

Doğrusunu söylemem gerekirse 'Yayın Dünyası' üzerine yetkin düzeyde konuşabilecek durumda değilim. Ancak, gerek RF'nda ve gerekse diasporada bir hareketlenmenin olduğunu söyleyebiliriz. Bunu görebiliyoruz. Çok sayıda dernek ve bağımsız internet yayını var. Kendi radyo yayını ve film yayını olan siteler de var.
Örgütler, yayınlar
“Kaffed”, “Circassiancenter”, “Kafkas Diasporası”, “Ajans Kafkas”, “Kafkasevi”, “Ahazyam.com”, “Dagistan.net” ve yeni yayına geçen “Cherkessia.net” vb, diasporadaki Adıge ya da Kuzey Kafkas kökenli sitelerin başlıcaları. Gazete olarak “Jıneps” dört yılı aşkın bir süredir başarılı yayınını sürdürüyor, toplumu bilgilendiriyor. Kaffed’in yayın organı “Nart” dergisi de var tabii, dönüş çizgili. Ürdün Amman'dan yayın yapan “Nart Tv” ve İsrail Kfar-Kama'dan “Radio Adiga-Nafna” da önemli yayınlardan.
Bunlara diğer Arap ve Batılı ülkelerdeki kuruluş ve yayınları da eklemeli.
Anayurtta ise, temel kuruluşlar olarak “Halk Kongre’leri” bulunuyor, bunlar ulus adına karar alan ve tavsiyelerde bulunan örgütler. Bir de sivil toplum kuruluşları (dernekler) olarak “Adıge Xase” ve “Çerkes Kongresi” gibi örgütlenmeler var, bunlar da etkililer. “Dünya Adıge/Çerkes Birliği“ de var, bu örgüt ile yedeğindeki Kaffed'in, RF'ndaki yerel parlamento ve hükümetler gibi, Rus'a karşı “uysal kedi” pozisyonunda olduğu da yaygın iddialar arasında. Bu nedenle güven aşınımı yaşıyorlar.
****
Soçi konusu
Soçi çalınmış Adıge toprağı. Sözcüğün Şapsığca okunuşu “Ş'açe” (Шъачэ), Vıbıh Adıgece'si ile de “Ş’aşe”. Şapsığca ile Vıbıh Adıgece’si arasında ses değişimi var. Örneğin Şapsığ “şıbjıy” (biber) der, Vıbıh “çıbjıy” der; Şapsığ “Seçe” (koşuyorum) der, Vıbıh “Seşe” der. Bu ses değişim sistemine göre Vıbıhlar Soçi yerine “Ş'aşe” (Шъашэ) derler. Adıge yazı dili ise, “Ş'açe” (Шъачэ) biçimini kabul etmiş bulunuyor ve resmen kullanılıyor.
Ruslar, Türk ve Batılı ülkeler, “ş” (шъ) sesini çıkaramıyor, onu “s” biçiminde söylüyorlar. Ruslar “Ş’açe”yi “Saçi” (Сочи) diye telaffuz ediyorlar. Sözcük Rusça üzerinden “Soçi” biçiminde diğer dillere de geçmiş bulunuyor. Tıpkı “Vıbıh’“yerine “Ubıh” dedikleri gibi.
2014 yılında Soçi’de Kış Olimpiyatları yapılacak. 2010 Kış Olimpiyatları Kanada Vancouver’da, geçtiğimiz Şubat ayında yapıldı. Ruslar pek bir başarı gösteremediler. Vancouver’da yerli halka en geniş katılımla temsil hakkı tanındı. Ruslar cimriler, kargadan başka kuş tanımak istemiyorlar. Tarihi Çerkes yurdunda yapılacak oyunlar süresince Çerkes adını bastırmaları olasılığı var. Çirkin bir oyun.
Ruslar hala tarihleriyle yüzleşmiş değiller. Çerkes soykırım, katliam ve deportasyonunu inkârdan geliyorlar. Rus’un bu çirkin oyunu, pişkinliği mutlaka bozulmalıdır. Sabrın da bir sınırı olmalı. Türkler ve Sırplar da inkârdan gelmek istiyorlardı. Ama kazın ayağı öyle çıkmadı: Türk ve Sırp darda. Yeryüzünde soykırımı lanetleyen büyük bir kamuoyu oluşuyor. Rus’un oyununa da mutlaka bir son verilecektir.
