

Tarih boyunca Çerkesler birlik olma sorunuyla savaştılar. Dünyada yalnız değildiler. Tabii olarak farklı kulvarlara savruldular.
Yanıbaşımızda pek çok savaş oldu. Çünkü anayurdumuz sadece Kafkasya ve dağlar değildi. Karadeniz'in doğu kıyılarında kuzey tarafı olduğu gibi Çerkesya topraklarının parçasıydı.
Ve Kuban ırmağının güneyi...

Resim:Franz Raubaund
Ve Kuban'ın kuzeyindeki düzlük verimli ovalar ve bataklıklar da. Özellikle Kuban'ın kuzeyindeki bu bölge yaz sıcaklarında kuruyup doğal bariyer özelliğini yitirdiğinde, doğudan, batıdan, kuzeyden her yönden ülkeyi saldırılara açık hale getiriyordu. İskitler, Sarmatlar, Hunlar, Avarlar, Vikingler, Moğollar ve daha nice ordular Avrasya'nın göbeğindeki bu stratejik bölgeye geldiler. Pek çoğu burayı geçici bir karakol olarak kullandılar. Çerkes ulusunun bazı parçaları bunlara katılarak dünyanın uzak ülkelerine gittiler.
Çerkes demek savaşçı özellikle de süvari demekti. Böyle böyle nüfusumuz bir türlü toparlanamıyordu. Kafkasya dağlarında ve kıyılarda izole gruplar kendi özgün kültürel, sosyal, siyasal yapımızı korumayı başardı. Fakat nüfusumuzun büyük kısmı kıyılarda yaşıyordu.
Beşbin yıldan fazla bu ülkeyi kendine mesken tutmuş atalarımız; insanlık, uygarlık ve dünya tarihine önemli imzalar atmıştır. Uygarlığımızın en eski kama[kısa kılıç] ve şçepşıne benzeri müzik aleti bu topraklarda bulunmuştur.
Maykop, Kurgan, Dolmen, Koban, Novo Svobodnaya, Darkveto- Meşoko uygarlıklarında eb büyük unsur büyük ölçüde Çerkeslerin atalarına aitti.
Dilimiz Hint- İran, Hint- Avrupa, Turan vb pek çok dile etkisi olmuştu. Çok çok eski antik bir dildir Adığebze = Çerkesçe. İlkel değil ilksel bir dildir, yani orijinalini binlerce yıldır korumayı başarmıştır. Harf ve ses sayısı onun tüm değerlerini koruduğunun açık kanıtıdır. İnsanlık tabii kolayı tercih ettiği için kan kayıplarımız çok olmuştur. Oysa bilim ve teknolojinin geldiği düzey itibariyle çağdaş pedagoji zor dili seçmemizi ve çocuklarımızı bu tür dillerle zihinsel becerilerini açmamızı önermektedir.
Cografi konumunun stratejik ve zorlu olması sebebiyle ülkemiz sürekli tehdit, akın ve işgallerle yüzleşiyordu. Zaten Çerkes= Adığe= Savaşçı demek değil miydi? Çeri/ Asker sınıfı, kastı yakıştırma mı bilinmez ancak sonucu açık ki böyleydi. Eski Yunanlı komşularımız bize Cercet yaşadığımız ülkeye Cercetos dediler. Karşılaştığımız başka başka uluslar; Sirake, Cik, Zikh, Zikhet, Kasog adını da verdiler. Fakat biz kendimize Adığe dedik.
Tarihimiz kıyılardaki atalarımızın yaptığı binlerce dolmen/ yisp wıne ile anılır oldu. Ülkemizin biraz daha iç/ karasal kısımlarında yine atalarımızın kurgan kültü ile anılır olduk.
Biri Dolmen/ Megalitik dünyamız, diğeri Mıyekuape/ Maykop Uygarlığı olarak anılır.
Aslında Dolmenid tarafımız Karadeniz ve Marmara ile Akdeniz dünyasına açılırdı. Denizcilik, korsanlık, balıkçılık bizim için uzak bir anı olarak kaldıysa da bizim önemli bir kanadımızdı.
Diğer kanadımız Kurgan kültürü idi. Step dünyamız idi. Onunla karasal güzergahları izler ve atlarımızla dünyaya yayılırdık.
Her ne ise konudan uzaklaştık. Çerkesler dünyanın pek çok halkı gibi yiğit, onurlu bir halkıdır. Acılar, zulümler ile sınanmıştır. Bu yüzden bizlerden dönem dönem güçlü birlikler çıkmışsa da [Çerkes Memluk gibi] çok zaman da başka ulusların himayesinde bulunan ordularda savaşmak durumunda kaldık.
