





Maykop Taşı ve Turçaninov’un “Antik Yazıların Deşifresi” adlı kitabı ile ilgili olarak Adigey Ulusal Müze Müdürü, Abreg Almir’le konuştum. Ayrıca konuyla ilgili olarak, Dünyanın önde gelen dilbilim uzmanları İ. M. Dyakonov’un, E.İ. Krupnov’un, P. U. Awulhe ve L.İ. Lavrov gibi diğer bazı ünlü bilim adamlarının makalelerini tercüme ettirdim. Bunları yapmamdaki kasıt, Maykop Taşı hakkında Çerkes diasporası ve Kafkasya'da süregelen tartışmalara ışık tutmaktır.
Abrek Almir ile beraber, Adigey Cumhuriyetinin Kültür Bakanlığını yapmış olan Çemşo Gazi ile de konuştum. Turchaninov’un bu metni ilk defa Maykop’a getirdiğini, yazıtın Adigelerin ata dilinde olduğunu söylediğini, Adigeler isterlerse Maykop Taşı ile ilgili çalışmalarını Adigece olarak deklere edebileceğini söylediğini öğrendim. Fakat Adige Bilim Adamlarının Turchaninov’un bu iddialarını gerçekçi bulmayıp, ciddiye almamaları üzerine, Turchaninovun yönünü Abkhazya’ya çevirdiğini, Abhazların ilgisini çekebilmek için de makalesinin içerisine yerleştirdiği Adigece kelimeleri çıkarıp, onların yerlerine Abkhazca olanları yerleştirdiğini de öğrendim. Bu sonuç, Turchaninov’un kişiliğinin pek de akademik olmayan bir yönünü gösteriyordu.
Tarih Doktoru ve müzecilik uzmanı olan Abreg Almir, son derece insani sıcaklığı olan bilge bir kişidir. Abreg Almir, Maykop Taşı hakkında sorduğum sorulara, şu cevapları verdi:
20,5 cm. eninde 19,5 cm boyunda olan bu yazıt; 1960 yılında avlu direkleri için kazı yapılırken tesadüfen bulundu.
Taşın bulunduğu yerde 1964 Ekim ayında yeni bir kazı daha yapıldı. Bu kazı yerinin eski bir Meot (Adige) yerleşim yeri olduğu anlaşıldı.
Taşın cinsi, mineral özelliklidir ve şu anda Leningrad Antropoloji ve Etnografya Müzesinde, 6550 Numara ile sergileniyor.
G.F. Turchaninov ‘Maykop Taşı’ olarak anılan bu yazıtın, modern alfabenin atası olduğunu iddia ederek, ilk çalışmalarını Maykop’a getirdi. Yazıtın Adigelere ait, Dünyanın en eski yazı metni olduğunu,‘’yazı bilimi açısından da olağanüstü önem taşıdığını söyledi’’. Bu yazıtın Adigelerin ata dillerinde olduğu konusunda ısrarcı oldu. Sembolleri Adigece olarak deklere edebileceğini örnekler vererek gösterdi. Dile hâkim, dillerin yapısını, tarihsel gelişimini ve birbirleri ile olan ilişkilerini inceleyen Adige ve Rus Filoloji uzmanları bilim adamları, bunlardan Prof. İgor Mihailoviç Dyakonov, kendisi dünyanın önde gelen Sümer eski doğu halkları uzmanı ve birçok dile hâkim birisidir. Dyakonov Bilimler Akademisi Moskova Antik Tarih Habercisi dergisinde, 1966 yılında Raporlar ve Bildiriler adıyla, (hemen aşağıda tamamını okuyacağınız) o’derginin 99. sayfasından 104 üncü sayfasına kadar olan makalesinin bir bölümünde şunları yazdı:
”Deşifre teorisine göre Maykop Taşının üzerinde olan yazılar ve yazıların hacmi eksik olduğundan okunması ve çözümlenmesi hiç mümkün değildir. Maykop Taşı üzerindeki yazıları protobabil yazı şeklinde okumaya kalkışırsak, o zaman da bilinmeyeni bilinmeyen sayesinde çözmeye kalkıştığımız anlamına gelir.”
“G.F. Turçaninov, yazmış olduğu bazı makalelerde ve söyleşilerde taşın üzerindeki yazıları Abhaz Dilinde okuduğunu iddia ediyor. Hâlbuki Abhaz dilinde 80 civarında sessiz harf bulunuyor. Fakat G.F. Turçaninov tarafından yapılmış olan deşifrede, bütün sessizler Fenike alfabesiyle yansıtılmaktadır. Oysa Fenike alfabesinde sadece 22 adet sessiz harf bulunmaktadır. Bu kadar uğraşlara ve uydurmalara rağmen makale sahibi bir sonuca ulaşamamıştır. Maykop Taşının üzerinde olan harflerin protobabil çizgisel yazı şekli ile benzerliklerini de ispatlayamamıştır.”
