


Çerkesya siyasi/ tarihi coğrafyası, içinde farklı ulusal bünyeleri barındırmaktadır. Bu farklı yapı, son 150 yıllık bir süreçtir ve ister istemez Rus Çarizminin dehşet ve zorbalıkla uygulaya geldiği bir durumunda sonucudur.
Bu uzun süreç içinde Çerkesya içinde daha farklı ulusal birimler de bünyeye katılmıştır. Ve bugün orada yaşamıyor olsa bile orada yaşadığı dönemler olmuştur.Son 150 yıllık süreç sert biçimde işlemiş ve Çerkesya otokton/ yerlilerinin yalıtıldığı ya da adacıklara hapsolduğu bir Rus okyanusuna doğru dönüşmüştür.
İlk bakışta içinden çıkılamaz gibi görünen sorunlar, başta bölgenin yerlileri olan Çerkesler ve bağlaşıkları açısından, Rusya ile ve daha sonra da kendi aralarında bazı çelişkileri barındırmaktadır.
Çerkesya’da, Ubıhlar, Kuzey Abazalar’ı ve Karaçay/ Balkarlar konusunda belli bazı karışıklıklar bulunmaktadır.
Bu potansiyel sorunlar, daima yönetilenlerin kendi aralarında ki bir iç sorun gibi durmakta ve yönetenler tarafından da sık sık kaşınmaktadır. Sanki bütün bu sorunların suçlusu olan Rusya değil de kendileriymişçesine!!!
Onun için konunun başlangıçta tartışılması ve ileride ortaya çıkabilecek sorunlara karşı şimdiden önlem alınması, yeni çareler,mantıklı ve barışçıl çözümler üretilmesi gerekmektedir.
*****
Bilindiği gibi Çerkesya içinde, Abhazya sınırı boyunca Kuzey Abazalar'ı, Çerkesler'le karışık yaşamaktadırlar. Üstelik bu karışık yaşama durumu, hem diyaspora da, hem de anayurtta kendini göstermiştir. Çerkesçe'sin doğu diyalektini konuşan(Kabardey ve Besleney)larla, Kuzey Abaza(Aşuwa-Aşkrawa)lar’ı birbirlerine fazlasıyla karışmışlar.
Zaten Adığe ve Abhaz dilleri aynı kökten gelmişler ve günümüzden 2700-2900 yıl kadar önce aynı dilden ayrışmışlardır. Bu ayrışma, ilk önce lehçe ayrışması şeklinde olmuş, ancak zaman içinde dilsel bir ayrılığa dönüşmüştür.
Genetik araştırma sonuçlarına göre, daha önceden bilinenin tersine, Adığe + Vıbıh + Abaza Erken(Proto) dili içinden önce Abhazca’nın ayrıştığı ve yaklaşık 500-900 yıldan fazla bir süre sonra da Vıbıh diline doğru farklı bir yol izlendiğini ortaya çıkmıştır.
*****
1990’lı yıllarda, Gürcistan’dan tek yanlı olarak egemenlik ilanı ile bağımsızlık(!) savaşına girişen Abhazya, Rusya’nın ve diğer Kuzey Kafkas halklarının desteği ile -özde bir halkların kaderleri- bir yerde -istemeden de olsa- ayrışmış oldu. Zira Abhazya, niteliği tartışılır (ve kağıt üzerinde) olsa bile Bağımsız(!) bir devlet olarak ortaya çıkmış oldu.
Fakat Abhaz halkı anayurtta, salt Abhazya’da yaşayanlardan ibaret değildi. Kendilerine Abaza adını vermiş olan, ancak Adığe/ Çerkes kültürü ve dilini de benimseyen, Ruslarca Abazin adını alan bir grup daha vardı;Kuzey Abazaları.
Kuzey Abazaları kendilerini hem Abaza, hem de Çerkes hissediyorlar. Bu çok doğal değil mi? Çok kültürlü, çok dilli topluluklarda böylesi durumlar olması normal: Kişinin babası Adığe, annesi Abaza ya da tersi.
