

En son köşe yazımı 11 Mayıs'ta yazmışım. http://cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=4801
Matah bir şey olduğu için değil, o yazıda sorguladığım çelişkileri, toplumsal faaliyetleri hatırlamak için linki yapıştırıyorum. Dün, dünde kalmasın.
Mevcut Çerkes gündemlerine hızla göz atalım.
Genel seçimlerde olan şudur;
Çerkes çoğunluk, muhtelif kurum, kişi ve grupların önüne koyduğu aday tabldotunu elinin tersiyle itmiş, öncesinden angaje olduğu veya kendi hür iradesiyle yakın bulduğu siyasi angajmana oy vermiştir. Çerkes yoğun bölgelere bakarsanız çıplak gözle görülen bir sonuçtur. Karmaşık analize ihtiyaç yoktur.
Bunun böyle olacağı zaten bellidir. Sorun, öyle olacağını bilerek dayatmalarda bulunmak, üsttenci, anlamsız özgüven patlamalarıyla ''vay şu adaya oy vermezseniz çerkesliğinizi sorgulayacağız, yazıklar olsun size'' v.b ithamlarla kampanya yürütmeye çalışan ters zihniyettir. Kuvvetle muhtemel onlarda dersini almıştır.
Seçmen aşağılayarak kampanya olmaz bayım, 2023 yılındayız!
Sonuç, ben her partide Çerkeslerin bulunmasını abes görmeyen, hatta bunu optimum bulan, pragmatizmin tam yanındayım.
Muhtelif partilerdeki bu kişiler eser miktarda Çerkes olmayı başarsınlar, asgari ölçüde Çerkes tarihi, kültürü, etnografisi ve Çerkes gündemi vasıflarıyla oralarda olsunlar. Üçüncü şahıslara bu konularda bilgilendirme yapabilecek vaziyette aksiyon alsınlar. Çok şey mi istiyorum nedir?
Birleşik Çerkesya Konseyinin Kiev buluşması:
Çerkes gündemini takip edenler bilir, yaklaşık 8 ay önce kurulan ''Birleşik Çerkesya Konseyi'' Mayıs sonunda Ukrayna'nın başkenti Kiev'de düzenlenen uluslararası bir konferansa katıldı.
Web sitesi ve sosyal medya hesapları bu linkten takip edilebilir. https://www.united-circassia.org/ru
Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin ilanının 105. yıldönümüne atfen yapılan bu uluslararası konferans, iletişim kazaları ve sonuç bildirgesi açısından küresel Çerkes dünyasında tartışma yarattı.
Birleşik Çerkesya Konseyi Genel Başkanı Meretuko Kenan Kaplan, Kiev'de diğer halkların temsilcilerine ve konferans katılımcılarına aynen şöyle dedi. "Çerkes halkı, bağımsız Çerkesya Cumhuriyeti kurulana kadar mücadeleye devam edecek, varlık mücadelemizin nihai hedefi Bağımsız Birleşik Çerkesya'yı kurmaktır. Ayrıca Ukrayna Radası bir an evvel Çerkes Soykırımını tanımalıdır''
Ben bu sözleri referans alıyorum, diğer bütün iletişim kazalarının, çevirmen hatalarının, varsa sonuç bildirgesi eksiklerinin bu sözlerin gereğini yerine getirecek teamülde revize edildiğini/edileceğini düşünüyorum.
Çeçenlerin, Dağıstanlıların, Ukrayna delegasyonunun, Kırım Tatar delegasyonunun önünde, işgalci Kremlin ve etnik aparatlarına rağmen, uluslararası arenada ''bağımsız Çerkesya'' diyebilenlere kulak vereceğiz bu süreçte, başka neye olacak.
Çerkes Ethem- Prigojin Kıyası:
Haziran'ın son haftasında, kovboy filmlerinde görülebilecek bir aksiyon Kremlin duvarlarından geri döndü.
Rus paralı asker grubu Wagner'in patronu Prigojin, kendisine kafi miktarda mühimmat yollamayan RF Savunma Bakanı Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov'a bir güzel söverek Moskova'ya doğru yola çıktı. Kremlin türlü çeşit girişim ve tavizlerle isyanı durdurdu.
