

Adıgey’deki 'Çerkes Kongresi' Başkanı Murat Berzeg 28 Şubat 2010 günü İstanbul 'Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı'nda bir söyleşiye katıldı ve sorulan soruları yanıtladı. Ne yazık ki söyleşiye katılamadım.
Ancak Cherkessia.net sitesinde söyleşinin geniş bir metni sunulmuş durumda. Yine Berzeg'in Maykop'ta 2007 yılında yapmış olduğu bir başka söyleşi de aynı sitede.
Biz de her iki metne dayanarak bu saygıdeğer Adıge toplum önderinin bazı görüşlerini tanıtmaya, yer yer özetlemeye ve değerlendirmeye çalışmak amacındayız.
İlkin 2007’deki ilk söyleşisini ele alıyoruz.
***
Niçin 'Çerkes Kongresi'?
'100 adet Adıge Xase örgütü var, ama Adıgelerin temel sorunlarıyla ilgilendikleri yok. Örneğin, Dünya Çerkes Birliği’nin (DÇB) temel amaçları arasında Adıge sorunlarıyla ilgilenme, bunun için siyaset üretme, Adıgelerin geri dönüşünü sağlama gibi hedefler bulunuyor. Ancak Başkan Yuriy Kalmukov’un ölümünden sonra, hedeflerden sapıldı, DÇB bir kültür ve oyun düzenleyici örgüte dönüştürüldü, 15 yıldan beri yapılan şey de bu aslında. Oysa ulus yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Biz de 'Çerkes Kongresi' adı altında ayrı bir örgütlenmeye gitmeyi, halkımızın dert ve sorunlarıyla ilgilenmeyi zorunlu gördük. Böyle yapmakla, Ruslarca unutturulmaya çalışılan 'Çerkes Soykırımı' gerçeğini dile getirmeyi, küresel çapta duyurmayı, saygısız Rusya’yı işlediği ama inkardan geldiği bu insanlık suçunu kabule zorlamayı bir görev saydık. Süreç, bizim doğru bir politika koyduğumuzu kanıtladı, soykırım ve Çerkes trajedisi artık konuşulur oldu.
Başta güvenilir Rus biliminsanı Prof. İgor Y.Kutsenko olmak üzere, söylediklerinin doğruluğuna inanılan bütün Rus biliminsanları, artık 1864 yılı ve sonrası Çerkes Soykırımı gerçeğini kabul etmiş bulunuyorlar. Bu büyük bir olay ve büyük bir başarıdır. İnsanlığın özgür geleceği adına da bir başarıdır.
Bu arada birçok kardeş kuruluştan, sözgelişi Nalçik’teki ‘Xase’ örgütü Başkanı İbrahim Yağan’dan dayanışma sözünü aldığımızı da belirtmek isterim’.
Böyle diyor özetlersem Sayın Berzeg.
***
Üzücü Tavırlar
DÇB ve alt birimi KAFFED, sorunlarımız konusunda edilgen/pasif ve sakat eğilimler içindeler ya da öyle olmakla eleştiriliyor ve suçlanıyorlar. DÇB bir yana, o, RF güdümlü bir örgüt görüntüsünü veriyor, ama Kaffed de öyle olmak zorunda mı? Hiç de güven vermiyor, örneğin ulusalcı/ittihatçı ve Dersim Katliamı savunucusu Onur Öymen'i baş tacı ediyor, birçok ırkçı/ulusalcıyı barındıran CHP'yi de el üstünde tutuyor. İlişkileri ilke temelinde değil, ahbap çavuş ilişkileri temelinde götürmeye çalışıyor.
CHP öyle de, Ak Parti sütten çıkmış ak kaşık mı? Ulusalcı ve ırkçı virüsler onun genetiğinde de olmalı. Demirel’li, Türkeş’li Milliyetçi Cephe birlikteliği günleri depreşmiş olmalı: Ermeni Soykırımı diyerek kafamı kızdırmayın, hiç bakmam, el altındaki 100 bin kaçak Ermeni'yi kapı dışı ederim ha... Demeye getiriyor Başbakan Erdoğan.