Burada şunu kabul etmek gerek; O kişi gerçekten hem Çerkes(Adığe), hem de Abaza'dır. Bunda tartışılacak bir şey görmüyorum. Bence bu konu artık aşılmış olmalıdır. Ve tartışılmamalıdır bile.
****
Çerkes olmak/ olmamak herkesin bileceği iştir. Fakat Çerkes olmak sonuçta, tabii ki Adığe olmaktır.
Abaza halkı Abazaca konuşur, Çerkes halkı Adığece. Bunları birbirine karıştırmadan ele almalı ve birbirimizi farklı düşüncelerimizden dolayı suçlamamalıyız.
Çerkes=Adığe denildiğinde Abazalar’ın gocunmasını gerektirecek bir durum yoktur ortada. Bunda gocunacak ya da kırılacak bir şey de yok.
Nasıl "Çerkes, Abaza'yım!" demezse, Abaza'nın da "Çerkesim!" demesinin maddi temeli yoktur. Ancak şu anlamda!
Yukarıda belirttiğimiz çift dillilik ve aynı coğrafyayı, aynı ülkeyi yani Çerkesya ülkesini paylaşmak anlamında….
Evet! Kardeşlik! Yani aynı soydan gelme anlamında hepimiz kendimizi, Oset, Dağıstanlı, Çeçen'de hissediyor olmalıyız. Dayanışma anlamında. Kavramları, birbirine karıştırmadan. Bir Adığe'de, Abaza kardeşine empati duymalıdır.
Her Kafkasyalı, diğer Kafkas halklarına, barış ve kardeşlik duygularıyla yaklaşır.
Fakat Çerkesler’den lanetledikleri asimilasyon çukuruna, başka halkları çekmek istemesini beklemek yakışıksız olur.
Adığeler'le birbirlerine karışmış, ortak xabze kültürünü benimsemiş Abazalar, “ben hem Çerkes/ Adığe, hem Abaza'yım” derse buna kim itiraz edebilir. Sonuçta Adığe ile Abhaz'ı dahi birbirinden ayıran genetik değil, politik- coğrafi sınırlar ve dil faktörüdür.
****
Çok kültürlülük, Kafkas halklarının kaderidir. İnanılmaz bir şey ama, Kafkasya sürprizlerle dolu bir bölge.
Orada Türkçe'nin kuzey lehçelerini konuşan Karaçay, Balkar ve Kumuk halklarının önemli kısımları da Türkleşmiş olan Çerkesler ve Kafkasyalılar'dan oluşmaktadır.
Bunun hem genetik haritalarda açıkça ortaya konmuş olduğu kesindir, hem de benim bizzat şahitliğimle bazı önemli tespitler vardır. Dağıstan Kumuklar'ının genetik olarak % 12, Karapapak Türkmenler’inin % 17’si Adığe/ Kabardey geni taşıdıkları bilinmektedir. Karaçay-Balkarlar'ın ise 1 / 3'ü eski Batı Kafkas dilli halkların bakiyeleri olarak görünmektedir..
Adığe/ Çerkes kabileleri içinde ise % 6-18 arasında farklı kökenden gelme insanlar yaşamaktadır. Bu orantılar, yeni yapılan araştırmalarla sonucunda değişmekte ise de sağlıklı verilere giderek yaklaşmaktayız.
****
Karaçay/ Balkar halkı genetik(genel) olarak Kafkas özellikleri gösteriyor olsa da sonuçta Türkçe’nin Kuzey/ Kıpçak lehçesini konuşmaktadırlar. Bölgeye MS.X. yy’dan itibaren Asya içlerinden Kafkasya’ya doğru akan Kuman-Peçenek-Tatar-Moğol gruplarından konuştukları dili miras aldıkları bilinmektedir.
Halk kendine “Alan” adını yakıştırmaktadır. Zaten genetik olarak bu durum ortadadır.
Yaşadıkları yerlere, XV-XVI. yy. civarlarında Karça Han’ın önderliğinde bazı Tatar gruplarının, yerleştikleri bilinir. Bölge, Çerkesya topraklarının dağlık, yüksek ve nispeten nüfusça az olan bölgeleriydi. Yerleşmeden sonra bazı Çerkes, Abaza daha çok da Svan ve Oset soylarının onlara katıldıkları bilinmektedir.