---- Turchaninov’un iddiaları, ciddiye almayı gerektirecek nitelikte değildir. Adigeleri de Abhazları da ilgilendirecek bilimsel argümanlar taşımamaktadır. Bunlar Turchaninov’un kendisine söylenmiştir. Bunu Turçaninova söyleyen kişi şimdi rahmetli olan Awulhe Psımaf adlı bir Adığe arkeologdur.
Turchaninov bu olaydan sonra Abkhazya’ya gitmiştir.
Eski Yunan kaynaklarında sözü edilen “Ayya” isimli bir kale’yi, Maykop taşında varmış gibi Kolhida da Abhaz Kralı Mırın adına kurulan bir kale olarak okumuştur.
Adigey’e gelirken makalesinin içine yerleştirmiş olduğu Adigece kelimelerin tamamını da ayıklamıştır.
Kanımca Turçaninov bir bilim adamına yakışmayacak şeyler yapmıştır.

Dyakonovun Makalesi
İ. M. Dyakonov - Vestnik Drevney İstoriya1-1966
Maykop civarında bulunan bir taşın üzerindeki esrarengiz yazı deşifre edilmeye çalışıldı.2
Yazı, G. F. Turçaninov’un kendi tabiriyle “segmentlere” ayrılmış üç sütundan oluşuyor.
Şifre çözüm teorisi açısından bakıldığında, yazının uzunluğu ve içerdiği simgelerin sayısı, çözümleme ve okuma için yeterli değil. Onu okumayı sağlayabilecek yegâne koşul, aynı yazının kullanıldığı başka metinlerin de ortaya çıkarılması olabilir.
Sayın Turçaninov, yazıtın heceli protobiblos yazısıyla yazıldığına dair varsayımını ortaya atıyor.
Bu varsayım öncelikle, Maykop yazıtının, bildiğimiz kadarıyla Finike’de bile fazla yaygın olmayan protobiblos yazısına hemen hemen hiç benzemeyişi sebebiyle gerçekçi değildir. Elbette şu ya da bu simgeyi oluşturan kimi çizgisel-geometrik kombinasyonlar protobiblos yazısıyla da kıyaslanabilir ve hatta birçoğu, yüzlerce çizgisel-geometrik simge barındıran her yazı sisteminde a priori (önsel) bulunmak zorundadır. Ne var ki dilbilimcilerin kabul ettiği üzere farklı sistemlerde rastlanan çizgisel-geometrik formların benzerliği başlı başına bunların genetik bağına işaret etmez. Gerçekten de Maykop yazıtının kimi simgeleri protobiblos yazısıyla olduğu gibi başka yazılarla da benzerlik taşır: ilk proto-Sümer ve Girit yazıları gibi.
Ne var ki protobiblos yazısının daima yatay sıralar halinde dizildiği ve hiçbir zaman sütunlar (“segmentler”) halinde resmedilmediği ve bu yazıda asla simgelerin dağınık vaziyette birbirinin üzerinde yer almadığı unutulmamalıdır. Bu özellik: Mısır, Sümer, Hitit, Maya yazılarına özgü olup, heceli ve alfabetik yazı sistemleri için geçersizdir.
Maykop yazıtını protobiblos yazısına bağlamak amacıyla G. F. Turçaninov birkaç keyfi varsayımda bulunuyor. Bunlardan birisine göre, protobiblos yazısında benzeri bulunmayan kimi simgeler aslında “harf bileşimleri” ve “ligatürlerdir”. Bunu kanıtlamak için Turçaninov işaretleri geometrik elementlere bölüyor. Oysaki protobiblos yazısı ligatür kullanmaz.
Maykop yazıtındaki simgelerin ve onları oluşturan elementlerin protobiblos simgeleriyle benzerliği yazar tarafından abartılmakta, yazıtta görülen kimi simgeler tablolarda hatalı olarak verilmektedir.
Simgeleri birbirine uydurma çabasına rağmen yazar, Maykop yazıtının tüm simgelerini protobiblos yazısına benzetmeyi başaramamıştır. Bunların başka yazılardan (Fenike alfabesi, Hitit hiyeroglifleri gibi) alıntı olduğunu ya da Kolhis’de icat edildiğini öne sürmüştür.
Maykop yazıtının simgelerinin tek tek okunmasında G. F. Turçaninov, probiblos harflerinin Dhorme ve Jirku tarafından önerilen yorumundan yola çıkıyor. Ne var ki söz konusu yorum yöntemsel temeli nedeniyle, uzmanların onayını alamamıştır. Dhorme ve Jirku, yüz kadar simgeden oluşan protobiblos yazısının heceli değil alfabetik-ünsüz olduğunu düşünüyor, alfabetik yazı ihtiyaçlarını fazlasıyla aşan simge fazlalığını ise gerçek dışı garip bir olguyla açıklıyor.
Görüldüğü üzere Maykop yazıtının protobiblos yazısından yola çıkılarak deşifre edilmesi denemesi, belirsiz bir şeyi başka bir belirsiz şeyle açıklama çabasından ibarettir.
