

Siz hiç 21. Mayısta Şaçe’de, Psıfuape sahilinden denize bakıp geçmişi anıp geleceğe umut duydunuz mu?
Siz hiç Nalçikte Beyaz evin ( Parlementonun) önünden elinizde acaba bunu taşırsam ne olur diye uzun uzun düşünerek yazdığınız yazıları 21 Mayısta salladınız, haykırdınızmı?
Maykopta ufacık bir taşın başına geçip ellerinizi gökyüzene kaldırıp 21 Mayısta şehitlerimiz için dua okudunuz mu?
Hiç vatandan Türkiyedeki Çerkesleri düşündünüz mü? Onlarla sevindiniz mi, onlarla umutlandınız mı?
Onlarla yüreğinizde güç buldunuz mu hiç, Orada uzakta vatanına dönmek isteyen milyonlarca kardeşim var dediniz mi!
***
А силъэпкъ гупцIан!- Ah, benim temiz yürekli milletim!
İki gündür, burada, vatanda gençler hayretle birbirlerine soruyorlar? Hakikatten Türkiyedeki özüne dönmüş Çerkes (Adıge) dernekleri böyle bir karar aldımı?! Sosyal ağlarda üzerinde şu sıralar en çok durulan konu; 6-7 Mayıs İstanbul Çerkes (adıge) dernekleri toplantısı ve burada alınan kararlar, Memerandum projesi.
Türkiye’de son yıllarda Çerkeslerin özüne dönüp Adıge yapılanmaları halini almalarının uyandırdığı umut.
Diyorlar ki; Yalan bu, böyle olamaz! Çerkes (Adıge) dernekleri böyle bir karar almamıştır.
***
Almışlar mıdır?
А силъэпкъ гупцIан!- Ah, benim temiz yürekli milletim!
Almamışlardır. Böyle bir karar almamışlardır. Sadece temiz yüreklidirler.
***
21 Mayıs anmaları vatanda yine her zaman ki gibi yapılacak. Gençler kendilerini çeken kameraya biraz daha düşünceli bakacaklar belki. Türkiye de başlayan Çerkes (adıge) hareketi akıllarına gelecek, ekranda daha bir düşünceli çıkacaklar..
А силъэпкъ гупцIан!- Ah, benim temiz yürekli milletim!
Biz böyle bir karar almadık, yüreğimizde, alnımızda ak diye rahat rahat hiç gönül rahatsızlığı duymadan özveri ile temiz yürekkilikle faaliyetlerine devam edecekler...
***
Ama, buradaki gençler; Yalan söylüyorlar, böyle bir şey olamaz demeye devam edecekler. Veya ‘Yalan değilse de yapacağımız bir şey yok... Ne yapalım..’ diyecekler..
Büyük çoğunluğu şimdiden Çerkesya yurtseverleri var ya! Onlar var ya! Bizde onları tam desteklediğimizi bir şekilde göstermeliyiz diyorlar. Kendilerini suçlamaya başladılar. Biz bu durumu aktaramıyoruz ki vs. vs. diyorlar...
***
Konuyla ilgisi olmayan büyük sessiz çoğunluk zaten sunulan ne ise onu almaya hazır. İstanbul 6-7 Mayıs Çerkes (adıge) organizasyonlarının oybirliği ile aldığı kararlar vatana millete hayırlı olsun.
Yok biz böyle bir karar almadık diyenler de Allah rızasına, Allah aşkına; üç satır Çerkesce yazı yazıp bir zahmet vatanda yaşayan insanlarımıza bilgi versinler..
Bilmiyorum, ‘Böyle bir karar almamışlar ‘diye soranlara söylesem de nasıl inandırıcı olurum. Bu kararların alındığını toplantı katılımcılarından birisi uzun uzun vatanımızdaki basın kuruluşlarına anlatırken, bu toplantıya hiç bir şekilde katılmamış benim sözlerimin ne anlamı olur ki!
Ve işin doğrusu oybirliği ile nasıl bir karar aldıklarını da bilmiyorum. Belki de hiç bir karar almadılar.
Katılımcılarda, yok kardeşim biz böyle bir karar almadık diye üç satırlık bir yazıyı Çerkesce olarak kaleme almayacaklarsa.....
Bilmiyorum...
***
А силъэпкъ гупцIан!- Ah, benim temiz yürekli milletim!
Kendi kendine bu guıpts’aneliği ile tüm emeklerini özverilerini bir kalemde silebilen А силъэпкъ гупцIан!- Ah, benim temiz yürekli milletim!
***
Önümüzde, önünüzde çok şey var!
Allah gönüllerimize göre versin, allah gönüllerimize göre bizi değerlendirsin ki inşaallah öyle de olacak ...
Ama insanlar gönüllerimizdekileri söylemezsek bilmezler ki...
Sevgili köylü zihniyetli Çerkesler artık lütfen dernek yönetimlerinden uzak durunuz."Taşra siyasetinizi" derneklerden uzak tutunuz.Basit köylü zihniyetinizle asla ve asla derneklere bulaşmayınız.Siz sadece aidatlarınızı ödeyin düzenlenecek gecelerde mutlu olun yeter.Karmaşık düşünecek kadar zeki insanlarımızın yöneteceği derneklerimiz gerektiğinde "tabana" yada "halka inerek" size hak ettiğiniz noktada ve hakettiğiniz kadar bilgi vereceklerdir.Lütfen.Rica ediyorum.
Selamlar
bunlar kaffede rahmet okutacaklar sanki, bu dernekleri köylüler mi yönetiyor (köylü derken bir köye ait olanı değil, bu tür zihiniyeti kastediyorum)
10 Mayıs 2012 Perşembe Saat 16:21Değerli Hilmi, sözkonusu toplantıda bende vardım.
Evet! Katılımcıların tamamı İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Rusya Federasyonu konsolosluğuna, yumurta atmayacakları konusunda mutabık kaldılar.
Yollarının şiddet, hiddet olmadığını, bizde dahil belirttiler.
Fakat hiç bir şekilde okunan metinde mutabakat sağlamadılar.
Bilakis çok tartışmalı ve çekişmeli bir toplantı oldu.
Bu toplantı,sanki de özgürlükçülerin silindiği son Dünya Çerkes Kongresi\\\'nin bir de Türkiye\\\'de denemesi gibiydi. Teknik olarak toplantıya alınmama veya doğrudan baskı yokdu ama, her türlü dolduruş sözkonusuydu.
Orada da belirttim.
Orada bulunan çoğu insanımızın samimiyetine kuşku yok.
Fakat bu bir nevi Stockholm Sendromu.
Yani kişinin katil adayına veya tecavüzcüsüne aşkı gibi bir şey.
Hani aşk ve nefret birbirine çok yakındır ya!
İşte öyle bir şey...
Bunları söylediğimde, her birinin suratını görecektiniz.
Genellikle bu tür psikolojik semptomlarda hasta psikolojisi içinde kıvranmaya başladı birileri.
Fakat gerçek ne ise odur!
Tabii ezilmiş, dağıtılmış, parçalanmış bir ulusun çocukları, kendilerine tutunacak bir dal ararlar.
Suya düşen yılana sarılırmış.
Onun için zihinlerimizdeki prangaları söküp atmamızın gerektiğini anlattım.
İkide birde dönüp dönüp anayurt olarak Adigey\\\'den söz edilmesine karşıda
tahammül edemedim.
Ve bizim Çerkesya hayalimiz, Adigey ile sınırlı değil diye de ekledim.
Kısaca, o toplantıda yazılanlara hiç bir şekilde katılma olmadığı gibi çok da tartışmalar oldu.
Bilginize...