Her ne olursa olsun Karaçay/ Balkar halkı bugün bulundukları toplumsal doku itibarıyla farklı bir ulusal birim(ler) olarak örgütlüdürler. Nüfusları ve güçlerini artırmışlar ve Çerkes-Rus savaşları sonucunda Çerkesler’den boşalan bölgeleri kısmen doldurmuşlardır.
Dolayısıyla gelecekte iki halkın (Çerkes/ Adığeler ile Karaçay/ Balkarlar) anlaşarak, farklı ulusal yapılanmalara gidip gitmemek istekleri, karşılıklı anlayış ve rıza ile halledilecektir. Bizler yani Çerkesler, Çerkesya'nın bütünlüğü içinde demokratik ve barışçıl çözüm yollarının açık olduğunu düşünüyoruz.
*****
Gelelim Vıbıh(Ubıh)lar'a: Talihsizlik; Vıbıh halkını toplumsal süreçlerin en çetininde, daha henüz kabile düzeylerindeyken yakaladı. Uluslaşamadan, korkunç bir savaş, soykırım ve sürgün içinde kendilerini buldular.
Savaş koşullarından önce de Çerkes ve Abazalar arasında yaşıyorlardı.
Konuştukları Vıbıhça'nın dışında, daha fazla Çerkesçe'nin batı lehçesini (Şapsığ-Hakuç diyalektini) konuşuyorlardı. Ticaretleri, evlilikleri, dayanışmaları genellikle Adığe kabileleriyleydi.. Kuşkusuz Abaza halkı ile de yakınlık ve akrabalıkları vardı. Fakat sonuçta Abhazya sınırının ötesinde bir Çerkesya içinde konsolide oluyorlardı.
Bu doğal bir süreçtir. Bazen aynı toplum içinden farklı kabileler çıkar ve farklı uluslara dönüşür. Bazen farklı ulusal unsurlar başka boy birliğine katılırlar, ya da ayrılanlar yeniden tekrar ana kütleye katılırlar. Bütün bunlar olabilir.
Fakat bu doğal süreçleri başkalaştıran, hızlandıran bir başka sebepler vardır. Kuzey bat Kafkasya’da ki sebep: Rusya idi. Yukarıdan yaptığı askeri harekatlarla, tüm Çerkes kabilelerini yerinden oynatmıştı. Onlarda canlarını kurtarmak için giderek Kuban’ın güneyine, Karadeniz kıyı boyuna doğru inmek zorunda kaldılar. Bu durumdan en çok etkilenen Adige/Çerkes kabileleri; Hatko, Jane, Hatukay, Natuhay, Bjeduğ ve Abzah kabileleri olmuştu. Adı sanı bilinemeyen, şurda burda unutulmuş sayısız Çerkes/ Adığe kabilesi can havliyle Çerkesya içlerine sığınmış ve kabileler birbirleriyle karışmışlardır. Aynı dili konuşan ve aynı etnik/ ulusal aidiyete sahip bu halk tümüyle kendini Çerkes ve Adığe olarak düşünüyor ve bölgesel adlarla da kendilerini ifade ediyorlardı.
Bu durumun tek sorumlusu Rusya Çarlığıydı. Canını kurtarmak için, güneyde ki kardeşlerine sığınan kuzeyli Çerkes kabilelerinin bu durumdan dolayı suçlu olduğunu öne sürmek doğru olmazdı. Bazı kayıtlara göre Kuban'ın kuzeyi Çerkesya'nın kuzewy bölgesi olarak bilinilen dönemlerde 50'ye yakın Çerkes/ Adığe kabilesi/ bölgesi mevcuttu. Bunlar yokola azala 12'ye kadar düşmüş oldu.
Fakat sonuçta bu giderek kabaran göç dalgası, Çerkesya’nın giderek küçülüyor olması, özellikle Kıyı boyunda yerleşik köy topluluklarının da rahatını, düzenini bozdu. Özellikle Şapsığ, (Hakuç, Natuhay) Vıbıh ve Abzah kabileleri giderek topraklarını diğer kardeşleriyle paylaşmaya başladılar ve giderekte karıştılar.