“Yine de bir an için Jirku tarafından önerilen protobiblos okumasının doğru olduğunu, üstelik Maykop yazıtındaki işaretlerin G. F. Turçaninov tarafından yine doğru olarak parçalara bölündüğünü farz etsek bile, elde edilen simgelerden, herhangi bir dilde okunaklı bir metin çıkarmak mümkündür.”
Basında yer alan röportajlarından G. F. Turçaninov’un bu “metni” Abhazca okumayı önerdiğini biliyoruz. Bu dil seçimi birçok yönden itimatsızlık uyandırıyor. Zira Abhaz dilinde 60-80 ünsüz fonem (ses birimi) mevcuttur, oysa G. F. Turçaninov’un çözümlemesinde tüm simgeler yalnızca geç dönem Fenike alfabesinde bulunan ünsüzleri belirtiyor ki sayıları 22’dir.
Maykop yazıtının hangi amaçla yazıldığını bilmiyoruz. Protobiblos yazısıyla ilgili bildiğimiz şeyleri de Maykop yazıtında bulamıyoruz.
Dolayısıyla yazıtın hangi dilde yazıldığı konusu yoruma açık kalmaktadır. Ünsüzler keyfi olarak sıralandığında biraz çabayla Abhazca da dâhil istenen herhangi bir dilde anlamlı bir cümle elde etmek mümkündür. Ne de olsa böyle bir düzenlemede ünlüler gelişigüzel yerleştirilebilir ve akustik olarak benzeşen fonemlerse aynı simgeyle karşılanır yahut aksine aynı fonem farklı simgelerle belirtilir.
Sonuç olarak, tüm söylediklerimizin Maykop yazıtının deşifre edilmesi çabasına, hiç değilse yeni bir deneme yapılana kadar, umutsuz gözle bakılmasını mecbur kılmaktadır.
İ. M. Dyakonov
[1] Kadim Tarih Bülteni – Ç.N.
[2] G.F. Turçaninov, Kafkasya’nın En Eski Yazılı Eseri, VDİ, 1965, No:3


Sayın Nahit Serbes,
Yerinde çabalarınız için yeniden teşekkürler.
Maykop Taşı konusuna da açıklık getirmiş, daha doğrusu konunun açıklığa kavuşturulmamış olduğunu ortaya koymuş bulunuyorsunuz.
Konuyu kapsayan bir soruyu, birkaç yıl önce görüştüğüm dil bilimi uzmanı Prof. Dr. Bırsır Batırbıy'a da sormuştum. Görüşmeyi bir makalemde de yazdım. Aklımda kaldığı kadarıyla ve özetle şöyle demişti: "Bizim (Adıgelerin) eski diller konusunda yetişmiş uzman kişilerimiz yok. Başka uluslar yazarlarının Sumer, Hatti ve Urartu gibi diller, eski uluslar üzerine yazdıklarını değerlendirmekle yetinme durumundayız. Maykop Taşına gelince, yazısı henüz çözümlenememiştir. Üzerindeki yazıyı her yana çekebilirsiniz" demişti birkaç yıl önce.
Maalesef Abhazlar arasında, aslı olsun olmasın hemen sahiplenme gibi bir alışkanlık olmalı. Bu da Abhaz'a yönelik bir güvensizliğe, dahası bir güvensizlik birikimine yol açabiliyor. 3-4 bin yıl önce yazılmış olan şeyleri sahiplenmekle ne umuluyor? Maalesef Adıgeler arasında da, sağdan soldan Abhaz uydurmalarını destekleyenler de çıkabiliyor.
Bilim uydurmacılıkla bağdaşmaz. Atatürk'ün Güneş Dil Teorisi ne oldu? Dümdüz. 'Vıbıhça, Adıgeceye değil, Abhazcaya daha yakın' dendi, yıllarca piyasada kaldı. O da dümdüz. Ayıp değil mi?
Feodal geleneğe göre ayıp olmamalı anlaşılan. 45 yıl önce Nihai Özbek, bir Abhaz bir Bask ile karşılaştığını ve Abhazca anlaştığını söyledi demişti. 10 yıl önce bir Adıge öğretmenden de aynısını duydum. Ayıptır, yalanla mesafe alınabilir mi? Abhaz böyle şeylere kafa yormaya çalışacağına diline sahip çıksa, Abhazcayı öğretmeye çalışsa daha iyi olmaz mı?
Bu bakımdan çok dikkatli olmak, yalandan kaçınmak gerekiyor. Sanırım Adıge ataları oldukları söylenen Sind ve Meotların tabletlerinin hiçbiri bile henüz okunmuş ve çözülmüş değil. Bu tür işler amatörlere ya da meraklılara bırakılamayacak kadar ciddî işler. Doğruluktan sapmamak gerekiyor.
Bu aydınlatıcı çalışmanız için yeniden saygılar.
Nahit bey
Abhaza uygarlığının Maykop'a kadar yayıldığı tezinin dibine limon sıktınız şimdi.
Neler olmuş neler.Sayın Serbes sizi yürekten kutluyorum.Gerçek put kırıcı ezber bozan sizsiniz.Konu anlaşılmıştır.
04 Nisan 2015 Cumartesi Saat 22:19