

Bir önceki yazımızda Adıgey’deki ‘Çerkes Kongresi’ Başkanı Murat Berzeg’in Cherkessia.net’e geçilen 2007’deki söyleşisi üzerinde durmuş, Berzeg’in görüş ve önerilerini özetlemeye, alıntılar sunmaya çalışmış, bu arada Çerkes Soykırımına da değinmiş, bazı Rus resmi çevrelerinin inkarcı tutumlarını kınamış ve Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’deki kaçak Ermenileri hedef alan bir açıklamasını yakışıksız bulduğumu belirtmiş, KAFFED’i de asimilasyoncu, katliam ve darbe destekçisi bir devlet/şef partisi olan CHP’den uzak durmaya çağırmıştım. Ardından Murat Berzeg’in 28 Şubat 2010’da İstanbul’da yaptığı söyleşi üzerinde duracağımı söylemiştim.
***
Geçmişe Kısa Bir Bakış
Bilindiği gibi, Çarlık Rusyası,1864’te bağımsız Çerkesya’yı, ülkesi ve milletiyle birlikte yok etmiş, silahsız ve savunmasız halkın üzerine acımasız Rus ve Kazak birliklerini sürmüştü.
Ruslar 1828 yılından başlayarak Karadeniz kıyılarını ele geçirdiler, Anapa’dan Sohum’a uzanan bir Karadeniz Kıyı Hattı ile bu hat üzerinde kaleler kurdular (1831-1839). Aynı yıllarda doğu’dan da batıya doğru, Kuban Irmağı sağ yakasındaki kalelerinden ilerleyen Ruslar, Çerkesleri yenerek,katliam ve etnik temizlikler uygulayarak batıdaki Laba Irmağına ulaştılar. Laba doğusunda,Krasnodar Kray’ın Uspensk rayonunda 2 Besleney köyü ile 1 K’emguy köyü bulunuyor. Karaçay-Çerkesya’da da 2 Besleney köyü kaldı. Diğerleri Kabardey bölgesinden getirilip buraya yerleştirilen Adıgelerin köyleridir.
Karadeniz kıyısındaki başlıca kaleler de şunlardı: Natuhay sahilinde Anapa, Novorossiysk ve Gelencik; Şapsığ sahilinde Mihailovsk, Velyaminovsk ve Lazarevsk; Vıbıh ve Ciget sahilinde Navaginsk (Soçi yerinde), Svyatoy Duh (Adler yerinde) ve Gagra.
Bu kalelerden Şapsığ sahilindekiler Çerkeslerin 1840 yılı ilkbahar karşı saldırıları ile geri alınmıştır. Bazı kaleler de Ruslar tarafından tahliye edilmişlerdir. Anapa, Novorossiysk, Gelencik, Svyatoy Duh ve Gagra ise Rusların elinde kalmıştır.
Çerkesler 1853-1856 Kırım Savaşı’na değin, daha doğuda İmam Şamil komutasındaki Çeçen ve Dağıstanlı Müslüman direnişçilere koşut bir biçimde Ruslara karşı koydular.
Kırım Savaşı’nda Müttefik devletlerin/İngiliz ve Fransızların ana amacı, Akdeniz’i tehdit eden Karadeniz’deki Rus donanmasını ve deniz üslerini yok etmek idi. Amaç gerçekleşti.
Savaş, Çerkesler açısından tam bir felaketle sonuçlandı. İngiliz ve Fransızlar kendi alacaklarını aldıktan, yani Karadeniz’i Rus donanmasından arındırdıktan sonra, Çerkesleri yüzüstü bırakıp bölgeden ayrıldılar.
Kırım Savaşı süresince İmam Şamil ve Çerkesler Kafkasya’daki Rus birliklerinin yarısını sınır hatlarında bağlayarak, yani cepheye gidişlerini engellemiş olarak, İngiliz, Fransız ve Osmanlılardan oluşan Müttefiklere dolaylı yoldan da olsa büyük bir destek sağlamış oldular.
Kırım Savaşı, Karadeniz kıyılarını elde tutan Çerkeslerin Ruslar açısından bir başağrısı ve tehlike kaynağı olduğunu açığa çıkardı, böylece Çerkeslerin sürülmesi konusu da gündeme gelmiş oldu.
Aynı sıralarda, doğu sınırı olan Laba Irmağı boylarından batıya doğru harekete geçen Ruslar Belaya/Şhaguaşe Irmağına ulaştılar ve burada, 18 Mayıs 1857’de Maykop Kalesi’ni kurdular. Dağıstan’a çekilen İmam Şamil 6 Eylül 1859’da teslim oldu, Şamil’in Çerkesler/Abzahlar nezdindeki naibi Muhammed Emin de, bir anlaşmayla, 2 Aralık 1859’da Rus uyruğuna geçti; her ikisi de Ruslarca maaşa bağlandı.
Bu arada Kuban ve Laba Irmağı sol kıyılarında yaşayan Bjeduğ, K’emguy, Besleney, Kuban Kabardey, Abzah, vb 1859’da, Karadeniz kıyısında yaşayan Natuhaylar da 1860 yılı başında (10 Ocak’ta) bağlılık yeminleri vererek Ruslara boyun eğdiler.
Şapsığlar ile güney komşuları Vıbıhlar ise boyun eğmemişlerdi.
Rus generalleri 1860’da Karadeniz kıyısındaki Çerkeslerin (Natuhay, Şapsığ, Vıbıh, vb) sürülmesini Çar’a önerdiler. Çar II.Aleksandr öneriyi, Abzahları da katarak uygun buldu (1861).
Askeri plana göre bu Adıge topluluklarının barındıkları geniş bir alan, Karadeniz kıyılarından doğuda Belaya Irmağına/Maykop’a kadar uzanan bir alan insansızlaştırılıyor ve bu alan bir ‘askeri yasak bölge’ oluyor, yönetimi de Kuban Ordusu’na bırakılıyordu. Maykop ve doğusu ise zaten Rus yönetimine idi ve buralarda büyük çapta bir etnik temizlik yapılmış durumdaydı.
Çerkesler, 1862 yılı ilkbaharı,karların erimesi ile birlikte başlayan Rus etnik temizlik harekatına karşı yiğitçe direnişe geçtiler, direniş bir yıldan çok sürdü. Bu da Çerkeslerin ne denli direngen bir toplum olduklarının bir kanıtıydı. Ruslar onbinlerce sivili katlettiler, köyleri ateşe verdiler, herşeyi yağmaladılar, kadınlara tecavüz ettiler. Ağustos 1863’te Abzahlar Rus koşullarını –Türkiye’ye göç etmeyi ya da Laba Irmağı sol kıyısında gösterilen ve sıtma yatağı olan düzlüklere yerleşmeyi-kabul ederek savaştan çekildiler. Sonunda Şapsığlar da ateşkese yanaştılar: Kasım 1863. Kış koşulları ve Karadeniz’in ulaşıma elverişli olmaması nedeniyle, Şapsığlara 6 Mart 1864 günü (Miladi 18 Mart günü) akşamına değin yerlerinde kalma izni verildi.
Vıbıhlar ise, kış koşulları nedeniyle, sadece geçici bir zaman kazanmış oldular ve Ruslarla ateşkes imzalamadılar. Temel topluluk olan Şapsığların savaşa son vermiş olması, Vıbıhların kaderini de belli etmişti. Şapsığ toprakları üzerinden Rus askeri harekatının başlatılması üzerine, Vıbıhlar 24 Mart 1864’te (Miladi-5 Nisan 1864) boyun eğdiler, Türkiye’ye göç hazırlığı için de bir ay süre aldılar.
