Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Sadakat, Köpek ve Birey
14 Ağustos 2011 Pazar Saat 23:11

Biz Çerkesler o kadar çok şey kaybettik ki… Kaybedecek bir şeyimiz kalmadı artık.

Belki zalimlerin gözünde bizim “Tehlike(!) olarak görülmemizin en büyük sebebi bu.

Umarım daldığımız en diplerden, bizi tarihin çöplüğüne gömmek isteyen güçlerin hepsine birden, sert çifte darbeleri atarak, oradan kurtulma cesaret, enerji ve başarısını gösterebiliriz.


Sadakat, Köpek ve Birey

Şimdi bak
Bu karakter işte

Deniz kenarında
Bir köpeğin
Bak oyunlarına

Sadece otur
İzle gözlerinle

Deniz kirliymiş
Soğukmuş kime ne

Sahibinin attığı
Sopa şişe fark etmez
Denizde bulup
Ağzıyla kapıp
Getirebilmek için köpek
Atar kendini
Dev dalgalara
Tehlikelere

Sorgu sual etmez
Görev adamı
Düşünmez atlar
Sorgulamaz sonunu

Ha bu karakter yani
Bende bir köpek kadar
Sadık olabilirdim
Bir başkasına

Ama ne yapayım
Ben bireyim
Karşımdaki bir başkası

Benim sadakatim
İlkelerime
İnancım kendime
Güvencim ellerime

Sus denince susup
Konuş denince
Konuşamam

Bana kendin olmayı
Öğretti ailem ve yaşam
Başkalarına kul ve köle
Olmayı kesinnnnn değil…

                                                      *

Sadakat! Neye ya da kime?

Aslında hiç yorum yapmayı düşünmüyordum.

Fakat köşe, şiir köşesi değil ki.

İçimde ki isyanı en iyi şekilde dizelerle anlattığımı bile bile, yine de yazmak gereğini duydum.

                                                      ***

Kişi ya kendisi olur, ya kendisini başkasında bulur.

Bu bir tercihtir.

Hani bazıları için, “Şeytan’a ruhunu satmış!” derler ya…

Çevremiz, dünyamız bu gibi binlerce kişiyle dolu.

                                                       ***

Mutlaka; Çerkesler’in de bir anayurdu,  “Ruh kökü” ve kendilerini bağlı hissettikleri bir “Dünya görüşü” var.

Fakat aralarında egemenlerin değirmenine, sırtların da dökme suyu taşıyanlar da var.

Kendi kimliğini yokmuş varsayıp, başka kimlikleri bir kıyafet gibi üzerine geçirmiş olanları da.

Menfaatleri uğruna, anadilinin kaybolmasına, kültürünün yitirilmesine müsamaha gösterenleri de...

Hem bu sadakat, öyle böyle değil, “Kral’dan çok Kralcılık!” şeklinde kendini gösteriyor.

Bir toplum yedisinden yetmişine onurlu bireylerden oluşmaz ya!

                                                     ***

Ya kimliklerini kendilerine aynı zamanda elbise yapmış olanlar.

Onlar da yaşadıkları bu lanetliler çukurundan, acıyla başlarını çıkarttıkça, şiddetle bastırıldıkları, tekmelendikleri bir dönemden geçiyoruz.

Çerkes ulusu, dili, kültürü, görmezden gelinerek, bulanıklaştırılıp, muğlaklaştırılarak geçiyor zaman.

Dünyayı, insanları, düşünceleri, tektipleştirerek, çamur bulamaçlarını, tatsız, tuzsuz çorba diye yutturanlar şimdilik galip görünüyorlar.

                                                        ***

En zalimi de zaman! Onun hiç acıması yok.

Sert koşullarda, acımasız bir dünya ile baş etmeye uğraşıyoruz.

Biz Çerkesler o kadar çok şey kaybettik ki… Kaybedecek bir şeyimiz kalmadı artık.

Belki zalimlerin gözünde bizim “Tehlike(!) olarak görülmemizin en büyük sebebi bu.

Umarım daldığımız en diplerden, bizi tarihin çöplüğüne gömmek isteyen güçlerin hepsine birden, sert çifte darbeleri atarak, oradan kurtulma cesaret, enerji ve başarısını gösterebiliriz.

Zira oksijensiz bir toplumsal yapı; askıya asılacak ve zorba kolleksiyonerlerin şeref ve iftihar tabloları olarak harcanacak.

Dünya, insanlık ve uygarlıksa; Çerkes halkının kattığı tüm değer ve anlayış sisteminden mahrum kalacaktır.

                                                         ***

Dikkat ederseniz şu sıralar, Çerkesya ve Çerkesler ile sık sık yeni makale ve kitaplar çıkıyor .

Batıda, doğuda her yerde Çerkesya ve Çerkes sorunu, menfi, müspet ele alınmaya başladı.

Bunların arasında özellikle Rus kaynaklarında, altı kalın harflerle “Büyük Çerkesya!” diye çizilerek, komşu ve kardeş halkların, Çerkesler tarafından (sözde) yaratılmakta olan tehdit ve tehlike(!)ye atıfta bulunuluyor.

Rus kamuoyunun uyanık olması ve Batı kamuoyunun halen yaşamakta olduğu 11 Eylül sendromuna ayrıca dikkat çekiliyor.

