

Bu öncelikle Kafkas Savaşları sonucunda nüfusunun çoğu vatanından Osmanlı İmparatorluğuna sürülen halkın yeniden bir araya gelebilmesidir. Çerkes genosidinin Gürcistan tarafından tanınması ve yaklaşan Soçi Olimpiyatları Moskova'nın dikkatini bu konuya çekmeyi başardı. Bu durum ne işe yaradı?
İşte bu konuları "Haftanın konuğu" köşemizde önde gelen Çerkes aktivistlerinden Andzor Kabard ile konuşacağız.
Demis Palandov: Andzor, seninle uzun yıllardır tanışıyoruz ve sizli bizli olmaya gerek olmadığını düşünüyorum.
Andzor Kabard: Tabi elbette.
D. P. :
Sen ünlü bir Çerkes aktivistsin. Bugün seninle Çerkes hareketinin
durumu hakkında konuşmak istiyorum. 2014 Olimpiyatlarına az bir süre
kaldı. Birkaç sene önce yine bu konulardan bahsetmiştik, o günden bugüne
ne değişti? Çerkes aktivistleri konuyu Rusya ve dünya gündemine ne
kadar taşıyabildi?
A.K. : "Çerkes sorununun" en
önemli unsuru vatanından sürülen halkın yeniden biraraya gelmesidir. Bu
sorun altı nesildir, yaklaşık 150 senedir yani Çerkeslerin çok büyük bir
kısmının Kafkas savaşları neticesinde Osmanlı İmparatorluğuna
sürülmesinden beri gündemdedir. Vatanında kalabilen o az nüfus Rusya
vatandaşı, sürülenler ise Osmanlı sonrası oluşan devletlerin vatandaşı
olmuşlardır.
D.P.: Günümüze gelirsek, mesela
Gürcistan'ın Çerkes soykırımını tanıması konusu çok popüler. Çerkes
aktivistler bu kararı bir zafer olarak görüyorlar. Gürcistan'da bu
tanımanın ardından iktidar değişikliği yaşandı, birkaç sene geçti.
Tarihi adaletin yerine gelmesinin yarattığı rahatlama dışında, bu durum
Çerkesler için ne değiştirdi?
A.K.: Ben, Çerkes
ortamının dışında genosid konusunun fazlaca gündeme taşınmaması
gerektiğine inanan azınlığa dahilim. Aslına bakılırsa Çerkes toplumu
içinde bu boyle. Genosid gibi kimse tarafından uydurulmamış, gerçekten
yaşanmış korkunç bir gerçek bile olsa, halkın kimliğinin bu tarz negatif
semboller etrafında oluşturulması perspektifte olumlu sonuçlar
doğurmayacaktır. Genosidin sadece Rusya tarafından tanınması Çerkesler
için birşeyler ifade edebilir. 20 sene kadar önce Rusya Federasyonu
Adalet Bakanı Yuriy Kalmıkov, kendisi DÇB başkanlığıda yapmıştı,konuya
1991 yılında Rusya Federasyonu'nun, Stalin tarafından sürülen halkların
genoside uğradığını tanıması sonucu birçok hak elde etmiş olmaları
açısından yaklaşmış ama Çerkeslerle ilgili bir sonuca ulaşılamamıştı.
Çeçen savaşının başladığı 1994 yılından itibaren geçen yaklaşık 20 sene
içinde ise Rusya genelinde Kafkasya fobisi oluşturulmuştur ve Çerkes
halkına tanınacak herhangi bir ayrıcalıktan bahsetmek tam bir yanılsama
olacaktır. Diğer devletlerin soykırımı tanıması konusuna gelince,
elbette bu konunun gündeme gelmesi çok önemliydi. Gürcistan'nın Çerkes
soykırımını tanıması Moskova'nın konuya dikkatini çekmeyi başarmıştır.
20 yıl boyunca yapılan bütün girişimler başarısızlıkla sonuçlansa da bu
karar çöpe gitmemiştir. Sanırım bu tek gerçek başarıdır.
D.P.: Bende
tam olarak bu konudan bahsetmek istiyordum. Çerkes aktivistleri bu
konunun yeni bir aşamaya taşınmasıyla Rusya'yı bazı tavizler vermeye
zorlamaya özellikle de geri dönüş konusuda adım atmaya
zorlayabileceklerini umdular. Bazı Çerkes aktivistler Gürcistan'ın
Çerkes soykırımını tanımasının Çerkesler için olumlu bir gelişme
olduğunu ve Rusya'nın bu konuda ki politikasını olumlu yönde
değiştireceğini söylediler. Gerçekten de değişti mi?