Mayıs ayına gelinip süre dolduğunda, Psov Irmağı yukarısındaki Aibga köyü Türkiye’ye gitmeme ve direnme kararı aldı. Harekata geçen Ruslar 11 Mayıs günü akşam üzeri Aibga köyünü ele geçirdiler; ertesi gün, 12 Mayıs 1864 günü ormana kaçıp saklanmış olan Aibgalılar elçiler göndererek boyun eğdiklerini bildirdiler, ardından da göç kervanına katılarak gemilere bindiler ve Türkiye’ye göç ettiler.
Ruslar 21 Mayıs 1864’te Kbaada Yaylasında, Kafkas Ordusu Komutanı Veliaht Prens (Grandük) Mihail Nikolayeviç’in komutasında büyük bir askeri geçit töreni ve dini ayin yaptılar. Burada Atkuac adlı bir Çerkes köyü vardı, şimdi Krasnaya Polyana (Kızıl Çayır) adlı bir Rus beldesi bulunuyor. Rus vahşetinin, Çerkes soykırımı, etnik temizliği ve deportasyonunun ev sahipliğini yapmış olan Krasnaya Polyana’da şimdi ‘2014 Soçi Kış Olimpiyatları’ yapılacaktır.
***
İkinci Dalga Etnik Temizlik
1864’te Karadeniz
kıyılarından Maykop’a kadar uzanan geniş bir alan insansızlaştırılmış, köyler
ateşe verilip yakılmış, 2
milyon Batılı Çerkes’in yüzde 95’i bir başka ülkeye,Türkiye’ye atılmış, deporte
edilmişti. Bu vahşet Ruslara göre bir soykırım değildi. Sadece dağları
‘haydutlardan temizleme operasyonu’ idi.
1880’de, önceleri 240 bin olan Natuhay nüfusun 175’i, 300 bin Şapsığ’ın 4.893’ü, 240 bin Abzah’ın 14.660’ı, 100 bin Vıbıh’ın 80’i Kafkasya’da kalmıştı. Bunlar da sürgün mıntıkasından indirilerek, yani iç sürgün yoluyla Kuban ve Laba ırmakları boyundaki sıtma yatağı düzlüklere yerleştirilmiş olan kalıntılardı (hepsi 19,8 bin).
Bu kadarcık bir Adıge nüfusu bile çok görüldü. 1 Ocak 1866’da Adıgeler çok ağır, altından kalkılması mucize niteliğinde, Prof.Kutsenko’nun deyimiyle 300 bin Ruble gibi bir vergiye bağlandılar. Ardından da ikinci dalga etnik temizlik geldi, Adıgeler aşama aşama Türkiye’ye gönderilmeye başlandı. Sözgelişi, 1880’deki 14,6 bin Abzah nüfustan Kafkasya’da şimdi sadece bir köy kaldı-Hakurınehabl.
1864 sonrasında Kuban oblastında 40 bini sürülmüş, 60 bini de daha önce Rus yönetimine alınmış olmak üzere 100 bin kadar Çerkes kalmıştı; bunun 20 bin kadarı daha doğuda (şimdiki Karaçay-Çerkesya’da) yaşıyordu, bunların çoğu da Ruslarca Kabardey’den getirilip buraya yerleştirilmiş Adıge-Kabardeyler idiler. Etnik temizlik sonucu, Laba doğusunda asıl yerliler olarak sadece 5 köy kalmıştı-4 Besleney ve 1 K’emguy köyü.
İkinci dalga etnik temizlik/yani Türkiye’ye göç ettirme dalgası sonucu Kuban oblastındaki toplam Adıge ve Kabardey nüfusu 1897’de 53.947’ye düşmüştü. Normal artışla 1864’teki 100 bin sayısının bugün için 1 milyona ulaşması beklenebilirdi. Şimdiki, 2002’deki toplam sayı ise 200 bin kadardır.
Bu da Batı Çerkesya Adıge nüfusunun 1864 yılı sürgünü dalgası sonrasında bile % 80 oranında yeniden bir etnik arındırmaya tabi tutulduğunu gösteriyor.
***
Berzeg’in Dedikleri
‘Bu gidişle Kafkasya’daki Adıgeler yakın bir gelecekte dil ve kültürlerini yitirecek,asimile olacaklardır. Bunu önlemek için tarihsel Adıge topraklarının/Çerkesya’nın ve Adıgelerin birleştirilmeleri gerekiyor’. Böyle diyerek sözlerine başlıyor Berzeg.
‘Kafkasya’yı ve Diaspora’yı birbirine bağlayan ortak nokta, bu insanların geçmişidir. Bugünler ve gelecek vizyonu açısından başka türlü bir bağ ya da bir birlik henüz sözkonusu değil’.
Arşiv belgelerine dayalı olarak, soykırımın tanınması için başvuruda bulunduk. Rusya bu başvurumuza ‘Soykırım yoktur’ yanıtını verdi.
Soykırım konusunda dünya kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Bize yardımcı olacak herkesle işbirliğine hazırız. Bizimle birlikte olmayı isteyen ve düşüncelerimizi paylaşan insanları arıyoruz.
Zaman kaybedersek yok olacağız,bunun için kararlılıkla ortak bir yol bulmamız gerekiyor. Başaramazsak yok oluruz’.
‘Kafkasya üzerinde hiçbir tarihsel hakları bulunmayan Kazaklar bir yasayla ulus olarak tanındılar. Adıgelerin eski toprakları ‘Kazaklara ait topraklar’ sayıldı. Bugünlerde silahlandırılıyorlar. Adıge Cumhuriyeti’ni de yok etmek için hazırlık yapıyorlar. Bu süreç 2014 Olimpiyatları öncesinde de tamamlanabilir. Rusların amacı 2014 Olimpiyatlarına değin Adıge Cumhuriyeti’ni yok edip topraklarını Krasnodar Kray’a katmak, Kazaklara vermektir. Adıgeler üzerindeki denetimi de Kazaklar sağlayacaklar’.
‘Savaşalım demiyorum. Akla uygun çözüm yolları bulalım diyorum. Ancak şunu da bilelim, Rusya, Adıgeleri savaşa/çatışmaya sokmaya çalışacak, bunu dayatacak/dayatıyor da (Bu da Adıgeler için sinsi niyetler beslendiğini bir anımsatma olabilir-hcy).
Bilinen yoldan sapan kişi hiçbir yere varamaz. Ben size bildiğim yolu gösterdim, siz de düşüncelerinizi söyleyin, daha doğru bir yol çıkarsa ben de o yolda yürümeyi seçerim’.
***
Sorular ve Yanıtlar
(Bu bölümü, daha kolay anlaşılması için genişçe özetlemeye, yer yer, parantez içinde eleştirmeye ve değerlendirmeye çalışacağız-hcy).
Yalçın Karadaş: Savaşarak, kahramanlıkla,
yiğitlikle günümüzde bir şey elde edilemiyor. Artık farklı yollar bulmamız
gerekiyor.
Murat Berzeg: Sözlerinize katılıyorum. Ancak kendisi Soykırımı sürdürürken bizleri savaş yanlısı imişiz gibi göstermek, Rusya’nın bilinen politikalarından biri. Ben savaş yanlısı değilim, ama Rus baskısı bizi savaşa/çatışmaya sürükleyebilir. Savaş dışı bir çıkar yol var mıdır diye düşünüyoruz. Ama çıkar yol kalmadığında ne olur bilemem.
