Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Kobli Mustafa Canbek
İki Soytarı, Bir Dava, Altından Kalkamayacakları Büyük Sorular
22 Ağustos 2026 Cumartesi Saat 23:03

2025 yılının Ocak ayının sonuna doğru ünlü satranç ustası Garri Kasparov’dan bir email adık. Email’de Kasparov’un o dönem Birleşik Çerkesya Konseyi’nin başkanlığını yürüten Sn. Kenan Kaplan ile görüşmek istediği yazılıydı. Gerekli kontrolleri yaptıktan sonra çevrimiçi görüşme ayarlandı. Sn. Kaplan’ın İngilizcesi yeterli olmayacağı için görüşmeye Orhan Barsiq ile birlikte ben de katıldım. 


Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmede Kasparov, BÇK’yi ve yürütülen çalışmaları tanımak istediğini söyledi ve kendisine bu yönde gerekli bilgiler verildi. Daha önce düzenlemiş olduğumuz konferanslardan haberdar olduğunu, bu konferanslara dostlarının da katıldığını söyledi ve sonraki konferansta kendisini de çağırmamızı istedi.  Siyasal alanda yapılabilecekler konusunda birlikte düşünmeye başladık ve özellikle politika yapıcılara ulaşma konusunda bize yardımcı olabileceğini söyledi. Daha sonra finansal açıdan hiçbir konu bizim tarafımızdan açılmamışken Donald Trump’ın bütçe kesintileri nedeniyle USAID aracılığıyla dışarıya verdiği yardımları durdurduğunu ama bizim gibi hareketlerin desteklenmesi gerektiğine inandığını ve bu amaçla 500 bin dolarlık bir fon ayırdığını söyledi. Tabii konuşmanın akışı bizi çeşitli konuları düşünmeye sevk etti. 


Birincisi biz zaten Trump yönetiminden herhangi bir fon almıyorduk ve bu nedenle bu kesintinin bizi etkilemesi mümkün değil. İkincisi bir Rus muhalif, Rusya’nın belki de en değerli bölgesi olan Kafkasya’da, Rusya’dan bağımsızlığını kazanma hedefi olan bir hareketi desteklemek istiyor. Khodorkovsky’nin de bir Rus muhalifi olarak Kafkasya ile ilgili önceki açıklamalarını bildiğimiz için bu açıklamayı şüpheyle karşıladık ve bizzat çeviriyi yaparken Sn. Kaplan’a gerekli izahatı yaparak çevirdim. Sonra Kasparov’a bir uyarıda bulunduk. 


Kendisine nihai hedeflerimizi açıkladık ve siyasal ya da finansal bir destekten ötürü bu hedeflerden vazgeçmeyeceğimizi söyledik. Bu kısmın altını özellikle çizmek istiyorum. İlerleyen kısımlarda buraya geri döneceğiz. Kasparov da bize özgürlüğünü arzulayan tüm halkların özgür olması gerektiğine inandığını, Çerkesleri tanıdığını ve tarihi anavatanımızda özgür olmayı hakettiğimizi söyleyince biz bundan memnuniyet duyduk. Artık anlaşılmanın ve kabul görmenin verdiği sevinçle daha güler yüzlü ve samimi bir ortamda sohbet ilerledi. Benzeri konuları konuşarak ve çalışma planları hazırlayarak sohbeti sonlandırdık. 


Aradan uzunca bir zaman geçti ve Kasparov kendisine yazdığımız hiçbir e-maile cevap vermedi. Biz de konuya ilgisini şu veya bu nedenle kaybettiğini ve bizi desteklemekten vazgeçtiğini düşündük. Ağustos 2025’te Litvanya’ya yaptığımız ziyarette Litvanya Parlamentosu’nda bir konferans düzenlenmesi yönünde fikir birliğine varılınca ekipteki arkadaşlarımızdan biri Kasparov’u davet etmemiz gerektiğini söyledi. Mesajlarımıza cevap vermeyen Kasparov’un konferans davetine nasıl cevap vereceğinden emin olamasam da peki dedim. Nihayetinde medyatik kişiler her şeye rağmen kendilerini daha çok göstermek için çeşitli fırsatları değerlendirebilirdi. Ayrıca Kasparov’un özel görüşmede dile getirdiği Çerkeslerin özgürlük mücadelesine sözlü desteği bu defa açıkça beyan etme ihtimali de değerlendirilmeliydi. Kasparov ile iletişime geçtiler ve Konferans’a davet ettiler. O da bu daveti kabul etti ancak çevrimiçi katılabileceğini söyledi.


