

Şehrinde, kasabasında, köyünde kaç Çerkes, Suriye yangını arasında kalmış Çerkeslerin durumunu konuşuyor?
Kaç kişi Metropollerde kahvesini yudumlarken Suriye’de ki Çerkeslerin durumunu tartışıp belli bir oluşuma adım atar bugün?
Taksim de yapılacak eyleme kaç kişi gelir, “Ben ÇERKESİM” diyerek.
Fenerin, Galatarayın, Beşiktaşın maçını günlerce konuşan kaç kişi….
Bu kadar mı uyuttular bizi, açık ve net bir şekilde tehdit edenlere “Hoop durun orada!” diyeceğimiz zaman ne zaman gelecek?
23 Eylül Pazar günü saat 14.00’da İstanbul’da Galatasaray lisesi önünde toplanıp sorunlarımızı gündeme getirmek ve basın açıklaması yapmak için RF önünde toplanacağız.
Bu eylem, tüm dünyanın farklı ülke ve kentlerinde eşgüdümlü olarak gerçekleştirilecektir.
Uyanalım!
Unutmayın hiç bir uğraş sonuçsuz kalmaz, güç bizim Çerkesya ideallerimizde gizlidir.
Jeopolitik ve jeostratejik hesapların kurbanı olan Çerkesler, 1864’den beri kimi sınırlar arasında, kimi sınırlar ötesinde paramparça yaşadılar.
Çerkesler, 1864’de Rusya’nın Kafkasya işgalinde baskı, yıldırma, zulüm, sürgün, soykırım ve kısacası her türlü insan hakları ihlallerine uğramış, dünyanın önde gelen toplumlarından biridir.
1864’te Sovyetler Birliği döneminde anayurtlarından sökülüp atılmış ve dünyanın çeşitli ülkelerine yerleşmiş ve gittikleri ülkeye de sadakatle bağlanmışlardır.
Ne yazık ki kendilerine vatan belledikleri Suriye'de, iç savaş Çerkesleri de zor durum da bırakmıştır.
Çerkesleri diğer etnik kimliklerden ayıran Anavatanları olmasıydı, yıllardır istemeden gönderildikleri başka kültür ve coğrafyalarda insan hakları ihlalleri yaşayan, asimle olan ve oralarda da yeni sürgün ve şiddetle karşılaşan bu insanlar anayurtlarına dönmek istemektedirler.
Önceleri göstermelik olarak vizeyi açan RF, daha sonra da ani bir kararla vizeyi kaldıran tutumu, “Çerkeslere hasmane olduğuna dair” düşüncelerimizi kanıtlar niteliktedir.
“Nasılsa gelmezler!”, ya da “Nasılsa az gelirler!” ya da “Gelseler bile azını alır, gerisini reddederiz!” ya da “Gelenler ne halleri varsa görsün!” gibi bir ciddiyetsiz ve samimiyetsiz bir tutum içindedirler.
RF nin bütün korkusu demoğrafik yapı değişirse ne olur?
Çerkesya’da, kemikleşmiş bir Çerkes toplumu oluşabilir mi?
Çerkesya, Rusya’dan kopmak ister mi?
Çerkesler, adalet için baş kaldırabilirler mi?
Yoksa Çerkesler, Suriye’den kalabalık bir biçimde, anayurtlarına gelecekler mi?
Bu bir bir “ihsan” ya da “lütuf” değil, gasp edilen topraklarına Anavatanlarına geri gitmek isteyen insanlara bir hakkın iadesidir.
RF. şunu anlamalıdır: Bu insanlar Suriye ülkesinin vatandaşı iken “bundan sonra Rusya’da yaşayalım” diye gelmiyorlar.
Çerkesler, saygısızca, zorla koparıldıkları anavatanlarına geri dönmek istiyorlar.
İşi yokuşa sürmek, sorunu çözmeyecektir.
Ne düşünülürse düşünülsün, bu insanlar mutlaka bir gün geri geleceklerdir.
Gelenlerin nasıl karşılanacağı sizin insanlığınız belirleyecektir.
Hatta bu “Onurlu” ve “gönüllü” dönüştür.
Dönenler suçlu gibi ezik olmamalı.
Gönül ister ki gösterilen herhangi bir yere değil, kendi köy ve kasabalarına yerleştirilsinler.
Çoğunun soyadlarında gizli, kabile adı gibi bilinir olan adların hepsi belli bir toprağı, bölgeyi, yöreyi simgeliyor; Abzeh, Kabardey, Ubıh, Şapsığ, Bjeduğ, Çemguy, Besleney, Jane, Mehoş, Natuhay….
Adalet tam olarak yerini bulmayacak ama vizenin açılması bu gelen insanlara RF’nin kapılarını, sınırlarını açması, geç de olsa diasporada olumlu bir adım olarak değerlendirilecektir.
Eğer RF bu güzel adımı atarsa, bölgede kalıcı bir barış içinde önemli bir adım atmış olacaktır.
23 Eylülde Suriye Çerkeslerini yalnız bırakmayalım…
Fehim bey samimi içten düşüncelerini yazmış.Hemde hiç süslemeden.
Ulusal doğrularımızın ve yapmamız gerekenlerin süse ihtiyacı yoktur.
ORADA OLACAĞIZ FEHİM ABİ.
22 Eylül 2012 Cumartesi Saat 23:09Wopsav Fehim abi..
21 Eylül 2012 Cuma Saat 15:30