Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao İbrahim
21 MAYIS GELİRKEN
14 Mayıs 2012 Pazartesi Saat 02:44
Her yıl mayıs ayına girildiğinde 21 mayıs üzerine düşünce açıklamak gelenek haline gelmiş durumda.Çerkeslerin geleceğinden sorumluluk duyan her insanının böyle yapması da doğal.Çerkeslerin ulusal varlıkları açısından büyük bir kırılma noktası olan 21 Mayısı dünya durdukça da konuşacak gibiyiz.

21 Mayısın bir soykırım ve sürgünün adı olduğunu da artık tartışmaya gerek yok.Soykırım ve sürgün bir suç olduğuna göre suçun faillerinin de doğru belirlenmesi gerekir.Benim kanaatimce suçun asli faili Çarlık Rusyasıdır.Suçun işlenmesine yardım ve yataklık edenler ise Osmanlı ve İngiltere imparatorluklarıdır.

Çerkes sorununu 19 ncu yüzyılın iki büyük bölgesel gücü olan Rus Çarlığı ve Osmanlı Devletinin güç ve etkinlik mücadelelerinden ayrı düşünmek mümkün olmaz.Osmanlı devleti 1774 küçük Kaynarca ve 1829 Edirne anlaşmaları ile kendisine ait olmayan Çerkes topraklarını Çerkeslere danışmaya gerek dahi duymadan Rus Çarlığına bırakmıştır.Bu durum Çarlık Rusyasının Kafkasya’yı işgal etmesini kolaylaştımış,Çerkes sorununu uluslar arası alanda Rusya’nın bir iç sorunuymuş gibi gösterebilmesine olanak sağlamıştır.

21 Mayısın Çerkes halkı için en önemli sonucu savaşın kaybedilmesi,ülkesinin işgal edilmesi olmayıp, halkın vatanından sürgün edilmesi olmuştur.Sürgünün de Osmanlı devleti olmadan gerçekleştirilmesi mümkün değildir.Söz konusu olan bir milyon civarındaki insanın denizaşırı bir ülkeye sürülmesidir.İki ülkenin anlaşması olmadan böylesine büyük hacimli bir nüfus kaydırmasının yapılması düşünülemez.

Çarlık Rusyası’nın günümüzdeki mirasçısı olan Rusya Federasyonu’nun Çerkeslere uyguladığı soykırım ve sürgünü kabul etmesini,Ülkesinde yaşayan Çerkeslerin ulusal ve kültürel varlıklarını koruma altına almasını,vatanına dönmek isteyenlere yardımcı olmasını istemek ve beklemek te her Çerkesin hakkı olmalıdır .

Aynı şekilde,Çerkeslerin vatanlarını kaybetmelerinde,yeryüzüne darmadağın olmalarında büyük sorumluluğu olan Osmanlı Devleti’nin günümüzdeki temsilcisi Türkiye Cumhuriyeti’nin de vatandaşı olan Çerkeslere ulusal kültürel haklarını sağlama ve vatanına dönüş yapmak isteyenlere yardımcı olma sorumluluğu vardır.

Bu arada biz Çerkeslerin de, 21 Mayısın ulusal varlığımız üzerinde yarattığı büyük kayıpları gidermek için üzerimize düşeni yapıp yapmadığımıza 21 Mayısın her yıl dönümünde göz atmamız gerektiğini düşünüyorum.

Vatanından sürüldüğünü iddia eden bir ulusun mensuplarının yapması gereken ilk şey herhalde tekrar kaybettiği vatanını elde etmek olmalıdır.Vatana dönüşün önündeki en büyük engel olan Sovyetler Birliği’nin dağıldığı ve demir perdenin kalktığı çeyrek asır olmak üzere.Bu zaman içerisinde sadece Adiğey’e gelen Kürtlerin sayısı Adiğelerin sayısından on katı fazla.

