

“Şunu pay edin!”
Eşek avı üç eşit parçaya bölmüş, herkesin payını vermiş; ama aslan beğenmemiş:
“Hani benim aslan payım!”
Sırtlan anlamamış
'Ne demek aslan payı?”
Aslan bir pençede sırtlanı parçalamış, sonra, tilkiye dönmüş:
“Hadi, sen pay et!”
“Efendim sizin olduğunuz yerde pay etmek ne demek? Hepsi sizin, buyurun afiyetle yiyin!”
Aslan hayretle sormuş:
“Sen bunu kimden öğrendin?”
Tilki cansız yatan sırtlanı göstermiş...
Şimdi buna, güçlü devletlerle, küçük halklar arasında, işbirliği anlaşması diyebilir misiniz?
Tabii sizin “Ayıyla yatağa giren, sonucuna katlanır!” diyen yüz ifadenizi görür gibi oluyorum.
Çaresizlik, gerçekten kötü bir şey.
Bazen hani görürsünüz, anlatamazsınız, duyarsınız, davranamazsınız, düşünürsünüz, hareket edemezsiniz. Fazlasıyla elinizi, kolunuzu bağlayan şeyler vardır.
Çerkes halkının da durumu adeta buna benziyor.
Çaresizlik, bitkinlik, kayıtsızlık, her neyse üzerine ölü toprağı serpilmiş diyelim… Tüm bunlarla baş edebilmek için bir halka çok şey gerek ancak en başta olması gereken cesaret ve muhakeme gücü.
Bildiğimiz şu ki, enerji de, güç de, hareket de, her şey cesaretten sonra ortaya çıkacaktır.
Ne var ki Çerkesler için cesaret; “Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal!” durumunda kalmamak ve Radikalizm adına “Aşırılıklara!” kurban verilmemesi gereken bir değer olarak değerlendirilmektedir.
Bir 21 mayıs daha yaklaşıyor, sıradan bir Çerkes olarak içim yine hüzün dolu. Artık ezberlenmiş hüzünler, ısmarlama düşünceler değil, davamız ve halkımızın özgürlüğü için bir adım istiyorum.
Bakın Aytek Kurmel arkadaşımızın bir çevirisi çıktı bugünlerde; Robert Coalson, Nail Khisamiev’in ortak kaleme aldıkları yazının adı “Avrupalı Tatarlar Moskova Yanlıları Tarafından Temsil Edilmek İstemiyorlar” > Bunu mutlak surette okumanızı öneririm. > http://www.cherkessia.net/makale_detay.php?id=3618
Kısaca yazıda kaleme alınan şu; “Dikkat edin!” diyor yazarlar ima ile, “Rusya kuzu postuna büründü. Arka planda tutup gerçek amaçlarını gizleyerek, kendini masum, zararsız ve uysal göstermeye çalışıyor. Aslında yüzyıllardır ezerek, parçalayarak, gaddarca, yok ettiği halkları, bu kez tatlılık(para!!!y)la dize getirmeye çalışıyor. Onlardan bazı saf(!), ya da satın alınmışları, Kırım Tatar halkının meşru temsilcisi göstererek, Kırım’ın Rusya tarafından işgali ve ilhakını, normal, olması gereken, bir yol imiş gibi göstermeye çalışıyor".
Rus yöneticilerinin bugün Kırım üzerinden uygulamaya çalıştığı durumun benzerlerini Türkiye'li Çerkesler üzerinde uzunca bir süre uygulamaya çalıştıklarını biliyoruz. DÇB (Dünya Çerkes Birliği) ve Kaf-fed deneyimleri hepimizce malum.
Herkesin kolaylıkla bu konularla ilgili bilgilere, www.cherkessia.net 'in ve başkaca sitelerin eski sayfalarından ulaşabileceğini düşünüyorum. Tekrarlamayı gereksiz görüyorum.
Bu girişimler aslında başarısız ve kamuoyu gerçekleri biliyor. Fakat Rusya'nın bütün bu olanlardan kazandığı veya başardığı tek şey Çerkesler'i oyalamak ve zaman kazanmaktır. Bunu da bizim görmemiz gerekiyor.
Uzatmayacağım! Çeviride yazarlar, "Avrupa Birliği, ATA (Rusya'nın finanse ettiği Avrupa Tatar örgütü)'yı Avrupa’da yaşayan Tatar topluluklarının temsilcisi olarak tanıyor. ATA bu sayede Avrupa Birliği vakıflarından maddi destek alabilecek" diyor. Üstelik "ATA projelerinin Tatar dilini veya kültürünü tanıtmaya yönelik olmayacağını söylemek mümkün" diye de ekliyor. Yani bu düzmece örgüt RF teşvik ve maddi destekleri ile kurulduğu gibi Avrupa fonlarından da faydalanarak aktivitelerini yürütüyor.