17 Aralık 2025 günü Litvanya Parlamentosu Seimas’ta düzenlenen Tarihi ve Çağdaş Siyaset Bağlamında Çerkes Soykırımı (The Circassian Genocide in the Context of History and Contemporary Politics)” başlıklı konferansta sırası gelen Kasparov, seyahatte olduğu gerekçesiyle teknik nedenlerle görüntüsüz olarak konuşma yapmak istediğini söyledi ve sözlerine Çerkeslerin özgür olma mücadelesine destek verdiğini söyleyerek başladı. Hemen ardından tuhaf şekilde Kasparov, katılımcılara ne yapılmaya çalışıldığı ve konferansla nereye varılmak istendiğini sordu. 


Oturumdaki moderatör Prof. Dr. Brian Glyn Williams, Çerkesler tarihi anavatanlarına dönüp milli varlığını yeniden inşa etmek istiyorlar şeklinde bir açıklama yapınca Kasparov karşılık olarak „Bu hedefin yanında bence Litvanya da tazminat ödemeli çünkü Litvanya’nın geçmişi Sovyetler Birliği’nin bir parçası idi” şeklinde bir cümle sarfetti. İnsanlar birbirine bakarak durumu anlamaya çalışırlarken çok geçmeden görüntü açıldı ve meşhur Rus soytarıları Lexus ve Vovan kod ismini kullanan Vladimir Kuznetsov ve Aleksy Stolyarov tüm şaklabanlıkları ile ekranda belirdiler. O Sırada o oturumda bulunan Ukrayna Milletvekili Sayın Maria Mezentseva’nın şahane müdahalesi ve yorumları ile bu iki soytarı aslında oluşturmak istedikleri etkinin tam tersi yönünde bir etki oluşturdular. Güvenlik zafiyetinden dolayı eleştirildik, kınandık ama neyse ki bu iki soytarının önceki eylemlerini bilenler meseleyi çok da büyütmenin gerekli olmadığını düşündüler.


Bu iki soytarı hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse soytarılığı, kılıktan kılığa girmeyi kendilerine meslek edinmişler. Yıllardır pek çok ünlü siyasetçiyi, gazeteciyi ve aktivisti telefonda ya da görüntülü görüşmelerde kandırarak kendilerince eğlenip istihbari bilgiler topluyorlar. Daha sonra da bunları büyük bir gururla kamuoyuna duyuruyorlar. 2019 yılında o dönem Milli Savunma Bakanı olan Sn Hulusi Akar’ın adını kullanarak geçtiğimiz haftalarda hayatını kaybeden ünlü siyasetçi ABD’li senatör Lindsey Graham’ı aramış ve kaydettikleri görüşmeleri basına servis etmişlerdi. İnternet sitelerinde ünlü-ünsüz çok sayıda siyasetçi, gazeteci, aktivist ve sanatçının bu iki soytarı tarafından kandırıldığı görülmekte. Rus devletinin politikalarına uygun olarak hareket etmekte, istihbarat birimlerinin yetkililerini de programlarına konuk olarak çağırmakta ve yaptıkları şovları birlikte değerlendirmekteler. Bu durum ulaşılması zor olan kişilerin iletişim bilgilerine nasıl kolayca erişebildiklerini ve TV kanalında şovlarını yayınlatabilecek teknik imkanlara nasıl sahip olduklarını açıklıyor.