Rusya vatandaşlığının çok kolay elde edilebildiği,konut ve arazi fiyatlarının  çok ucuz olduğu dönemleri boşa geçirdik.Taksim meydanında Rusya’nın Kafkasya’dan defolması için bağıranların Rusya Kafkasya’dan çekiliyorum dese acaba kaç tanesi Kafkasya’ya döner merak ediyorum.Zira bağımsız Abhazya’ya dönenlerin  sayısı da meydanda

.Çerkes halkına önderlik edenler Hacımuratlı’da, Kayseri’de yeni Çerkes köyleri kurma peşindeler.Halkımızın kanaat önderi diyebileceğimiz kalem erbabı kişilerin büyük bir kısmı Çeyrek asır içerisinde Çerkesya’mıza ya bir kere gelmiş ya hiç gelmemiş durumda

.Çocukları veya birinci derecede yakınları vatana dönmüş olduğu halde bu güne kadar bir kez olsun onları ziyarete gelmemiş olanlarımızın sayısı az değil

Avrupa’da yaşayan,yılda on kez Türkiye’ye gelen,ancak on yılda bir kez  olsun Çerkesya’ya gelemeyen insanlarımız var.

En çok Çerkesin yaşadığı Türkiye’de Çerkes halkına hala Çerkesya’nın anlam ve önemini anlatamamışız.Türkiye Çerkeslerinin büyük çoğunluğu için Çerkesya ile Patagonya’nın anlamı aynı.

Bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkünse,vatanımıza olan ilgimiz bu kadar azsa, bana göre 21 mayıslarda söylediklerimiz peşinen anlamını kaybediyor demektir.Gerçekler böyle olunca 21 Mayısın Beşiktaşta veya Taksimde olmasının da bir anlamı kalmaz.

Çerkesler olarak önce eğri oturup doğru konuşmayı, iğneyi kendimize sonra çuvaldızı başkalarına batırmayı,herkes kapısının önünü temizlediğinde tüm şehrin temiz olacağını bilmemiz gerektiğine inanıyorum.

Bu yazı toplam 5142 defa okundu.





Alaattin Sağlam

Eyyy İbrahim Çetaw... Niye bizi dürtüyorsun şimdi? Biz burda rahatız ve mutluyuz. Kendi kendimize çerkes köylerini kuruyoruz ve orda çerkesliğimizi yaşayacağız.Sana ne şimdi bizim kurduğumuz köylerden? Sen gittyisen gittin, orda yaşamını güzel idame et ve sürekli biz burdan senin üstünden Dönüş nemalarını almaya devam edelim.Rahatımızı bozmaya hakkın varmı?Ne var sanki Hacı Muratlı köyünde topu topu ev başına 100.000 dolar civarında masrafımız olacak, ne var yani bunamı göz diktin? Eyyy İbrahim Çetaw.. Dogruları söyleme ve bizi rahatsız etme lütfen!! İlla dönmek gerekmiyor, işte çerkes köyü oluşturduk , orda asimilasyonun frenine basacagız, çocuklarımızı çerkes kültürüyle yetiştirecegiz. Dönüşçüydük Hacımuratlı'ya döndük ne var aynı şey değilmi?????

15 Mayıs 2012 Salı Saat 15:02
Çuşha Wumar

Tarihin hiç bir döneminde Kafkasya'nın her hangi bir bölgesi şu veya bu biçimde Osmanlı egemenliğine girmemiştir. Yani Osmanlı İmparatorluğunun Kafkasya'daki her hangi bir bölgesi veya burada yaşayan halklar adına başka bir devletle anlaşmaya yapmaya yetkisi yoktu. Ayrıca, özellikle Adığe Halkı Osmanlıyla hiç bir anlaşma yapmamıştır. Rusların bütün bir Kafkasyayı kanlı savaşlarla ele geçirmesinden sonra Osmanlı ile yaptığı anlaşmanın uluslar arası hukuki hiç bir geçerliliği yoktur. Çünkü anlaşmalarda taraf olan Osmanlının Kafkasya üzerinde hiç bir geçerli yetkinliği yoktur.

21 Mayıs 1864'de kadar süren katliyam, soykırım ve sonrasındaki o büyük sürgünün sorumluları direk Rus İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğudur.

