Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Mahmut Bi
ÇERKESLER’İN HEDEFİ PLEBİSİTEDEN GEÇER
01 Aralık 2011 Perşembe Saat 20:35

Bilindiği üzere; Her birey ya da toplum bir hedef tesbit eder ve o hedefe ulaşmak, onu elde etmek için çaba harcar. Önemli olan bu çabanın iyi, güzel, doğru ve insanlığın yararına olan bir hedefe doğru olmasıdır.

Yüce Allah, Kuran’da bu konuyu şu ayetle ele almaktadır:

“ Her kesin yöneldiği bir gayesi vardır. Siz hayır işlerinde yarışın, nerede olursanız olun, sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” ( Bakara-148 )

B. Bayraklı, ayetteki “ Herkesin bir gayesi vardır.” İfadesini, sosyolojik anlamda ve her grubun, her topluluğun, her ulusun bir amacı vardır, şeklinde yorumlamaktadır.

Her hangi bir gaye uğrunda başarıya ulaşabilmek için, bu gayenin açık olarak belirlenmesi; içeriği hakkında esaslı malumata sahip olunması icap eder.

Aksi takdirde, bütün hareket ve teşebbüsler bir kör döğüşü, manzara da bir meyhane dönüşü halini alır ki, neticeye değil, bir hiçe döner.

Bir ulusun toplumsal yapısı, edindiği gayeye göre şekillenecek; kültürel ve medeni ürünler o gaye için üretilecektir. Bu fikirden hareket ederek diyebiliriz ki; toplumsal yönelişlerin arkasında, toplumsal gayeler vardır.

Bir toplumda;

-Ortak bir dilin konuşulduğunda,

-Tarihsel geçmişe sahip çıkıldığında,

-Gelecekte de bir arada yaşama arzu ve inancının sürdürüldüğünde,

-Bireylerin birlik ve beraberlik içinde, ortak duyguları paylaştığında,

-Kültürel ortaklık bulunduğunda,

İradeleri müşterek olan insanların oluşturduğu topluluğa ulus adı verilir.

Ancak, bir ulusun oluşumundan önce, ulusun varlığını sürdürebilmesi ve yüceltilebilmesi için iradeleri müşterek olan bireyler arasında ortak bir çalışma bilincine sahip olunması gerekmektedir.

Milliyetçilik olarak tabir edilen bu hareket, kendi ulusuna sadakat ve bağlılığı, siyasi bağımsızlığı ve kendi halkı yararına çalışmaya öncülük ediyor. Bir anlamda milliyetçilik, yurtseverliğin biçimlerinden biri, farklı ve bazen de çelişkili çıkarlara rağmen toplumun tüm kanatlarını birleştiren bir biçimidir.

Bu tür milliyetçilik doktrini, Çerkesya Yurtseverlerinin milli hareketlerinin temelini oluşturur.

İnsanlık tarihini incelediğimizde; ulus dediğimiz topluluklar, atalarından devraldıkları milli kültür verasetine, günün şartları göz önüne alınarak olumlu katılımlar sayesinde ayrı toplumsal şahsiyet kazanmaktadırlar.

Yüzyıllardan beri yan yana yaşamakta olan ulusları birbirinden ayıran temel faktör, söz konusu toplumsal şahsiyet farklılığıdır.

Bugün, Çerkes Ulusu hala yaşıyorsa, onun varlığı süregelen Çerkes kültürünün mevcudiyetini gösterir.

Bilindiği gibi, binlerce yıldır dünya üzerinde yer tutmuş medeniyetler içerisinde ilkelerini ve hedeflerini yitiren, örneğin Sümer, Asur, Babil, Hitit, Roma ve Bizans  v.b. medeniyetler zamanla tarihin tozlu yapraklarında kaybolup gitmişlerdir.

Bu medeniyetleri, bütün insanlık biliyor ve hatırlıyor. Ama bu medeniyetleri yaratanların vatanları artık yoktur, olamayacaktır.

Bu itibarladır ki bir ulusun vatanında kalacağından emin olması için, her şeyin üstünde: Çerkesler (Adigeler) gibi, O vatanı tanıyan, seven kütlelerin kalmış olması şarttır.

Ve galiba Mithat Cemal, yerden göğe kadar haklıdır.

“ Toprak, eğer uğrunda ölen varsa Vatandır.”