Yalçın Karadaş: Karşınızdaki güçler sizi savaşa zorlayabilirler. Ancak savaşı en baştan reddetmeliyiz. Diyaloga kapalı bir yapımız, bir ön yargımız var. Önce bir konuşalım demiyoruz.
Diyalogu önce kendi aramızda başlatmalıyız.
Murat Berzeg: Biz diyalog kurmaya karşı değiliz. Silahı başımıza dayayan Rusya. Biz hazırız. Ruslarla diyaloga hazırız. Ancak onlar bizimle konuşmak istemiyorlar.
Yalçın Karadaş: Kendi aramızda diyalog yok.Olmayan ilk şey bu. Komşularımızla diyalog ve dayanışmamız da yok. Karşılıklı olarak birbirimizi yok sayıyoruz. Üçüncüsü, bizi yok ettiğini düşündüğümüz güce, RF ideolojilerine karşı bir diyalog da geliştiremiyoruz. Ruslarla diyalog,kendimizle ve komşularımızla diyalogu kurmadan başarılamaz, aksi takdirde sizi kimse ciddiye almaz.
Türkiye’de de ciddiye alınmıyoruz.DÇB de diyalogdan yana değil, İstanbul Kafkas Kültür Derneği de.Farklı düşüncelere açık değiliz. Çok yönlü bir diyalog kurma geleneğimiz yok (Neden?Adıgeler konuşkan kişiler ya-hcy).
Sorunumuz diyalog eksikliği. İçe ve dışa dönük yüzleşme,yakın komşularımızla diyalog ve iş birliği yok… Örneğin, Karaçay ve Balkar gibi Adıge olmayan komşularımız var. Bunları yok sayıyoruz.
Bunlar ve daha sonra Kafkasya’ya yerleşmiş olan Kazaklar ve Ruslar var.Bunlarla da diyalog kurmalıyız (Nasıl?Onlar seni takmıyorsa,kendi işine kendin bakman gerekmez mi?Tek yanlı özveri, yalakalık olmaz mı?-hcy). Ayrıca varolma kavgası veren toplumlarla da ilgilenmeliyiz (Kimler,Filistin mi,Bask mı,kim?-hcy).
Çerkes halkının bu saatten sonra yok edilebileceğine inanmıyorum, böyle bir şey olamaz (Bunu nasıl bilebiliriz? Adıgeler özgür bir halk mı? Dil gitti, gidiyor, dilsiz ulus yaşayabilir mi?-hcy). Ancak bir ulus olmak için öncelikle kendi içimizde bir diyalog kurmamız ve geçmişimizle yüzleşmemiz gerekiyor (Bu iyi işte-hcy).”Karaçay ve Balkarlarla niye bir araya gelmiyorsunuz? Bir araya gelelim, siz bizim kardeşimizsiniz, birlikte yaşayalım“ diyebiliriz (Çok bekleriz-hcy). Kazaklarla da oturup konuşabiliriz. Bundan sonra bizi dünya ciddiye alır ve Rusya da ciddiye alır (Rus’a yalakalığı bırakır,içki sofralarını kaldırır, flörtü sona erdirirsek, Rus bizi ciddiye alır-hcy). Bu saatten sonra, aklı başında kimsenin savaş ya da kavga isteyeceğine inanmıyorum (Adıgeler savaşı hiçbir zaman istemediler ama savaştan da başlarını kaldıramamışlardı-hcy). Ancak savaş ya da kavga her an yaşanabilir, çok çabuk provoke olan bir toplumuz (Acaba?-hcy).
Biz varız, var olmaya da devam edeceğiz; ama biz Karaçay’ı, Balkar’ı, Kazak’ı, Abaza’yı, ötekini berikini yok sayarsak, onları öteleyerek kendimizi bölersek, kabileci tutumlar içine girersek, 21.yüzyılda,19. yüzyıldaki ulus devlet anlayışıyla hareket edersek, Çerkesya’yı kuramayız. Çok tehlikeli ve çok yanlış bir şey olur bu bana göre’.
Murat Berzeg: Biz Çerkes milliyetçiliği yapmış olsaydık, bu durumlara düşmezdik. Milliyetçilik kötü bir şey değildir. Her ulusun varlığı milliyetçiliği ile korunur. Sizin sözünü ettiğiniz şey, faşizmdir.
Savaştığımız ülkeleri saymaya kalksam parmaklarım saymaya yetmez. Tüm güzel topraklarımızı yitirdik. Şimdi de kendimizi yola serdik, üzerimizden geçip gidiyorlar. Soçi için yalvaralım mı yani?
Örneğin
sahtekar Karaçay tarihçiler, ‘Biz bu topraklara Çerkeslerden önce, 5.yüzyılda
geldik,bu topraklar bizimdir, Çerkesler çok sonraları bu yerlere geldiler’
diyorlar. Bu yalanı kabul edebilir miyiz?..(Yanlış,Karaçaylar 5.yüzyılda değil,Milat öncesinde,
‘İskit/Saka Türkleri’ olarak Kafkasya’ya geldiklerini
söylüyorlar.Atatürk’ün ünlü ‘Güneş Dil Teorisi’,Karaçaylar gibi
bir muhatap bulmuş olmalı-hcy).
Ulus devleti olmayan bir toplumu
kimse önemsemez. Adıgelerin izniyle Adıge dağlarına, topraklarına yerleştirilen
Karaçay-Balkarlar bugün uluslaşma süreçlerini tamamlamış bulunuyorlar, şimdi hep
birlikte bize saldırıyorlar. Diyalog istemeyen biz değiliz. Onlar bizim akıl ve güç tutulmamızı
gördükleri ve bizi
ulustan saymadıkları için muhatap almıyorlar. Ortak bir ulusal aklınız ve bilinciniz yoksa,
-sayınız ne olursa olsun-siz bir güç sayılmazsınız, kimse de sizi muhatap almaz.
Geçmişte bize insanca yaklaşanı biz de insanca karşılardık, bugün de böyle
davranmaya hazırız.
Yalçın Karadaş: Diyalogdan sonra ortak aklı bulabilirsiniz ancak.
Murat Berzeg: Dediğinize katılıyorum. Ancak dünyada tek bir ortak akıl etrafında toplanan ve yola çıkan hiçbir ulus yoktur. Ayrılık ve farklı düşünceler hep olacaktır. Ben benim gibi düşünenleri bir araya getirmek ve benim gibi düşünenlerle bir arada olmak istiyorum.
Ne istediğimi söyledim. Benim gibi düşünen, benim yolumdan gidecek olan benimle gelsin,diyorum. Oynayacak, dans edecek olana da karşı değilim. Ancak düşünce temeline dayanmayan birlikteliklerden, bizim beklediğimiz anlamda bir örgütlenme çıkmaz.
Çerkes Kongresi’ni tek bir akıl, tek bir düşünce temelinde kurduk. Bizi beğenmeyenler başka örgütlere gittiler. Temel amacımız ve fikrimiz Adıgelerin bir ulus olarak bir arada ve tarihi topraklarında yaşamalarıdır, bunu gerçekleştirmektir. Bu bakımdan, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, dünyanın Çerkes soykırımını tanımasını istiyoruz. Bunu kabul edenlerle beraber olacağız, reddedenlerle bir işimiz olmaz.
Birçok işi aynı anda yapmaya kalkışan insan,bunların birini bile tamamlayamaz. Bizim ‘Adıge Xase’lerimizin tutumu da öyle.
Kelemet Çiğdem: Şövalyelik çağı geride kaldı. Bir ulus olmak, uyum içinde dünyada ayakta kalmak gerekiyor.
