

2010 yılı 21 Mayıs'ı yoğun katılımlarla
gerçekleşti, sanırım amacına da ulaştı. Adıge Cumhuriyeti ve diğer cumhuriyetler
Adıgeleri-Kabardey ve
Çerkesler, Karadeniz kıyısı Şapsığları, Krasnodar Kray Adıgeleri (*) yoğun
katılımlarla soykırım ve
sürgünü andılar. Özellikle 3 bin Şapsığ’ın Soçi ve Tuapse’de bir araya gelip
21 Mayıs’ı anmış olması ayrı
bir önem taşıyor. Krasnodar Kray Rus makamlarına göre Şapsığ nüfusu toplamı 3,2
bin idi, 2002 nüfus listesine böyle yazılmıştı. Peki, bu yılki anmaya katılan bu
üç bin Şapsığ da nereden çıkmış olabilir? 3 bini buldurmak için kundaktaki
bebeler, kocamışlar, kim var kim yok bütün Şapsığlar seferber edilmiş
olabilirler mi? 3 bin kişiyi seferber eden bir toplumun çok daha fazla nüfuslu
olması gerekmez mi? Krasnodar Kray bu; çok şeyi kuşkulu, yalan ve dolan üzerine kurulu
onların, karın ağrıları olmalı. Oysa 21 yüzyıldayız, çok
yazık...
Kabardey-Balkarya Başkanı Kanoko Arsen de bir bildiri
yayınladı:’ Rusya Devletine 453 yıl önce gönüllü katılışımız sayesinde’
ulusumuzu, etnosumuzu (Kabardey etnosu olmalı) ayakta tutmayı başardık demeye
getiriyor. Trajedi yanında, yüzyıllar boyu süren dostane ‘Rus-Adıge
ilişkilerini de unutmamalıyız’ diyor. Bu da anlamlı
olmalı.
***
Diaspora
Adıgeler 40’tan
çok ülkeye dağılmış durumdalar. Türkiye dışında, örneğin Suriye, Ürdün, İsrail
ve Kıbrıs’ta anmalar
yapıldı. AB ülkeleri, ABD, Kanada ve Avustralya’daki Adıgeler
de atalarına karşı işlenmiş olan bu insanlık suçunu, soykırımı, ölümü andılar,
ancak ölmediklerini ve
yeniden dirildiklerini de tarihe kazıdılar.
Türkiye’de en önemli anma,
22 Mayıs günü saat
02.00’de Taksim’de başlayıp Galatasaray’daki Rusya Başkonsolosluğu önünde
tamamlanan soykırım yürüyüşüdür. Yürüyüşe çoğu üniversitelerde okuyan kız
öğrenciler olmak üzere 1200 kişinin üzerinde bir Adıge nüfus katıldı. Yüzlerce
Adıge bayrağı dalgalandırıldı ve taşındı, Beyoğlu İstiklal
Caddesi soykırımı kınama sloganları ile çınladı. Binlerce izleyici insan bir
Çerkes Soykırımı olduğu gerçeğine tanıklık etmiş oldu. Bu müthiş bir
olaydır.
Görkemli yürüyüş, beklenmedik bir azizliğe uğradı, önemli bir
politik olayın gölgesinde kaldı: Her şeye olmaz diyen ittihatçı/gerici Deniz
Baykal CHP başkanlığından saf dışı edilmiş, onun yerine ’Gandi Kemal’
sloganları altında Kemal Kılıçdaroğlu gelmişti. 22-23 Mayıs günleri CHP
Kurultay’ına denk gelmiş, medya Gandi Kemal üzerine yoğunlaşmıştı.
Biz
kuşkularımızı belirtmekle birlikte, yine de Gandi Kemal’e başarı dilemek
isteriz. Ancak 40 yıllık ‘Yani’, bir çırpıda ‘Kani’ olur mu?
Rahmetli
babam Düzce Üskübü (Konuralp) tütün deposunda bir süre gece bekçiliği yapmıştı.
