Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ACI TERCİHLER: RUSYA’NIN KUZEY KAFKASYA’YI FETHİNDE SADAKAT VE İHANET
03 Ekim 2013 Perşembe Saat 00:21

Bitter Choices: Loyalty and Betrayal in the Russian Conquest of the North Caucasus

Yazar: Michael Khodarkovsky

Çevirenin Notu: Kitabın bazı sayfalarından çeviri yapılmıştır.

Çeviren Av. Dr. Murat YILDIRIM (KARDEN)

Muhafız alayının yeni üyeleri olarak  Semen Atarshchikov ve Shora Nogma, kendilerini ünlü bir Adiğe Prensi olan Khan Giray’ın emri altında buldular. O, tam ismi Kırım-Giray-Muhammed Giray Khan- Giray ile çok iyi doğrulandığı üzere, ünlü bir soyun, Kırım Hanlarının Giray yönetici ailesinin neslinden idi. Yüzyıllar boyunca Kırım Hanları,  Kuzey-Batı Kafkasya’daki Adiğeleri yönetmek ve köle vergisini toplamak için yüzyıllar boyunca prenslerini gönderdiler. Bu prenslerden bazıları orada yerleşti , asimile oldu ve karmaşık Adiğe sosyal yapısının bir parçası haline geldi. Gerçekten de Khan Giray’ın babası, yeni inşa edilen bir Rus Kalesi olan Ekaterinodar’un (günümüzde Krasnodar) doğusunda, Kuban Nehri’nin sol kıyısında mukim Adiğe Halkının alt kolu Bjeduğ kabilesinin ailelerinden biri olan Khamysh’ın (Khmish) liderlerinden birisi idi. (sayfa 87)

1800’lerin başında, Khan Giray’ın babası Muhammed Giray, Rus otoritelerinin önerileri ile cezbedildi ve Osmanlı-Rus sınırlarını ayıran Kuban nehrini geçmeye ve Rusya tarafında yerleşmeye karar verdi.   Muhammed Giray’ı kendi soydaşlarının misilleme saldırılarından korumak için otoriteler onu, sınırdaki Kazak yerleşim birimi olan Pavlovskaya’dan 75 mil uzakta, Krasnodar’ın kuzey doğusuna gönderdi. 1816 yılında, Rusya’ya karşı sadakatinden dolayı Muhammed Giray ödüllendirildi ; Karadeniz Kazakları listesine resmi olarak kaydedildi ve en yüksek rütbe olan “voiskovoia starshina” ile ödüllendirildi. (sayfa 87)

O zamanlar Khan Giray sekiz yaşlarında idi, Atarshchikov ile çok benzer koşullar içerisinde büyümekteydi. Kuzey Kafkasya Halkları’nda var olan uygulamayı takiben, Khan Giray da atalık ailesinde ergenlik yıllarını geçirmek üzere uzaklara, Adiğe’nin eski ve son derece ünlü kabilesi olan Şapsuğ’a  gönderildi. Khan Giray , orada bir dağ  köyünde lider olmak üzere yetiştirildi; Arapça ve Kur’an çalıştı ve halkının askeri ruhunu özümsedi. Babasının ölümünden sonra genç Khan Giray, kendisini prestijli Cadet Corps’ta çalışmak üzere St.Petersburga gönderen General Yermolov’un dikkatini çekti. 1826 ve 1829 yılları arasında Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu ve İran’a karşı savaşlarında kendini çoktan temayüz ettirmiş olan Khan Giray,  Ocak 1830’da, yüksek rütbeli bir teğmen olarak  Çerkes Muhafızlar’a katıldı. (sayfa 87)

**********

“Notlar” ın yazılmasından kısa bir zaman sonra General Veliaminov’a da görüşleri soruldu. Khan Giray’ın pratik politik tavsiyeleri ve Veliaminov’un bunları reddetmek için kullandığı gerekçeler, bölgede Rus politikalarının inşasında bir pencere açmıştır. Khan Giray, Çerkesleri yönetmenin en iyi yolunun, İslami Kurumları desteklemek olduğunu ileri sürmüştür. Bölgeye stabilite ve barışı getirme kapasitesine sadece Müslüman din adamlarının olduğu görüşüne ulaşmıştır. Bu nedenle Rus otoritelerinin bölgede İslami etkinin yayılmasına yardım etmesi ve İslamı politik bir araç olarak kullanmaları gerektiği konusunda ısrar etmiştir, “böylece  halk Rusya İdaresi’nin onların dinlerini yok etme amacı taşımadığını anlayacaktı”. (sayfa 129)