Ulus olma projeniz nedir? Buraya ne gibi düşüncelerle geldiniz, ne gibi görüşleriniz var?
Murat Berzeg: Söyledim. Ulusallık anlamında elimizde fazla bir şey yok/kalmadı. Geleceğimiz ve bugünümüz belirsiz, tek varlığımız geçmişimizdir.
Bugün Adıgelerin ulusal anlamda konuşabilecekleri bir konuları, bir projeleri yok. Ürdün’de yaşayan Arap, Türkiye’de yaşayan Türk, Rusya’da yaşayan da Rus anlayışına ve bakış açısına sahip. Bu yolla, bu bakış açısıyla ulus olamayız. Ulus olmak için aynı toprakta ve bir arada olmanın yolunu bulmak zorundayız.
Ulusal düşünce etrafında birleşmeliyiz. Ulusal bilinç anlamında tek bileşenimiz, Kafkasya’da yaşamış ve kahraman bir ulus olduğumuzdur. Bu düşünceyi canlandırmamız ve içini doldurmamız, bu kavramları harekete geçirmemiz gerekiyor.
Anlaşılır bir ulusal ideoloji ortaya koyanlar, az sayıda da olsalar, büyük çoğunluğun desteğini arkalarına alabilirler. Biz böylesine bir birlikteliği sağlayacak insanları arıyoruz.
Yaşar Güven: RF’nda 7 idari birim (okrug) vardı, şimdi sayı 8 oldu, Adıgey ise 8.federal bölgenin dışında kaldı.Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Murat Berzeg: Dünyada kabul gören normlara, evrensel İnsan Hakları İlkelerine göre bir ulus bölünemez. ‘Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi’nin oluşturulması 150 yıldan beri Rusya’nın bize dayattığı politikaların bir devamı niteliğinde. Adıgeler bir daha ve yeniden bölündüler. Bu bölünme, Rusya’yı en çok sıkıntıya sokan sorunun Adıge sorunu olduğunu gösteriyor.
Bu, burada kalmayacak. Çünkü bu, Adıgey’in yok edilmesi projesinin bir ayağıdır. Adıgey artık tek başına kaldı ve sayısal gücü de ortada. Krasnodar Kray’a eklenmesi zaten gündemde. Bu konuyla mücadele bizim gündemimizde. Bu, kabul edilebilecek bir durum değil. Bu plana karşı koymanın yollarını arıyor, soruşturuyoruz (Rus, Adıgey’i yok etme gibi bir delilik yapabilir mi? Pek sanmıyorum,aptallar olabilir ama aklıbaşında Rus devlet adamları buna izin vermezler diye düşünüyorum. Aksi takdirde bu 5 milyonluk Diasporayı düşman etmek, radikalleştirmek anlamına gelmez mi? Çeçen’in arayıp da bulamadığı bu değil mi? Rusya, küçücük Adıgey’i Kazaklara hediye etme karşılığı bütün bir Kuzey Kafkasya’yı yitirme ve zincirleme bir kan davası yolunu seçebilir mi?-hcy).
Yaşar Güven: ABD Kafkasya’da söz sahibi olmak istiyor. Montrö anlaşması gereği Türkiye’nin Boğazları’ndan geçiş için ödün koparmak istiyor. Gürcistan’ı Truva atı gibi kullandı (Neye ve kime göre bir ‘Truva Atı’?-hcy). Şimdiki korkum da şu: Kafkasya’da Truva atı gibi kullanabileceği, Çeçenya dışında, Adıgeler var. Böyle bir korkum, bir endişem var. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.
Murat Berzeg: Adıgelerin ABD politikalarının peşinden sürüklenmeleri söz konusu değil. ABD bize “yardımcı olabilecekler“ içinden biri olabilir.
Benim birilerinin politikasını benimsemek, onların aleti olmak gibi bir düşüncem ya da önceliğim olamaz. Bize kim ne kadar yardımcı, müttefik olabilir, ben bunu sorgularım. Bu, bugün Amerika olabilir, yarın da Çin…
Biz bize yardım edecek olanları arıyoruz. Ancak sözünü ettiğiniz gibi Adıgelerin birilerinin politikasına alet olması söz konusu olamaz. Bizi bir ulus olarak kabul ettikten sonra Rusya’yla da bir sorunumuz kalmaz.
Önceliğimiz birlik olmak, ulus olmaktır. Bu bağlamda kimden ne gibi bir yarar sağlarız, biz buna bakarız.
Yaşar Güven: DÇB, 1997 yılında UNPO’ya başvurarak bazı kararlar aldırmıştı:
1)Rusya Çerkeslere
soykırım uygulamıştır,
2)Diasporadaki Çerkeslerin
anayurtlarına dönüş hakları vardır,
3)Çifte vatandaşlık hakları da vardır.
1997’de bunları talep eden DÇB bugün niye böyle edilgen?
Murat Berzeg: UNPO kararlarının hukuksal bir yaptırım gücü yok. O yolla nereye ulaştığımızı söyleyeyim:
20 yılda Adıgey’e 500 Adıge döndü (Bunun 200’ü Kosovalı-hcy). Son 10 yılda Adıgey’e yerleşen Ermeni sayısı ise 25 bin. DÇB’nin başarısı bu. Takdir sizin.
Yaşar Güven: 1997’de DÇB daha muhalif, daha demokratik,daha halk yanlısı idi. Yeltsin, “istediğiniz kadar alın/özgür olun“ diyordu.Sonra “Moskova’nın istediği kadar alın/özgür olun“ dönemi geldi. DÇB de pısıp köşesine çekildi. “Ben bir karar aldırdım, hata etmişim, aldırmaz olaydım“ diyor olmalı.
Murat Berzeg: DÇB’nin ilk kurucuları arasında Kalmık Yura vardı. Onun düşüncesi ile bizim şimdiki düşüncemiz aynı. Kalmık’ın ölümünden sonra DÇB ciddi bir örgüt olma niteliğini yitirdi. Kalmık’ın tavrı ve düşünceleri yiğitliğe ve Adıgelik temeline dayalıydı.
Can Kesgin: 19-22 Mart tarihlerinde Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te Çerkes Soykırımı konulu bir konferans düzenlenecek. İşin içinde ABD’nin Çerkeslere yönelik bazı planları olmalı. Gürcistan da kendi çıkarı gereği Amerika ile işbirliği içinde olmalı (Bunlar normal değil mi?-hcy).
Gürcüler, Çarlık Rusyası’nın güdümündeydiler (Abhazlar,Karaçaylar,Kabardeyler,Osetler,İnguşlar ve Dağıstan hanlıkları da ‘Rusya’nın güdümünde’ değil miydiler? Bağımsızlık savaşı yürüten Adıgeleri bunlar destekliyor mu idiler?-hcy). Çerkeslere ilişkin önemli belgelerin bir çoğu Tiflis’teki Gürcü arşivinde. Gürcistan, arşivlerini Çerkeslere açma kararı aldı. Tiflis’te bir üniversitede Çerkes Soykırımı üzerine bir Enstitü açma kararı da alındı. Çerkes Soykırımı üzerine düzenlenecek olan bu konferansta Murat Berzeg’in de sözünü ettiği konulara ilişkin belgeler, Gürcü arşivinden alınan diğer belgelerle desteklenecek. Çerkes Soykırımı üzerine bir tezin/iddianın öne sürülmesi de bekleniyor. Bu tez daha sora Gürcü Parlamentosu’na sunulacak. Gürcü Parlamentosu’nun 21 Mayıs 2010’da Çerkes Soykırımı’nı tanıyacağı söyleniyor.