Ubıhlar’la yerleşik alanlarda da, Vıbıhça’nın yerini yavaş yavaş Adığece almaya başlamış dı. Giderek küçülen Çerkesya’da Adığece, bir ortak anlaşma diline(Lingua Franca)de dönüşmüş oldu. Fakat Vıbıh dili varolduğu tüm zamanlar boyunca belliki Adığe dilinden hiç bir şekilde kopmamış ve Vıbıhlar çiftdilli pozisyonlarını hiç bozmamışlardı.
Bugüne gelirsek. Aramızda bazı Vıbıh arkadaşlar, Vıbıh dilinin, yeniden canlandırılmasına kadar, kendilerini, Çerkes(Adığe) halkının ayrılmaz bir parçası olarak görebilirler. Bunun kararını Vıbıhlar kendileri vereceklerdir. Toplum, birey ya da cemaat olarak mı! Artık her ne şekilde olursa olsun, Çerkesya yurdunun özgürlüğü için beraberce savaş verilecektir.
Özgürlük kazanılmadan bu tür tartışmaların fayda vermeyeceği ortadadır. Neyin! Hangi postun kavgası verilecektir ki? Olmayan bir şey tartışılmaz.
Kendilerini Abaza hisseden Abaza, Çerkes hisseden Çerkes veya her ikisini birden hisseden ya da hiç hissetmeyip salt Vıbıh olarak hisseden de olacaktır. Benim görüşüm, kabilecilik yerini, Çerkes halkı içinde birlikteliğe bırakmalıdır.
Aynı şekilde Abhaz, Abaza farklılıkları da bir yana konup, sadece Abaza ulusal bütünlüğü ortaya çıkartılmalıdır. Vıbıhlar arasında da Abaza ulusal bünyesi içinde kendini hisseden de Abhazya ile bütünleşme yoluna girebilir. Nitekim bugün Abhazya'nın kuzeyinde ki bazı Vıbıh kökenli soyların Abhazlaşmış olmaları bir gerçektir. Örneğin Keçler, Keçba ve Bağ soyuda yine aynı Bağ soyadıyla Abhaz ulusal bünyesi içine dahil olmuşlardır.
Bugün itibarıyla, Vıbıhlar'ın, Çerkes ulusal varlığından ayrı düşünülmesi söz konusu edilemez. Neden?
Vıbıhça bir zaman önce yaşıyordu ve Vıbıhlar uluslaşamadan, Rus işgaliyle aynı kökten geldikleri Çerkes ulusal bünyesinde kendilerini birleştirdiler. Hem de öylesine birleştirdiler ki, ilk Çerkesya Ulusal meclisinin kurulmasına bizzat öncülük ettiler. XIX. yy. boyunca devam eden Rus savaşlarında Çerkes ordularının öncü ve vurucu güçlerini oluşturdular.
Dünyada Çerkes halkı diye bir adlandırma varsa, o da Adığece konuşanları ya da Adiğece'yi bilmese de, mensubu olduğu ulus dilinin adı olduğunu kabul edenleri kapsar.
Türkiye’ye Kuzey Kafkasya’dan gelen halk toplulukları içinde % 80’den fazla ağırlığı Çerkesler oluşturduğu için, Osmanlı her geleni Çerkes diye tanımladı. Gerçekten Kuzey Abazalar’ı ve Vıbıhlar’ı da içine katarsak, Adığeler’le birlikte Çerkesya sürgünlerinin oranı (KK.’dan) gelenlerin % 85’inden daha fazlasını oluşturmaktadırlar.
Çerkes halkının Adığeler olduğu ve MÖ.V. yy.'a kadar tarihinin gittiği bilinmektedir. Siraca /Siraces / Siraceni / Seraci / Serces / Siracoi / Cercet / Kerkit / Kerketos / Kerketoy adıyla anılan topluluk başlangıçta bir kabileler federasyonuydu(1). Ve MÖ. ki dönemlerde Sarmat konfederasyonunun da bir parçasıydı(2).