Oysa açıkça bilinen bir gelişme var: Anayurtta ki ve diyasporada ki Çerkesler, eski dönemlere göre hem daha duyarlı ve bilinçliler, hem de mücadelelerinin önüne politika ve hukuk gibi uluslar arası kriterleri koymuş bulunuyor.

Çerkesler, terörize olmak yerine, demokratik, şiddetsiz ve kişilikli bir mücadele yolunda ilerliyorlar.

Kim bilebilir? Dünya da Çerkes hareketinin ateşli coşkusallığının, şiddet sarmalına ve hatta aşırılıkçı bir içeriğe dönüşmesini isteyenler vardır?

Şiddetle, cerahatı(!) akıtmak, bazılarının işine gelebilir.

Henüz olgunlaşmamış bir hareketi yörüngesinden çıkartarak, tüm enerjisini boşaltıp, Çerkes ulusal varlığını posaya çevirmek te!…

Kısaca aşırılıkçı ve şiddet içeren bir hareket; dünya ve Rusya kamuoyunda destek bulamayacağı gibi, tepki de çekecektir.

                                                                       ***

Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı, cılız tepkilerin, somut istek, amaç ve hedeflere doğru evrildiği bir dönemden geçtiğimiz çok belirgin.

Bilinçli, aşırılıklara geçit vermeyen ve onurlu-dik duruşundan geri adım atmayan Çerkesler, anayurtlarını ve özgürlüklerini elde edeceklerdir.

Bu mücadele bin yıl sürse de, devlet ya da başka kaynaklardan beslenen terörle yıldırılmaya çalışılsa da, ekonomik kaynakları zayıf olsa da, giderek güçlenecektir.

                                                           ***

Düşünün; parçalanmış Çerkes topraklarının bir parçası olan, Rusya’ya bağlı Adigey cumhuriyetinde Çerkesçe kullanımı ve eğitim sistemindeki yeri giderek küçültülüyor(*).

Rus egemenlerin ve işbirlikçilerin şımarık tutumu, halkın içinde ki öfkeyi artırmakta.

Bu tutumun ya öfkeyle, giderek marijanelleşmesini umut ediyorlar ya da ileride köpeğin önüne kemik atar gibi taviz vermiş pozisyonda olmak için Çerkes yaşam sahalarını giderek daraltıyorlar.

İkincisini bilmem ama birinci alternatif proje üzerinde çalışıyorlarsa, bundan tüm dünya ve Çerkes halkından daha fazla Rusya Federasyonu zararlı çıkacaktır.

Ve sadakati kendi halkı ve ülkesine değil de egemenlere gösterenlere sözüm.

Her şeyi anlarım… Menfaatleri, çaresizlikleri, bir şekilde uzlaşmayı…

Ancak, dilimizin boyu kısaltılarak, yaşam sahamızın daraltılmasını anlayamam.

Evet! Çerkesler, demokratik, yumuşak ve uygarca bir mücadele verecekler.

Fakat bunun tek taraflı bir süreç olduğunu düşünenler varsa yanılıyorlar.

Eğer Rusya yöneticileri ve yerli politika uygulayıcıları, Çerkes halkının haklı taleplerini görmezden gelirlerse herkesin memnun kalacağı barış hedeflemesi de şaşacaktır.

Toplumun önünde giden aydınların sorumluluğu uyarmaktır.

Gerisi her iki tarafta olan politika yapıcılarının işidir.



(*)   http://cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=3314

 


Bu yazı toplam 5930 defa okundu.





Ferit Özgür

Semih bey yazılarınız akıcı ritmi ile her zaman dikkat ve ilgimi çekmişti.

Bir şarkıya, bir müziğe, bir ritme, bir dizeye yorum yazabilmek için bir dize, bir satır bir ritm sizinde oluşturabilmeniz gerekiyor..

Dişe-diş, göze göz, bir şaire, bir şiire anca böyle yorum yazılır diye düşünüyorum.

Fakat, işte her fakat gibi bu da belki öncelini- önceki satırları çizen bir şey olarak algılanabilir ama inanın öyle değil, ben anlamadığımı, anlayamadığımı belirtmek istiyorum.

'Biz Çerkesler o kadar çok şey kaybettik ki… Kaybedecek bir şeyimiz kalmadı artık.' demişsiniz ya!

Kaldı bence, kaldı, hemde pek çok şey kaldı, kaldı ki siz yazıyorsunuz, ben okuyorum.

Kaldı, çok şey kaldı, Kaybetmememiz gereken çok şey kaldı.

Yanılıyormuyum Semih bey.

30 Ağustos 2011 Salı Saat 00:32
Zawurkan Zolan

Sevgili Semih Ağabey,

Eğer anlam yüklediğiniz cümleler içimize işliyorsa köşenin şiir köşesi olup olmamasının ne önemi olabilir ki?

Bu mudur? Evet bence budur! Ellerine yüreğine sağlık.

Selamlar.

16 Ağustos 2011 Salı Saat 15:50
Blenawo Erkan

Semih abi düz yazılarınızında keskin şiirsel etkisi karşısında şapka çıkarıyorum. Söylenmek istenenleri kısa, öz ve adresli olarak yazabilmek ne güzel !! saygılar.

15 Ağustos 2011 Pazartesi Saat 17:24
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net