İskit ile Sarmat, AltunOrdu ile Timur gibi birbirine düşman iki ordu da Çerkeslerin ataları çokça savaştılar. Polonya ve Rus, Fransız ve Rus, Osmanlı ve Rus ordularında da karşılıklı.
Fakat her zaman ülkemiz AdığeHeku'nun çekirdeği, nüvesi olan AdığeHekuj oradaydı Kuban'ın güneyinde, kıyı boylarında. Kültürümüzü, dilimizi, geleneklerimizi ve özümüzü Hekuj'de muhafaza ettik. Ta ki 21 Mayıs 1864'e kadar.
101 yıl süren Rusya ile mücadelemiz kritik bir eşiğe geldi dayandı. Nüfusumuzun en dinamik, en verimli, savaşkan nesilleri bu savaşlar sırasında yok oldu.
Başlangıçta savaşların çoğunu biz kazandık, fakat Rusya genç bir etno-genez, genç bir ulustu. Çok akıllıca dünyanın binbir gücünden faydalanmayı, bilimsel, teknolojik gelişmeleri çok iyi kullanmayı beceriyordu.
Rusya, Çerkesya'ya gelene kadar milyonlarca km ülkeleri ardı ardına çoğunu da kolayca işgal etti. Urallar, Sibirya, Moğolistan, Orta Asya, Kafkasya, Doğu Avrupa ve daha nice bölge ve ülkeleri. En çok ve en uzun Çerkesya direndi.
Rusya ile savaşlar olmasa 30-35 milyonluk dev bir ülke olacaktı.
Farklı ordularda birbiri ile karşı karşıya gelen Çerkesler güçlerini daha fazla yitirdiler. 1000 yıllık Çerkes-Rus ilişkileri Prens Reded'den beri sürüyordu. Onların savaş makinelerinde bizden kopan parçalar da vardı.
Tarihte ne oldu ise oldu. Artık yeni bir çağ geldi dayandı. Çerkesler artık ya tamamen yok olacak ve tarih sahnesinden silinecekler ya da birlik ve dayanışma içinde kendi özlerinden yeniden varoluş destanı yazacaklar.
Bizi ve tarihimizi yıkan bu kötü, lanet günü 21 Mayıs 1864'ü kınamaktan ve slogandan çıkartıp, diriliş, direniş ve uluslararası mücadele günü haline getirmeliyiz. Derneklerimiz, vakıflarımız, formel olan olmayan, görünen, görünmeyen gruplarımız artık birleşmenin, güçlenmenin ve geleceğimize yön vermenin yollarını aramalıdır.
21 Mayıs bu lanet gün artık bizi birleştirmeli. Çerkesya artık her Çerkes'in dilinde, yüreğinde, bileğinde, aklında olmalı. Onu dünya sahnesine tekrardan almak ve yaşatmak için önce yaşamak gerek. Her Çerkes için bu bir sorumluluk, bir ideoloji ve bir yaşam biçimidir. Yurtsuz ulus olmaz, özgür olmayan ulus var olamaz. Çerkes'in önünde başka bir seçenek kalmamıştır.
Çerkes, Çerkes'in elinden, yüreğinden tutacak ve yeniden Çerkesya'sını inşa ve ihya edecektir.
Makale, 21 Mayıs 1864'ün Çerkesler için bir yas günü olmaktan çıkarılıp, bir birleşme, diriliş ve uluslararası mücadele gününe dönüştürülmesi çağrısı yapıyor. Tarihsel olayları ve Çerkes kimliğini derinlemesine irdeleyen bu yazı, duygusal bir yoğunluk ve acil bir eylem çağrısı içeriyor.
Makalenin Temel Argümanları ve Güçlü Yönleri
Yazar, Çerkeslerin tarih boyunca yaşadığı birlik olma sorununu merkeze alarak başlıyor ve bu konuyu coğrafi, askeri ve kültürel boyutlarıyla açıklıyor.
* Tarihsel Derinlik ve Coğrafi Algı: Çerkesya'nın stratejik coğrafi konumunun (Karadeniz kıyıları, Kuban Nehri'nin kuzey ve güneyi) sürekli saldırılara maruz kalmalarına neden olduğu vurgusu, Çerkes halkının tarihsel mücadelelerini daha anlaşılır kılıyor. İskitler, Sarmatlar, Moğollar gibi farklı ordularla olan etkileşimleri ve Çerkeslerin bu ordulara katılımı, nüfus kayıplarının ve dağınıklığın tarihsel kökenlerini gözler önüne seriyor.
* Kültürel ve Dilsel Kimliğin Vurgusu: Makale, Çerkeslerin "ilksel" bir dil olan Adığebze'yi binlerce yıldır koruduğunu ve bunun kültürel özgünlüklerinin bir kanıtı olduğunu belirtiyor. Maykop, Kurgan, Dolmen gibi antik uygarlıklara yapılan atıflar, Çerkeslerin zengin tarihsel ve kültürel mirasını vurguluyor. Bu, makaleye güçlü bir aidiyet ve köken hissi katıyor.