Benzer görüşler, Khan Giray’ın kendi kişiliğinde çelişkilere neden olmuştur. Bir Müslüman ve Çerkes olarak o, Rus yayılmacılığının sadece bölgesel genişleme olmadığını fakat aynı zamanda dinlerine bir saldırı olduğunu gören kendi halkının kaygılarını ve korkularını çok iyi anlamıştı.  Fakat iyi eğitimli bir Rus resmi görevlisi olarak İslam’ın bütün kısıtlamalarını ve kendi halkının yarı vahşi durumunu tamamen kavramıştı. Khan Giray, Rusya Hükümetine sadık mollalar ve imamlar neslini eğitecek okullar açılmasını önermişti. Osmanlı etkisini ve ulemanın politik gücünü kırmak için, günlük yazışmada Osmanlı Türkçesi’nin yerini alacak ve Kur’an’ın Çerkes Dili’ne tercümesini sağlayacak bir Çerkes alfabesi oluşturulması için çağrıda bulundu. (sayfa 129)

Ulema üzerinde Rusya etkisinin sağlanması için Khan Giray, “yeni yönetim düzeni” olarak adlandırdığı detaylı bir öneri sundu. O,  müftüler tarafından şeriat temelinde yönetilecek  iki ruhani direktörlük (müftülük) oluşturulmasını önerdi  Bir müftülük, prensler ve soylular tarafından yönetilen  yerli halklar için (örneğin Kaberdeyler, Kumuklar), diğer müftülük ise bir prenslik idaresi olmayan özgür topluluklar(Abzexler, Çeçenler ve diğerleri) için amaçlanmıştı. Müftüler, iki yönetici (vali)  ve hem şeriat hem de örfi kuralları uygulayan iki mahkemenin gözetimi altında olacaktı. (sayfa 129-130)

**********

Fakat General Veliaminov başka bir görüşü benimsedi ve “yeni bir düzen”e ihtiyaç duymadı. Onun fikrine göre, şeriata dayalı uygulamalara izin verilmesi Müslüman din adamlarının statüsünü güçlendirebilirdi ve Rusya’nın menfaatleri zarara uğrayabilirdi. Bunun yerine Veliaminov, Büyük Kaberdey’de ve Kumuklar arasında kurulan mahkeme modelinin takip edilmesini önerdi. Bu mahkemeler geleneklere ve eğer gerekli ise Rusya kanunlarına dayanıyorlardı ve kararlar Rusya bölge komutanı ve daha sonra Kafkasya’daki en yüksek komutan nezdinde temyiz ediliyordu. Khan Giray’ın yayınındaki notlara karşı çıktı çünkü yarı vahşi halkın düşünüşüne etki edecek değerlendirmelerin kamuya açık olmaması gerekiyordu. Veliaminov nihayetinde Khan Giray’ın önerisini reddetti ve emperyal başkentteki amirleri, anlaşılması güç olan bürokratik sözlükteki “uygulamadaki zorluklar” a (neudoboispolnitelnost)  dayanarak Veliaminov ile aynı fikirde buluştu. (sayfa 130)

Khan Giray’ın temel kaygısı, Kuzey Kafkasya’nın Rus İmparatorluğuna şiddet içermeyen  ticari teşvikler, bol ödüller, eğitim ve İslami kurumlar ile şeriatın hukuk sistemi yöntemleriyle dahil olmasıydı. Fakat General Veliaminov, Rusya’nın acımasız yok etme ve cezalandırma şeklindeki askeri politikasının, Kuzey Kafkasya’yı pasifize etmede daha etkili olduğuna inanıyordu. O, elitlerin yaratılması ve onların örfi uygulamalarının desteklenmesinin, ulemanın desteklenmesine göre, Rusya’nın menfaatlerine daha fazla hizmet edeceği fikrini ileri sürdü.  (sayfa 130)

Khan Giray ve General Veliaminov, Kuzey Kafkasya’daki halkların nasıl pasifize edileceği ve yönetileceği konusunda iki farklı görüşü temsil ediyorlardı. İlki İslam ile uyum ve uygarlaşma sürecinin artması fikrinin yanındaydı. Veliaminov daha fazla yüzleşmeci bir yaklaşımı tercih etti: Bölgenin, İmparatorluğun politik ve yasal bünyesine hızlı bir entegrasyonu için yerel elitlere dayandı. Her iki görüş, Rus politika yapıcılarının Kuzey Kafkasya’da ve Rus fetihlerinin ve kolonizasyonlarının gerçekleştiği diğer bölgelerde defalarca karşılaşmak zorunda kaldıkları  çıkmazların ve sorunların  tipik çeşitleriydi. (sayfa 130)