Demokrat bir insan, mazlum insanları hedef alır mı? Irk, din ve insan üzerine tehdit savurabilir mi?..
Garibe bir tekme de sen vur, olsun bitsin bu iş! Bunu mu demek istiyorsun Sayın Erdoğan? 'Demokratik açılım', çözüm diye diye, işi uyuta uyuta, fırsat ele geçmişken, demokratik gelişimi türban gibi tali bir konuya kurban ederek, anayasa değişikliğini savsaklayarak, sonunda ulaştığın yer bu mu olmalıydı Sayın Erdoğan? Çözüm garibanın lokmasına mı kalmış şimdi?..O zaman sen de 1864 Çerkes soykırımı, katliamları, etnik temizlik ve deportasyonunu/sürgününü inkardan gelen ucuz Rus politikacıları gibi, her türlü iyi özelliğini, inandırıcılığını yitirmiş biri olmaz mısın? Sen gücünü doğruluktan ve halktan yana olmaktan alan biri olarak tanınıyordun. Çok yazık...
2 milyon Çerkes'ten en az 500 binini katleden, -40 bini dışında- kalanını da 1860'larda kendi öz ülkesinden –Çerkesya’dan kapı dışarı edip bir başka ülkeye-Türkiye’ye süpüren, deporte eden, hiçbir şey olmamış gibi de, çok pişkin bir biçimde sorunun üzerine yatan, her şeyi inkardan gelen iğrenç Rus politikacılarından ne gibi bir farkın kalır senin de?..
İsveç'e kızıyorsun, ama ondan önce, Ermeni Soykırımı'nı İsveç gibi kabul etmiş olan Rusya’yı es geçiyorsun? Bu çifte standart niye? İnandırıcılığına ne olmuş? Gürcü biliminsanlarının yaptığı kadarı olsun, Çerkes Soykırımı’nın adını bile ağzına alamıyorsun? Oysa Çerkesler, neredeyse blok halinde senin partine oy vermiş kişiler, yurttaşların. Alevi, Roman açılımı diyorsun, güzel, destekliyoruz. Açılım bir yana, niye Çerkes Soykırımı diyemiyorsun? Niye?.. Niye boynun bükük böyle Rus’a karşı? Rus kızarsa mı diye düşünüyorsun?..
Türkiyeli Pontus Rum, Asuri, Keldani, Süryani ve Yezidi’nin İsveç’te ne işi olsa ki? Bu insanların tamamı sanki İsveç’e taşınmış gibi. Bunun bir nedeni olmalı. Bu olaylar senin iktidarından önce olmuştur kuşkusuz. Bu insanları, ulusalcılar, İsmet Paşa, Evren Paşa gibi ırkçılar, tıpkı kan dökücü Rus generallerinin yaptığı gibi canlarından bezdirip kaçırtmışlar ya da sürmüşlerdi. Onların bir Pontus Rum, Ermeni ve Asuri/Süryani Soykırımı kararı aldırabilecekleri hiç akla gelmemişti, küçümsenmişlerdi, değil mi? Onlar ötekiler, palikaryalar idiler, adamdan bile sayılmıyorlardı. Ama kazın ayağı öyle çıkmadı.
Karaderili dün zincirlenmiş köleydi, pazarda satılıyordu, şimdi ABD Başkanı. Dünya değişiyor, bunu öncesinden görmek gerekmez mi?
Sayın Erdoğan geniş düşünmeye bak, doğrunun ve haklının yanında yer al. Gariban Ermeni’nin bir lokma ekmeğine göz koyma, onu bunu hedef göstermekten de vazgeç… Sana hiç yakışmıyor.
Bu işin lamı cimi yok, bundan böyle,’Rüzgar eken fırtına biçer’, kaçış yok, demokratik dünya gelişiyor, büyüyor, demokrat insanların kimseye diyet borçları da yok, buna herkes katlanacak, sıra elbette Rusya’ya da gelecek. 140 milyon insan bir avuç faşistin, Çarlık dönemi kafalı generalin ve gericinin oyuncağı olamaz. Bundan kaçmanın yolu da yok.