Rus, Soçi’nin ve Krasnodar Kray topraklarının Adıgelerden savaşla ve 1864’teki deportasyon yoluyla alındığını kabul edecek. Bu kaçınılmaz, ama yetmez; 1922’de kurulan Şapsığ Cumhuriyeti’nin, onun bir kısım toprağı üzerinde ve devamı niteliğinde 1924’te kurulan Şapsığ rayonunun 1945’te niçin lağvedildiğini adam gibi açıklayacak, Adıgelerden özür dileyecek, ondan sonra en geniş biçimde Adıge ve Şapsığların da katılımı yoluyla 2014 Soçi Kış Olimpiyatları yapılacak. Demokratik kamuoyunun beklentisi budur.
Adıgeler, Kuzey Kafkasya halkları, RF halkları ve demokratik dünya kamuoyu bu amaç etrafında kenetlenmelidir. 1860’larda Adıgeler topraklarını korumak için ölüm kalım savaşı verirlerken hiçbir yerden, Kuzey Kafkasyalı kardeşlerinden hiçbir yardım alamamışlardı. Adıgeler Çeçenlere ve Dağıstanlılara her zaman için destek çıkmışlardı. İmam Mansur, Şamil ve Muhammed Emin örnekleri ortada. Şimdi de sıra onlarda: Bakalım Çeçen Başkan Kadirov ile yeni Dağıstan Devlet Başkanı Magomedsalam Magomedov ne yapacaklar? Medvedev ve Putin, yakalarını Krasnodarlı gericilerin elinden kurtarabilecekler mi?..
Akıl vermek haddimize değil ama Kafkasyalılar bugün bana olan yarın sana da olur anlayışı içinde hareket etmelidirler. “Birlikten kuvvet doğar” dememişler boşuna. Bütün Kuzey Kafkasya halklarının ulusal konularda bir dayanışma içinde bulunmaları şarttır. Ancak bütün çalışmalar demokratik ve barışçı yollardan yürütülmelidir. Rus halkı düşmanımız değildir ama gerici ve faşist Ruslar düşmanlarımızdır, onlar Rus halkından gerçekleri saklıyorlar.
****
Güzel ürünler de var
Maykop’taki dostlar yeni yayınların bazılarını ulaştırdılar. Kendilerine, özellikle ‘Cherkessia.net’ yöneticilerine ve onlara yardımcı olanlara teşekkür ediyorum.
Adıgey’in yeni bir basımevi var. Bilgisayar teknolojisi küçük ulusların nefes borularını genişletmiş bulunuyor. Eskiden yayın için matbaa, harf dizme, sonra kurşun dökerek harf yazma, dizgi, düzeltme gibi bir sürü uğraş gerekiyordu. Bu da emek ve para demek idi. Bu iş pahalı bir işti.
Şimdi iş kolaylaştı ve telif ücreti dışında ucuzlamış olmalı. Metni bilgisayarda yazıyor, yayıncıya veriyorsun, o da sayfalama (mizanpaj) yapıp yayına veriyor. Bir tane yayınlasan da, bir milyon yayınlasan da kâğıt ve ciltleme dışında pek fark etmiyor. Yani teknik gelişme küçük halkların imdadına yetişmiş gibi.
Bu sayede birbirinden güzel baskılı kitaplar gün yüzüne çıkmaya başladı. Hane sahibinin ‘Misafir efendi, buyur, tavayı komşudan buluruz amma iş yumurta ile yağda’ demesi gibi,artık yayın da var,kitap da var,asıl iş bunları okumakta.
Şimdi bu yeni kitapları başlıklarıyla bir bir tanıtmaya çalışalım.
****
Öykü, roman ve şiir kitapları:
Rahmetli Hadeğal’e Asker (1922-2009) üstadımızdan seçkilerin yer aldığı 448 sayfalık kitap elimizde (Xeşıpıç’ığe txığexer/Seçme Yazılar, 2002). Kitap bir şiir seçkisi/güldeste konumunda.
Ünlü besteci, şarkıcı, yazar ve derlemeci Kube Şaban (1890-1974) üstadımızın yazı, özellikle şarkı, şiir ve derlemelerinden seçkilerin yer aldığı 392 sayfalık kitabı da elimizde, (Qas’orer se siwered/Söylediklerim Benim Şarkımdır, 2007). Kitaptan bir bölüm Çherkessia.net’de ”Yeni dökümanlar“ bölümünde.