Konuyu netleştirmenizi rica ediyorum. Siz de konferansa bir konuşmacı olarak katılacak mısınız, bu yönde bir çağrı aldınız mı?
Murat Berzeg: Böyle bir şey sevindirici bir şey olur. Benim şu ana kadar ki katkım Jenosidi/Soykırımı gündeme taşımak oldu. Değişik iletişim araçlarıyla bunu Gürcistan’a da duyuran, o yönde girişimde bulunanlardan biriyim. Konuyla ilgili olarak Maykop’tayken birkaç kez telefonla arandım. Ancak bir çağrı almadım. Katkım olursa sevinirim. Katılabilirsem gereğini yerine getirmeye çalışırım. Gürcü Parlamentosu’ndan böyle bir karar çıkarsa seviniriz.Ömrümün çoğunu harcadığım bir alan bu. Bu bir başlangıç olacak. Diğer ülkeler de Soykırımı tanıyacaklardır.
Yalçın Karadaş: Gürcistan’ın, Abhazya ve Osetya’ya karşı duruşu faşizan.Gürcistan’ınki sahtekarlıktan başka bir şey olamaz (Niye sahtekarlık olsun?Sürekli dostluk ya da düşmanlık yoktur, çıkarlar vardır. Bu, Reel politike ters düşen bir şey mi?-hcy).
Murat Berzeg: Güney Osetya’yı kurtaran Rusya Çeçenya’da yüz binleri yok etti. Bunu bilmek gerekir.
Nüsret Baş: Berzeg’in söylediklerinden Çerkeslerin bir yok oluş ile karşı karşıya oldukları sonucunu çıkarıyorum.
Siyasal hedefler sizi belli bir yere götürür. Bu hedefler neler olabilir?
Kafkasya bizim ülkemiz. Rusya soykırım yoluyla bizi ülkemizden sürdü. Bu bakımdan ülkemize geri dönüş hakkımız olmalı. Bu, ciddi bir siyasal hedeftir. Bu hedefe ulaşır, Çerkesler bir araya gelirlerse, bu birileri için büyük bir tehdit olur (Niye tehdit olsun ki?Adıgeler şimdiye değin kimi tehdit etmişler ki?-hcy).Rusya Yeltsin döneminde, bizim bu toparlanma politikamıza sempati duyar gibi oldu, ama çok geçmeden çark etti, Kafkasya’nın bir Çerkes yurdu olduğu bile yadsınmaya başlandı. Şimdi de Çerkeslere soykırım uygulamadıklarını söylüyorlar.
Rusya DÇB’ni pasifleştirdi/edilgenleştirdi. DÇB’ni siyaset dışı, kültürel programlara kilitli edilgen bir örgüte dönüştürdü. Şu anda ise, siyasal hedefleri ve görüş birliği olan siyasal bir örgüte gereksinim var.
Daha önce görüştüğüm Amerikalılara Abhazya’nın bağımsızlığını Gürcistan’a kabul ettirmezseniz Abhazya’ yı Rusya’ya kaptırırsınız dedim (O zaman,Rusya’nın buraları ilhak etmesi için zorunlu olan hukuki ve diplomatik engeller kalkmış, Hatay örneğinde,Türkiye’nin Hatay Cumhuriyeti’ni ilhakı olayında olduğu gibi,Abhazya ve Güney Osetya, RF’nin içine daha kolay alınabilir hale gelmez mi?Abhazya’da Abhaz nüfus azınlık.Soruna bu yönden de bakmak gerekmez mi?Abhazya’daki Rus da gidiciye benzemiyor-hcy). Yaptıkları bu yanlışı şimdi görmüş olmalılar.Soykırım, Gürcistan’ın değil, Amerika’nın bir projesidir (Öyleyse üzülmek mi gerekir?ABD,bir biçimde Çerkes Soykırımı’nı destekliyorsa,pek sanmıyorum,o takdirde dava güçlenmiş olmaz mı?Bu girişimi desteklemek gerekmez mi?-hcy). “Biz yanlış yaptık, Kafkasyalıları geri kazanalım“ demek istiyor olmalılar. Çerkes Soykırımı’nı eğer Gürcistan kabul ederse bu artı bir şey olur. Niyet ne olursa olsun. Dünyada ilk defa Çerkes Soykırımı’nı bir devletin kabul etmiş olması önemli olur (İşte bu sözler yerindedir-hcy).Çerkes Soykırımı yapılırken Gürcüler Ruslara destek verdiler (Nasıl?Bir Gürcü devleti kalmış mıydı?O bağlamda Çerkes Soykırımı’na ve Ruslara kim karşı çıkmış,Adıge soykırımına,soykırıma uğrayanlar dışında,herhangi bir Kuzey Kafkas halkı karşı çıkmış mı?Abhazların,vb’nin Gürcülerinkinden farklı ne gibi bir tutumları varmış?Soykırımı Abhaz-Gürcü ihtilafına endeksleyemeyiz -hcy). Duyumlarıma göre Gürcüler “Biz yanlış yapmışız, biz Çerkes halkından özür diliyoruz“ diyorlarmış (Doğruysa güzel değil mi?). Bu da önemli bir şeydir. Gürcü’nün başka amacı, hedefi olabilir (olması değil,olmaması anormal olur-hcy), ama ben böyle bir adımı yararlı buluyorum; yani Çerkesler için önemli bir şeydir.
Fakat asıl önemli olan siyasi hedeflerinizin olması, yani Amerika’daki, İsrail’deki, Türkiye’deki ve Kafkasya’daki Çerkeslerin siyasi hedeflere kilitlenmeleridir. Böyle bir hedef oluşturulup DÇB’nin ilk döneminde olduğu gibi bir örgüt oluşturulursa, dünya bizi ciddiye alır. Rusya da ciddiye alır. Ama öyle bir örgütlenmemiz yok. Bir birlik oluşturulabilirse, Çerkesler açısından, Rusya ile kavga etmeden oturup diyalogla “Burası bizim yurdumuzdur, biz buraya dönmek istiyoruz” deriz. Bu bir insanlık hakkıdır da (Günümüzde,maalesef,güç, hakkı bastırabiliyor-hcy).
Murat Berzeg: Bugün de döneceğiz deme hakkına ve dönme şansına sahibiz. Ancak yasaları bilmediğimizden bunu yapamıyoruz (Hiç sanmam.Yasa dediğin şey,demokratik bir ortamda anlam taşır,Rusya öyle mi?Rus,Soykırım örneğinde olduğu gibi,o konuda da bizi atlatmayı başarır.Çözüm mü?Çözüm,RF’nun sadece Rus ulusunun değil,gerçek anlamda RF uluslarının tümünün ortak demokratik devleti olması durumunda sözkonusu olabilir-hcy). Sözünü ettiğim, kurmayı düşündüğümüz organizasyonun uluslararası hukuka uygun bir dilinin olmasını istiyoruz. İstediğimiz şey, dünyada olmayan bir hukukun ya da ayrıcalığın Adıgelere verilmesi değil. Dünyada geçerli olan hukuk neyse, Adıgelere de bu hukukun uygulanmasını istiyoruz.
Ardzınba Cemalettin Ümit: Ben bir Abhazım. Konuğumuz gerekli önlemleri almadığımız takdirde kültürümüzün kaybolacağını söyledi. Bu kaygıları paylaşıyorum. Adıgey, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Abhazya halkları birbirine yakınlar. Sorun, bu halkların ortak sorunu.
