Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Synduk Ergün
Xexes Kompleksleri
14 Nisan 2011 Perşembe Saat 12:59

Ben Türkiyeli bir ‘xexes’im. Milyonlarca benzerim var benim ya da milyonlarca benzemezim. Buna henüz karar veremedim.

Xexesin anlamını bugün  öğrendim. İçimi acıta acıta kabullendim gerçekliği bir kez daha. Adıgecenin melodik yapısından uzak, soğuk bir kelime. Kim ‘sürgün’ olmak ister ki? Ben istemezdim.

Maykop’ta yaşayan çok sevdiğim bir insan xegarey yani yerli Adigeleri beğenmeyen xexeslere şöyle derdi; “Şayet sürülmeyeydi Çerkesler bu beğenmediğin yerliler gibi olacaktık biz de”. Sürgünde iki üç Türk adetiyle, alafranga duruşları harmanlayıp, üzerine de asalet ve nezaketin timsali Çerkeslerin yarım yamalak bildiğimiz Xabzesini eklemleyince ortaya arabesk bir durum çıkıyor. Ben bu arabesk durumlardan haz etmiyorum. Üzerimize oturmuyor.

Fransız soslu, Türk kuyruklu, Çerkes uyruklu biri olmaktansa sokaklarda büyük kahkahalarla Adıgece konuşan, mavi eşofmanının altına iskarpin giyip, arabasının CD çalarında Nekhuş Çerim’in woredleriyle şehri turlayan, sambo sporuyla uğraşan bir adam olmayı tercih ederdim. Bu adamların hepsi günlük yaşamda, düğünde, cenazede, çocuk yetiştirmede, büyüklerle iletişimde Çerkesliklerini bizlerden çok daha doğal ve doğru yaşamaktalar.

Türkiye enteresan süreçlerden geçiyor. Doğal olarak Türkiye Çerkesleri de. Herkesin kafası karışık. Demokratikleşme sürecinin  gecikmiş yansımaları döndü dolaştı bizi de buldu. Yüksek tavanlı konsolosluk balo salonlarında şarap yudumlayıp bir halkın geleceğini konuşmak daha keyifli ve kolay olsa da sokağın tadını alan taban da zamanından önce irileşen ergen gibi duruyor kurumun gözü önünde.

Ergenlerin biçimsizlikleri, hataları, çocuksulukları, isyankarlıkları kaçınılmazdır. Lakin şu da unutulmamalıdır ki ergenlerin erişkin olması hep beklenmedik bir hızla gerçekleşir. Çerkes tabanı sokağı sevdi. Sokağa çıkmakla asalet ve nezaketlerinden bir şey kaybetmeyeceklerini anlayan bu halkı bundan böyle sıkça outdoor faaliyetlerde görmeye tüm kamuoyu hazır olmalıdır.

Çerkeslerin diaspora tarihlerinde ilk kez anadil taleplerinin dillendirildiği 12 Mart mitingini bundan böyle reddetmek, yok varsaymak mümkün müdür? Bu mitingi internet sayfasına taşımamak, üzerine konuşmamak bana çok çocukça geliyor. Büyük kurumumuzun pek sevdiği ve sürekli işbirlikleri yaptığı üniversitelerden herhangi biri örneğin Boğaziçi’nden bir doktora öğrencisi “Çerkeslerin Yakın Diaspora Tarihi” üzerine bir tez hazırlasa ve kurumun sitesinde bu miting hakkında tek bir satır bulamasa nasıl bir durum çıkar acaba ortaya? Sormaz mı bu masum öğrenci “ Yahu bu nasıl temsiliyet, senin halkından birileri orada anadil diyor, Çerkesce eğitim istiyor. Sen nasıl görmezden gelebiliyorsun bu durumu?” diye. Ben doktora yapaydım sorardım! Belki cevap alamazdım ya da derdest edilip postalanırdım ama yine de sorardım.

Türkiye’nin en büyük Çerkes Kurumu Kaf-Fed süreci doğru okuyamadı. Ergeni ciddiye almadı. Vardır elbet bir bildikleri. Ben ortalama bir Çerkes olarak kendi geleceğime ve sorumluluklarıma bakarım.

Sürgünle yüzleşmek zordur. Her Çerkes gibi bu gerçeklik beni de zorluyor. Sürecin yarattığı anaforları, deformasyonları yönetmek de sabır ve dikkat ister. Çerkeslerin çıkarları için olmam gereken yer her neresiyse orada olurum.

Yarın bir gün oğlum “Baba, Xexes olmamda sen de pay sahibisin” diyememeli. Bu nedenle koşulsuz şartsız “Anadilimiz Çerkesce” diyen her oluşumu, mitingi, inisiyatifi destekliyorum. Benim sürgün tanımımda en büyük gösterge Çerkesce konuşamamaktır. Anavatanına gittiğinde seni kardeşlerinden en çok uzaklaştıran durum anadilini bilmemektir.

Tüm baskı ve asimilasyon politikalarına karşın Babam bildiği anadilini bana öğretmediği için suçludur. Annem sadece çocuklardan gizli durumları konuşmak için kullandığı Çerkesceyi bana aktaramadığı için xexesliğimin mimarıdır. Dedelerim ve ninelerim beni Türkçe kucaklayıp sevdikleri, şımarttıkları için hatalıdır.

Çocuklarımızın gelecekte bizlere “Neden orada sadece 500 Çerkes vardı? Nasıl kaçırdınız bu fırsatları” diye sormaması için ben 17 Nisan’da Kadıköy’deyim.

Gelecek kuşaklara borcumdan dolayı  götürebildiğim kadar Çerkesle 17 Nisan’da Kadıköy’deyim.

Anavatanımla kendi dilimde daha samimi ilişkiler kurulsun diye bu Pazar Kadıköy’deyim.

Xexes komplekslerimden hızla arınmak için 17 Nisan’da Kadıköy’deyim.


Bu yazı toplam 5225 defa okundu.





Mehmet Salih Elveren

Ergun abi nerdesiniz? Yazılarınızı dolayısıyla sizi özledik.
Yoksa Çerkesya Yurtseveri olmaktan istifa mı ettiniz?
Biz okuyucularınızla ne zaman buluşmayı tasarlıyorsunuz?
Bizlerden uzak kaldıkça, Çerkesya'yı kolayca unutacağınızımı sanıyorsunuz?
Siz bizi unutsanız bile bakın biz sizi unutmadık.
Bakın baba ocağınızın bacası halen tütüyor.
Bir iki odun siz de atarsınız diye ocağa, bekliyoruz.
Selam ve hürmetlerimle.

27 Temmuz 2012 Cuma Saat 11:56
Şovgen Zuhal

Xexes sürgün demek galiba. Sanırım Kaberdeyce. İyi niyetli temiz görüşlerinizi komplexlere yer vermeden yazdınız. Bizde size teşekkür ederiz SAYIN Synduk

16 Nisan 2011 Cumartesi Saat 16:33
huajır

Synduk Ergün,
Xexeslik zor meslek.İnsana verdiği hüzüne birde o çevrene yabancı olmak duygusu katıldığında,çaresizlike "ne olursa olsun" ama boş durmayayım,birşeyler yapayım'a yol açıyor.Böyle oluncada doğruyu yanlışı ayırt etmek dahada zorlaşıyor.Dilerim hüznünüze birde pişmanlık eklenmez...

14 Nisan 2011 Perşembe Saat 18:37
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net