildiler. Bunlar arasında: Pkpupes, ''kıymetli zırh''; Kepes, ''ateşli kanatlar/istekli seks''; Barkida, ''prenses''; ve Khase, ''Bir ihtiyar heyetinin başı'' gibi kadim Çerkes isimleri bulunuyor.
''Amazonlar'' kitabının büyük bölümü Amazonların gerçek hayatlarının nasıl da mite dönüştüğünü keşfetme amacı güdüyor. Yunanistan'da mit oluşumu bir düşünce deneyinin etrafında şekilleniyor, Mayor bunu şöyle yazıyor: ''Bizim Yunan kahramanlarımız bir grup Amazon ile karşılaşsa ne olurdu? Kıyâmet kopardı!'' Mayor ayrıca, kitabın orjinal ismini 'Aşkta ve Savaşta Amazonlar' olarak düşündüğünü çünkü savaş hikayeleri kadar aşk hikayelerinin de bulunduğunu söylüyor. Bu arada, aşk hikayeleri birbirlerinden önemli yollarda ayrılıyor. ''Perslerin ve Mısırlıların anlattığı hikayelerde, sürekli savaştıkları kadınlardan hoşlanıyorlardı: sebebi onları kendi taraflarında hem arkadaş hem de sevgili olarak görmek istemeleriydi'' Mayor'un, Mısır, İran ve diğer yerlerde sıklıkla tekrar eden favori hikayelerinin birinde ''bir prens, bir savaşçı prenses ile savaşır: dövüş o kadar eşit gider ki, dinlenmek için oturduklarında birbirlerine aşık olurlar.''
Yunanların, bunun zıttı olarak benzersiz bir karanlık miti vardı: her ne kadar çekici, her ne kadar destansı olsalar da tüm Amazonlar ölmeliydi. Yunanlar Amazonlara hayranlık duydular - Mayor şuna işaret eder: Yunanistanın diğer düşmanlarından farklı olarak, Amazonlar Yunan sanatında asla tehlikelerden uzak olmaya çalışanlar ya da af dilenenler olarak tasvir edilmemişti. Bir Yunan erkek ile bir Amazon kadının arasındaki romantizm ise daima aşk-ı memnu olarak resmedildi. Mayor kitabında: ''Yunan mitolojisinde gördüğümüz her Amazon kahramandır - en büyük Yunan kahramanlarıyla eşit olan kahramanlar.'' dedi. Amazonların Yunan tasvirlerinde gördüğü kadarıyla Mayor şuna inanıyor, ''şu gibi gerilimleri çözümlemek için duyulan özlem ve istenci sezinleyebilrsiniz 'Evet, onları yoldaşımız olarak istiyor' ve 'Bunu yapamayız, zira kendi kadınlarımızı kontrol altında tutmak zorundayız.', '' Amazonlar aynı zamanda Yunan kadınlarının yaşamında da önemli bir yer edinmişti. ''Amazonlar Yunan kadınlarının çömleklerinde, parfüm şişelerinde, mücevher kutularında ve dikiş eşyalarının üstünde resmedilmişti. Küçük kızlar Amazon bebekleriyle oynardı.'' Mayor'un dediğine göre bu ''Yunan özel yaşamına bir göz kırpmadır.''
Amazonlar hakkında düşünmek, erkekleri ve kadınları anlamak, nasıl birlikte yaşayabileceklerini anlama yöntemi olarak elbette devam ediyor. Mayor'un belirttiğine göre Katherine Hepburn'ün ilk büyük çıkışı, kendisinin Antiope isimli bir Amazonu oynadığı ''The Warrior's Husband'' (Savaşçının Kocası) adlı oyun idi. Oyun, erkek-kadın rollerini tersine çevirme hususunda bir hicivdi; Hepburn yirmi dört yaşında, kısa bir ceket ve ayakkabılar içerisinde, ''omuzlarında ölü bir erkek geyikle merdivenlerden aşağı iniyordu.'' (Daha sonra Mayor şöyle devam eder, ''imzası olan pantolonuyla ihtişamlı, etkileyici ve masalsıydı. Bu aynı zamanda onun Amazon imajını besledi.'') Mayor bugün ''Amazons Ancient and Modern'' isimli bir Facebook grubunun üyesi. ''Üyelerin çoğunluğu kadınlara oranla daha çok erkeklerden oluşuyor.'' dedi.