MÖ. I. Yy.’da Siraces ordusu Kral Abeacus döneminde 20.000 atlı savaşçı çıkarttığı bilinmektedir (3).
MÖ. 310-309 yıllarında Bosfor Krallığı ile müttefik olarak savaşa girdiği yazılı antik kaynaklarda belirtilmiştir (4). O döneme göre Siraces ordusunun bu denli büyük bir atlı savaşçıyı bünyesinde istihdam ediyor olması ilginçtir. Bünyesinde Vıbıhlar’ı da, Abhazlar’ı da içerdiği tahmin edilmektedir.
Siraces ülkesinin sınırları Hispanis(Kuban) ırmağının ağzından başlardı. (Strabon-Geographica) Demek ki o dönemde de Çerkesya’nın kilidi, Novorosisk çevresiydi(5).
MS. 193 yılında Boğazda bir çarpışmadan sonra Siraces krallığı gücünü giderek zamanla yitirdi. Ve MS.IV. yy’dan itibaren uzunca bir süre sessizliğe gömüldü.

O dönemde Siraces Krallığının sınırları bugünkü Abhazya bölgesini de kapsıyor olmalı. Bu gerçek, Abazalar'ın, Çerkes olduğu anlamına gelmez.
Bilindiği gibi Kuzey batı Kafkasya’nın yerel halkları olan Abazalar ve Çerkesler aynı genetik yapıdan gelmekte ve günümüzden 2800 yıl kadar önce yaşayan bir “Ortak Ata”, “ortak bir kült” ve “Ortak bir dil”e dayanmaktadır.Aynı şekilde 5000-8000 yıl öncesinde Oset, Svan, Gürcü, Laz ve Megrel halklarıyla “Ortak Ata”ya dayanmaktaydılar.
Sonuçta Kafkasya haklarının önemli bir çoğunluğunun ortak köken birliğine dayanıyor olması aynı halk olduklarını anlamına gelmez.
Zira bu binlerce yıllık dönemlerde başka halklarla kısmen karışmış olmaları, aynı coğrafyanın farklı yönlerinde, değişik birer konsolidasyon süreçleri geçirmelerine yol açmıştır.
Özellikle zorlu bir coğrafya olan Kafkasya’nın dağlar, derin vadiler ve çok sayıda ırmaklarla bölgelerin birbirleri arasında iletişiminin sık sık kesiliyor olması, izole bölgeler de farklı dil ve lehçelerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
*****
Abhazya Abazalar’ının bugün gelinen noktada, Çerkes/ Adığe birliği içinde olamayacakları daha doğrusu olmak istemedikleri ortadadır. Sözde dahi olsa bağımsız bir cumhuriyetin tadını çıkartmak Abhazya’ya yaramış gibi görünüyor. Fakat gerçekte durum nedir?
Rusya’nın gölgesinde, uydu bir ülke olmak, şimdilik kader gibi görünmektedir. Bu nüfus ve güçle daha fazlasını beklememek mantıklı olur.
Bağımsız cumhuriyet olmasına rağmen ülke nüfusunun ezici çoğunluğu Abaza olmayan farklı topluluklardan oluşmaktadır. Abhazya, nüfusunu artırmak için, Türkiye ve Ürdün gibi diyaspora ülkelerinden yeterince Abaza nüfus çekmek için gayretkeş değildir.
Bu konuda atılan küçük adımların ise, ülke politikası olarak sadece, Abaza veya Vıbıh kökenlileri kapsaması oldukça düşündürücüdür!
*****
Çeçen ve Dağıstan halkları köken itibarıyla Batı Kafkas genetik yapısına biraz uzak olmalarına rağmen tüm Kafkas halkları için, 8 ile 15.bin yıl öncesine dayanan bir “Ortak Dil”den söz edebiliriz.
Bütün Kafkas dilli halkların kökenleri, Mezopotamya ve Anadolu’dur. Hatta İran dilli Osetler ve Türk dilli Karaçay-Balkarlar’ın da önemli bir kısmı.
Kuzeydoğu Kafkas halkları Çerkes değildirler. Ancak, Kumuklar % 12, Avarlar % 10, Çeçenler içinde % 5 civarlarında Batı Kafkas genetiği bulunmaktaysa da, her halkın kendine özgü bir dili ve adı vardır.