Genç yaşta yitirdiğimiz Adıge düşünce insanı/filozofu, yazar ve şair Kuyeko Nalbıy’in 70. doğum yılı anısına yayınlanan uzun öykü ve piyeslerinden seçkilerin yer aldığı 568 sayfalık kitap (Quyeqo Nalbıy, 2008).
Bayan şair Hunego Sayıd’ın şiir ve çevirilerinin yer aldığı “Maqer ş’hafit” (Söz Özgürdür) adlı 260 sayfalık kitabı (2001).
Bahuko Yerecıb’ın üç bölümlük “Tleteğewıçu” (Çocuk büyütme) romanı ile 4 öyküsünün yer aldığı 342 sayfalık kitabı (2006).
Adıge ulusal yazarı Peneşu Sefer’in “Ecel Yolu“ ya da “Ölüm Yolculuğu” biçiminde çevirebileceğimiz “Hadrıxe ğogu” romanı (392 sayfa, 2008).
Tevçoj Habib’in (d. 1931) uzun ve kısa öykülerinin yer aldığı 256 sayfalık kitabı (Sitlfıp’e yigutew / Kalbim Doğduğum Yer İçin Çarpıyor, 2001).
Yemıj Muliet’in “Ham yığotlıp” (Köpek Yatağı) adlı 3 Adıgece piyesin, 2 Rusça piyesin, Puşkin’den 3, Bomarşe’den 1 çeviri piyesin yer aldığı kitap (344 sayfa, 2006). Muliet, “Mısır’ın Çerkes Sultanları-1,2“ filmleriyle de tanıdığımız biri.
Ünlü bir oyun yazarı ve sahne oyuncusu Murete Çepay. Yazarın “İnsanlığın Gücü” başlıklı ve 360 sayfalık kitabında 4 dram ve 3 güldürü oyun yer alıyor (Ts’ıfığem yık’uaç’,2009). Çepay, Türkiye’yi büyülemiş biri.
Bir dev yazar daha. Bu da Meşbaşşe İshak’tır. Yazarın “Adıgexer“ (Çerkesler) adlı tarihsel romanı XVI.yüzyıl Adıgelerinin, özellikle Kabardeylerin Rusya, Astrahan ve Kırım ile olan ilişkilerini, bu arada Kabardey prensi İdar Temrıko’nun “Guaşeney” adlı Müslüman kızı iken, Ortodoks Hıristiyan yapılıp Rus Çarı Korkunç İvan’a nikahlanan ve Mariya Temrukovna adını alan Çar’ın eşini konu alıyor (752 sayfa,2005).
Meşbaşş üretken bir yazar. Bazı yapıtları Türkçe’ye de çevrilmiş durumda. Eskiden, gençliğinde çarpıcı şiirler yazardı. Bunlardan biri de ‘Selamaleyküm’ şiiri idi. Bu şiir, nice yıl sonra Adıge soyundan temizlenmiş olan topraklara, Leğonaka kırlarına ayak basan bir Adıge gencinin yaşayabileceği duyguları lirik bir tarzda yansıtıyor. O şiiri çevirmiş ve “Kafkasya Kültürel Dergi”nin 27.sayısında yayınlatmıştım. İshak artık şiir yazmıyor olmalı ama uzun soluklu romanlar yazıyor; geleceğe, geleceğin özgür çocuklarına dev yapıtlar bırakıyor. Bunlardan biri de “Doğu ve Batı” adlı tarihsel romanıdır. Bu romanında yazar Mısır Çerkeslerini /Memlukları konu olarak işliyor (Къок1ып1эмрэ къохьап1эмрэ, 488 sayfa, 2007)
Meşbaşş’ın son kitabı da tarihsel bir roman, adı “Ayşet”. Ayşet çalınmış bir Adıge kız çocuğu, İstanbul’da satılıp Fransa’ya götürülüyor ve orada ünlü bir Fransız yazarı oluyor. Roman işte bu olayı, konuyu işliyor (600 sayfa,2009).