***
Berzeg’e Devam
‘St. Petersburg, Tiflis ve Rostov’daki arşivlerden Adıgelere ilişkin bazı ciddi belgelere ulaştık; sonuç olarak, görevimizin Çerkes Soykırımı’nı tanıtma işi olduğunu anladık. Bulgulardan vardığımız sonuca göre,18 ve 19.yüzyıllarda bize karşı bir savaş verilmemiş, bir soykırım programı uygulanmış, insanlığa karşı suç işlenmişti. Rusya silahsız ve savunmasız bir halkı katletmişti. Bunun adı direkt olarak jenosittir-soykırımdır.
Soykırım var diyerek, belgeleriyle birlikte Rusya Devlet Meclisi/Duma’ya başvurduk. 1864’ten söz ediyoruz, onlarsa 1920’li yıllarda Rusya’yı terk edenler arasında sizin-Çerkeslerin adı geçmiyor diyerek ilgisiz bir yanıt verdiler bize. Bu bir atlatmaydı kuşkusuz.
Ardından sorunu Avrupa Parlamentosu’na götürdük, Çerkes Soykırımı’nın tanımasını istedik.
Rus Hükümeti Adıge Cumhuriyeti’ni kaldırmayı, topraklarını Krasnodar Kray’a katmayı planlamıştı. 21 Mayıs 2006’da, toplam 720 seçilmiş üyenin tamamının katılımıyla ‘Adıge Halk Kongresi’ toplandı. Kongre delegelerinin tamamı, Çerkes Kongresi tarafından getirilen görüşleri benimsedi ve destekledi. Kongre, Adıge olmayanların da katılacağı bir referanduma yerli halk Adıgelerin katılmaması kararını aldı. Adıge boykotu üzerine Rus planı da suya düştü.
Bu da halkın bizim görüşlerimizden yana olduğunu gösteriyor.
***
Maykop 150 Yıllık Tarihi Olan Gencecik Bir Kent Midir?
Ünlü Adıge arkeologları Levpaç’e Nurbıy ve Tev Aslan’ın kazı sonucu ulaştıkları bulgulara göre Maykop, en az 3.200 yıllık bir kent. Bir zamanlar şimdiki Maykop’un yerinde Maya adlı bir antik kent vardı. Irkçı Ruslar, Kazaklar ve Karaçaylar tarihsel gerçekler üzerinde oynuyorlar, Adıge/Çerkeslere ilişkin ne varsa tarihten silmeye çalışıyorlar.
Bu gibi konularda Sayın Berzeg’in görüşü nedir?
***
Berzeg, Maykop konusunda şöyle bir yanıt veriyor:
‘Maykop’un 150. yıllık bir tarihi geçmişi vardır’ demek, tarihi Rusların Maykop’a gelişi gününe endekslemek anlamına gelir. Gerçekçi olmaz. Adıgeler bu yörede/Maykop’ta 3 bin yılı aşkın bir süreden beri kesintisiz olarak yaşamışlardı. Sözgelişi 150 yıl önce, Maykop Vadisi’nde –Mıyeqope k’ey,Mıyeqope khuate- 18 Adıge köyü bulunuyordu. Ruslar bu köylerin tamamını yok ederek, 1857’de Maykop Kalesi’ni kurdular. Bu köylerin halkı,-kaçamayanlar dışındakiler- acımasızca öldürüldü, köyleri de ateşe verilip yakıldı.
Biz 150 yıl önce insanlığa karşı işlenmiş olan bu canavarca olayın, bu insanlık suçunun bir şölen havası içinde Ruslarca kutlanmak istenmesine elbette destekçi olamazdık.
***
Ş’açe/Soçi Olimpiyatları ile ilgili bir soruyu da şöyle yanıtlıyor Murat Berzeg:
Soçi’de büyük inşaat faaliyetleri, büyük yatırımlar olduğu, orada büyük paraların dönmekte olduğu da bir gerçek.
Putin ‘Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ni davet ederek Soçi yöresini gösterdi, gezdirdi. Güzel sözler söyledi. Ama Çerkes Soykırımı’nı ağzına almadı. ‘Burası çok uluslu bir yerdir’ dedi sadece. Kolhid, Grek, Rum ve Ermenilerden sözetti, yörenin Türklerden alındığını da sözlerine eklemeyi unutmadı.