Murat Berzeg: Sözünü ettiğiniz halkların Türkiye’deki ve Kafkasya’daki konumları farklı. Balkarlar ve Karaçaylar tek bir halk. Dil, soy ve kültür yönünden bizden farklılar,bizden olmadıklarını kendileri söylüyorlar. Bu günlerde Adıgelerin karşısına dikilen halk, Karaçay-Balkar halkıdır.Örneğin, Rusça ’Çerkessk’ olan Çerkeskale kentinin Adıgece adını silip kente Karaçayca bir ad koymanın uğraşısı içindeler.
Türkiye’de bu halklar bir arada olabilirler, ancak Kafkasya’daki sorunlarımız farklı.
Abhazlar bizim kardeşimiz. Aynı soydanız, bu tartışılmaz. Ancak Abhazya, Adıge ulusal sorunlarına gerekli ilgi ve önemi göstermiyor. Abhazya bugün Rusya’nın yanında/güdümünde bir politika izliyor (Başka şey yapabilir mi? Abhazya göbekten Rusya’ya bağlı değil mi?-hcy).
Abhazya Diasporadaki Abhazları geri getirerek Abhaz nüfusunu arttırma yoluna gitmeliydi (Nasıl?Rus destek verirse bu olabilir.Rus’un öyle bir önceliği olabilir mi,Rus için Abhazlar değil,Abhazya toprağının kendi önemli olmalı?-hcy) .Şimdilerde Abhazya’ya yerleşenlerin çoğu Rus ve Ermeni. Birkaç yıl sonra bir referandum yoluyla Abhazya’nın statüsü de değiştirilebilir (Sibirya’daki 6 özerk okrug’un başına bu yıkım geldi.Adıgey’e de yapılması istenen şeyin bu olduğu söyleniyor,referandum ya da başka bir entrikayla Abhazya ve Güney Osetya’nın başına da böylesine şeyler gelebilir-hcy).Gerçek olanı bu.
Kube Nurhan Fidan: Çerkes Kongresi’ne Kafkasya’daki Adıgelerin desteği ne düzeyde?
Murat Berzeg: Adıgeler arasında herhangi bir düşüncesi olmayan, ilgisiz ve umursamaz kişi sayısı hayli çok. Yaşlılar geleceğimizi umursamıyorlar. Yaşlının istediği şey, politika, ulusun geleceği ile ilgilenmek değil, çay içip oturmak.
Biz şimdiye değin soruna mantıklı olarak yaklaşamadık. Yaşlılara elbette saygı göstermemiz gerekir. Ama “Yaşlıyı dinle, gencin yaptığını ye” diyen bir atasözümüz olduğunu da unutmayalım. Boşuna söylenmemiş bu.
Yaşlıya saygı göster, yer ver, gönlünü al. Adıgelik yap, adet yap. Ancak ulusun geleceği gençlerin çalışmasına bağlı.
Rusya yaşlıları toplayıp istediklerini onların eliyle yaptırıyor. Bizi dinleyen ve destek olanlar,yaşlılar değil gençlerdir.
Mevdudi Bayçora: Rusya’da, Rusların içinde Adıge sorunlarına karşı katı tutumlu olanlar çok, bunların dışında demokrasi ve insan hakları yanlısı olanlar da var. Bu gibi demokrat kişilerle bir diyalog kurabildiniz mi?
Murat Berzeg: Tarihsel konularda en etkili, sözü en güvenilir kişi Prof.İgor Yakovleviç KUTSENKO’dur. Kutsenko, St.Petersburg’da oturuyor. O’nun sözü dinlenir ve doğru olarak kabul edilir. Kendisi Maykop’a geldi ve söylediklerimizi kayda aldı, konuyu/Çerkes Soykırımı’nı savunan bir kitap da yazdı (*).
İnsani değerler ve insan hakları konusunda duyarlı insan sayısı Rusya’da fazla değil. Soykırımı reddedenler Rus milliyetçileridir, bunların bilimsel düzeyleri ve tarihsel bilgileri yönünden düşük profilli, sıradan kişiler. Bir yerlere gelmek, bir mevki-makam sahibi olmak için öyle davranıyor ve milliyetçiliğe soyunuyorlar.
Rusya ölçülerinde uzman olan ve sözüne güvenilen tüm tarihçiler bizden yanalar,bunların arasında “Çerkes Soykırımı yoktur“ diyeni yoktur. Demokrat kesimde görüşümüzü paylaşan ve bize yardım edecek olan kişiler elbette vardır ama sayıları fazla değildir. Onlarla bir birliktelik sağlamak da kolay değildir, ama buna gerek vardır.
Mevdudi Bayçora: Diaspora Kafkasya’ya göre mi konumlanmalı? Gürcistan’ın tavrı bir yönüyle iyi, bir yönüyle de kötü (Hangi yönüyle kötüymüş?-hcy). Bu durum Rus yanlılığı ya da Rus karşıtlılığı biçiminde yorumlanacak, Adıgelerle Abhazlar arasında, Abhazlarla Çeçenler arasında olduğu gibi bir ayrışmaya yol açacaktır (Niçin,niye?Abhazlar RF dışında değiller mi?-hcy). Murat Berzeg, DÇB’nin yaptığı şeyi başka bir açıdan tekrarlıyor (Nasıl? Suçlama,işi kişiselleştirme olmuyor mu bu?-hcy).
Murat Berzeg: Bazı şeylerin zararının geleceğini düşüne düşüne, sonunda yok olmanın eşiğine geldik. Başkalarını düşünüyoruz, tamam, peki bizi kim düşünecek? Birileri üzülecekmiş diyerek yok olmayı mı bekleyeceğiz? (Adıgeler olarak bilmediğimiz şey,’önce can,sonra canan’ denen şeyi bilmemek olmalı-hcy).
Mevdudi Bayçora: Abhaz-Gürcü ilişkileri konusunda ne düşüyorsunuz? Gürcistan’la Adıgelerin birlikte hareket etmesi, Abhazya açısından olumsuz bir sonuca yol açmaz mı? (Nasıl? Abhazya RF kanatları altında değil mi?Bu durumda Abhaz, Adıge’ye nasıl yardım edebilir ki?Abhaz’dan medet ummak,Abhazya konusuna takılmak,Rus’un oyununa gelmek olmaz mı?-hcy).
Murat Berzeg: Konu ilk kez gündeme gelmiyor. Daha önce bu konu gündeme geldiğinde Abhazya’da savaş çıkmak üzereydi. Abhazya sorunu çözülene değin kendi sorunumuzu bekleteceğimizi söylemiştik. Bugün bizim politikamızın Abhazya’ ya ne gibi bir zararı olabilir ki? Gürcistan’la aralarında bir savaş çıkma olasılığı olursa, Abhazları koruyacak olan koskoca bir Rus ordusu var Abhazya’da.
Bu anlamda bizim orada, o konuyla ilgili yapacak bir şeyimiz kalmadı. Gürcülerin bir saldırı tehlikesi olsaydı, Gürcistan’la diyaloga girmez, Abhazların yanında olurduk. Ancak bugünkü durum, herkesin kendi mücadelesini kendisinin vermesi gerektiğini öğretiyor.
Ragıp Mete: Diasporanın % 85’i Adıge, % 10’u Abhaz, kalanı da diğerleri. Bu gerçeği göz ardı eden hiçbir politika başarıya ulaşamaz. O halde politikalar Adıge eksenli olmalı.