Yukarıda anlattıklarımı artık bu çerçevede yeniden değerlendirme vakti. Tabii ki 2025 Ocak ayı sonunda bize ulaşan kişi Geri Kasparov değil bu iki soytarıymış. Hem görüşme öncesi hem de görüşme esnasında yaptığımız kontroller bize görüntülü olarak görüştüğümüz kişinin Kasparov olduğuna ikna etmiş olmasına rağmen görüşme esnasındaki söyleyeceklerimize, susacaklarımıza yeterince dikkat ettiğimizi düşünüyorum. Bu nedenle olacak ki bizimle 2025 Şubat ayı başında yaptıkları ve kaydettikleri görüntülü görüşmeyi bir yıl boyunca kullanamadılar. Çünkü bu görüşmede kullanabilecekleri bir malzeme kendilerine verilmemişti. 


Görüşmeden aylar sonra Litvanya konferansı için Kasparov sanılarak davet edildiklerinde hazırlıklarını yaptılar ve akıllarınca Seimas’taki konferansı sabote ettiler. Konferanstan yaklaşık bir ay sonra, 2026 Ocak sonunda, bu iki soytarının Russia 1 kanalında yayınlanan ve benim de görüntülerimin yer aldığı program hakkında bilgilendirildim. Programı internet sitesinde bularak izledim. 2025 Şubat ayı başında gerçekleşen görüşmenin kayıtlarını, aynı yılın Aralık ayında gerçekleşen Litvanya Konferansı’ndaki sabotaj eylemleri ile birlikte harmanlayarak, montajlayarak ve yeni gibi sunmuşlar. İlk görüşmeden umdukları gibi sonuçlar elde edemeyince işlerine geldiği gibi kırpıp bizi küçük düşürmeye çalışmışlar. Yukarıda vurguladığım kısma geri dönmek ve bir izahatta bulunmak gerekiyor. 


Kasparov görünümlü bu iki soytarının bize 500 bin dolar fon ayırdığını söyledikleri anda bizim temkinli tavrımız ve Kasparov’a yaptığımız uyarılar ve daha sonra Kasparov’un özgürlük isteyen halkların özgür olması gerektiğine dair beyanı aradan kırpılmış. Bu soytarıların montajlı sunuşuna göre Kasparov bize 500 bin dolar teklif ettikten sonra sevinmişiz, mutlu olmuşuz. Derdimiz tümüyle paraymış ve aslında Rusya’da yaşayan Çerkesler de bize itibar etmezlermiş. Yanlarında bulunan istihbarat yöneticileri de kendilerine gösterildiği ve sunmak istedikleri gibi bizi para için mücadele eden kişiler olarak tasdik etmekteler. Burada bir bilgi daha vereyim: Aynı programda diğer kurbanlardan biri de o dönem Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi başkanı Theodoros Roussopoulos idi. Gülerek eğlenerek yorumlar yapıyorlar, kendilerinden eminler ve büyük bir iş başarmış gibi gururlular. Açıkçası sunuş biçimlerini anladıktan sonra biz de onların rezil hallerine güldük. Hem de iyi güldük. Bunların bu kalibreleri ile bizi aşağılama imkanları olmadığı gibi yaptığımız, söylediğimiz yanlış bir şey olmadığını biliyoruz, kendimizden eminiz ve bu soytarılıkların geçerli bir tarafı bulunmuyor. 


Yayından sonra tepkileri gözlemlemek amacıyla uzun süre sessiz kalmayı tercih ettik ve bu konuda bize yapılacak dönüşleri bekledik. Zira program Rusya’nın devlet televizyonunda yayınlanmıştı ve anavatandaki Çerkesler tarafından izlenmiş olması muhtemeldi. Üstelik de internet sitesinde yayına konmuş, 24 saat erişime açıktı. Hala da açık. Buna rağmen bu iki soytarı, Litvanya Konferansı’nın oluşturduğu etkiyi gölgelemeyi başaramadıkları gibi saçma sapan ve tarih bilgisinden yoksun argümanlarıyla kendilerine güldürdüler. Yukarıda yazdığım gibi Litvanya’nın Sovyetler Birliği’nin bir parçası olması nedeniyle Çerkes Soykırımı için tazminat ödemesi gerektiğini söylediler. Çerkes Soykırımı’nın tarihinden haberleri olmadığını açıkça gösterdiler. Provoke ya da sabote etmek için bile bilgiye ihtiyaç var. 