Amazon meraklıları ile düzenli olarak haberleşiyor - yalnızca akademisyenler ile değil aynı zamanda at süren, ok ve yay ile atış yapan, İskit oklarını yeniden yapan kadınlar ile konuşuyor. Tüm bu kadınlar her haftasonu atlı okçuluk yapıyorlar; hepsi uzmanlar, dünyanın dört bir yanını dolaşıp erkeklerle at üstünde okçulukta müsabakalar yapıyorlar. Bu atlı okçular Mayor'a Amazon resimlerini açıklamak konusunda yardımcı oldu: ''Göçebe usûlü oku baş parmakla bırakmaya dikkat ediyorlar. . . ökçeleri ve bilek mahmuzları, dizginsiz ve eyersiz şekilde bir Parthian* atışını gerçekleştirebilmek için gereken şeyi biliyorlar. Bunu bilmek için her gün yapmanız lazım.'' İnsanlar ona sürekli "siz gerçek bir Amazon musunuz?" türü sorular soruyor. Mayor onlara, ''Ben gerçekten cinsiyet eşitliğine ve kadın vahşiliğine inanıyorum, ama ben gerçekte bir atlı kadın değilim.'' diyerek güldü.
Kaynak: http://www.newyorker.com/books/joshua-rothman/real-amazons
Çeviri: Yedic Sinan Yavuz
Cherkessia.net,20 Mayıs 2015
İki gün önce bir başka haber geldi.
Onur Dinçer paylaşmış.
Kendisine teşekkür ediyorum.
Cok ilginç bir bilgi. Fakat şaşırdım diyemem.
Kurgan kültürünü topraklarında karşılayan Megalitik kültürün birbirlerine entegrasyonu ve konsolidasyonu.
Ve ortaya çıkan onlarca Hint-İran dili.
Çerkesya topraklarında tarihin en önemli olayları olmuş.
Maykop uygarlığı son yapılan arkeolojik kazılar ve genetik çalışmalardan sonra ortaya çıkmaktadır ki dünya tarihi ve uygarlığında en dikkat çeken kavşak noktası. Bakın:
"Lisaniyatçı Allan Bomhard çalışmasında Proto-Hint-Avrupa dilinin köklerini arıyor, vardığı netice: Proto-Hint-Avrupa dili Orta Asya'dan gelen Ural dilleri benzeri bir Pre-Proto-Hint-Avrupa dilinin Pontik stepte Pre-Proto-Kuzeybatı Kafkas diliyle temasıyla teşekkül etmiş."
The Origins of Proto-Indo-European: The Caucasian Substrate Hypothesis (Bomhard 2015)
There have been numerous attempts to find relatives of Proto-Indo-European, not the least of which is the Indo-Uralic Hypothesis. According to this hypothesis, Proto-Indo-European and Proto-Uralic are alleged to descend from a common ancestor. However, attempts to prove this hypothesis have run into numerous difficulties. One difficulty concerns the inability to reconstruct the ancestral morphological system in detail, and another concerns the rather small shared vocabulary. This latter problem is further complicated by the fact that many scholars think in terms of borrowing rather than inheritance. Moreover, the lack of agreement in vocabulary affects the ability to establish viable sound correspondences and rules of combinability. This paper will attempt to show that these and other difficulties are caused, at least in large part, by the question of the origins of the Indo-European parent language. Evidence will be presented to demonstrate that Proto-Indo-European is the result of the imposition of a Eurasiatic language — to use Greenberg’s term — on a population speaking one or more primordial Northwest Caucasian languages.
https://www.academia.edu/…/The_Origins_of_Proto-Indo-Europe…