Milletlerarası ortak değerler seviyesine yükselen anlayış, davranış ve yaşama vasıtalarının bütünü medeniyettir ve kaynağı kültürdür.

Çerkes Kültür ve  Medeniyetinin temsilcisi Çerkes Halkı da, dili, Nart destanları, Xabzesi, dini ve  ahlaki anlayışı, folklorü, giyiniş tarzı ve tarihte yaşanan olaylar karşısında kendine has davranışı ile yüzyıllardan beri yaşamakta olduğuna göre, bir Milli Çerkes Kültürü bugün de mevcut demektir.

Gelecek bir hesaptan öte, bir yaratma işidir. Gelecek adına umutlu olabilmenin biricik sağlam koşulu, anadiline sevgiyle bağlanmış, kültürlü insanların(aydınların) yetişebilmesindedir.

Avrupa ve Amerika’da ulusal yapıya kavuşmuş ülkeleri gözden geçirdiğimizde; Tüm ulusların, toprak bütünlüğü içinde tarihsel olarak oluşmuş kararlı insan topluluğu olduklarını görürüz.

Nitekim bu tür topluluklarda; dil birliği, toprak bütünlüğü, ortak kültür, ruhsal birlik, iktisadi birlik yanında, farklı dinlere yaklaşım, laik yapı içinde eşit mesafede olduğudur.

Bir ülkenin veya belirli bir bölgenin ve burada yaşayan insanların geleceğinin tespit edilmesi bakımından temel faktör olarak kabul edilebilecek hayati konularda, bütün toplumun irade beyanında bulunabilmesi için, PLEBİSİTE’ ye gidilmektedir.

Plebisite ile referandum kavramları ayrı şeylerdir. Birbirine karıştırmamak gerekir.

Kafkasya’da ve Kafkasya dışında dağınık bir şekilde yaşamakta olan Çerkes Halkının Uluslaşma ve Çerkesya‘nın geleceği konusunda   PLEBİSİTE’ye gidilmesi gerekmektedir.

Çerkes ulusunun hedefi ve ideali, geçmişte olduğu gibi, bütün dünyada tam anlamıyla medeni bir toplum olduğu gerçeğini tüm dünyaya, kabul ettirmekten geçmektedir.

Hedefe giden yol, toplumun bireylerinin öncelikle kendi kimliğini koruyabilmesi, daha sonra o kimliğin verdiği bilinç ile hareket ederek örgütlenmesi sonunda yürünmesi gereken uzun bir yoldur.

Hedefe giden bu uzun yolda, Adigelerin(Çerkeslerin) uluslaşma ve yeniden Özgür Çerkesya’yı tesis etmek için girişilecek harekette, öncelikle;

1) Milli tarihe sahip çıkılması ve yeni nesillere aktarılması,

2) Milli tarih içinde ülkesine ve halkına üstün hizmetlerde bulunmuş olan kişi ve olayların gururla anılması,

3) Tarihten ibret alınması gereken derslerin, hiçbir zaman göz ardı edilmemesi,

4) Bugün işgal altındaki yurtlarında her türlü sosyal ve tarihi nedenlerle uzaklaştırıldıkları milli benliklerine dönmelerinde, yeniden büyük bir ulus olarak, özgürlüklerine kavuşmaları için davranıp kalkmalarında bir kudret kaynağı olarak örneğin Nart kahramanı Sosrukua’ya sıkıca sarılınması,

5) Milli şuur, milli tarih bilinci ile paralel olarak gelişip ilerlediğine göre; Çerkes dili ve tarihi uğrunda çok çalışılması,

6) Çerkes toplumunu ulus yapan ve onun bütünlüğünü sağlayan, kendine has milli kültürüne sahip çıkılması,

7) Dünyada gelişmekte olan bilim, keşif ve tekniklerden faydalanarak kendi asıl temel yolunun belirlenmesi,

8) Toplumda her bireyin en büyük ideali, “ Özgür Çerkesya “  toprakları üzerinde milli birlik ve beraberlik duygularıyla kenetlenilmesi,

9) “Özgür Çerkesya“nın yeniden tesisi için yola çıkacak Yurtseverlerin topluma tevazuyla, mertçe ve dürüstçe davranıp çalışılması,

10) Xabze, Çerkes Ulusu’nun milli birlik ve beraberlik içinde yaşamasını ve yücelmesini sağlayan en önemli ana unsur olduğu hususunun unutulmaması,

