Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
Çerkes Halkı ve Ülkesi İçin-En Önce Yapılması Gereken
06 Haziran 2011 Pazartesi Saat 21:52
  • Bana güç veren zaferlerim değil, yaşamdaki yenilgilerimdir.
  •                                                        Ernesto Che Guevara

    Her insanın ya da topluluğun kendi düşünüş biçimi, duygusal yaklaşımı, yaşamı ve çevresini algılayış tarzı vardır.

    Duygular, düşünceler, algılama biçimi, kişiden kişiye, toplumdan topluma, canlıdan canlıya değişir.

    Akıllı kişi, kendi aklının çok zaman, birçok şeyi algılamada zayıf kalabileceğini hesaplar.

    Onun için kendini daima yeterli ve mükemmel görmez.

    Başkalarının düşüncelerinden faydalanmak ister.

    Onlara danışır, düşüncelerini paylaşır ve karşısındakileri de paylaşmaya davet eder.

    Empati; insanın kendisini, karşısındakinin yerine koyması, değişik duygu ve düşünceleri anlama çabasıdır.

    Kendi düşüncesi ile başkaları arasındaki farkları, tarafsız bir alanda yakalama girişimidir.

    Birey ya da topluluk; dost, düşman ayırmadan, karşısında duranın rolüne girerek, yaşama, kendine, insanlara, doğaya, dünyaya ve kafa yormak istediği her neyse ona odaklanır.

    Böylece gelecekte kendisinin ya da halkının başına gelebilecekleri, kendisi veya halkı için doğruları, yanlışları birbirinden ayırt edebilmenin zihinsel pratiklerini yapmış olur.

    Varoluşun en önemli ölçüsü; öznel olan değil nesnel, tek yanlı bakış açısı değil, global vizyondur.

    Mevlana’nın bir öyküsünde anlattığı “Körler ve Filleri” bilirsiniz.

    Şimdi çağdaş psikoloji, Mevlana’nın bu meselinden deneysel önemli bir sonuç çıkartmıştır.

    Her ne kadar körlerin sayısı  günümüze gelene kadar düşmüşse de, öyküde ki dersler de hiçbir eksilme olmamıştır.

    “Psikolojik algı testi vardır: Üç kör ve fil testi…

    Üç köre bir fil verilir. Ve her birine file dokunarak ne hissettiklerini, zihinlerinde nasıl bir canlı oluşturduklarını söylemeleri istenir.

    Birinci kişi filin kulağına dokunur. İkinci kişi filin hortumuna dokunarak hissetmeye çalışır. Üçüncü  kişi de filin kuyruğuna dokunur.

    Birinci kişi fili: İki yana hareket eden, yelpaze biçiminde olan bir hayvan tasvir eder.

    İkinci şahıs fili: Uzun, silindire benzeyen, içi boş bir hortuma benzetir.

    Üçüncü kişi ise, kuyruğa bakarak fili sağa sola hareket eden uzun ince şekli olan bir hayvan tasviri yapar.

    Üç dokunuş, üç algı ve bir fil… (*)“

    Demek ki bir soruna ya da olaya yaklaşım biçimimiz, salt kendimiz ile sınırlı olduğu takdirde gerçeklerden uzaklaşma olasılığı çok çok büyüktür.

    Çerkesler; tarihte yok oluşun kıyısına gelmiş nadir halklardan.

    Ve küllerinden doğmayı başarabilmiş…

    Ölmeyi hiç hak etmedi Çerkesya…

    Dili, kültürü, gelenekleri, yaşam tarzı, dünyaya bakışıyla, “Çerkes halkı gerçeği” işte karşımızda.

    Şu an silik duruyor gibi görünse de.

    Bazılarına göre -Çerkes halkı da ülkesi de- çoktan ölmüş ve cenazesini ortadan kaldırmalı.

    Daha da öte, bazıları için en son noktası, virgülüne kadar dünya yüzünden silinmeli…

    Onu anımsatan her tür simge ve değerler de…

    İçtenlikli umutsuzlar, duyarsız veya kaygısızlar sayesinde unutulmak, umulmadık şekilde içeriden vurulmak tehlikesi var…

    Kötü niyetli yaklaşımlar ile dışarıdan vurulmak olasılığı da…

    Her tür aksilik, olumsuzluk, tersliklere rağmen…

    Halen ayakta bir ulusal kimlik var.

    Ayakta durmakta zorlanıyor..

    Bazılarınca bir tehlike olarak görülüyorsa da…

    Onu ayakta tutmak ve yükseltmek, başkalarına değil, önce sevenleri ve çocuklarına düşüyor.

    Azgın sularda, sert rüzgarlarda, zor durumlarda da olsa.

    Girecekse bu denize, yüzecek bu gemi.

    Torpilden korkanın canı  çıksın. Fırtınadan, dev dalgalardan korkanın da...

    Bu geminin, tayfaları ortada,  zaman içinde kaptanı da, yardımcıları da çıkacak ortaya.

    Fakat en önemlisi bu geminin izlediği rota, pusula ve doğrultudur.

    İşte şimdi bunlar, daha çok insan, topluluk ve meslek grubunca tartışılmalı.

    Şu bulunduğumuz zaman dilimi içinde Çerkes halkı, her zaman olandan daha fazla birbirine ve aralarındaki farklı görüşlere gereksinim duyuyor.