***
Eleştiri ve derleme kitapları:
Bir edebiyat devi, araştırmacı, yazar ve eleştirmen de Şhalaho Ebubekir, kısaca-Abu. Abu bir edebiyat profesörü. Bazı yazıları Türkçe’ye çevrilmiş bulunuyor, ayrıca Türkiye’de kişi olarak da tanınan biri. Bunları internet yoluyla da izleyebilirisiniz. Şhalaho’nun bazı bilimsel eleştiri ve değerlendirmeleri “Yaşam. Edebiyat. Eğitim” adlı 424 sayfalık bilimsel yapıtında yer almış bulunuyor (Şı’enığer. Literaturer. P’unığer,2002).
Şhalaho’nun 2009 yılında yayınlanan en yeni „Sözün Gücü. Dönemin Soluğu“ (Psatlem yıtleç’. Wakhtem yıjıqaş; Псалъэм илъэк1. Уахътэм ижьыкъащ) başlıklı yapıtı 487 sayfa. Kitapta çok yönlü olarak Adıge edebiyatı değerlendiriliyor ve eleştiriliyor. Tabii günümüz edebiyatı ile sınırlı değil bu çalışma, sözlü edebiyat. Kabardey ve diğer yöreler Adıge yazarları da değerlendirme kapsamında.
Cendere Maryet’in “Psatlem pse xetlıme” (Söz Canlıysa) başlıklı Türkiye derlemeleri de çok güzel (212 sayfa, 2002). Kitabın arka kapağındaki kendi resminin altına şöyle yazmış Maryet: “Adıger nepi şéğa’e yıpsatle pse pıtew xetlım” (Adıge’yi bugün yaşatan ve ona yaşama gücünü veren, verdiği sözün içinde var olan ruhtur).
Bu arada Haç’emıze Bibolet ve Şıv Şeban’ın “Werida, daxer qeteşe”(Verida, Güzel -Bir Kız- Getiriyoruz) adlı oyun kuralları ve şarkılar üzerine küçük bir kitabı da gönderilmiş bulunuyor. Kitapta bazı şarkı sözleri ve notaları da bulunuyor (88 sayfa,1990).
***
Dilbilimi üzerine yapıtlar:
Tharkuaho Yunıs bir dilbilimi profesörüdür. “Adıgeme yazedeguşı’aç’” (Adıgelerin birbirleriyle konuşma biçimleri) adlı kitabı 196 sayfa (2005). Yine Tharkuaho Yunıs’ın “Adıgabze tereztxenım yixabzexer” (Adıgece Doğru Yazı Yazma Kuralları) adlı çalışması da Adıge Bilimsel Araştırma Enstitüsü yayınlarından (108 sayfa,2006).
Geçen yıl yitirdiğimiz dilbilimci Prof. Zék’oğu Vıçujıko’nun 240 sayfalık “Adıge-wırıs bzeşşenığe guşı’atl” (Adıgece-Rusça Linguistik Sözlük) kitabı 2006’da, sağlığında yayınlanmıştı.
***
Dergiler:
Yılda 4 kez Adıgece olarak yayınlanan kalın edebiyat dergisi “Zeqoşnığ”ın 7 yeni sayısı elimize geçmiş bunuyor (dergi sayfaları 120-150 arası değişiyor). Harika sayılar. Ayrıca kalın bilimsel bir dergi “Psatl-2008” de elimize geçmiş bulunuyor (282 sayfa). “Psatl” (Söz) ın yazıları dilbilimi, edebiyat, sözlü anlatı (orı’uate), gelenek (tlepqşşenığer), tarih, yaşadığımız dönem/insan/ulus, geziler, diaspora yazarları ve yazıları, Adıge kültüründen sayfalar, arşiv, yeni kitaplar ve “Psatl Sözlüğü” gibi bölümlere ayrılmış bulunuyor.
İşe, ilginç bilimsel makalelerin yer aldığı ‘Psatl’den çevirilerle başlamayı, öncelikle de “Adıge Sind Krallığı” ve “Natuhay toprağı” olan Anapa ve Novorossiysk (Ts’emez) yöresine, ilginç “Hatramtuk” köyüne yapılan bilimsel gezi üzerine bir yazının çevirisiyle başlamayı düşünüyorum. Dilerim resimler, “Adıge Sind” yazılı tabletlerin resimleri de verilebilir.
Şimdilik bu kadar…