11) Adıgey, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Şapsığ reyonunda Çerkes nüfusunun çoğalması sağlanmalıdır. Bunun için; erken evliliğe önem verilmesi, boylar arası evliliklerin teşvik edilmesi, köylerde milli nüfus mütecanis(bağlaşık) hale getirilmesi,

12) Çerkes aydınları, özellikle yazarlar, düşünürler, sanatçılar, din adamları ve diğer etkili gruplar tarafından, tüm zorluklara rağmen,  el birliği yapılarak Çerkesya’da milli birlik’in tesisine ve milli benlik’in güçlenmesine gayret gösterilmesi,

13) Kafkasya’da yaşanmakta olan ırkçı saldırılara rağmen, din adamları, aydınlar ve sanatçılar başta olmak üzere Çerkes Halkı’nın her kesiminde maneviyata ve bilimsel gerçeklere önem verilmesi,

14) Televizyon, Radyo, İnternet,  Gazete gibi araçlarla manevi, kültürel, ilmi konular ele alınarak pekiştirilmesi,

15) Geçmişte toplumda yapılan hataların tekrarına meydan verilmemesi için gereken özenin gösterilmesi,

16) Kabile ve boylar arasındaki ayrılık düşüncesinden vazgeçilerek; maddi, manevi ve sosyal birliğe doğru gidilmesi,

17) Çerkes toplumunu kemiren ve ayakta durmasını engelleyen kötü alışkanlıklardan vazgeçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması,

18) Hayatın her kesiminde insan haklarına saygı ve ahlak kurallarına bağlılığın hakim kılınması,

19) Çerkes toplumunu ayakta tutan Xabze dediğimiz örf ve adetleri günün koşulları göz önüne alınarak değerlendirilerek, her yönden sağlıklı bir Çerkes toplumunun yaratılması,

20) “ Çerkesya Yurtseverliği” nin bayraklaştırılması,

21) Çerkesim diyen her birey “Özgür Çerkesya”nın, eskiden olduğu gibi, yeniden tesisinde mevcut ezberlerini bozarak, fazladan biraz daha düşünmeye ve düşündüklerini ifade etmeye, bilmediklerini araştırıp öğrenmeye çalışması,

22) Çerkes Halkı’nın geleceğinin garanti altına alınmasının yolu uluslaşmasından geçmektedir. Toplumda ulus bilincinin geliştirilmesi için gerçekçi bir uluslaşma projesinin, vizyonunun ve örgütlenmesinin hayata geçirilmesi,

23) Her türlü sosyal ve sanatsal içerikli eserlerde “Çerkes Milli Kültürü” nün egemen kılınması,

24) Çerkesya’da devletin eline geçmiş olan Çerkes STK’nın toplumun çıkarlarını gözeten kuruluşlara dönüştürülmesi,

25) “Soykırım ve Sürgün” olayının, son dönemde Dünya devletleri tarafından gündeme alınması, soykırım mağduru Çerkeslerin acılarını bir nebze olsun hafifletmektedir.

Bu bağlamda, uluslar arası düzeyde bir gelişmenin sinyalini veren “Gürcistan Konferansları” ve izleyen süreçte Gürcistan Parlamentosunun, Ruslar  tarafından XIX. Yüyılda Çerkeslere uygulanan soykırım ve sürgün olayını oybirliğiyle kabul etmesi, kazanımı üzerinde önemle durularak; diğer devletlerin ilgili mercileri nezdinde de yapılacak bu tür  temaslarla, Çerkes Halkına uygulanan soykırım ve sürgün tezinin gündeme getirilmesi ve bu konuda ciddi çalışmaların sürdürülmesi,

26) Bu mücadele; davaya gerçekten inanan, mensubiyet şuuru taşıyan ve gerçekten de ehil olan Çerkesya Yurtseverleri tarafından sürdürülmesi,

27) Yaşanan soykırım neticesinde, kaybedilen ve gasp edilen tüm hakların geri iadesi konusunda sonuç alınana kadar ” Özgürlük Bayrağı” elden ele aktarılarak devam etmesi,

Gerekmektedir.

Çerkesya Yurtseverlerinin hedefi, tarihin derinliklerinden bu günlere kadar, üzerinde yaşadığı Çerkesya’da özgür yaşamaktır. Bu da ancak birlik ve beraberlik bilinci ile oluşabilir.

