

Bundan 45 sene kadar önce 17 - 18 yaşlarındayken dedeme bir soru sormuştum,'' Haj Dade, bu kadar güzel bir yer iken Çerkesler anavatanları Xeku' u niye terk ettiler? '' diye.
Öyle ya, binlerce yıldır yaşadıkları o kadar güzel ve verimli bir ülkeyi bırakıp bir bilinmeze doğru niye gitmişlerdi?
Aslında o yaşımda bile az çok okuduklarımdan ve az da olsa duyduklarımdan büyük bir trajedinin olduğunu hissediyordum ama ben bu soruyu birazda bildiklerimi dedeme onaylatmak için sormuştum..
Ama dedem, muhtemelen kendisi de bu konularda fazla bir şey duymadığından buna net bir cevap vermemiş, sorduğum soruyu belli belirsiz bazı sözler ile geçiştirmişti. Ben de beklediğim cevabı alamadığım için biraz da hayal kırıklığına uğramıştım.
Daha sonraları da Uzunyayla' da uerıuate ve hikaye derleme çalışmaları sırasında bir çok yaşlı kişi ile gürüşmeme rağmen kısa ve genel değerlendirmeler dışında yaşanmışlıklar ile ilgili hiçbir zaman net ve ayrıntılı bilgiye ulaşamadım.
Çok eskiler ile ilgili bir çok söylence, woredıj, masal ve hikaye anlatılmasına rağmen çok daha yakın bir tarih ile, soykırım ve sürgün ile, o zamanki trajik olaylar ile ilgili doyurucu bilgi olmaması veya çok az olması bana hep ilginç ve biraz da gizemli gelirdi.
Ama sonraları bunu düşündüğümde bunun nedenini daha iyi anlar oldum; Büyük bir travma yaşayan insanların veya toplumların buna en başta gelen tepkisi onu unutmak ve üzerine bir örtü çekmek olmakta..Maruz kalınınan trajedi yüksek sesle dile getirilmez, bundan özenle kaçınılır ki bu bir korunma ve restorasyon davranışıdır.
19. yüzyılın sonlarıda doğru büyük bir soykırım ve sürgüne maruz kalan Çerkeslerde de toplumsal davranışı o şekilde olmuştur; geçirdikleri büyük travma ve trajediyi unutmaya çalışmışlar, çok fazla dile getirmemişlerdir. Bu, geçirilen büyük tarvmayı unutma, kişisel ve toplumsal düzeyde bir iyilşeme ve böylelikle sonraki nesilleri koruma refleksidir.
Bu büyük trajediyi uzun bir süre toplumsal hafızalarına gömmüş olarak sesizce yaşayan Çerkeslerde artık bir iyileşmeye başlamış ve dördüncü, beşinci nesilden itibaren olanları tekrar hatırlamaya, daha sağlıklı olarak değerlendirmeye, daha bilinçli ve soğukkanlı bir şekilde dile getirmeye başlamışlardır.
Böylelikle 21 Mayıslar, binlerce yıllık tarihleri, vatanları, kültürleri ve dillleri ile Çerkeslerin yeniden güçlü bir şekilde ortaya çıkabilme ve var olabilme ideallerinin bir aracı olabilecektir. Bu süreçte hayatlarının kaybeden yüzbinlerce insanımızı tekrar hatırlar ve anarken, 21 Mayısların bir önemi de bundan ileri gelmektedir.
Olup biteni teferruatsız özetleyen, çok güzel bir yazı, elleriniz dert görmesin.
05 Haziran 2022 Pazar Saat 18:23“Çağından öteye uzak düşmüş olsa da hiçbir insanlık suçu yok olmuyor. Çerkesler, bu insanlık suçunu unutmayacak, unutturmayacaklar. İzler, yedi kuşak öteye gider.
Kafkasya - Rusya savaşları döneminde Çerkesler büyük katliamlar yaşadılar. Çok kan akıtıldı.
Bir Kızılderili sözü: “Kanımız, zulmünüzün bir kanıtı olarak kalsın!” der.
Kalan kan, Rus katliamları, kırımları sırasında Çerkeslerin dökülen kanlarının kanıtıydı.”
TURABİ SALTIK