Türkiye’de K.Kafkasyalılar içinde ezici çoğunluk Çerkes olduğu için bütünüyle, Kafkasya’dan gelen herkese Çerkes denmiştir. Bu bir yanılgı olmasına rağmen, bazı kesimlerde tutmuş gibi görünmektedir. Bilinçli bir Dağıstanlı veya Çeçen, hiçbir şekilde Çerkes olduğunu belirtmez.
Onların “Çerkes’im” diyenlerinin bir çoğu, ya diyasporadaki komşu halkların kendilerini ve aralarındaki ayrımı algılayamayışıyla, işin kolaycılığına kaçmak ya da kendi bilinçsizlikleriyle ilgilidir.
Bir halk için en güzeli kendi adıyla anılmaktır. Çerkes dedin mi Adiğe anlaşılır, anlaşılmalıdır. Her halkın birden fazla adı olabilir. Fakat bir Avar, bir Çeçen, bir Abaza, bir Oset, bir İnguş, bir Dargi, bir Lezgi, Çerkes olmayı asla kabul etmez.
Her halkın kendi kendilerini adlandırması sözkonusudur. Avar = Maarula, Çeçen = Nohçu, Abhaz = Apsuwa, Oset = İron veya Digor, İnguş = Galgay, Dargi = Tsutkhur/Tsedah, Lezgi = Khural'dır. Bunların kendi otokton adı dışında uluslararası literatürde geçen karşılıklarıdır. Çerkes olmadıkları için hiç bir eksiklikleri, fazlalıkları yoktur. Her halk yalnızca kendi adlandırmaları ve uluslararası adlarıyla anılmak isterler.
Resul Hamzat’ın deyişiyle; “Çerkesler Çerkesya’da, Dağıstanlılar Dağıstan’da yaşar!”
“Benim Dağıstan’ım” adlı başyapıtında bunu bu şekilde belirttiğine göre Büyük Şair, Rusya’da da anlaşılan-tanınan, Türkiye’de olduğu gibi Dağıstan-Çeçenler’den çok Çerkesler idi. Ta ki Çeçen savaşına kadar. Ve Abhazya tabii.
İki ülkede yaşanan süreçler, bu iki ülke halklarını tarihin ve Çerkesler’in önüne koymuş gibi görünmektedir.
*****
Osetler; Kafkas tarihinde As/ Aorslar olarak geçmekte olan halktır. Sarmatya konfederasyonunun en önemli üyesiydiler.
Siraces; Kafkasya’nın batı bölgesini, yukarıda Don’a kadar yönetirlerken, Doğu da Volga ırmağına kadar geniş bir alan Aorsiler’in egemenliği altında idi.
Konuştukları dil itibarıylaAs/ Aorsiler, bir Hint-İran dili konuşuyor olmalarına rağmen, genetik olarak Çerkesler’in içinde olduğu Batı Kafkas genetiğindendirler.
Yeni yapılan genetik araştırmalar, Osetler içinde özellikle Digor kabilesinde ve İron çoğunlukta büyük bir dil kaymasına işaret etmektedir(6). Çerkes(% 45-87) ve Abazalar’ın(% 46-56) ezici çoğunluğunun genetik olarak yaygın olduğu G haplogrup, Osetler’de de % 56-73 oranında yaygındır(7).
Sonuçta 5-8000 yıl kadar önce “Ortak Ata”ya sahip olmak bir ulus olmak için yeterli koşul değildir. Nitekim tamamen farklı bir dil konuşmak, ayrı bir ulus olmanın yolunu açmıştır.
Osetler anayurtlarında hiçbir şekilde Çerkes olduklarını iddia etmezler.
Fakat yine bir yanılgı olarak Türkiye’de Osetler’in bir kısmı Çerkes olduklarını söyleseler de, dost meclislerinde bilinçli bir dinleyici karşısında Çerkesler’den farklı bir halk olduklarını, Alanlar’dan geldiklerini söylerler.