Tek mesai arkadaşı da mübadele dışı kalmak için Müslümanlığı kabul edip Kani
adını almış yaşlı bir Rum idi. Babam sormuş:
-Kani, gerçekten imana geldin
mi? Diyerek. O da:
-Çerkeş Mamut, Kart Gavur hiç imana gelir mi? diye
yanıtlamış babamı.
CHP de öyle. Bir çiçekle bahar gelir mi? Yine de iyi,
gerçekten demokrat olmasını dileriz tabii.
***
Gelelim Taksim
yürüyüşüne. Bu, Adıge ve
Türkiye tarihinde bir dönüm noktası. Yürüyüşe katılanlara ne mutlu, onlar tarihe
sayfa yazdılar. Hiçbir taşkınlık olmadı. Taşınan pankartlar, genellikle
İngilizce idi. Bu da dilimize pranga vurulmuş olduğunun bir simgesi
olmalı.
Daha geniş bir topluluk ise, Kandıra Kefken’de bir araya geldi.
Ancak orası izole bir yer, politik bir değer taşıyor olabilir mi? Çetin Altan’ın
Türk’e Türk propagandası tertibi ötesine geçilebildi mi, dünya orayı gördü
mü?
RF Başkonsolosluğuna yürüyüş öyle değildi, politik içerikliydi.
Binlerce insan, sanat ve
kültür çevreleri olaya tanıklık etti ve bir Çerkes Soykırımı
olduğu gerçeğiyle yüzyüze geldi.
***
Radyo Konuşmaları
ve TRT’ye
Demeç
20 Mayıs günü saat 19:30'da iki
saat süreyle 89.4 Yaşam Radyo’da bulunduk. Adıgece uzunca bir konuşma yaptım,
tarihsel geçmişe ve 21 Mayıs’ın anlamına değindim.
Habraço Murat Özden de, Türkçe bir coşturucu konuşma yaptı, halkların
kardeşliğini vurguladı ve
özellikle gençlere moral verdi .
21 Mayıs günü, yine aynı
radyoda saat 15.00’te iki saat süren bir açık oturuma katıldım. İlk konuşmayı
Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi Prof.Erol Taymaz yaptı.’Rusya’nın
Kafkasya Politikası ve
Sürgün’ konusunu işledi. Bana ‘Osmanlıların Kafkasya Politikası ve Çerkeslerin İskanı’
konusu düşmüştü. Habraço Murat Özden de dipdiri ayakta olduğumuz ve asla boyun eğmeyeceğimiz
konulu bir konuşma yaptı. Tokatlı Abzah kardeşimiz Volkan Düzenli ise, soykırım,
etnik temizlik ve sürgün
gerçeğinin çok daha geniş bir çevreye yayılması, o çerçevede ele alınması, bunun
için de değişik uluslardan emekçilerin dayanışmasının geliştirilmesi, insanlığa
karşı işlenmiş bir suç olan soykırıma karşı emekçi ve devrimci insanların
desteklerinin sağlanması gereği üzerinde durdu. Konuşmaların hepsini Türkçe
yaptık. Moderatörümüz Yevtıh Adnan Cankılıç idi.
Bu arada 21 Mayıs günü Beşiktaş
iskelesindeki anma sırasında 5 arkadaş TRT’ye kısa birer demeç verdik, günün
anlamını vurgulamaya çalıştık. Bu arada Bursa M.Kemal Paşa ilçesi Belediye
Başkanı 21 Mayıs nedeniyle, bir
mesajla acımızı paylaştı. Bu nazik davranışı nedeniyle Sayın Başkan’a
teşekkürlerimizi sunarız.
***
Kafkasya’dan Gelmiş Kardeşlerimizle
Görüşmeler
Özellikle iki kişi ile konuştum, hastam vardı ve vaktim dardı. Biri
Adıgey’den gelmişti, diğeri de Kabardey’den. Kabardey’den gelen kardeşimiz,
işsizlik nedeniyle Rusların bölge dışına göç ettiklerini, parasızlık nedeniyle
de düzenli bir televizyon yayını yapılamadığını söyledi.