A. K.: Hayır
tabi ki değiştirmedi çünkü "Çerkes sorunu" öncelikle ahlaki, etik bir
konudur. Rusya'da ise bu tür konular tartışılmaz. Çerkes konusu
Moskava'nın dikkatini sadece bir problem teşkil etmeye başlaması
noktasına çekmeyi başardı, daha çok değil. Birçok konferans ve yuvarlak
masa toplantısı düzenlendi, yine birçok propaganda içerikli makale
siparişle basın organlarında ve internet ortamında yayınlandı, çeşitli
televizyon programları yapıldı ve yayınlandı; kısacası Rus propaganda
makinesi tüm hızıyla yola koyuldu. Hepsinin tek mesajı vardı:
Olimpiyatlar bahanesiyle basın yayın organları tarafından gündeme
sokulan "Çerkes sorunu" Rusya'ya karşı uydurulmuş bir oyundur.
Anlayamadığım nokta, bir halkın tekrar bir araya gelme çabası nasıl
olurda Rusya karşıtı bir hareketmiş gibi algılanır.
D. P.:
Gürcistan'nın Çerkes soykırımını kabul etmesinin asıl sebebinin Abhaz
ve Çerkesler arasına kara kedi sokmak olduğu ve Çerkesleri kendi
tarafına çekmeye çalıstığı söylendi. Bugün Abhaz-Çerkes ilişkilerinde
gelinen nokta göz önüne alınırsa Gürcistan'ın stratejisinde başarılı
olduğu söylenebilir mi?
A.K.: Bana kalırsa
Adıge-Abhaz ilişkilerinde günümüzde yaşanan görüş ayrılıklarında
Gürcistan faktörü abartılmamalıdır. Bu sorunların kökeni Gürcistan değil
Abhaz devletinin politikalarına dayanır. Savaşın ardından geçen 20
yılda da, Abhazya'nın Rusya tarafından tanınmasının üzerinden geçen beş
yılda da Abhaz hükümeti net bir Çerkes politikası ortaya koyamamıştır.
Abhazya'nın tutumu Çerkeslere güven vermekten uzaktır. Bu durum Çerkes
dünyasında hayal kırıklığı yaratmıştır ve yaratmaktadır; bildiğim
kadarıyla Çerkes hareketinin Abhazya ile ilgili bir umudu kalmamıştır.
D.P.:
En son yaşanan olaylara gelecek olursak yani Avrupa Parlamentosunda ki
Çerkes günlerinin Abhaz tarafına geçmesi konusunda ne düşünüyorsun? Yedi
senedir dünyanın dört bir tarafından Çerkesleri bir araya toplayan
böyle büyük bir organizasyonun Olimpiyatların arifesinde Abhazların
tarafına nasıl geçtiği büyük tartışma konusu.
A.K.:
Bu konu ile ilgili kesin bir bilgi yok ancak tam da o zamanlarda
Nalçik'de Dünya Çerkes Forumu düzenlendi. Aslında bir kongre düzenlenmek
istendi ama birileri birşeylerden korkmuş olmalı ki adı forum oldu -
Olimpiyatların arifesinde kimse riske girmek istemiyor. Söylentilere
göre ki ben bu söylentilerin yalan olduğuna inanmıyorum, Avrupa
Parlamentosuna giden bu yol o sırada Çerkesler için bloke edildi.
D.P.: Yani Rus güçleri bir şekilde Avrupa'da ki Çerkes aktivistleri baskı altına almayı başardılar mı?
A.K.: Insanlara istediğini yaptırmanın baskı dışında daha yumuşak yollarıda vardır.
D.P.:
Önümüzde ki altı ayda olaylar sence nasıl gelişecek, Çerkes hareketi
radikalleşecek mi? Rusya "Çerkes Sorunu" konusunda nasıl bir tavır
sergileyecek?
A.K.: Ben hiçbir zaman Çerkes
hareketi ve radikal terimleri bağdaştıramadım çünkü Çerkes hareketinin
çıkış noktası hep aynıydı ve hiçbir zaman radikalleşmedi - dönüş, halkın
kimliğinin,dilinin ve değerlerinin korunması; kendimi bildim bileli
sistematik olarak yapılan atalarımızın hatıralarının aşağılanması
eylemlerinin önüne geçilmesi. Önümüzde ki kısa sürede neler
olabileceğine gelirsek, bence sonbaharda yoğun bir haber bombardımanı
yasayacağız. Kimler tarafından nasıl organize edileceğini bilmesem de
Moskova, Tiflis ve bu işten çıkarı olan diğer taraflarda bu süreçte baş
rol oynayacaktır. Moskova "Çerkes sorununu" olabildiğince karalamaya
devam edecek, Çerkesler de ellerinden geldiğince karşı koymaya
çalışacaktır. Önümüzde ki altı ayda ben hiçbir pozitif ve yapıcı
davranış beklemiyorum. Global Çerkes hareketine değinirsek, hepimizin
gördüğü gibi son bir yılda hareketin merkezi, Başbakan Erdoğan zamanında
yaşanan politik değişiklikler sayesinde Türkiye'ye kaymıştır. 21
mayısta Kürt partisi de dahil olmak üzere önde gelen Türkiye politik
partileri ve Başbakan birer mektupla Çerkeslere seslenmişlerdir. Kürt
organizasyonları tarafından yürütülen lobi faaliyetleri ile Türkiye
Anayasasının 42. maddesinin iptali gerçekleşirse, Çerkeslerin ülkede ki
rolüde radikal olarak değişecektir ve rüzgar Kafkasya'ya ve Rusya'ya
kadar da ulaşacaktır.