Ama Adıgelerin yaşadığı soykırımı olayını es geçti, bu yörenin soykırım ve etnik temizlik yoluyla Çerkeslerden alındığını gizledi, yörenin yerli halkı olan Adıge/Çerkesleri ağzına bile almadı.
Ruslar Olimpiyatlar için 30 milyar Dolar para harcamayı göze aldılar. Ancak bunun Soçi’deki bir avuç Adıge-Şapsığ’a hiçbir getirisi olmayacak. Şapsığlar köylerine kapatılmış durumdalar, ezikler. Köyleri dışına çıkıp bir talepte bulunma hakları yok. Oralara giden Rus seçkinlerinin, zenginlerinin yanlarına bile sokulamazlar –Anlaşılan Şapsığlar şimdi bir parya halk durumuna düşmüş olmalılar-Olimpiyatların Adıgelere de hiçbir getirisi olmayacaktır. Soçi ve çevresi o yörede yaşayan Adıgelere tamamen kapatılmış bir yöre olacaktır.
***
Berzeg, diasporaya, Türkiye’ye bakış açısını da şöyle özetliyor:
Diaspora ile güçlü bağlarımız var. İnternet aracılığıyla düşünce paylaşımında bulunuyoruz. Güncel gelişmeleri anında Diasporaya iletebiliyor, oradan da haber alabiliyoruz. Amacımız bütün bir dünyada bizim gibi düşünen Adıgelerle bir birlik kurmaktır. Bir Adıge’nin başına gelen bir olaydan anında haberdar olmamız gerekiyor. Bir tek bakış açımız var: O da Kafkasya’daki Adıgeleri kapsayacak güçlü bir cumhuriyetin kurulması ve soykırımın tanınmasıdır. Bu da diasporanın, dış ülkelerde bulunan Adıgelerin desteği olmadan gerçekleştirilemez. Biz bu düşüncedeyiz.
Diaspora güçlü bir birlik oluşturmalı. Tek bir ağızdan konuşmalıyız, her kafadan bir ses çıkacak olursa, Rusya bizi muhatap almaz, tek bir ağızdan konuşarak Rusya’ya muhatap olmamız gerekiyor. Aksi takdirde başarılı olamayız.
***
Diaspora Etkili Olabilir Mi? Rusya Güçleniyor Mu? Soykırım Kabul Ettirilebilir Mi?
Bu doğrultudaki bir soruya da Berzeg şu karşılığı veriyor:
Diaspora sesini yükseltmeseydi Adıge Cumhuriyeti 2006’da ortadan kaldırılmış, toprakları Krasnodar Kray’a verilmiş olacaktı. Ruslar bizden değil asıl diasporadan çekiniyorlar. Diasporanın bize desteğini sürdürmesi, bizim karşılaşacağımız olası bir olumsuzluğa karşı yanımızda yer alması ve sizin koyacağınız tepki bize güç katar ve bizi ayakta tutar.
Şu noktayı da belirtmek isterim. Rusya’nın sürdürdüğü çağdışı politikalar, bizim haklılığımızı anlatmamıza yardımcı oluyor, daha da olacaktır. Rusya’nın bugünkü sevimsiz durumu ortaya çıkmasaydı, soykırımı dünyaya anlatamazdık. Birçok ilişki çıkar üzerine kurulu. Rusya’nın petrol ve doğal gazı bir silah olarak kullanması, şantajlara başvurması, Rusya’nın nasıl bir yönetim ve demokrasiye sahip olduğunu bütün bir demokratik dünyaya gösterdi. Amerika da işin farkına vardı. Çerkes Soykırımı demokratik uluslarca anlaşılmaya/fark edilmeye başlandı ve ileride daha da anlaşılacak, soykırım eninde sonunda tanınacaktır. Demokratik dünya, Rusya’nın nasıl bir tehlike oluşturmakta olduğunun farkına vardı, gündeme taşıdığımız sorunlar da daha kolay anlaşılır oldu.
Rusya, kaçınılmaz olarak demokratikleşmek zorunda kalacaktır.
Not: Tire içindeki yazılar doğrudan bize aittir.-HCY