Kendi kanımda da Osetler'den bir damar bulunmaktadır. Başka Kafkas kanları da... Tamamen kişisel bir durumdur. Tüm komşu halklar birbirine kan verirler. Bu Osetler'in Çerkes oldukları anlamına gelmemelidir. Zira her halkın bir müstakil dili ve ulusal aidiyeti sözkonusudur. Fakat kişisel olarak bendeniz bu damarlarımı reddetmeden Çerkes/ Adığe kimliğimi benimsemiş bulunmaktayım.
*****
Çerkes halkını yalnızlaştırmak, düşmanların işi olmalı.
Bizlerin işi; ittifaklarla, dostluklarla Özgür ve Birleşik Çerkesya'yı yeniden anayurtta ayağa kaldırmak. Ve diyasporada Çerkes kültürünü, dilini, kurumsallaştırmak, yaşatmak ve geliştirmektir.
Kardeşler arasına nifak sokulamaz. Dün Çerkesler, Abhaz savaşında nasıl Abaza, Çeçen savaşında Çeçen oldularsa, yarın Çerkesya'da diğer Kafkasyalılar da Çerkes olacaktır. Bizim birbirimizden başka tutunacak dalımız mı var ki?
Tabii herkesin kendi gündemi var. Her halkın kendi öncelikleri var. Kişi kendi evini temizlememiş, gidip başkasınınkini süpürecek değil ya(8)...
Kabardey, Şapsığ/ Natuhay/ Hakuç, Hatukay, Bjeduğ, Mehoş, Hakuç, Besleney, Jane, Yegerukuey, Çemguy, Mamhığ ve bazı küçük diğer kabile(bölge/diyalekt)ler kendini Adığe olarak kabul edenlerin tümüne, Adığe/ Çerkes denir. Bu grupların başına bazılarının muhalefetine rağmen Vıbıhlar'ı da ekliyoruz. Bugün Çerkes dediğimiz zaman Adığe/ Vıbıh toplumunu ve Çerkesçe dediğimizde de Adığebze'yi anlıyoruz.
Kavram kargaşası, Çerkesler’in de diğer halkların da kafalarını karıştırır. Gereksiz tartışmaların içine sokar. Ve toplumu sönmeye/ atalate/ çürümeye iter.
Bir halkın kendini adlandırması ve uluslar arası literatürde başka bir adla tanınıyor olması, ne ilk, ne de şaşırtıcı bir durumdur…
Şimdi tüm Çerkesya'nın eski (hatta yeni) halklarının çocukları tek bir temel gerçeğe gözlerini dikmeli, yüreklerini koymalıdır. O da özgür, demokratik ve barış içinde yaşayan bir ülkeyi ayağa kaldırmak. Gerisi boş lakırdıdan başka bir şey olmaz. Birlik içinde dirlik, geleceği kurabilmemizin yeğane koşulu ve olmazsa olmazıdır.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
http://perseus.uchicago.edu/cgi-bin/philologic/getobject.pl?c.371:20.GreekTextshttp://books.google.se/books?id=eeGZEgdj9-cC
http://books.google.se/books?id=8Kc5r9IxDD4C
http://en.wikipedia.org/wiki/Siraces
http://books.google.se/books?id=krwuAAAAIAAJ
http://www.eva.mpg.de/genetics/pdf/Caucasus_big_paper.pdf
http://blogs.discovermagazine.com/gnxp/2011/05/caucasus/
Kube Nurhan Fidan.
Abaza Abazaca, Adığe Adığece konuşur ve bunların ortak adı Çerkes'tir. Tıpkı 12 yıldızlı Adığe Bayrağının aslında ortak vatan ÇERKESYA'nın bayrağı olması gibi. Bölünmeyelim, parçalanmayalım.
ÇERKES= Abaza+Adığe+Wubıh. Unutmayın Çerkesya Abazalar, Adığeler ve Ubıhlar tarafından birlikte, bir meclis çatısı altında kuruldu. Bunlara rağmen bilgiler neden çarpıtılıp, insanlar yanlışa sürükleniyor? Ayrıca kendini Çerkes olarak tanıtan ve konuştuğu Abazacayı da Çerkesçe olarak tanıtan çok Abaza biliyorum.