    Evet! Birbirinin aynısı, kopyası değil.

    Farklı görüşlerde ki aşırılıkları törpüleyecek ve onu bulunduğu durumdan daha yukarılara taşıyacak, varoluşuna anlam katacak, ufuk verecek, bir sinerjiye ve olgun bir senteze gereksinimi var.

    Amaçlar ortada, ancak yakın olanla, uzak hedeflerin, zamanlamanın ve yöntemin belirlemesi zaman alacaktır.

    Acelecilik kimseye zaman kazandırmaz.

    Tersine yaşama daha sıkı biçimde pençelerini geçirebilmesi için Çerkes halkının, çocuklarının dersine daha çok çalışması ve daha fazla egzersiz yapması için daha çok zaman gerekiyor.

    Düşünün futbolda bir frikik atışı için ne kadar çok dikkat edilmesi gereken şeyler vardır.

    Her defasında daha iyisi, her defasında daha mükemmelinin ortaya çıkartılabilmesi için…

    Ne kadar çok çalışma ve tekrar.

    Unutmamalı ki basit bir oyunda dahi yapılması gereken bir hareketin, mükemmel sonuç  vermesi için yüzlerce değil, binlerce kez yinelenmesi gerekir.

    O mükemmeli yakalayabilmek için gerek bireysel, gerekse de toplumsal olarak, bir şeyin en başta yapılması gerek, o da “Empati!”.

    Soyluluk ve asalet ile salt geçmişimizi aklayabiliriz.

    Geleceği elde etmekse bizim gerçek dileğimiz.

    Öyleyse çok daha başka şeyler yapmalı.

    Kimseyi ötekileştirmeden, hiçbir şeyi ötelemeden, ağır ağır, duyargaları dış dünyaya açmamız gerekiyor.

    Doğru ile yanlış, iyi ile kötünün, hem Çerkes halkı, hem insanlık, hem uygarlık için nerede olduğu, nasıl elde edilebileceği konusunda farklı düşünüşlere açık olmalıyız.

    Bizim tartışılmazlarımız belli; Özgür, demokratik ve birleşik Çerkesya halkı ve ülkesinden yana olmak.

    Tabii dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, her Çerkes’in anayurt ve halkının birer parçası olduğunu unutmaması.

    Tartışmalarımız ise bunu en kısa zamanda, en barışçı ve emin yollardan nasıl elde edebiliriz?..

    En başta empatiden başka yol yok bize madem

    Öyleyse dışımızda kim varsa! Ve neyi nasıl yaptıysa, yapıyorsa! Anlamaya, tanımaya ve daha çok analiz etmeye çalışacağız.

    Ama enlerden gidiyoruz ya! En önce empatiyi kiminle kurmak gerek?

    Bir zamanlar bu soruya yanıtı, bakalım nasıl vermeye çalışmışız!…

     

    (*) http://www.haberx.com/uc_kor_ile_algi_testi(19,w,8079,117).aspx

     

    Empati

    Dünyada kendin olmak ne güzeldir
    Ölsem bir gün ki, elbet öleceğim
    Dünyaya kendim olarak dönmek isterim
    Eğer dünyada doğmak varsa yeniden

    Kendince bir tarz yaratmak ne güzeldir
    Bir kez daha ölsem yeniden doğsam
    Yine ısrarla kendim olmak isterim
    Eğer dünyada doğmak varsa yeniden

    Yalnız değil ki insan amma!
    Salt kendi gözleriyle görmez ki
    Farklı pencerelerden ah bakabilse
    Hangi evden baktığının  önemi ne ki?

    Tanrı’nın gördüğü  gibi bir görebilse!
    Anlamaya odaklı  gözler ok gibi…

    İş; görmeye evrilmiş gönül örmekte
    İş; kul gibi değil, Tanrı gibi görmekte...


    Bu yazı toplam 6014 defa okundu.





    CANDEMİR- KAYSERİ

    Empati meselesi karışıktır. Fazlası zararlıdır.
    Hiç olmamasıda zarar verebilir. Dozunda kullanılması gereken iletişim modeli bence.

    22 Haziran 2011 Çarşamba Saat 22:54
    Huaj Eren Öz

    Sayın AKGÜN kusura bakmayın ama Çerkes halkı keşke daha az empati yapıp daha çok öznel davranma kabiliyetini geliştirseymiş.
    Bu halkın en büyük hatası kendini hep başkalarının yerine koyarak düşünmesi değilmi.
    Ortak paydaları fazla abartmak kendini tanımsız hale getirmek handikapını yaratabilir diyor ve fazla EMPATİNİN üzerinden atlıyorum.
    SELAMLAR

    12 Haziran 2011 Pazar Saat 23:33
    Ş'hafit

    Semih abi bu empati meselesine bir ara kafayı takmıştım. Başkası gibi düşünmek bence imkansız. Sadece irdeleme olgusu olarak düşünüyorum empatiyi.
    Zengin bir insan parasını kaybeden bir insanın yerine nasıl geçebilir?
    Empati için akıl ve vicdan yeterlimidir?
    Empati sihirli bir sopa değil tabi ama iyi niyet göstergesinin bir yapı taşı desek nasıl olur?
    Şiirinizi severek okudum o ayrı. ÇERKESYAYA SAYGILAR.

    10 Haziran 2011 Cuma Saat 14:52
    Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
    Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
    Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net