Yine de bu cehaletlerine rağmen iyi bir başarı elde etmiş olduklarını varsayarak konferanstan yaklaşık bir ay sonra sözünü ettiğim gibi bir program hazırladılar. Bir yıl önceki sahte Kasparov görüşmesini de montajlayarak bizi paragöz ve menfaatçi olarak lanse etmeye çalıştılar.


Rusya’nın her türlü hukuksuzluğa rağmen, temelsizliğe rağmen her yalanı gerçek gibi sunmasının bilinçli bir propaganda çalışması olduğunu biliyoruz. Tarihin her döneminde birbiri ile çelişen yalanları aynı anda ve aynı metinlerde savurmaktan geri durmadılar. Bu nedenle bizim hakkımızda oluşturulmak istenen algının da bir önemi kalmıyor.


Peki bir an için bu varsayımların gerçek olduğunu, Çerkesya davası için değil de para için hareket ettiğimizi varsayalım. Maalesef bizden görünen başkalarının da çok önceleri böyle temelsiz çıkışları olmuştu ve biz, yağmur gibi yağan amerikan dolarının peşine düşmekle itham edilmiştik. Bu varsayımlarla, bizi para ile ilişkilendiren herkesin yüzleşmesi gereken bazı sorulara cevaplar aramak gerekecek:


1- Bizden önce Çerkesya davası için hareket eden kişilere USAID, Soros vakıfları, Alman vakıfları, istihbarat örgütleri vs. güzel para saçıyordu da biz bu paralardan payımıza düşeni almak için mi yola çıktık? Öyle ise nerde bu para? Bizden öncekilere kim para verdi, ne zaman verdi, hangi isimlere verdi? Ortada tek bir belge, ödeme kaydı veya somut kanıt var mı? 


2- Filistin’i savunan bir insana “hakkı ve adaleti savunuyor”, Abhazya’yı konuşan bir insana “milli davasına sahip çıkıyor” denirken, Çerkesya’yı konuşan biri neden hemen Amerikan dolarının peşinde koşmakla suçlanıyor? Çerkesya’nın tarihsel gerçeklerini bilen, yaşanan acıların unutulup gitmesine razı olmayan, adaletin tesis edilmesini isteyen ve günümüzdeki insan hakları ile azınlık hakları ihlallerine dikkat çeken insanların paradan başka bir derdi olamaz mı? Kişi kendinden bilir işi. Yoksa bu ithamlarda bulunan bizden görünenlerin, bu haksızlıklara karşı çıkmaları için bir yerlerden fonlanmaları mı gerekiyor?


3- Bizim paragöz ve menfaatçi olduğumuz anlaşılınca(!) Rusya’nın çarlık dönemindeki, sovyet dönemindeki ve federasyon dönemindeki milyonlarca insanı öldürdüğü, demografik operasyonlarla insanları yerlerinden ettiği, işgal altındaki tüm halkları zorla veya zamana yayarak ruslaştırdığı, dillerini unutturduğu, tarihlerini çarpıttığı, kabus gibi bu halkların üzerine çöktüğü gerçeği ortadan mı kalktı?


4- Bizim paragöz ve menfaatçi olduğumuz anlaşılınca(!) Rusya’daki insan hakları ihlalleri yalan mı oldu? İnsanlar Evlerinden kaçırılıp öldürülüp bir kenara atılmıyor mu? Gözaltında ya da cezaevlerinde işkence ile öldürülmüyorlar mı? Şüpheli ölümler, faili meçhul cinayetler ve kayıplar yaşanmıyor mu?