Bu aksiyonda bir Çerkes olarak Putin veya Prigojin'i tutacak değiliz, kendileri hesaplaşsın.
Türkiye TV larındaki vasat, dedikodocu ekran demirbaşlarının eski tostçu, şimdiki paralı suç örgütü patronu Prigojin'i Çerkes Ethem'e benzetmeleri yüzyılın en büyük gafı olabilir ancak. Çerkes kamuoyu bu müptezelliğe gerekli cevabı elbette verdi.
Ey vasatlar, ey dedikodocular, Çerkes Ethem'in kurtuluş savaşındaki yiğitliği olmasaydı Yunan Anadolu'nun içinden geçerdi. Bunu aklı başında her Türkiye entelektüeli defaatle söylemiştir.
Ethem yiğit bir tarihi kişiliktir, kelimeleri yan yana dizebilme dışında mahareti olmayan boş konuşanlar, Çerkes Ethem'in kurtuluş savaşındaki yiğitliğine emsal olabilecek başka bir örnek göstersinler. Gerçekler gün gibi açık iken, Çerkes Ethem'e söylenen her olumsuz atıf çerkesleri provake etmek içindir.
Çerkesler neden provake olsunlar bayım, zira gerçekleri gün gibi biliyorlar.
Göksun Çerkes Kültür Derneği Genel Kurulu:
Geçtiğimiz hafta sonu Göksun Çerkes Kültür Derneğinin genel kurulu vardı, e ne var bunda demeyin.
Genel kurulu ilginç kılan, bir taşra derneğinin (küçümsemek için taşra demiyoruz, fiili çelişkiyi işaretlemek için bu tanımı kullanıyoruz) 500 dernek delegesi ile genel kurul yapabilmesi ve mevcut KAFFED yönetiminin desteklediği diğer listenin genel kurulu kaybetmesi sorunsalıdır.
KAFFED'in bizatihi kendi genel kurullarına bile 500 delege katılamıyor, bilelim. Söz konusu genel kurulun elbette bir arka planı vardır, fakat her şeyi biz anlatacak değiliz.
Kısaca mevcut KAFFED yönetimi, güneyin taşra derneğinde hezimete uğramıştır. Bu vesileyle deprem sürecinde bir gün dahi bölgeyi terk etmeyen Kunıj Oktay Oğuz ve yeni yönetim kurulunu tebrik ediyor, adanmış Çerkes örneği olan çalışmalarını gören gözlerin çok olduğunu söylüyor, konuyu kapatıyoruz.
DÇB-KAFFED Atışması:
Konu şudur, DÇB deprem bölgesini ziyarete gelmiş, RF ye döndükten sonra ise 1.250.000 Dolar nakdi yardım toplamış fakat bu parayı KAFFED' e teslim etmemiştir.
Özetle, bir taraf ''paralar neden gelmedi'' diye veryansın ederken, diğer taraf ''neden alamadınız acaba, bir sorun kendinize'' demektedir.
Sayfalarca atışma yazıları yazıp, edebiyat yarışması yapmanın, kelime israfının anlamı yoktur.
İlgili linkler :
https://www.facebook.com/fb.kaffed
https://www.facebook.com/2021DCB
Ben de DÇB nin yerinde olsam mevcut KAFFED yönetimine elbette parayı yollamam, peki neden?
Yahu varlığını bile kabul etmediğiniz, ''aslında üye bile değiliz'' diye çarşaf çarşaf yazılar yazan, yaygara koparan sizler değil miydiniz arkadaşlar? E şimdi ne oldu da DÇB den paramız gelmiyor diye gürültü koparıyorsunuz? Zaten anladığım kadarıyla ''parayı vermeyeceğiz'' demiyorlar, ''size vermeyiz'' diyorlar. Demek ki Türkiye'deki başka partnerlerine verecekler. Bu kişiler de Aşağı Saksonyalılar değil, nihayetinde DÇB nin Türkiye'de yaşayan yöneticileridir herhalde.
Paralar depremzedelere ulaşsın da, isterse Kuzey Kore üzerinden ulaşsın, ne olacak yani.
Bu satırları DÇB savunuculuğu formatında algılayacaklara not: değil bayım değil, bilen bilir, her daim defalarca DÇB yi en ağır eleştiren Çerkeslerdenim.