Adıgeyli
arkadaş ise, Adıgelere yönelik bir politik baskı bulunmadığını, Rus ve Kazaklardan da bir baskı
görmediklerini söyledi. İşsizlik ve etnik sorunlar gibi
nedenlerle Rus nüfus Karaçay-Çerkesya ve Kabardey-Balkarya’dan göç
ediyor, ama Adıgey’de çoğunlukta oldukları için Ruslar gitmiyorlar, dedi. Adıge
kız ve delikanlılarının
Ruslarla evlenmeye başladıklarını, doğan çocukların da, kentlerde iseler
Ruslaştıklarını söyledi. Ancak köye gelen Rus gelinin çocukları Adıgeleşiyor,
demeyi de ihmal etmedi.
Adıgece eğitim alan Rus öğrenciler konusunda
ise,’İşe yaramıyor,göstermelik’ dedi. Maykop’ta dikilmesi kararlaştırılan anıtın
ise askıya, beklemeye alındığını söyledi. Bu konuda Thakuşın Aslan gerekli
desteği vermiyor olabilir mi?
‘Başkanlar kendiliklerinden hiçbir şey
yapmıyorlar, Moskova yapın derse yapıyorlar, zaten onları Moskova gönderiyor’
dedi. ’Peki,adaylar nasıl belirleniyor?’ dedim. ’Adayların çoğunu iktidardaki
Birleşik Rusya Partisi belirliyor, Medvedev de içlerinden birini Başkan olarak
atıyor’ dedi.
Karaçay-Çerkesya’da durum nedir? dedim. ’Orası bizden iyi.
Krasnodar’ın Uspensk rayonunda da durum iyi ama Karadeniz kıyısı Şapsığlarının
durumu iyi değil, dedi. 2014 Soçi Kış Olimpiyatları konusunda da ‘RF ve Krasnodar Kray
yönetimleri birer resmi yazı göndererek, Adıge Xase’lerden ve diğer Çerkes sivil toplum
örgütlerinden görüş ve
öneri istediler’ dedi.
Bu da Rus tarafında bir yumuşamanın bir
belirtisi olabilir mi? Bilemiyorum.
Bildiğim bir şey varsa, o da
Çerkeslerin hızla bilinçlenmekte ve davalarına sahip çıkmakta
olduklarıdır.
Daha güzel günlere
diyelim.
***
(*)-1864 sürgünü/deportasyonu sonucu
Çerkesya, Adıge nüfusundan % 95,sürgün kapsamı dışındaki Kabardeylerle birlikte
ele alındığında % 90 oranında boşaldı.Adıgeler parça parça eski yurtlarının
bazı yörelerinde tutunabildiler.Bu nedenle,Sovyetler döneminde birbirinden ayrı
4 özerk yöre yönetimi oluştu-Kabardey,Çerkes,Adıge ve Şapsığ.Bu yerlerdeki
insanların hepsi Adıge’dir,ancak bir etnik ad üzerine sadece bir özerk bölge
yönetimi kurulabildiğinden,mevzuat gereği 4 ayrı etnik ad kullanma zorunluluğu
doğdu ve bu adlar
üzerinden özerk yönetimler oluşturuldu.Şimdilerde de 4 ayrı etnik ad
kullanılıyor olması da mevzuat gereği.Örneğin Şapsığlar Adıge etnik adı altında
tanınmış olsalardı,ulus sayılmayacaklar,Uspensk rayonundaki Adıgeler gibi hak
sahibi olmayan basit bir azınlık konumuna düşeceklerdi.Şapsığların
şimdi,göstermelik de olsa, bir parlamentoları,birtakım kültürel kurumları ve bir bütçeleri
bulunuyor.-hcy