Murat Berzeg: Adıgelerin başarısızlığının temelinde yatan neden bu tür –ilkesiz- bir birlikteliktir. Her ulus kendisi için bir şeyler yaptı. Hiçbir şey yapamayan sadece biziz, Adıgelerdir (Kullanılmış olduğumuz söylenebilir-hcy). Bütün Kafkas halklarının bir birlik içinde olmalarına karşı değilim. Ancak Adıgeler kendi aralarında bir birlik oluşturamazlarsa, kimseye de yararlı olamazlar.
Cihat Bage: Yüzde 15’i hesaba katmayacak mıyız? Yüzde 15,yüzde 85’ten önce bağımsızlığı elde etti, devletler kurmuş bulunuyorlar.
Murat Berzeg yangından söz ediyor, Soçi Olimpiyatlarına kadar Adıgey Cumhuriyeti kalmayabilir diyor (O takdirde RF kendi kalesine gol atmış, Diasporayı eksen kaymasına yöneltmiş olmaz mı?Radikalleşmiş, Çeçenlerle birleşmeye başlayabilecek 5 milyonluk bir Diaspora Rusya için isabetli bir seçim olabilir mi?-hcy). Abhazya dahil kardeş Cumhuriyetlerimizin ortak tavrının ne olması gerektiğini net olarak yanıtlamanızı istiyorum. Çizdiğiniz bu çerçeve içinde somut olarak Diasporadan ne bekliyorsunuz?
Murat Berzeg: Abhazya bizim konumuz içinde değil (Doğru, biz biz olmazsak, Abhazya için bir şey yapamayız, Abhazlar da Adıgeler için bir şey yapamazlar. Konjonktür gereği Abhazya ile ilişkiler nötr/yansız konumda-hcy). Sorunu farklı. Rusların ve Ermenilerin oraya yerleştirilmekte olması onlar için daha önemli olmalı (Yani Abhazya kimlik değiştirebilir, Abhazlar Adıgelerin konumuna düşebilirler-hcy).
Cihat Bage: Biz, Abhazya bağımsızlık mücadelesine destek vermiştik, bunu anımsatmak istedim (Ne denmek bu? Abhazların Adıgelere bir diyet borcu mu varmış,denmek istenen bu mu? Öyleyse çok bekleriz. Arazisinin bir kısmına el konan bazı Kabardey beyleri/pşı, Rus’u kınama anlamında kalan arazisini de terk ederek Türkiye’ye göç etmişlerdi. Ruslar da çok ‘üzülmüşlerdi’. Bir Laz fıkrası: Yargıç sormuş, Hamit, senin Temel’e borcun varmış,Temel’i tanıyor musun? Diye. Hamit de,’Tanımayrum’ demiş. Bak, Temel, Hamit seni tanımıyormuş, ne dersin? Demiş.’ Hemüd mü beni tanımayur? O beni tanımayursa, ben onu hiç tanımayrum’ demiş.Yargıç, ikisini de kovmuş…Adıgeler olarak o düzeyi aşmış,üst düzeylere ulaşmış olmalıyız-hcy).
Murat Berzeg: Abhaz halkından birey olarak bize yardım edecek kişiler çıkabilir; ama devlet olarak Abhazya Adıgelere yardım edemez. Adıgey’in yok edilmesi durumunda Kabardey’in de varlığını sürdürmesi olanaksız görünüyor. Proje bazında cumhuriyetleri tasfiye planı var. Kabardeyler de ne yapacaklarını kaygıyla düşünüyor, çıkış yollarını arıyorlar.
Ragıp Mete: Dağıstan da tasfiye edilecek cumhuriyetlerden biri olabilir mi?
Murat Berzeg: Tasfiye programı Karaçay-Çerkesya ve Kabardey-Balkarya’yı bitirir. Cumhuriyet olarak kalmasa bile Dağıstan’a bir şey olmaz. 2,5 milyon üstü bir nüfusları var. Durumlarını koruyabilirler (Bir Avar yazar,’Dağıstan’ın üniter yapısını,birliğini bozmaya kalkışacak olanların önü keseceğiz,başka yolu kalmazsa onları öldüreceğiz’ demişti bana 1990’larda.Onlar Adıgeler gibi edilgen kişiler değiller-hcy). Çeçenya’ya ise Rus ayak basamıyor. İnguşetya da öyle.
Tasfiyeden etkilenecek tek bir ulus var,bu da Adıgelerdir.Başka RF halklarından kişilerle görüşmelerimiz oldu. Hepsi de Adıgeler konusunda kaygılılar. İşi çatışmaya vardırmadan Rusya’nın tutumunun yanlışlığını nasıl anlatsak ki diye düşünüyorlar.
Cihat Bage: Rusya’nın bizi muhatap olarak kabul etmesi için önce bir birlikteliğin oluşması gerekmez mi?
Murat Berzeg: Sorun, yöneticilerin seçimle belirlenmesine son verilmiş olmasıdır.Başkanlar Moskova’dan atanıyorlar.Moskova kendine göre kişileri göreve getiriyor. Eskiden halkın seçtiği başkanlar işbaşına geliyordu. Bunlar halka daha yakın kişiler idiler, onlara bir şeyler anlatılabiliyordu (Örneğin, seçilmiş Adıgey Başkanı Hazret Ş’evmen,2 006’da Adıgece’yi teneşirden kaldırmayı, hayata iade etmeyi başarmıştı-hcy).
Herkese, tüm dünya halklarına Rusya’nın Adıgelere uyguladığı soykırımı anlatmamız gerekiyor.
Adıgelerin bir araya gelerek, Rus devlet uygulamalarının yanlış olduğu görüşünde birleşmeleri gerekiyor. Ancak en kötü koşulları dikkate alarak hazırlanmamız da gerekiyor.
Son çare olarak, kötü Rus politikalarına karşı koyacak ve savaşacak çok sayıda gencimiz var (Adıgelerin pes etmeleri kabul edilemez-hcy). Ancak savaşmadan varlığımızı nasıl sürdürebiliriz diyoruz? Bunu düşünmeliyiz. Bunun yolunu aramalıyız. Yakın bir gelecekte bir araya gelelim, ortak bir düşünce ortaya koyalım, örgütlenmeye başlayalım.Bunu istiyoruz.
Bir katılımcının sorusu: DÇB’nin politikalarında değişikliğe neden olan etken,Diaspordan gelen delegasyonun tutumu olmalı. Diasporadan gönderilen temsilcileri yeterince tanıyor musunuz? Murat Berzeg, Valeri Hatajıko ve İbrahim Yağan gibi ulusal mücadeleye omuz veren sivil toplum kuruluşları liderleri bir araya gelip görüş alışverişi yapıyorlar mı, güç birliği yapmayı düşünüyorlar mı?
Murat Berzeg: DÇB’ndeki değişikliklerden hepimiz sorumluyuz. Son 20 yıldaki politikalarla Kalmık Yura sonrası dönemdeki değişikliğin suçlusu da biziz. Rusya kendi düşüncelerini, kendi politikalarını yürütüyor. Biz de bunu aynen kabul ediyor, eleştirmiyor, bir direniş sergilemiyoruz.
Ruslar Diasporanın gerçek durumunu, ne olduğunu bizden iyi biliyorlar. Kimleri kullanacaklarını da biliyorlar. Maykop’taki son toplantıya kendi adamlarının katılmasını sağladılar (Maykop’ta son DÇB Kongresi yapılmıştı-hcy).
Valeri Hatajıko ile telefonla görüştüm; ancak onun eylemci bir yanı yok. İbrahim Yağan’la görüşüyoruz, bir araya geliyoruz. Düşüncelerime katıldığını söylüyor.
Yalçın Karadaş: Bizim ortak sıkıntımız diyalog sorunu,eksikliği. Sadece bizden olanlarla değil, bizden farklı düşünenlerle de diyalog kurmalıyız.