* "Savaşçı" Kimliğin İkilemi: "Çerkes demek savaşçı demekti" ifadesi, halkın tarih boyunca askeri yetenekleriyle tanındığını gösteriyor. Ancak bu durumun aynı zamanda nüfus kayıplarına ve farklı ordularda savaşmak zorunda kalmalarına yol açtığına dikkat çekilmesi, savaşçı kimliğin hem bir gurur kaynağı hem de bir trajedinin nedeni olabileceği ikilemini ortaya koyuyor.
* 21 Mayıs'ın Yeniden Tanımlanması: Makalenin ana tezi, 21 Mayıs 1864'ün sadece bir "lanet gün" olarak anılmaktan çıkarılıp, "diriliş, direniş ve uluslararası mücadele günü" olarak yeniden tanımlanması gerektiğidir. Bu çağrı, pasif bir anma yerine, aktif bir eylem ve birlik ruhunu temsil ediyor. Yazar, bu değişimin dernekler, vakıflar ve tüm Çerkes grupları arasında birleşme ve güçlenme yoluyla gerçekleşmesi gerektiğini vurguluyor.
* Ulusal Varlığın Gerekliliği: "Yurtsuz ulus olmaz, özgür olmayan ulus var olamaz" gibi güçlü ifadeler, Çerkes kimliğinin varoluşsal boyutunu ve bir vatan ihtiyacını dile getiriyor. Bu, makalenin duygusal ve ideolojik çekirdeğini oluşturuyor.
* Sorumluluk ve İdeoloji: Her Çerkes'in bu süreçte bir sorumluluğu olduğu ve bunun bir yaşam biçimi haline gelmesi gerektiği vurgusu, bireysel eylemin önemini ve ulusal hedeflere ulaşmada kişisel adanmışlığın gerekliliğini ortaya koyuyor.
Potansiyel Geliştirme Alanları
* Somut Eylem Planları: "Derneklerimiz, vakıflarımız... birleşmenin, güçlenmenin yollarını aramalıdır" çağrısı yerinde olsa da, bu birleşmenin ve mücadelenin nasıl somut adımlarla gerçekleşebileceğine dair daha fazla detay ve örnek, makalenin etkisini artırabilirdi.
* Piyasa Analizi ve Okuyucu Kitlesi: Makalenin üslubu ve ele aldığı konular, ağırlıklı olarak Çerkes kimliğine sahip veya bu konuda bilgi sahibi okuyuculara hitap ediyor gibi. Daha geniş bir kitleye ulaşmak istenirse, bazı tarihsel referansların veya kültürel kavramların daha fazla açıklanması faydalı olabilir.
* Duygusallık ve Nesnellik Dengesi: Makale, güçlü bir duygusal çağrı içeriyor. Bu, Çerkeslerin yaşadığı acıları ve umutları aktarmak için etkili olsa da, bazen objektif tarihsel analizden duygusal bir söyleme kayabilir. Ancak bu durum, makalenin asıl amacının bir çağrı yapmak olduğu düşünüldüğünde, bir eksiklikten ziyade bir üslup tercihi olarak görülebilir.
Sonuç
"21 Mayıs: Bu Lanet Gün Bizi Artık Birleştirmeli" başlıklı makale, Çerkes halkının tarihsel acılarını ve kimlik mücadelesini güçlü bir dille ortaya koyuyor. Yazar, 21 Mayıs'ı bir yas günü olmaktan çıkarıp bir direniş ve birleşme sembolüne dönüştürme çağrısıyla, halkın geleceği için umut ve eylem ruhu aşılamayı hedefliyor. Makale, tarihsel bilinci, kültürel mirası ve geleceğe yönelik birleşme arzusunu başarılı bir şekilde harmanlayarak, Çerkes kimliğinin önemini ve sürdürülebilirliğini vurgulayan etkileyici bir eserdir. Bu çağrı, hem Çerkesler arasında iç birliği sağlamayı hem de uluslararası alanda seslerini duyurmayı amaçlayan önemli bir adımdır.
Kaynak- Gemini
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti yönetimi ile DÇB'nin, Nalçik'deki 21 Mayıs anma etkinliklerine katılanlara yönelik gözaltı ve tutuklamalardaki rolünden dolayı Kayseri Kafkas Derneği vd derneklerin yaptığı basın açıklamasını okuduğunuzda, Çerkes halkının birleşmekten de öte ihanete eş değer bir sorunla karşı karşıya olduğu anlaşılıyor. Buna pek şarşırmamak gerek zira, 1800'lerde bile soydaşlarını Rus'a satan Çerkesler vardı.
24 Mayıs 2025 Cumartesi Saat 20:00