Ayrıca siyasi, ekonomik ve teknolojik gelişmeyle de, dünya standartlarına ulaşmak ve ayak uydurmakla hedef mükemmelleştirilebilir ve ulaşılabilinir.

İşte herkes, bunun için kendisini, karınca kararınca, bu ülküye bağlayarak yaşamalıdır. Gayesiz ve hedefsiz yaşamak, başı boş dolaşmaktan farksızdır. Tabiatıyle bu gayenin gelişmeye, etrafındakilere faydalı olmasına dönük bulunması gerekmektedir.

Bir sözcük ile hayatın gayesi, aşağı yukarı herkes tarafından kavranmıştır. Böyle bir cemiyet mensupları, kendilerini içten seyredebilme mertebesine ermiştir; biliş ve bilmeyişlerinde, gözlerinin gördüğü renk ve şekillerde, kulaklarının duyduğu sesler ve sessizliklerde bir ve beraber olmuşlardır. Önünden kaçılacak şeylerle, arkasından koşulacak şeyler net olarak ayırt edilmiş ve her bakımda olduğu gibi, bu hususta da karşılıklı yardımlaşmada kenetlenmişlerdir.

Bu yardımlaşmanın yalnız maddi olması ile yetinilmemiş, gönülden ve ruhdan yapılması yönünde de girişimde bulunulmuştur.

Çerkes Yurtseverlerinin gaye ve hedefi olan Çerkeslerin Uluslaşması ve Çerkesya’nın yeniden gerçekleşmesi halinde, güçlü yapılanma, bölgede barış ve istikrarın, demokrasi ve insan haklarının teminatı olur.

Rusya Federasyonu’nun böyle bir yapılanmayı kendi iradesi ile bölge Halkının refah ve mutluluğunu temin edecek ve buna devamlılık kazandıracak şekilde hayata geçirmesi halinde, tarihte yaşanan olumsuzlukların (savaş, işgal, soykırım, sürgün gibi insanlık dışı davranışların) sona erdiğinin örneklerini sergileyecek, güçlü bir ortak ve güvenilir komşularla modern dünyada saygın bir yer edinecektir.


Bu yazı toplam 6375 defa okundu.





ömer özen

Mahmut Bey
Kitap yazmaktan başınızı kaldırıp makaleler de yazmanız benim için çok sevindirici oldu. Selamlar.

05 Aralık 2011 Pazartesi Saat 20:16
BrakeyAhmet

Yazinizi satir satir okudum ve sindirdim.Itiraz edecek bir maddeye rastlamadim.Yazdiklarinizla Cerkesya`nin masum ve mazlum halkinin kalbine tercuman oldunuz.Kabilecilk zihniyetine karsi, verdiginiz mucadelede,milli anlayisin halkimiz arasinda hakim olabilmesi ile ilgili fikirlerinize katiliyorum.Milli birlik ve beraberlik ruhunun Adige,Abaza ve Wubihlar arasinda tesisine onem veriyorum.Fakat mesela ben Brakiyim, mucadele sirasinda bizim de kabulle benimsedigimiz Cerkeslik, biz Abazalar icin Cerkesya kurulduktan sonra kendi dilimizin yokedilmesi mi olacak?Size bir sorum daha olacak.Biz hem Abaza, hem Adige olarak ailemizde yetistirildik.Bu ikisinin birbirinden ayrilmaz oldugunu buyuklerimizden dinledik.Abhazya devleti kurulduktan sonra sanki bizim ulkemiz Cerkesya degilde Abhazya imis gibi kimileri bizi iteklediler.Halbukim bizde Cerkeziz.Bu konuda fikirlerinizi merak ediyorum.Sizin milli hisler ve fikirler karsisinda uzlasmaci bir kisiliginizin oldugu belli.Bu konuda daha cok yazar ve millet olarak dunya milletleri arasinda yerimizi almamiz icin neler yapmamiz gerektigini bliriz.Selam ve saygilar kiymetli abi.

04 Aralık 2011 Pazar Saat 08:16
H.İSMAİL-GÖNEN

Mahmut abi sitede makale yazmaya başlamış olmanıza çok sevindim. Kitaplarınızın bazılarını okumuştum buradan gençlere klavye tuşu kadar yakın olmanızı önemsiyorum. değerli yazılarınız için teşekkürler. Wuzınşave

03 Aralık 2011 Cumartesi Saat 08:53
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net