Şimdi başka bir soruya gelelim değerli arkadaşlar. Peki siz KAFFED yönetimi olarak, deprem için diğer ülkelerden (Amerika-İsrail-Ürdün v.b) ve Türkiye içinden toplanan nakdi yardımları, harcamaları v.b derli toplu listeleyip Çerkes kamuoyu ile paylaştınız mı? Şeffaflığı diğer muhataptan beklerken, kendimizde şeffaf olmalıyız değil mi?
Burada hemen belirteyim, ''siz bu nakdi yardımları amacı dışında kullandınız veya kullanacaksınız'' demiyoruz, bundan kuşku duyduğumuz için değil, sadece kamuoyu ile paylaşmalısınız'' diyoruz. STK şeffaflığı beklentisi, önceki yönetimler içinde geçerli, sizin içinde geçerli, sizden sonrakiler içinde geçerli.
Hasılı bu kör dövüşlerinin hiç kimseye faydası yoktur. Çerkes ulusal meselesine hele hiç faydası yoktur.
Egolarımızın gölgesinden, iddialarımızın beyhudeliğinden sıyrılabilirsek, Çerkes sessiz çoğunluğunun bizi tam da o iddialarımızdan vurabileceğini görürüz.
Şair'in dediği gibi ''büyük sözler söylüyorum aleyhime tanıklık edecek, insan iddiasından vurulur''
Vurulmayalım bayım!
Elinize emeğinize sağlık Nurhan hanım. sayenizde birçok konuda aydınlandık.
09 Temmuz 2023 Pazar Saat 18:07Kaleme alınış tarzı güzel; Ancak, içerik konusunda aynı fikirde değilim. Şöyle ki;
1-Depremden sonra DÇB, Kaffed ile irtibat kurarak depremzede soydaşlarımız hakkında bilgi ediniyor.
2-DÇB heyeti Türkiye'ye gelerek Kaffed ile görüşüyor. Bu görüşmede heyet anavatanda yardım kampanyası başlattıklarını ve yardımların depremzedelere ulaştırılması hususunda Kaffed'den yardımcı olmasını istiyor.
3-DÇB heyeti ile Kaffed temsilcileri birlikte deprem bölgesine giderek soydaşlarımızı temsil eden yerel derneklerle görüşüyor.
4-Heyet anavatana dönüyor. Topladıkları yardımlar konusunda bir bilgi yok. Yardım var mı? Varsa ne kadar? Kaffed'e verilen bir bilgi yok.
5-Kaffed yardımların akıbetini araştırıyor. DÇB yetkilileri, T.C. yetkilileri ile görüştüklerini, konteynere ihtiyaç olmadığının kendilerine söylendiğini iletiyor Kaffed'e. Bunun üzerine DÇB ile Kaffed arasında nakit yardım yapma planı yapılıyor. Deprem bölgesindeki Kafkas dernekleri yardıma muhtaç kişilerin listesini hazırlayıp Kaffed'e veriyor. Liste DÇB'ne gönderiliyor. Ancak DÇB'den yine ses yok. Sonrası özetle şöyle; RF Dışişleri Bakanı Lavrov devreye girmiş, basit bir bahane uydurup, toplanan yardımın Türkiye'ye gönderilmesine mani olmuş. Yani Rus Rusluğunu yine yapmış ve en insani bir durumda bile kalleşliğini yapmıştır. Dolayısıyla;
Hem DÇB hem de Kaffed iyi niyetli olarak en insani duygularla bir araya gelmişlerdir. Yoksa DÇB ne diye Kaffed'i arayıp depremzede soydaşlarımız hakkında bilgi edinsin, anavatanda yardım kampanyası başlatsın, deprem bölgesine giderek incelemeler yapsın, yardımların depremzedelere dağıtılması için aracı olmasını Kaffed'den istesin. DÇB'nin Kaffed'i muhatap aldığı apaçıktır. Bu nedenle Kaffed'in açıklama yapması normaldir. Aksi takdirde zan altında kalabilir.
Sonuç; Rus'un kalleşliği yüzünden birbirinize düşmeyin vesselam. Kaffed açıklamasının aksi sabit olursa peşinen özür dilerim.
