Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kube Zeynep Şen İlçin
Bedef Guaşe: Bir Bilgenin Zaman Tasavvuru
19 Haziran 2026 Cuma Saat 23:19

Nart anlatılarında Kespetler'in kızı Bedef Guaşe, rüyaları yorumlayan bilge bir figür olarak karşımıza çıkar. Bir gün genç bir Nart, gece gördüğü yedi rüyayı ona anlatır.


İlk rüya kendi kaderiyle ilgilidir: Bedef, gencin öldürüleceğini, ardından doğacak oğlunun intikamını alacağını ve ailesinin yas tutacağını söyler. 


Ancak sonraki rüyalarda yorumların yönü değişir. 


İkinci rüyadan itibaren Bedef Guaşe yorumlarını başka bir yöne çevirir. Artık tek bir insanın geleceğinden değil, kendilerinden sonra yaşayacak insanların dünyasından söz etmektedir.


Genç, bin koyun arasında tek bir koç gördüğünü anlatır. Bedef bunu, insanların tek bir yönetici etrafında toplanacağı bir geleceğin işareti olarak yorumlar.


Kırmızı ayakkabı ile domuz derisi ayakkabının tepeye çıkmaya çalışırken birbirlerini engellediğini gördüğünü söyler. Bedef'e göre bu, kölelerin beyleri kovup onların yerine geçeceği bir düzen değişikliğini anlatmaktadır.


Tepesinde sis halkası bulunan bir kırlangıç ise insanların gökyüzünde yolculuk edeceği günlerin sembolüdür.


Gebe bir kısrağın karnındaki yavrunun sesini duyduğunu anlatan gence, Bedef bunun büyük kız evlenmeden küçük kızın evlenmeye başlaması anlamına geldiğini söyler.


Kamçı sapı yapmak için gittiği ormanda, ulaşamadığı küçük bir dalın kendisine doğru uzanıp "Beni de kes" demesi ise oğulların, babaları hayattayken meclislerde söz sahibi olmaya başlayacağını haber verir.


Son olarak genç, Nartların kalın ve uzun ipinin büzülüp açıldığını gördüğünü anlatır. Bedef Guaşe bunu, insanların oturdukları yerden birbirleriyle konuşabilecekleri bir geleceğin işareti olarak yorumlar.


Bedef Guaşe'nin hikâyesini okurken çoğu insanın dikkatini aynı şey çeker: Sanki geleceği görmektedir. İnsanların havada uçacağını, uzaktan konuşacağını, toplumların değişeceğini söyler. Bu yüzden anlatı çoğu zaman bir "kehanetler dizisi" gibi okunur.


Fakat belki de asıl mesele geleceği görmek değildir.


Belki de Bedef Guaşe'nin yaptığı şey, insanlığın hangi yöne doğru aktığını fark etmektir.


Çünkü geleceği bilmek ile yönü görmek aynı şey değildir.


Bir nehrin denize ulaşacağını bilmek için bütün kıvrımlarını görmek gerekmez. Suyun hangi tarafa aktığını anlamak yeterlidir.


Bedef Guaşe'nin yorumlarına bu gözle bakınca ilginç bir şey ortaya çıkıyor. Rüyaların hiçbiri belirli olayları anlatmaz. Hiçbirinde kişi isimleri yoktur. Tarihler yoktur. Şehirler yoktur. Bunun yerine eğilimler vardır:


• Gücün tek elde toplanması.

• Toplumsal hiyerarşilerin değişmesi.

• Mesafelerin küçülmesi.

• Gençlerin daha erken söz sahibi olması.

• İnsanların doğanın koyduğu sınırları aşmaya çalışması.


Bunlar bir kahinin vereceği cevaplardan çok, iyi bir gözlemcinin fark edeceği yönler gibidir.


Belki de bu yüzden hikâye bugün hâlâ canlıdır. Çünkü Bedef Guaşe'nin söyledikleri gerçekleştiği için değil, hâlâ gerçekleşmeye devam ettiği için anlamlıdır.


Bugün de insanlar daha fazla merkezileşen güçlerle karşı karşıya.


Bugün de mesafeler biraz daha küçülüyor.


Bugün de genç kuşaklar eski kuşaklardan daha erken söz istiyor.


Bugün de insan, bulunduğu sınırları aşmaya çalışıyor.


Aslında değişen yalnızca araçlar.


Yön aynı kalıyor.


Bu nedenle hikâyedeki en etkileyici rüya bana göre havada uçan insanlar ya da uzaktan konuşan insanlar değildir.


İlk rüyadır.


Çünkü ilk rüya bir ölüm hikâyesidir.


İntikamı anlatır.


Yası anlatır.


Sessizce bekleyen bir anneyi anlatır.


Diğer bütün rüyalar insanlığın nereye gittiğini gösterirken, ilk rüya insanın neden hâlâ aynı kaldığını gösterir.


Belki de Bedef Guaşe'nin gerçek bilgeliği burada saklıdır.


İnsanlığın yönünün değişeceğini görüyor, ama özünün o kadar hızlı değişmeyeceğini de biliyor.


İnsanlar gökyüzünde uçabilir.


Kıtaları birbirine bağlayabilir.


Birbirleriyle hiç kalkmadan konuşabilir.


Ama bir annenin evladını kaybetmesiyle duyduğu acı, bin yıl önce neyse bugün de odur.


Belki de bu yüzden hikâye gelecekle ilgili değildir.


Geleceğe rağmen değişen ve değişmeyen şeylerle ilgilidir.


Peki sizce, Zaman değişirken insan gerçekten değişir mi, yoksa sadece buna inanmayı mı seçer?

Sanat olabilir

İllüstrasyon: Bırsır Abdullah


Bu yazı toplam 585 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net