General Veliaminov ve imparator da dahil olmak üzere onun başkentteki amirlerinin, Khan Giray’ın tavsiyelerini nahoş bulmaları sürpriz değildi.  Onlar, II. Katerina’nın salatanatı döneminde kabul edilen, Müslüman nüfusu daha iyi kontrol etmek amacıyla, Rus İmparatorluğundaki İslam kurumsallaşmasına desteği  anımsatıyordu. Fakat zaman değişmişti ve Dekembrist ayaklanma ile terbiye edilen,  Rus Ortodoksluğunun özel duygusu ile telkin almış, ve Şamil’in kutsal savaşı ile karşılaşmış olan  I.Nikola,  İslam’ın ve onun kurumlarının desteklenmesini düşünecek  ruh hali içerisinde değildi. Bunun yanı sıra I.Nikola’nın tabiatı, uzlaşmadan daha çok, daima güce dayanmaya meyilliydi. General Veliaminov’un görüşleri, imparatorun görüşlerine yakın olmayabilirdi. İmparatorluk emirleri,  askeri kumandanlara yerli nüfusun pasifize edilmesi ve kontrol altına alınması için çabalarını ikiye katlamalarını buyurmaktaydı. (sayfa 130-131)   

**********

Atarshchikov’un, sınır ötesi baskınlarda Abzexlere rehberlik yapmasına karşın, kayda değer diğer önemli bir Abzex, Omer Bersai, Rusya’nın yanında, eski soydaşlarına karşı savaşıyordu. Bersai bir bakıma Atarshchikov’un aynısına dönüşmesine rağmen ikisi hiçbir zaman bir araya gelmedi. Şubat 1843’te o,  Atarshchikov’un daha önce işgal ettiği pozisyona, Kuzey Batı Kafkasya Komuta Karargahı’na çevirmen olarak atanmıştı. (sayfa 149) 

Bersai, kolay bir şekilde sadakatini, yaşam stilini, dinini ve aidiyetlerini değiştiren diğer tipik uç bir hikayedir. Onun erken dönem yaşamı hakkında çok az şey biliniyor; çocuk iken köle olarak satılması, Mısır’da yetişmesi, Rusya’ya gelmeden ve 1842’de Rus vatandaşı olmadan önce Paris’te yaşaması hariç. Arapça, Türkçe, Fransızca ve Ruısça’yı son derece iyi bilen Bersai, Dağlı’larla bir çok çatışmada ve kurmay başkanlığında, yeni hükümdarına büyük bir bağlılıkla hizmet etti. (sayfa 149)

Sonunda, Bersai’nin yolu, Atarshchikov’dan tamamen farklı olduğunu gösterdi. 1850 yılında Ruslaştırılmış yerli elitin gelecek nesillerini yaratmak için açılan Stavropol Jimanzyumuna Adige Dili eğitmeni olarak atandı. Bersai ilk Adiğe dil bilimci ve yazarlardan biri durumuna geldi. 1850’lerin ilk yıllarında, Arap Harfleri’ne dayalı Adiğe Grameri ve Alfabesi oluşturdu, fakat on yıl kadar sonra Rus dilbilimci Baron P.K.Uslar’ın baskısıyla Çerkesçe-Rusça sözlük hazırladı ve Rus ortografisini Kaberdey ve Adiğe  alfabeleri için kullandı. (sayfa 149)


Bu haber toplam 2596 defa okundu.


K'uek'ue

ihanetler halaa devam ediyor. eğer içimizden çıkan kölemen ruhlu insancıklar olmasaydı şu an Çerkes halkının dünya üzerindeki statüsü daha farklı olacaktı...

03 Ekim 2013 Perşembe Saat 22:38
İhsan Yılmaz

Murat bey emeğinize sağlık. Çerkes tarihi sadakat ve ihanet tarihidir.
Özgürlüğe vatana aşık bir halkın sadakati ve ona ihanet eden hainlerin oyunlarıyla başrolü oynadığı ihanet tarihi.

03 Ekim 2013 Perşembe Saat 14:57
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net