Tarihin ikinci en büyük yalanı ise Osmanlının Çerkeslere kucak açtığı yalanıdır. Rus İmparatorluğunun bütün Kafkasyayı ele geçirmek üzere Dağıstan-Çeçenistan-Kaberdey,Abhazya ve en son Adığey topraklarında ateşli silahlardan ve düzenli ordulardan yoksun halkları orantısız güç kullanmak süretiyle tıpkı Amerikanın Kızılderelileri katlederek yok ettiği vahşet yöntemler kullanmıştır. Osmanlı, bu katliyamlara kayıtsız kalmış adeta göz yummuştur. Yok oluşun eşiğine gelmiş bir halkın geride kalanlarını hayvanlar gibi gemi istifleriyle İmparatorluğun ihtiyaç duyduğu riskli bölgelerine yerleştirmek suretiyle çok daha fazla ölümlere sebep vermiştir.

Bir soru: Acaba Kafkas Halklarının 1700 lü yıllardan itibaren Ruslara karşı verdiği o amansız savaşlar verilmesiydi, Ruslara / buyur geç ama bize dokunma, git hesabını Osmanlıyla gör/ deselerdi, Osmanlı İmparatorluğun hali ne olurdu??? Osmanlı İmparatorluğu diye bir şey yer yüzünde kalabilir miydi???

Osmanlı İmparatorluğu Kafkasyalı Halklara kucak açmamıştır. Kafkas Halkları sayesinde ayakta kalabilmiş, yok olmaktan kurtulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu Rusyaya karşı hiç bir önemli savaş kazanamamıştır. Moskova'ya veya Petersburg'a yaklaşabilen hiç bir akım yapamamıştır.

150 yıl sonra dahi tarihte söylenmiş dünyanın en büyük yalanlarına inanmak çok açı.

Keşke Kafkas Halkları Ruslara karşı savaşmak yerine kendi topraklarında bağımsız devlet olabilmenin yollarını bulmaya çalışsaydılar.

Doğu Kafkasya tarih boyunca İslamiyetin etkisindeydi ancak Abhazya ve Çerkesya hiç bir zaman tam olarak etkin bir biçimde İslamiyet yerleşemedi. Acımasızca Rus saldırılarına maruz kalan bir halkın Osmanlı İmparatorluğundan beklediği medeti ifade ediyordu Müslümanlık. Atalarımızın çoğu Hilefet topraklarına ayak basarken şahadet getirerek İslamiyeti kabul etti ve zaman içinde daha derinlemesine öğrenebildiler.

Kafkasya'da Ahmet, Mehmet, Fatima gibi adlar hala sorarsanız Adığe adlarıdır. Niçin ? Rus adı olmadığı içindir. Kur'an-ı Kerim kutsal bir kitaptır, ama okuyamazlar. Evde, tıpkı buradaki gibi yüksek bir rafta güzel bir örtü altında tutarlar, saygıyla öpüp gösterirler size. Ama içki içmenin günah olduğundan dahi bi haberdirler.

Tarih hep tekerrür etmez. Etseydi eğer Roma İmparatorluğu bir gün tekrar vucuda gelebilirdi. Yaşadığımız yüzyıllarda Amerika, Rusya, Çin, Hindistan ve Avrupa saltanat sürüyor. İnsanlık tarihi dünyada hep büyük değişimler yaşamıştır.

Kafkasya, tarihin hiç bir döneminde tam olarak bam başka halkların egemenliğine girmemiştir. Adığe halkı ama çok ama az her zaman Kafkasya'da yaşamıştır. Kafkasya'dan çıktığı zaman da başka halkların topraklarına göz dikmemiştir. Orada medeniyetler kurmuştur.

Kafkasya bütünüyle kendi yerli otokton halklarına aittir. İstilacılar davetsiz misafirdir. Bir gün elbet pılı pırtılarını toplayıp gideceklerdir. 21 Mayıs 1864 o kadar büyük bir trajedi ki hiç kimse balçıkla sıvayamaz.

14 Mayıs 2012 Pazartesi Saat 12:28
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net