Eğer gerçekten Çerkes ulusu, yurdu, dili, kültürü, özgürlüğü diyenlerimiz varsa, bugünden tezi yok; Türkiye, Avrupa hatta dünya çapında örgütlenmek, projeler geliştirmek ve bağımsız politikamızı gelişen dünya politikasına entegre etmek zorundayız.
Davamız hem ulusal, hem de uluslararası bir dava olduğuna göre, gereğinin yapılması ve kuzu postuna bürünmüş kurtlara meydanın bırakılmaması gerektiğini anlamış olmalıyız.
Aramızda yabancı dil(lere) sahip, dünyayı tanıyan, politika bilen, fakat Çerkes kültür kökleri ve genetik kodlarına sadık aydınlarımızın ortaya çıkması, bu iş ile profesyonel olarak ilgilenmesi gerekiyor.
Yani, 7 * 24 sadece mesleği değil, hayali ve hayatı da Çerkesya ve Çerkes halkı, kültürü, dili, politikası olan insanlarımızın önünü açmamız gerek. Bu iş bir amaç, ekip, yöntem, plan-proje ve destek işidir. Herkes böyle bir iş için asgari destek vermelidir. Kimin elinden ne geliyorsa! Kitap, yazı, göz, söz, para, alın teri, dua ve gerekli her şey...
Bir davaya inanıyorsak onun gereklerini yerine getirmek zorundayız. Çerkes olmak, Çerkes davasına sadakat demektir. Ve Çerkes davası/ mücadelesi, silaha/ şiddete başvurmadan, toplumsal, politik, ekonomik vb her alanda verilmek zorundadır. İstenen fedakarlık; kimsenin canına kast veya canından olma amaçlı değildir. Aksine barışçıl bir dil ile akılcı ve meşru bir hak arayışıdır. Kimse bizim Özgür Çerkesya, Özgür Çerkes ulusu özlemimizi sönümlendiremez. Rusya'nın oldu bittiye getirmek istediği ülkemizi işgalden kurtarmak, halkımızı özgürleştirmek için insani ve barışçıl çabalarımızı sonuna kadar sürdüreceğiz.
Yaklaşan 21 Mayıs umarım Dünya Çerkesler'inin gözünü ve gönlünü açar da, birlik ve beraberlik ruhunu canlandırarak, Çerkes olma ve kalma heyecanımızı ayağa kaldırtır...
Anayurdunda canlı bir örnek işte Khuade Adnan, uyduruk bahanelerle tutuklandı. Kırmızı ışıkta geçmediği halde geçtiğini söylediler(iki tanık vardı yanında), polislerin kayda aldığı kendi sesleriyle rüşvet verdiğini iddia ettiler. Dünyanın hangi yerinde kırmızı ışıkta geçilince 15 gün hapis cezası vardır? Khuade'nin serbest kalacağı 16. gün Soykırım anmalarının bir sonraki günü 22 Mayıs. Bunun bile büyük anlamı var.
21 Mayıs'ta Rusya Federasyonu'nun İstanbul başkonsolosluğu önünde saat 14.00 da basın açıklaması yapılacaktır. Çerkes Soykırımı ve sürgününü kınama amaçlı basın açıklamamıza sadece Çerkes değil, tüm Kafkas halklarını ve duyarlı insanları çağırıyoruz.
Tıklayınız : https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1740350446249222&set=gm.1016770238393601&type=3&theater
Khuade Adnan abi için 8 ay hapis istemişler ve şimdilik 2 aylık gözetimdeymiş.
Bu Rus baskı rejiminin giderek daha da sertleştiğini göstermiş oluyor.
Çerkesler hala yeterince bilinçli değil.
Sadece siz üzülmüyorsunuz sizin gibi bende üzülüyorum, belki başkaları da var muhakkak.
Ama ne yapmalıyız?
Hani diyorlar ya pro-aktif politika üretmek lazım.
Daha fazla gençliğin devreye girmesi gerekiyor.
Dalında olgunlaşmayı beklerken içten içe çürümeyelim de.
Her yazınız bir evvelkinden daha pozitif ve daha umut dolu, bu barış dili ile mücadele Çerkes halkının yolunu aydınlatıyor.Elinize sağlık, emeklerinizi halkınız görüyor, bu unutulmayacak. Çok teşekkür ederim.
20 Mayıs 2016 Cuma Saat 06:50