

18 Eylül 2017 sabahı (A.S.) çalıştığı televizyon kanalında (B) konuşurken "Bu söylediklerim AKP karşıtlığı olarak algılanmasın" diye söz edince, ne düşündüm; İster ülkede ana muhalefetin güçsüzlüğü deyin, ister iktidarın kendi kendine işgüzarca muhalefet görevini de kendi üstlendiğini düşünün, muhalefet görevini özgürce yap(a)mayınca, demokrasinin olmazsa olmazlarından biri ortadan kalkmış oldu.
Bir ülkede, devlet sistemini ve halkın geleceğini koruyan sadece iktidar, yönetim, bürokrasi, hükümet ya da meclis değildir. Meclisteki muhalefettir.
Eğer muhalefet görevini yapamıyorsa ya da yaptırılamıyorsa, o zaman iktidarın içinden doğal olarak çarpık ya da aykırı unsurlar çıkacak ve ülke güvenliğini tehdit edecektir. Bunun en açık örneğini 15 temmuzda gördük.
Kendi kendine muhalefet sonuçta bir iktidarı; kendiyle beraber ülkeyi uçurumun kenarına taşıdı.
Eğer CB. muhalif kanalda (D) konuşmaya fırsat bulamasaydı ve kitleler demokrasi adına meydanları doldurmasaydı ne olacaktı?
İyisi oldu ve ülke uçurumun kenarından alındı. Öyle olduğu halde o gece ülke 250 can kaybetti ülke.
Binlerce yaralı ve milyonlarca travmatik insan.
On milyarlarca USD'lik üretim-ihracat-ithalat ve milyonlarca turist kaybı.
Onbinlerce şirket kapandı, milyonlarca kişi işsiz kaldı. Daha sayalım mı?
Demokrasi bir ülkede olmazsa olmaz. Hepimiz için demokrasi gerek.
Hiç birimiz sonsuza kadar yaşa(ya)mayacağız. Sonsuza kadar iktidar olan, sonsuzluk sisteminin sahibidir.
Öyleyse ülke için, halk için, insanlık için demokrasi istemiyorsan bile bencilce kendin için demokrasi isteyeceksin.
Bizim demokrasiden, özgürlüklerden başka yolumuz yok.