D. P.: Çerkeslerin Türkiye'de ki rolünün değişeceğini söylerken tam olarak neyi kastediyorsun?
A.K.: Bu,
Türkiye'de son 10 yıldır yaşanan iç değişikliklerle ilgili. Birçok
kesimin ve hatta Türk askeri elitinin bile hoşnut olmadığı bu
gelişmelerden Türkiye başarıyla çıkarsa, nüfus olarak Türklerden ve
Kürtlerden sonra üçüncü yoğunluğa Çerkeslerin sahip olduğu
unutulmamalıdır. Üçüncü olmak herzaman kötü değildir. Burgonya Yüzyıl
savaşları esnasında Plantagenet Hanedanlığı ve Kapetiyenler arasında
kendini pek de kötü hissetmemişti.
D.P.: Rusya'nın
2014 Olimpiyatları sonrası politikası hakkında ne düşünüyorsun? Yaygın
bir görüş, Rusya'nın Kafkasya sorununu sert bir şekilde çözmek için
Olimpiyatların bitmesini beklediği yönünde.
A.K.: Rusya'nın
Kafkasya sorununu kaba kuvvetle çözmeye kararlı olduğuna dair birçok
veri var elimizde. Mesela Kafkasya'dan asker alımını durdurdular,
bahanesi kendilerine ilerde rakip olacakları yetiştirmek istememeleri.
Enformasyon ağından da sinyaller var. Devletin propaganda sistemleri
Kafkasyalıyı çoktan düşman ilan etti. "Kafkasyalı" ve "düşman"
kelimeleri Rusya halkının 5/6 yani 9/10 için eşanlamlı. Bu şartlar
altında Rusya'nın Kafkasya'da yapıcı adımlar atması beklenemez. Bu
sadece Kafkasya için değil tüm Rusya genelinde geçerlidir: Rusya'nın tüm
halklarını, Rusları, Tatarları, Çerkesleri, Çuvaşları, hangi halk
olursa olsun, aynı anda tatmin edecek hiçbir olumlu projesi yoktur.
Rusya'nın projesi şudur: biz bu kuyudan birşeyler çekiyoruz, bizi
rahatsız etmeyin, belki size de bir kısmını veririz. Devletin varlığını
devam ettirmek için bu tarz bir ideolojik baz mümkün değildir.
D.P.: Teşekkürler Andzor. Önümüzde çok karanlık bir tablo oluştu ama sanırım hayatın gerçekleri bunlar.
A.K.: Bence
tablo o kadar da neşesiz değil. Derler ki, insan tahmin eder, Allah
gerçekleştirir. Çerkeslerin, özellikle de Rusya Çerkeslerinin
beklentileri birdir. Ancak Suriye konusu, yani 2012 yılında Suriyeli
Çerkeslerin vatana dönüşü konusu bu beklentilere son verdi. Gördük ki,
Rusya ölüm kalım meselesi bile olsa bize yardım elini uzatmayacak. Bu
şekilde Çerkes hareketi 25 yıllık tarihinde bir etapı kapatmış oldu.
Ancak ben şahsen Türkiye'de ki gelişmelerden umutluyum. Önümüzde ki beş
sene içinde, eski rehavet içindeki yapıya göre çok daha organize, birlik
içinde ve yapıcı bir halka döneceğimize inanıyorum. Maalesef Rusya'nın
bu gelişmede bir rolü olmayacak çünkü Rusya, Çerkesleri bir kaynak
olarak değil bir problem olarak görmeyi tercih etti.
Kaynak : http://www.ekhokavkaza.com/content/article/25051605.html
Çeviren : Çetao Denef
Cherkessia.net
Mıyekuape
Andzor Kabard Çerkes sorunları üzerine epeyce donanımlı görünüyor. Çerkesyadaki yurtseverlerin yazıları site çevirmenleri tarafından Türkçeleştirilebilse mükemmel olurdu. Hem Türkçesi hem Ruscası yayınlansa xekudeki aktivistlerin ilgi göreceğini düşünüyorum.
Çeviri için Denef hanıma teşekkürler.
Doyurucu , aydınlatıcı, bilgilendirici bir röportaj, açık seçik.
Sorular, yanıtlar çok net. Çerkes Pa'osunu yeniden önüne alıp ne, nasılı yapmayı yeniden sorgulamalı.
Kabard Anzor; net yanıtlarına teşekkür ediyorum.
Çetao Denef çevirisi çok güzel, Çerkes halkı unutmaz.