5- Bizim paragöz ve menfaatçi olduğumuz anlaşılınca(!) Rusya’daki insanların tehditle, baskıyla, konuşamaz köleler haline getirildikleri yalan mı oldu? Ukrayna savaşı için gönüllü olarak askere götürmek için insanların yoksullukları kullanılmıyor mu? Yakın dönemde savaşa götürecek asker bulamayınca insanlar çocuklarıyla, eşleriyle tehdit edilmeye başlanmadı mı?


6- Bir insanın niyeti hakkındaki iddia, onun sözünü ettiği gerçeklere cevap sayılabilir mi? “Bunları para için söylüyorlar” demek; tarihsel sürgün, soykırım, asimilasyon, dil kaybı, baskı ve insan hakları ihlalleri hakkındaki hangi gerçeği çürütmektedir? Bu suçlama hangi belgeyi geçersiz kılmakta, hangi mağdurun yaşadığını ortadan kaldırmakta, hangi olayı hiç yaşanmamış hâle getirmektedir?


7- Son olarak: Rus toplumu olarak modern, medeni, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, azınlık haklarına saygılı, özgürlüğün egemen olduğu demokratik bir ülke kurdunuz da biz para için mi uyduruyoruz bunca söylediğimiz sözü?


Biz kim olduğumuzu da ne olmadığımızı da gayet iyi biliyoruz. Kimlerin para ve menfaat karşılığında gerçekleri eğip büktüğünü, kimlerin güç karşısında susmayı veya onun propagandasını yapmayı tercih ettiğini de görüyoruz. Fakat biz yolumuzu dışarıdan yöneltilen ithamlara göre değil; hedeflerimize, ilkelerimize ve hayallerimize bakarak belirliyoruz. Böyle onursuz, baskıcı, modern  insanlık degerlerini hiçe sayan bir devletin propagandasını yapmak üzere soytarılığı meslek edinmiş haysiyetsiz tipleri de dikkate alacak değiliz. Hakaretleri, karalamaları ve niyet okumaları ne yürüdüğümüz yolu değiştirebilir ne de dile getirdiğimiz gerçekleri ortadan kaldırabilir.


Bizim öncelikli arzumuz, insanların kendilerine sunulan her bilgiyi sorgulaması; resmî anlatılarla, hazır hükümlerle ve propaganda kalıplarıyla yetinmeyerek hakikate ulaşmak için samimi bir çaba göstermesidir. Çünkü insanlar hakikatin peşine düştüğünde yalnızca bazı yalanlar açığa çıkmaz; yalanlar üzerine kurulmuş düzenler, ilişkiler ve meşruiyet biçimleri de sarsılmaya başlar. Mevcut düzende pek çok şeyin değişmesi, ancak insanların korkmadan soru sorması ve gerçeği aramasıyla mümkündür.


Bu nedenle hiç kimse gerçekleri çıkarlarına göre biçimlendirebileceğini, üzerini örtebileceğini veya sürekli tekrarlanan yalanlarla değiştirebileceğini sanmasın. Hakikat bazen gecikebilir. Baskıyla susturulabilir, propagandayla gölgelenebilir, menfaat karşılığı geçici olarak görünmez hâle getirilebilir, fakat yok edilemez.


Er ya da geç, hakikat mutlaka ortaya çıkar. Ve ortaya çıktığında yalnızca söylenenleri değil, kimlerin neden sustuğunu, kimlerin gerçeği çarpıttığını ve kimlerin zulmün yanında yer aldığını da gösterecektir. 


İki soytarının ilgili internet sitesindeki yayın linki: https://www.1tv.ru/shows/shou-vovana-i-leksusa/vypuski/rukovodstvo-pase-shou-vovana-i-leksusa-vypusk-ot-21-01-2026


Bu yazı toplam 569 defa okundu.





Semih Akgün

Diline, eline, yüreğine sağlık!

Çerkesya'nın birliği, özgürlüğü ve bağımsızlığı için her bir Çerkesin çaba, emek, para ve ne imkanı varsa sarfetmesi gerektiğine inanıyorum.

İyi ki varsın iyisi varsınız.

24 Ağustos 2026 Pazartesi Saat 09:21
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net