Ulus devletlerin kurulduğu dönemdeki anlayışla hareket edersek, bugün karşımıza bilinçsiz bir Karaçay’la bilinçsiz bir Adıge’nin arasındaki sorunlar çıkar (Karaçay bilinçsiz mi? Onca badireye karşın, nüfuslarını 1959’daki yüzde 24 oranından,2002’de yüzde 38,5 orana yükseltmeyi başarmışlar, şimdilerde salt çoğunluğa ulaşmış olmalılar, artık cumhuriyet ‘bizimdir’ deme noktasındalar-hcy). Bunlar yol değil (Yol nedir?Daha ne yapmalı?-hcy).19.yüzyıl kafasıyla 21.yüzyıl ötesini oluşturamayız. 21.yüzyılın anlayışıyla bir sistemin nasıl kurulacağını tartışmalıyız (Doğru. Peki 19.yüzyıla takılıp kalmış olanlar kimler-hcy).
Murat Berzeg: Ben Karaçayları orada oturtmayalım demiyorum. Oturdukları yerler onların olmamalı da demiyorum. Yalan söylemesinler diyorum. Gerçek olan 13. yüzyılda Kafkasya’ya gelip buraya yerleşmiş oldukları.Yalan söyleyip 5.yüzyılda buraya yerleştiler dersek bu daha mı iyi olur?(Türkiye’deki kimi Karaçay, köklerini 5.yüzyıla değil, Milat öncesine, İskitlere/Türkçülerin uydurduğu deyimle ‘Saka Türklerine’ dayandırıyor-hcy). Benim burada vurgulamak istediğim şey, Adıgelerin otokton/yerli bir halk oldukları ve evrensel ölçütlere göre, asıl söz sahibi olanın Adıgeler olduğu gerçeğidir (Adıgeler ‘Sahibi başında olmayanın atını köpekler yer’ dememişler boşuna.Adıge pısırık olursa,dağdan gelen elbette bağdakini kovar-hcy). Bu noktayı vurgulama dışında, bizden başkaları Kafkasya’da yaşayamazlar diye bir iddiam yok.
Ruslar geldikleri zaman Karaçaylar oradaydı. Balkarlar da. Buna itiraz etmiyorum. Ancak yalan söylemeyelim. Boynuzu olmayana boynuzlu demek çözüm değil. Biz her zaman gerçekleri söyleyelim. Yalan söylediğimiz sürece dostuz, gerçekleri söylersek düşman oluruz gibi bir durumla karşı karşıya bırakılıyoruz, bu doğru bir tutum değil. O zaman yalan söyleyelim, hep beraber dost olalım,öyle mi?
Yalçın Karadaş: Eğer Murat Berzeg’in elinde sihirli bir değnek olsa ya da Medvedev ve Putin’in yetkileri elinde olsaydı nasıl bir Kafkasya’yı önerirdi? Adı geçtiği için, özellikle bu Karaçayları nereye koyardı?
Murat Berzeg: Ben RF Devlet Başkanı olsam dünyadaki genel demokratik ölçütlerden/değerlerden giderek Kafkasya halklarına yaklaşırdım. Karaçaylar ve Balkarlar, artık Adıgelerle ortak bir Cumhuriyette yaşayamazlar (Dağıstan’da onca ulus nasıl bir arada yaşıyor?Bu da ayrı bir örnek.Ancak Adıgeler pısırık oldukları için ipler elden kaçmış olmalı.Çeçenya’ya savaş açıldığında İnguş lider,korkusuzca Rus müdahalesine karşı çıkmıştı,bizimkiler/Carme ve K’ok’o ise tısmış,Rus’a çanak tutmuştu.Peki bu yalakalık bize bir çözüm ve aferin getirdi mi?-hcy). Onların ayrı bir Cumhuriyetleri olmalı.
Kabardey’den Kıyıboyu’na kadar yayılmış Adıgeleri de tek ulus sayar, hepsini tek bir devlette toplardım. Kafkasya’ya bakış açım/vizyonum bu.
Şamil Yaşba: 2006 yılında Adıgey’in Krasnodar Kray’a katılması gündeme geldiğindeki tepki oranıyla şimdiki, 2010’daki tepki aynı olur mu?
Murat Berzeg: 2006 yılında Adıge Halk Kongresi’ni topladık. Adıge Cumuriyeti’ni yok etme amaçlı bir referanduma Adıgelerin katılmayacakları kararını aldık. Rusya şimdi başka yollar tasarlıyor olabilir.
Şamil Yaşba: Diasporanın büyük bir çoğunluğu, Adıgey’in Krasnodar Kray’a bağlanmasına karşı. Bu bir anlam taşımıyor mu, nasıl bir etki yaratır bu?
Murat Berzeg: Karşılar ama ne yapabilirler ki? Bu düşünceleri belge haline getirebilirsek, ortak bir sesle ifade edersek bir anlamı olur. Bu düşünceleri uygulamaya dökmek gerekiyor. Aklınızda olanı, aklınızda kaldığı sürece kimse görmez.
Şamil Yaşba: Buna katılıyorum, ancak oradan aldığımız duyumlar Krasnodar kray'a katılımın daha iyi olacağı, Adıgey’in kalkınacağı, oradaki halkın birleşmeden yana olduğu yönünde.
Murat Berzeg: Ekonomiden yola çıkarak bir düzen kurmak isteyen son devlet faşist Almanya’ydı. Uygar, aklı başında devletler ulusu ekonomiye götürürler, ekonomik anlamda ulusa bir dayatmada bulunmazlar.
Burada ise, işler tersine işliyor.Elbette ulusun bir ekonomisi, dili ve kültürü olmalı.Ulus varsa, ekonomi de vardır; yoksa yoktur. Ulus yok olsun, ekonomi düzgün gitsin diyecek bir bakış açısını kabul edemeyiz. Ulus yok olursa o ekonomiden bana ne?
Bu gibi yollarla kandırılabilen kişi sayısı çok değil. En büyük argümanları/kanıtları, Krasnodar Kray’ın Adıgey’e göre daha gelişmiş ve daha fazla olanağa sahip olduğu söylemi. Krasnodar Kray 5 milyon insandan vergi topluyor. Adıgey, Krasnodar Kray’a katılmış olsa bile, Krasnodar kentinin zenginliği/görkemi Adıgey’e yansımaz.Krasnodar kenti dışında, Krasnodar Kray'ın taşra kent yerleşimlerindeki görünüm bizdekinden farksız/taşra yoksul.
Yaşar Güven: Farklı düşünceler olabilir. Ama ben aynılıkları/ortak noktaları öne çıkaralım diyorum. Buradan bir sonuca varabiliriz. Murat Berzeg çok açık olarak bir şeyi söyledi. Dedi ki Adıgeler özelinde baktığımızda Adıgeler soykırıma uğramış bir halktır. Biz bunu dünya çapında kabul ettirebilirsek, bunu bir hukuk diline bağlayabilirsek,halkın varlığını koruma açısından çok ciddi bir adım atmış oluruz.
Ben bu düşüncesinin altına imzamı atıyorum. Bütün görüş ayrılıklarımıza rağmen bu uğurda çalışmak gerekir diye düşünüyorum. Soykırımın yanına bir de sürgünü eklemek gerekir, diyorum.
Murat Berzeg: Soykırımı kabul ettirebilirsek Adıgelerin sorunları çözülür.
(*)-İgor Kutsenko, ‘Doğru ile Eğri’,Ankara,2009.
